Tahmini okuma süresi: 23 dakika
Kategori: Teknik Risk Yönetimi Yazar: Alper Gümüşler
İçindekiler
Giriş: Ekte bir belge geldi
Tedarikçiden gelen güvenlik bilgi formunun son sayfasına ulaşıldığında, alışılagelmiş on altı bölümün bittiği yerde teknik bir ek başlar. Onlarca sayfayı bulabilen bu metin, maddenin sahada nasıl saklanacağını, hangi sıcaklıkta aktarılacağını, yerel egzoz havalandırmasının hangi debide çalıştırılacağını ve personelin hangi eldiveni ne kadar süreyle kullanacağını tanımlayan ayrıntılı işletim parametreleri barındırır. Bu belge bir tavsiye broşürü veya genel bilgilendirme notu niteliği taşımaz. İlgili kimyasal madde için yasal sınırları çizen bir maruz kalma senaryosu ulaştığı andan itibaren, güvenlik bilgi formu işletme için hukuki ve teknik bağlayıcılığı bulunan bir işletme zarfına dönüşür.
Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (KKDİK) kapsamındaki tartışmalar, uzun süredir neredeyse yalnızca kayıt ettirenlerin yani imalatçı ve ithalatçıların yükümlülükleri ekseninde yürütülmektedir. Sektörel toplantılarda tonaj aralıkları, ortak kayıt konsorsiyumları, veri paylaşımı maliyetleri ve kayıt dosyası hazırlıkları konuşulur. Oysa sanayi tesislerinde kimyasalları satın alarak üretiminde, bakımında ya da temizliğinde kullanan kuruluşlar kayıt ettiren konumunda değildir. İşletmelerin büyük bölümü mevzuat sistematiği içinde alt kullanıcı olarak tanımlanır. Tesisin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) profesyonelleri, çevre yönetim birimleri ve proses mühendisleri için KKDİK bir kayıt hazırlığı problemi oluşturmaz. Alt kullanıcı için süreç, tedarikçinin kaydını tamamlayıp güvenlik bilgi formunun ekinde maruz kalma senaryolarını teslim ettiği gün başlayan bir denetim ve uyum görevidir.
Bu görev, sahadaki fiili operasyon koşulları ile belgede sınırları çizilen parametrelerin satır satır karşılaştırılmasını zorunlu kılar. Tesis, kullandığı kimyasal için tedarikçisinin belirlediği koşulların içinde kaldığını somut verilerle ispatlamak mecburiyetindedir. Sahadaki sıcaklık, karıştırma hızı, havalandırma kapasitesi veya vardiya süresi bu zarfın dışına taştığında, işletmenin önüne yeni hukuki sorumluluklar çıkar. Üstelik bu değerlendirme ucu açık bir takvime bağlanmamıştır. Kayıt numarasını taşıyan güvenlik bilgi formu işletmeye ulaştığı tarihte yasal bir saat çalışmaya başlar. Yönetmelik, alt kullanıcının kendi çalışma koşullarını gözden geçirmesi, gerekli teknik tedbirleri alması veya kendi güvenlik raporunu oluşturması için on iki aylık bir süre tanır. Yetkili makamlara yapılması gereken bildirimler için ise bu süre altı aydır.
Bu incelemenin amacı, kayıt ettirenlerin dosya hazırlıklarını tartışmak değildir. Çalışma, tedarik zincirinde alt kullanıcı konumunda bulunan bir işletmenin önüne ekli maruz kalma senaryosu düştüğünde hangi kararların verileceğini, hangi yasal sürelerin işletileceğini ve sahadaki risk kontrollerinin bu yeni belgeyle nasıl entegre edileceğini analitik bir çerçevede ortaya koymaktadır.
Neden şimdi: 31 Aralık 2026 ve üç eşik
KKDİK, 23/6/2017 tarihli ve 30105 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak Türk kimyasal mevzuatının temel omurgasını oluşturdu. Ancak sanayinin kayıt dosyalarını hazırlama kapasitesi, veri paylaşımı süreçleri ve laboratuvar altyapısı göz önüne alınarak takvimde kapsamlı bir düzenlemeye gidildi. 23/12/2023 tarihli ve 32408 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Geçici Madde 2 yeniden düzenlendi. Yapılan bu değişiklik, kayıt yükümlülüklerini tonaj ve tehlike sınıflarına göre kademelendirdi.
| Son tarih | Kapsanan maddeler |
|---|---|
| 31/12/2026 | Yıllık 1000 ton ve üzeri · yıllık 100 ton ve üzeri olup Sucul Akut 1 ve/veya Sucul Kronik 1 (H400, H410) · yıllık 1 ton ve üzeri olup CMR Kategori 1A veya 1B |
| 31/12/2028 | Yıllık 100 ton ve üzeri |
| 31/12/2030 | Yıllık 1 ton ve üzeri |

Tablo incelendiğinde, ilk kritik tarihin 31 Aralık 2026 olduğu görülür. Sektördeki genel kanı, bu ilk dalganın yalnızca bin ton üzerindeki petrokimya devlerini ya da dökme kimyasal üreticilerini ilgilendirdiği yönündedir. Bu yaklaşım ciddi bir yanılgı içerir. Geçici Madde 2 metni, ilk kayıt grubuna yalnızca yüksek tonajlı maddeleri yerleştirmemiştir. Yıllık yüz ton ve üzerinde olup sucul çevreye zararlılığı yüksek olan maddeler ile yıllık imal veya ithal miktarı yalnızca bir ton dahi olsa kanserojen, mutajen veya üreme sistemine toksik (CMR) Kategori 1A veya 1B sınıfındaki maddeler de 31 Aralık 2026 tarihine kadar kayıt altına alınmak zorundadır (KKDİK, Geçici m. 2).
Bu durum, tesisinde yılda sadece birkaç varil özel solvent, sertleştirici reçine, boya katkısı ya da metal işleme kimyasalı kullanan orta ölçekli bir imalatçıyı doğrudan ilk dalganın muhatabı yapar. Kullanılan madde CMR Kategori 1A veya 1B sınıflandırmasına giriyorsa, tedarikçi firma bu maddeyi 31 Aralık 2026 tarihine kadar kaydettirmek mecburiyetindedir. Madde kaydettiren başına yıllık 10 ton ve üzerinde kaydediliyorsa, kayıtla birlikte hazırlanan kimyasal güvenlik raporu doğrultusunda güvenlik bilgi formuna maruz kalma senaryoları eklenecektir. Dolayısıyla alt kullanıcılar, devasa tonajlara sahip olmasalar bile yüksek zararlılık profiline sahip kimyasallar üzerinden, ilk kayıt kademesi tamamlandıkça bu eklerle yüz yüze gelecektir. O tarihin neden bir dosya teslim günü değil, yönetmeliğin altıncı maddesindeki piyasaya arz yasağının ilk kademe için yürürlüğe girdiği gün olduğunu KKDİK kayıt son tarihi yazımızda ele aldık.
Süreçteki biçimsel değişimin temelinde Geçici Madde 2’nin ikinci ve üçüncü fıkraları yatar. Yönetmelik hükmü uyarınca, 31/12/2023 tarihine kadar güvenlik bilgi formları mülga Zararlı Maddelerin ve Karışımların Güvenlik Bilgi Formları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanabilmekteydi. 31/12/2023 sonrasında ise güvenlik bilgi formlarının KKDİK rejimine tam uyumlu olarak hazırlanması zorunlu hale geldi (KKDİK, Geçici m. 2/2-3). Bu geçiş, işletmelerin elinde bulunan eski formatlı formların neden peyderpey güncellendiğini ve formların arkasına neden yeni teknik bölümlerin eklendiğini açıkça izah eder. Takvim ilerledikçe, 31/12/2028 tarihinde yüz ton üzeri maddeler, 31/12/2030 tarihinde ise bir ton üzeri tüm kayda tabi maddeler sisteme dahil olacaktır. İlk dalgayı yönetmeyi başaran bir alt kullanıcı, sonraki yıllarda tesisine ulaşacak yüzlerce yeni senaryo için operasyonel bir denetim mekanizması kurmuş olacaktır.
Maruz kalma senaryosu nedir ve nereden doğar
Kavramın sahadaki karşılığını kavramak için öncelikle mevzuattaki yasal tanımına bakmak gerekir. Yönetmelik, maruz kalma senaryosunu dördüncü maddesinde şu şekilde tanımlamaktadır:
“Maruz kalma senaryosu: İnsanın ve çevrenin maddeye maruz kalmasını kontrol altına almak için, maddenin tek bir belirli süreci ya da kullanımını veya birkaç süreci ya da kullanımını kapsayabilen imalatçı veya ithalatçının maddenin imal edilişini ya da yaşam-döngüsü boyunca kullanımını tanımlayan ve maruz kalma kontrollerini ya da alt kullanıcılara maruz kalma kontrolleri konusunda tavsiyelerini açıklayan, işletim koşulları ve risk yönetimi önlemleri dâhil, koşullar bütününü” (KKDİK, m. 4).
Bu tanım, belgenin soyut bir risk anlatısı olmadığını gösterir. Senaryo, maddenin belirli bir proses içinde tüketilirken çevresel alıcı ortamlara ve çalışanlara temasını kabul edilebilir düzeyde tutmak amacıyla kurgulanmış işletim koşulları ile risk yönetimi önlemlerinin birleşimidir. Bu teknik yapının dayanağı Yönetmeliğin 15’inci maddesidir. Kayıt ettiren başına yıllık on ton ve üzeri miktarlarda kayda tabi maddeler için bir kimyasal güvenlik değerlendirmesi (KGD) yapılması ve bir kimyasal güvenlik raporu (KGR) hazırlanması zorunludur (KKDİK, m. 15/1).
Yönetmelik bu noktada kritik bir koruma hükmü getirir: “12/8/2013 tarihli ve 28733 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kaydettiren başına yıllık 10 ton ve üzeri miktarlarda olan ve bu Bölüm uyarınca kayda tabi olan tüm maddeler için bir kimyasal güvenlik değerlendirmesi yapılır ve bir kimyasal güvenlik raporu hazırlanır” (KKDİK, m. 15/1). Bu ifade, işverenin mevcut İSG mevzuatından kaynaklanan risk değerlendirmesi yükümlülüğünün ortadan kalkmadığını, KKDİK mekanizmasının bu yapının üzerine inşa edildiğini gösterir. Kimyasal Maddeler Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesi de KKDİK’e uygun Türkçe güvenlik bilgi formunu risk değerlendirmesinde özellikle dikkate alınacak dokuz girdiden biri sayar; bu girdilerin tamamını kimyasal risk değerlendirmesi yazısında ele aldım.
Kimyasal güvenlik değerlendirmesi dört temel basamaktan meydana gelir (KKDİK, m. 15/3):
- İnsan sağlığı zararlılık değerlendirmesi,
- Fiziko-kimyasal zararlılık değerlendirmesi,
- Çevresel zararlılık değerlendirmesi,
- Kalıcı, biyobirikimli ve toksik (PBT) ile çok kalıcı ve çok biyobirikimli (vPvB) değerlendirmesi.
Her kayıtlı madde için maruz kalma senaryosu üretilmez. Senaryo üretimini tetikleyen yasal mekanizma 15’inci maddenin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Kayıt ettiren, yaptığı değerlendirmeler sonucunda maddenin PBT veya vPvB kriterlerini karşıladığını tespit ederse ya da madde Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması (SEA) Yönetmeliği Ek-1’inde yer alan belirli zararlılık sınıflarında sınıflandırılmışsa, süreç genişler. Bu durumda kimyasal güvenlik değerlendirmesi; maruz kalma senaryolarının oluşturulmasını, maruz kalma tahminlerini içeren maruz kalma değerlendirmesini ve risk karakterizasyonunu kapsamak zorundadır (KKDİK, m. 15/4). Karışımlar içinde yer alan bir maddenin konsantrasyonu, SEA Yönetmeliği 13’üncü maddesindeki eşik değerden veya PBT/vPvB durumunda ağırlıkça yüzde sıfır virgül birden daha düşükse bu değerlendirme zorunlu tutulmaz (KKDİK, m. 15/2).
Bu yasal çerçeve teknik bir gerçeği ortaya koyar: Bir kimyasal ürünün güvenlik bilgi formu ekinde maruz kalma senaryosu bulunması, o maddenin yüksek düzeyde fiziksel, sağlık veya çevresel zararlılık profiline sahip olduğunu gösterir. Basit zararlılık grubundaki kimyasallar için senaryo düzenlenmezken, işletmeye ulaşan ekli bir belge doğrudan tehlikeli sınıfın işaretçisidir. Tesis içinde kurulan kimyasal yönetim sistemi, gelen bu formları arşivlemekle kalmamalı, ekinde maruz kalma senaryosu bulunan kimyasalları en yüksek risk kategorisinde ele alarak özel bir takip sürecine dahil etmelidir.
Genişletilmiş GBF: 16 bölüm artı ek
Güvenlik bilgi formunun hangi durumlarda teslim edilmesi gerektiği Yönetmeliğin 27’nci maddesinde hükme bağlanmıştır. Tedarikçi; madde veya karışımın SEA Yönetmeliği uyarınca zararlı sınıflandırma kriterlerini karşılaması, maddenin Ek-13 kriterlerine göre PBT ya da vPvB olması veya 49’uncu madde kapsamında yayımlanan izne tabi maddeler listesinde yer alması hallerinde alıcıya güvenlik bilgi formu sağlamak zorundadır (KKDİK, m. 27/1). Bu formlar Ek-2’ye uygun olarak ve Ek-18’e göre belgelendirilmiş kimyasal değerlendirme uzmanı tarafından hazırlanır (KKDİK, m. 27/1). Türkiye’deki sistem, güvenlik bilgi formlarının yetkilendirilmiş sertifikalı uzmanlarca onaylanmasını şart koşarak belgenin teknik güvenilirliğini teminat altına almayı hedefler.
| # | Başlık |
|---|---|
| 1 | Maddenin/karışımın ve şirketin/işletmenin tanımı |
| 2 | Zararların tanımı |
| 3 | Bileşimi/içindekiler hakkında bilgi |
| 4 | İlk yardım önlemleri |
| 5 | Yangınla mücadele önlemleri |
| 6 | Kaza sonucu yayılma önlemleri |
| 7 | Elleçleme ve depolama |
| 8 | Maruz kalma kontrolleri/kişisel korunma |
| 9 | Fiziksel ve kimyasal özellikler |
| 10 | Kararlılık ve tepkime |
| 11 | Toksikolojik bilgiler |
| 12 | Ekolojik bilgiler |
| 13 | Bertaraf etme bilgileri |
| 14 | Taşımacılık bilgisi |
| 15 | Mevzuat bilgisi |
| 16 | Diğer bilgiler |
| Ek | Maruz kalma senaryoları — ayrı bölüm değil, formun ekinde sunulur (m. 27/7) |
Güvenlik bilgi formunun standart gövdesi on altı ana başlıktan oluşur (KKDİK, m. 27/6). Ancak kimyasal güvenlik raporu hazırlama zorunluluğu bulunan bir madde söz konusu olduğunda, belgenin mimarisi değişir. Yönetmelik bu durumu açıkça düzenler: “15 inci veya 33 üncü maddeler doğrultusunda kimyasal güvenlik raporu hazırlaması gereken tedarik zinciri içindeki herhangi bir aktör; ilgili maruz kalma senaryolarını, uygun olduğu durumlarda maruz kalma ve kullanım kategorileri dâhil olmak üzere belirlenmiş kullanımları ve Ek-11’in üçüncü bölümünün uygulanmasından kaynaklanan belirli koşulları da içeren güvenlik bilgi formunun ekinde sunar” (KKDİK, m. 27/7).
Endüstride ve saha uygulamalarında bu tür belgeler için sıklıkla genişletilmiş güvenlik bilgi formu terimi kullanılır. Mevzuat metninde genişletilmiş güvenlik bilgi formu adıyla ayrı bir hukuki form tanımlanmamıştır. Bu tabir, 27’nci maddenin yedinci fıkrası uyarınca gövde metninin arkasına maruz kalma senaryoları eklenmiş formları ifade etmek üzere sektörel dilde yerleşmiş pratik bir adlandırmadır.
Mevzuat, belgenin sunumuna dair katı kurallar koyar. Güvenlik bilgi formu Türkçe olarak temin edilir (KKDİK, m. 27/5). Belge alıcıya ücretsiz olarak, yazılı şekilde veya elektronik ortamda ulaştırılır (KKDİK, m. 27/8). Tedarik zincirindeki aktörler, kendi güvenlik bilgi formlarını derlerken alt kullanıcılardan veya dağıtıcılardan gelen maruz kalma senaryolarını bu forma eklemek ve zincir boyunca iletmekle yükümlüdür (KKDİK, m. 27/7).
Alt kullanıcıların gözden kaçırmaması gereken önemli bir hak 27’nci maddenin üçüncü fıkrasında yer alır. Bir karışım, SEA Yönetmeliği uyarınca zararlı sınıflandırma kriterlerini karşılamasa dahi; insan sağlığı veya çevre için zararlı bir maddeyi belirli konsantrasyon eşiklerinde barındırıyorsa ya da karışım içinde mesleki maruz kalma sınır değeri bulunan bir madde mevcutsa, tedarikçi alıcının talebi üzerine Ek-2’ye uygun güvenlik bilgi formunu temin etmek zorundadır (KKDİK, m. 27/3). Tesisinde karışım halinde kimyasal kullanan bir EHS yöneticisi, ürün zararlı etiketine sahip olmasa bile içeriğindeki bileşenlerin mesleki maruz kalma sınır değerine tabi olması gerekçesiyle tedarikçisinden form talep etme yetkisine sahiptir.
Asıl karar: zarfın içinde miyim, dışında mıyım

Ekli güvenlik bilgi formu tesis kapısından içeri girdiğinde, alt kullanıcının önündeki en temel teknik soru şudur: İşletmedeki gerçek kullanım koşulları, tedarikçinin hazırladığı maruz kalma senaryosunda tanımlanan sınırların içinde midir, yoksa dışında mıdır? Bu sorunun cevabı işletmenin yasal kaderini belirler. Yönetmeliğin 33’üncü maddesinin dördüncü fıkrası, bu ayrımın kurallarını kesin bir dille koyar:
“Kendi halinde ya da karışım içinde bulunan maddenin alt kullanıcısı; maruz kalma senaryosunda tanımlanan koşullar dışındaki herhangi bir kullanım ya da kendisine iletilen güvenlik bilgi formunda yer alan kullanım ve maruz kalma kategorisi dışında veya tedarikçisinin tavsiye etmediği herhangi bir kullanım için Ek-12 uyarınca kimyasal güvenlik raporu hazırlar” (KKDİK, m. 33/4).
Hüküm gayet açıktır: Tedarikçinin çizdiği çerçevenin dışına çıkan her alt kullanıcı, normal şartlarda imalatçıların üstlendiği kimyasal güvenlik raporu hazırlama yükümlülüğü ile baş başa kalır. Ancak fıkranın devamında alt kullanıcıyı bu ağır raporlama yükünden kurtaran altı muafiyet hali tanımlanmıştır:
“a) 27 nci madde doğrultusunda madde veya karışımla birlikte güvenlik bilgi formu iletilmesi gerekmiyorsa,
b) 15 inci madde doğrultusunda tedarikçi tarafından kimyasal güvenlik raporu hazırlanması gerekmiyorsa, c) Alt kullanıcı maddeyi ya da karışımı yılda toplam bir tondan az miktarda kullanıyorsa, ç) Alt kullanıcı, en azından kendisine güvenlik bilgi formunda iletilen maruz kalma senaryosunda yer alan koşulları içeren maruz kalma senaryosunu uyguluyor veya tavsiye ediyorsa, d) Maddenin karışımdaki konsantrasyonu, 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen konsantrasyondan daha düşükse, e) Çalışanların ve çevrenin korunmasına yönelik mevzuatın gerekleri doğrultusunda insan sağlığı ve çevreye yönelik risklerin yeterli bir şekilde kontrol altında tutulması kaydıyla, alt kullanıcı maddeyi ürün ve sürece yönelik araştırma ve geliştirme amaçlı olarak kullanıyorsa” (KKDİK, m. 33/4).
Bu bentler arasında yer alan (ç) bendi, teknik değerlendirmenin kilit noktasıdır. Hükümde geçen “en azından” ifadesi, risk yönetiminin yönünü tayin eder. Tesis, tedarikçinin maruz kalma senaryosunda önerdiği önlemlerden daha gevşek koşullarda çalışamaz. Örneğin senaryo yüzde doksan yakalama verimliliğine sahip lokal egzoz havalandırması şart koşuyorsa, tesisin sadece genel cebri havalandırma ile çalışması senaryo dışına çıkıldığını gösterir ve muafiyeti bozar. Buna karşılık, senaryo genel havalandırma önerirken tesisin tam kapalı reaktör sistemi ve yerel emiş kullanması, yani senaryodakinden daha katı, daha koruyucu risk kontrolleri uygulaması muafiyeti korur. Koruma düzeyini artırmak serbesttir; koruma düzeyini düşürmek veya operasyonel parametreleri esnetmek işletmeyi doğrudan senaryo dışına iter.
Yaygın yapılan bir diğer hata (c) bendi kapsamındaki tonaj muafiyetinin yanlış yorumlanmasıdır. Yılda bir tondan az kimyasal kullanan bir işletme, senaryo dışına çıksa dahi kimyasal güvenlik raporu hazırlama zorunluluğundan muaftır. Ne var ki bu muafiyet, sahadaki güvenlik önlemi alma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yönetmeliğin 33’üncü maddesinin altıncı fıkrası bu durumu netleştirir: Rapor hazırlamaktan muaf olan alt kullanıcı, maddenin kullanımlarını göz önünde bulundurarak gereken uygun risk yönetim önlemlerini tanımlamak ve sahada uygulamak mecburiyetindedir; bu bilgiler gerektiğinde alt kullanıcının kendi hazırladığı güvenlik bilgi formuna da yansıtılır (KKDİK, m. 33/6). Tonajın düşüklüğü evrak yükünü hafifletir, ancak fiziksel risk yönetimini devre dışı bırakmaz.
Tüm alt kullanıcılar, tedarikçilerinden gelen formlarda veya kendi yaptıkları değerlendirmelerde belirlenen risk yönetim tedbirlerini sahada tanımlamak, eksiksiz uygulamak ve kendi müşterilerine tavsiye etmekle yükümlüdür (KKDİK, m. 33/5). Hazırlanan kimyasal güvenlik raporlarının güncel tutulması ve denetimlerde erişilebilir şekilde saklanması da yasal bir zorunluluktur: “Alt kullanıcılar, kimyasal güvenlik raporlarını güncel ve erişilebilir halde tutar” (KKDİK, m. 33/7).
Kimyasal maddelerin fiziksel risk parametreleri, parlama noktaları, buharlaşma hızları ve kapalı alan birikimleri doğrudan tesis güvenliğini şekillendirir. Maruz kalma senaryolarında tarif edilen kapalı sistem transferleri veya patlama limitleri sınırlandırmaları, işletmenin patlamadan korunma dokümanı hesaplamalarına ve tehlikeli bölge sınıflandırmalarına doğrudan girdi sağlar. İşletme, senaryoda belirlenen sıcaklık ve havalandırma eşiklerini sağladığını belgeleyerek hem kimyasal mevzuatına uyum sağlar hem de yangın ve patlama risklerini proaktif olarak kontrol altına alır.
Takvim: 12 ay ve 6 ay

Tedarikçiden gelen güvenlik bilgi formunun üzerinde kayıt numarası yer aldığı an, alt kullanıcı için geri sayım başlar. Yönetmeliğin 35’inci maddesi, alt kullanıcının görevlerini yerine getirmesi gereken süreleri kesin takvimlere bağlamıştır.
| Yükümlülük | Süre | Başlangıç |
|---|---|---|
| m. 33 (KGD, risk yönetimi önlemleri, gerekiyorsa KGR) | en geç 12 ay | Kayıt numarasının GBF ile birlikte tedarikçiden alınması |
| m. 34 (Bakanlığa alt kullanıcı raporu) | en geç 6 ay | Kayıt numarasının GBF ile birlikte tedarikçiden alınması |
Yönetmelik bu süreleri 35’inci maddesinde şu şekilde düzenler:
“(1) Alt kullanıcılar, güvenlik bilgi formuyla birlikte tedarikçilerinin kendilerine temin etmiş olduğu kayıt numarasının alınmasını takiben en geç 12 ay içinde 33 üncü maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getirir.
(2) Alt kullanıcılar, güvenlik bilgi formuyla birlikte tedarikçilerinin kendilerine temin etmiş olduğu kayıt numarasının alınmasını takiben en geç 6 ay içinde 34 üncü maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getirir” (KKDİK, m. 35).
Burada en can alıcı ayrıntı, sürenin başlama anıdır. Sayaç, tedarikçinin Bakanlık sisteminde kaydı tamamladığı gün başlamaz. Süreç, kayıt numarasını içeren güvenlik bilgi formunun alt kullanıcıya teslim edildiği tarihte işlemeye başlar. Bu nedenle tesislerin satın alma, ambar kabul ve İSG birimleri arasında sıkı bir evrak kayıt mekanizması bulunmalıdır. Formun işletmeye fiziki veya elektronik olarak girdiği tarih, denetimlerde ispatlanabilir bir başlangıç noktası olarak tescil edilmelidir.
İkinci fıkrada belirtilen altı aylık süre, 34’üncü madde kapsamındaki bildirim yükümlülüğüne işaret eder. Alt kullanıcı, tedarik zincirinde yukarı doğru kayıt ettirilmiş bir maddenin daha önceki kullanımları dışında kalan bir kullanıma başlamadan veya bu kullanıma devam etmeden önce Bakanlığa rapor sunmak zorundadır (KKDİK, m. 34/1). Bu raporlama iki temel durumda tetiklenir:
- Alt kullanıcının 33’üncü maddenin dördüncü fıkrası uyarınca kendi kimyasal güvenlik raporunu hazırlaması gerektiğinde,
- Alt kullanıcının 33’üncü maddenin dördüncü fıkrasının (c) bendindeki bir ton altı kullanım veya (e) bendindeki araştırma-geliştirme muafiyetlerinden yararlandığı hallerde (KKDİK, m. 34/1).
Bakanlığa iletilecek alt kullanıcı raporunun içeriği 34’üncü maddenin ikinci fıkrasında belirlenmiştir:
- Alt kullanıcının kimlik ve iletişim bilgileri,
- Varsa kayıt numaraları,
- Maddenin kimlik bilgisi,
- İmalatçı, ithalatçı veya diğer tedarikçilerin kimlik bilgileri,
- Kullanımların ve kullanım koşullarının genel bir açıklaması,
- Bir ton altı muafiyeti hariç olmak üzere, kimyasal güvenlik değerlendirmesinin tamamlanması için gerekli görülüyorsa omurgalı hayvanlar üzerinde ilave test teklifi (KKDİK, m. 34/2).
Raporlanan bu bilgilerde herhangi bir değişiklik meydana geldiğinde raporun güncellenmesi şarttır (KKDİK, m. 34/3). Dikkat edilirse, 34’üncü madde “kullanıma başlamadan ya da devam etmeden önce” ifadesini kullanmaktadır. Bu düzenleme, halihazırda tesiste senaryo dışı yürüyen operasyonların dahi altı ay içinde Bakanlığa raporlanmasını emreder. Saha yöneticisi, senaryo dışı bir durum tespit ettiğinde on iki aylık sürenin dolmasını bekleyemez; resmi bildirim yükümlülüğü altı ay içinde tamamlanmak zorundadır.
Senaryo dışındaysanız: dört yol
Masa başı incelemesinde veya saha denetiminde tesis koşullarının maruz kalma senaryosunu karşılamadığı anlaşıldığında, alt kullanıcının önünde mevzuata uygun dört meşru hareket tarzı bulunur.
Birinci yol, kullanımı tedarikçiye yazılı olarak bildirerek senaryoya ekletmektir. Alt kullanıcı, kendi prosesini tanımlanmış bir kullanım haline getirmek amacıyla tedarikçisine yazılı veya elektronik ortamda bildirimde bulunma hakkına sahiptir (KKDİK, m. 33/2-a). Bu bildirim yapılırken tedarikçinin kimyasal güvenlik değerlendirmesini güncelleyebilmesi için proses tipi, sıcaklık, basınç, maruz kalma süresi ve mevcut havalandırma verilerini içeren yeterli bilginin temin edilmesi şarttır (KKDİK, m. 33/2-b). Kayıtlı maddeler için alt kullanıcı, bu kullanımın tanımlanmış kullanımlara dahil edilmesini talep edebilir (KKDİK, m. 33/3). Yönetmelik tedarikçiye belirli bir süre tanır: Talep bir sonraki tedarikten en az bir ay önce yapılmışsa, tedarikçi bir sonraki tedarikten önce ya da talebi takip eden bir ay içinde (hangisi daha sonraysa) bu talebi değerlendirip yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır (KKDİK, m. 33/3). Kullanım tedarikçi tarafından kapsama alınır ve yeni senaryo form ekine eklenirse, alt kullanıcının kendi başına rapor hazırlama zorunluluğu ortadan kalkar.
İkinci yol, sahadaki operasyonel koşulları senaryonun belirlediği seviyeye çekmektir. Bu yaklaşım, mühendislik kontrollerinin güçlendirilmesini içerir. Senaryoda açık sistem transferi yerine diyaframlı pompa ile kapalı transfer isteniyorsa hat revizyonu yapılır; yerel emiş davlumbazının debisi yetersizse fan kapasitesi artırılır; banyo sıcaklığı senaryo sınırını aşıyorsa proses soğutması devreye alınır; çalışan maruziyet süresi senaryoda günlük en fazla iki saat olarak sınırlandırılmışsa iş organizasyonu revize edilir. Tesis parametreleri senaryoda istenen değerlere tam olarak uyumlu hale getirildiğinde, 33’üncü maddenin dördüncü fıkrasının (ç) bendindeki muafiyet devreye girer ve tesis yasal koruma zarfının içine geri döner.
Üçüncü yol, kendi kimyasal güvenlik raporunu hazırlamaktır. Tedarikçi bu kullanımı senaryoya eklemeyi reddederse ve tesis de üretim prosesini değiştiremiyorsa, alt kullanıcı Ek-12 hükümlerine uygun olarak kendi kimyasal güvenlik raporunu hazırlar (KKDİK, m. 33/4). Bu raporlama, tesisin kendi operasyonunda risklerin yeterince kontrol altında olduğunu bilimsel modelleme ve ölçüm verileriyle kanıtlaması anlamına gelir. Rapor hazırlandıktan sonra 34’üncü madde uyarınca altı ay içinde Bakanlığa alt kullanıcı raporu sunulur ve hazırlanan dosya tesiste denetimlere hazır tutulur (KKDİK, m. 33/7).
Dördüncü yol, kullanımı tamamen terk etmek veya maddeyi ikame etmektir. Endüstriyel risk kontrol hiyerarşisinin en tepesinde tehlikenin kaynağında yok edilmesi yer alır. Senaryo sınırlarını sağlamak için gereken mühendislik yatırımı veya KGR hazırlama maliyeti ürünün ekonomik getirisini aşıyorsa, tesis yönetimi bu maddeyi kullanmaktan vazgeçebilir. Zararlılık profili daha düşük, maruz kalma senaryosu üretilmesini gerektirmeyen alternatif kimyasallara geçiş yapmak, yasal sorumluluğu kökten ortadan kaldırır.
Pratik saha deneyimi, birinci ve ikinci yolların üçüncü yoldan maliyet ve bürokrasi açısından daha verimli olduğunu gösterir. Ancak tedarikçi ile yazışmalar yapmak, havalandırma projeleri çizdirmek veya otomasyon yatırımlarını tamamlamak aylar süren bir hazırlık dönemi gerektirir. Bu sebeple mevzuatın tanıdığı on iki aylık takvim gevşek bir süre olarak görülmemeli, ilk günden itibaren planlı bir proje disipliniyle yönetilmelidir.
Mevzuat yorumu içeren bu teknik adımların uygulanmasında işletmelerin, kendi özel proses şartlarını ve hukuki yükümlülüklerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere yetkili otoriteler ve uzmanlarla doğrulayarak yürütmesi esastır.
Senaryoyu okumak: DNEL, PNEC ve işletim koşulları
Maruz kalma senaryolarının teknik dilini çözebilmek için formun sekizinci, on birinci ve on ikinci bölümlerinde yer alan iki kritik eşik değerin işlevini kavramak gerekir. Güvenlik bilgi formlarında Yönetmelik uyarınca türetilmiş iki temel değer yer alır: “Ek-1’e göre türetilmiş etki gözlemlenmeyen seviye (DNEL) veya öngörülen etki gözlemlenmeyen konsantrasyon (PNEC)” (KKDİK, Ek-1). Formlarda ayrıca Ek-6’nın dördüncü ve beşinci bölümleri uyarınca sağlanan güvenli kullanım rehberi de bulunur.
Türetilmiş etki gözlemlenmeyen seviye (DNEL), kimyasal güvenlik değerlendirmesinde insanın maddeye maruz kaldığında hiçbir olumsuz sağlık etkisinin beklenmediği en yüksek dozu veya konsantrasyonu ifade eder. Toksikolojik test verilerinden ve insan sağlığı zararlılık değerlendirmesinden türetilir; soluma, deri teması, akut ve kronik maruz kalma yolları için ayrı ayrı belirlenebilir. Öngörülen etki gözlemlenmeyen konsantrasyon (PNEC) ise maddenin sucul ekosistem, toprak veya tortu gibi çevresel alıcı ortamlarda bulunabileceği ve canlılar üzerinde hiçbir zararlı etkinin öngörülmediği sınır derişimdir.
Maruz kalma senaryosunun mühendislik mimarisi bu iki eşik üzerine oturur. Senaryoda sıralanan işletim koşulları (OC) ve risk yönetimi önlemleri (RMM), proses sırasında çalışma ortam havasında oluşacak konsantrasyonun DNEL değerinin altında, çevreye verilecek emisyonların ise PNEC değerinin altında kalmasını sağlamak üzere modellenir. Risk karakterizasyonu, tahmini veya ölçülen maruz kalma düzeyinin DNEL veya PNEC değerine bölünmesiyle hesaplanan risk karakterizasyon oranının birden küçük çıkması prensibine dayanır. Oran birin altında kaldığı sürece senaryo o kullanımın yeterince kontrol altında olduğunu onaylar.
Saha profesyonellerinin en sık düştüğü kavramsal tuzak, DNEL değerini iş hijyeni standartlarında kullanılan mesleki maruz kalma sınır değeri ile eşitlemektir. Bu iki kavram aynı amaca hizmet etse de yasal ve metodolojik olarak farklı kaynaklardan doğar. Mesleki maruz kalma sınır değerleri, çalışanların sağlığını korumak üzere iş mevzuatı kapsamında yayımlanan yönetmeliklerde resmen ilan edilen bağlayıcı veya gösterge niteliğindeki sınırlardır. DNEL ise üreticinin KKDİK dosyası kapsamında toksikolojik modellemeyle kendi maddesi için türettiği bir güvenlik referansıdır. KKDİK’in 27’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, mesleki maruz kalma sınır değeri olan maddeler içeren karışımlar için ayrı bir form talep hakkı düzenleyerek bu iki kavramı birbirinden açıkça ayırmıştır (KKDİK, m. 27/3-c). İki kavram birbirinin yerine kullanılamaz; sahadaki iş hijyeni ölçümleri her iki eşik dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
İşletmelerde yürütülen biyolojik izleme ve ortam ölçümü sonuçları, meslek hastalıklarında erken tanı mekanizmasının temelini oluşturur. Çalışanların periyodik sağlık muayenelerinde elde edilen biyolojik indikatörler, havadaki ölçüm değerleri senaryodaki DNEL değerinin altında kalsa bile bireysel duyarlılık veya kombine maruziyetler sebebiyle etkilenmelerin başladığını gösterebilir. Bu durum, KKDİK kapsamındaki senaryonun sahada tek başına yeterli bir kalkan oluşturamayacağını, sağlık gözetimiyle desteklenmesi gerektiğini kanıtlar.
Yönetmeliğin 15’inci maddesinin birinci fıkrasında Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesi hükümlerinin saklı tutulmuş olması, bu iki alan arasındaki bağı somutlaştırır. İşveren, tedarikçisinden ekli senaryo gelse dahi, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının emrettiği kimyasal risk değerlendirmesini yapmak, ikame imkanlarını araştırmak, havalandırma debilerini ölçmek ve sağlık gözetimini eksiksiz yürütmek zorundadır. Kimyasal proseslerin basınç, sıcaklık ve reaksiyon kinetiği parametrelerinin kontrol altında tutulması ise proses güvenliği yönetimi yaklaşımıyla ele alınmalı, ekipman bütünlüğü ve işletme zarfı bir arada yürütülmelidir.
GBF güncellenince ne olur
Kimyasal tedarik zincirinde formlar statik metinler değildir. Yeni toksikolojik araştırmalar, değişen sınıflandırmalar, proses revizyonları veya kayıt işlemlerinin tamamlanması güvenlik bilgi formlarının yenilenmesine yol açar. Yönetmelik, güncellenen formların iletilmesine dair tedarikçiye tartışmasız bir yükümlülük yükler:
“Güncellenen güvenlik bilgi formu, önceki 12 ay içerisinde maddenin tedarik edildiği tüm eski alıcılara yazılı veya elektronik ortamda ücretsiz olarak iletilir. Kaydın ardından yapılan herhangi bir güncelleme kayıt numarasını da içerir” (KKDİK, m. 27/10).
Bu hüküm alt kullanıcı için iki önemli pratik sonuç doğurur. Birincisi, tesise son bir yıl içinde girmiş olan bir kimyasalın formu değiştiğinde, tedarikçi bu güncel sürümü herhangi bir ücret talep etmeksizin alt kullanıcıya ulaştırmak mecburiyetindedir. İşletme, kayıt takviminin ilk eşiği olan 31 Aralık 2026 sonrasında satın aldığı maddelerin kayıt numaralı yeni formlarını bu yasal hakka dayanarak tedarikçilerinden talep edebilir. İkincisi ve daha önemlisi, formun güncellenmesi ve ekine yeni bir maruz kalma senaryosunun girmesi, alt kullanıcının uyum değerlendirmesini baştan başlatır.
Daha önce senaryosuz olarak temin edilen veya eski senaryosuyla sahaya uyum sağlayan bir kimyasal, yenilenen formunda daha daraltılmış işletim koşulları getirmiş olabilir. Örneğin tedarikçi, toksikolojik verilerin güncellenmesi neticesinde izin verilen günlük kullanım süresini sekiz saatten dört saate düşürmüş veya kapalı sistem şartı eklemiş olabilir. Bu durumda alt kullanıcı, belgenin tesise girdiği tarih itibarıyla koşullarını yeniden gözden geçirmek ve gerekirse 33’üncü madde kapsamındaki tedbirleri tekrarlamak zorundadır.
Bu zincirleme mekanizma, işletmelerde arşiv ve versiyon yönetiminin ne denli kritik olduğunu gösterir. Satın alma biriminin teslim aldığı her yeni form, derhal kimyasal kayıt sistemine işlenmeli, eski sürümle arasındaki teknik farklar analiz edilmeli ve 33’üncü maddenin yedinci fıkrası gereğince kimyasal güvenlik raporları güncel ve erişilebilir halde saklanmalıdır (KKDİK, m. 33/7).
Bilgi tek yönlü akmaz: yukarıya bildirim, çalışana aktarım, on yıl saklama
KKDİK sistematiği, kimyasal güvenliğini yalnızca yukarıdan aşağıya doğru akan bir talimatlar bütünü olarak kurgulamaz. Tedarik zincirinde bilgi akışı çift yönlüdür; aşağı doğru iletilen bilgiler olduğu gibi, sahadan yukarıya iletilmesi gereken veriler, çalışanlara aktarılması zorunlu talimatlar ve yıllara dayanan arşiv yükümlülükleri bulunur.
İlk olarak, güvenlik bilgi formu gerekmeyen hallerde bile bilgi akışının kesilmediği bilinmelidir. Yönetmeliğin 28’inci maddesinin birinci fıkrasına göre, 27’nci madde uyarınca güvenlik bilgi formu temin edilmesi gerekmeyen durumlarda dahi tedarikçi alıcısına belirli bilgileri sağlamak zorundadır:
- Varsa kayıt numaraları,
- Maddenin izne tabi olup olmadığı ve bu tedarik zincirinde verilmiş ya da reddedilmiş iznin ayrıntıları,
- Getirilmiş herhangi bir kısıtlamanın ayrıntıları,
- Risk yönetim önlemlerinin tanımlanması ve uygulanması için gereken, Ek-11’in üçüncü bölümünün uygulanmasından doğacak özel koşullar dahil maddeye ilişkin herhangi bir mevcut bilgi (KKDİK, m. 28/1).
Bu bilgiler, maddenin en geç ilk teslimatında yazılı veya elektronik ortamda ücretsiz olarak iletilir ve yeni gelişmeler ortaya çıktığında tedarikçiler tarafından zaman kaybetmeden güncellenir (KKDİK, m. 28/2-3). Dolayısıyla bir ürün için güvenlik bilgi formu düzenlenmemesi, tedarikçinin risk önlemlerine ilişkin teknik bilgi verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İkinci boyut, bilginin tedarik zincirinde aşağıdan yukarıya doğru akışıdır. Alt kullanıcı, sadece kendisine verilen kuralları uygulayan pasif bir alıcı değildir. Yönetmeliğin 30’uncu maddesi, sahadaki tespitlerin yukarıya bildirilmesini emreder:
“a) İlgili kullanımlara bakılmaksızın, zararlılık özelliklerine ilişkin yeni bilgiler,
b) Yalnızca belirlenmiş kullanımlarla ilgili olarak iletilmek üzere, kendisine temin edilen güvenlik bilgi formunda tanımlanan risk yönetim tedbirlerinin uygunluğu konusunda kuşku uyandıracak herhangi bir başka bilgi” (KKDİK, m. 30/1).
Bu maddeler doğrultusunda alt kullanıcı edindiği yeni bilgileri tedarik zincirinde yukarı doğru bir sonraki aktöre veya dağıtıcıya iletmekle yükümlüdür (KKDİK, m. 30/1). Sahada yürütülen iş hijyeni ölçümlerinde, senaryoda belirtilen havalandırma önlemleri tam olarak uygulanmasına rağmen ortam konsantrasyonunun öngörülen sınırların üzerinde çıktığı tespit edilirse veya çalışanlarda beklenmeyen sağlık semptomları gözlenirse, bu bulgu 30’uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına girer. Alt kullanıcı, senaryodaki tedbirlerin uygunluğu konusunda kuşku uyandıran bu teknik veriyi tedarikçisine bildirmek mecburiyetindedir. Maruz kalma senaryosu sahadan gelen geri bildirimlerle test edilen ve gerektiğinde revize edilen dinamik bir dokümandır.
Üçüncü boyut, bilgilerin tesis içindeki çalışanlara aktarılmasıdır. Yönetmeliğin 31’inci maddesi doğrudan işverenin sorumluluğunu belirler:
“İşverenler, çalışanlara kullandıkları veya çalışmaları sırasında maruz kalabilecekleri maddeler ya da karışımlarla ilgili olarak, 27 nci ve 28 inci maddeler kapsamında temin edilen bilgileri sağlar” (KKDİK, m. 31).
Bu hüküm, gelen maruz kalma senaryolarının ofis raflarında veya dijital klasörlerde hapsolmasını engeller. Formlarda ve senaryolarda yer alan koruyucu donanım gereklilikleri, güvenli elleçleme sınırları ve acil durum müdahaleleri, işletmenin saha talimatlarına ve eğitim programlarına dönüştürülmelidir. Tesis bünyesinde verilen temel İSG eğitimi oturumlarında çalışanlara yalnızca genel tehlike işaretleri değil, bilfiil kullandıkları kimyasalların maruz kalma senaryolarından türetilen pratik çalışma kuralları aktarılmalıdır.
Dördüncü boyut, arşivleme ve kayıt saklama yükümlülüğüdür. Yönetmeliğin 32’nci maddesinin birinci fıkrası, kimyasal mevzuatının en uzun erimli şartlarından birini getirir:
“Her bir imalatçı, ithalatçı, alt kullanıcı ya da dağıtıcı, bu Yönetmelik kapsamındaki görevlerini yerine getirmek için gerekli olan bilgileri düzenler ve maddeyi ya da karışımı en son imal ettiği, ithal ettiği, temin ettiği ya da kullandığı tarihten sonra en az 10 yıl boyunca erişime hazır halde bulundurur” (KKDİK, m. 32/1).
Talep edildiğinde bu belgelerin Bakanlığa sunulması zorunludur. İşletmenin faaliyetini sonlandırması ya da işin devredilmesi durumunda bu sorumluluk sona ermez; yükümlülük tasfiyeden sorumlu tarafa veya piyasaya arzda sorumluluk alan tarafa geçer (KKDİK, m. 32/2). Şirket birleşmelerinde veya tesis devirlerinde kimyasal uyum dosyalarının ve maruz kalma senaryosu arşivlerinin devir sözleşmelerine dahil edilmesi hukuki bir zorunluluktur.
Son olarak eşyalar içindeki maddelere ilişkin düzenlemeye değinilmelidir. Yönetmeliğin 47’nci maddesindeki kriterleri karşılayan ve 49’uncu maddenin birinci fıkrasına göre belirlenen yüksek önem arz eden bir maddeyi ağırlıkça yüzde sıfır virgül bir ve üzerinde içeren bir eşyanın tedarikçisi, eşyanın güvenli kullanımına olanak sağlayacak yeterli bilgiyi alıcıya vermek zorundadır; tüketicinin talep etmesi halinde ise bu bilgi kırk beş gün içinde ücretsiz olarak iletilir (KKDİK, m. 29/1-2). Bu kural, kimyasalları ham madde olarak değil parça veya mamul halinde tesisine sokan işletmeler için de belirli bir takip sorumluluğu doğurur.
Uygulama kontrol listesi
Alt kullanıcıların maruz kalma senaryolarını sahada eksiksiz yönetebilmesi için oluşturulan operasyonel adımlar aşağıda sıralanmıştır:
- Tesis genelinde kullanılan tüm kimyasal maddelerin ve karışımların güncel güvenlik bilgi formlarını toplayın; her formun arkasında teknik bir ek bulunup bulunmadığını kontrol ederek ekli formlar için özel bir takip kütüğü oluşturun.
- Güvenlik bilgi formunun Türkçe olarak hazırlandığını, tarih taşıdığını ve Ek-18 uyarınca belgelendirilmiş bir kimyasal değerlendirme uzmanının imzasını barındırdığını teyit edin; bu şartları taşımayan formları tedarikçinizden ücretsiz olarak talep edin.
- Formun birinci veya üçüncü bölümünde kayıt numarasının yer alıp almadığını kontrol edin; kayıt numarası mevcutsa belgenin tesise teslim alındığı tarihi resmi olarak evrak kayıt sistemine işleyerek on iki ve altı aylık yasal sayaçları başlatın.
- Form ekindeki maruz kalma senaryosunda tanımlanan kullanım başlıklarını ve süreç kategorilerini listeleyin; tesisinizdeki fiili üretim, bakım veya temizlik proseslerinin bu kullanımlar arasında yer alıp almadığını karşılaştırın.
- Teknik karşılaştırmayı işletim koşulları ve risk yönetimi önlemleri bazında yürütün; sıcaklık, basınç, proses süresi, tüketim miktarı, havalandırma debisi, kapalı sistem gerekliliği ve kişisel koruyucu donanım tiplerini yerinde doğrulayın.
- Sahadaki fiili koşullarınızın senaryoda tanımlanan parametreleri en azından karşıladığını veya daha sıkı koruma sağladığını ölçüm ve denetim kayıtlarıyla kanıtlayarak yazılı dosyaya bağlayın; bu dosya 33’üncü maddenin dördüncü fıkrasının (ç) bendi uyarınca muafiyet dayanağınızdır.
- Sahadaki parametrelerin senaryo sınırlarını aştığı tespit edilirse dört çözüm yolunu değerlendirin: kullanımı tedarikçiye bildirmek, mühendislik kontrolleriyle çalışma koşullarını senaryoya çekmek, tesis adına kendi kimyasal güvenlik raporunu hazırlamak ya da kimyasalı güvenli bir alternatifle ikame etmek.
- Tedarikçiye kullanım bildirimi yapılacaksa, tedarikçinin senaryoyu hazırlayabilmesi için gereken proses verilerini derleyin ve bildirimi bir sonraki tedarikten en az bir ay önce yazılı olarak iletin.
- Yıllık tüketimi toplamda bir tonun altında kalan kimyasallar için kimyasal güvenlik raporu hazırlama yükümlülüğünden muaf olunduğunu, ancak 33’üncü maddenin altıncı fıkrası gereğince sahada uygun risk yönetim önlemlerini tanımlama ve uygulama zorunluluğunun devam ettiğini kayıt altına alın.
- Yönetmeliğin 34’üncü maddesi kapsamına giren bir durum söz konusuysa, senaryo dışı kullanıma başlamadan veya devam etmeden önce ve belgenin gelişini takip eden altı ay içinde Bakanlığa alt kullanıcı raporunu eksiksiz iletin.
- Karışım zararlı olarak sınıflandırılmamış olsa dahi, içeriğinde mesleki maruz kalma sınır değeri bulunan bir bileşen yer alıyorsa tedarikçiden 27’nci maddenin üçüncü fıkrasına dayanarak güvenlik bilgi formu talep edin.
- Güvenlik bilgi formunda verilen DNEL ve PNEC değerlerini iş hijyeni mevzuatında yer alan mesleki maruz kalma sınır değerleri ile karıştırmayın; tesisin ortam ölçümü sonuçlarını her iki eşik değerle ayrı sütunlarda karşılaştırarak izleyin.
- KKDİK kapsamında yapılan senaryo uyum çalışmalarının, Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca yürütülmesi gereken iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını İSG dosyanıza not edin.
- Tedarikçi firmalardan gelen form güncellemelerini takip edin; geriye dönük son on iki ay içinde satın alınan maddelerin güncel ve kayıt numaralı formlarının işletmeye ulaştığını doğrulayın.
- Tesis adına hazırlanmış bir kimyasal güvenlik raporu bulunuyorsa, bu raporu proses revizyonlarına paralel olarak güncel tutun ve yetkili denetimlerde sunulabilecek şekilde arşivleyin.
- Güvenlik bilgi formu düzenlenmesi gerekmeyen kimyasallarda dahi tedarikçiden kayıt numarası, izin ve kısıtlama detayları ile risk önlemlerini içeren 28’inci madde kapsamındaki teknik bilgileri ilk teslimatta yazılı olarak temin edin.
- Sahada yürütülen iş hijyeni ölçümlerinde, sağlık gözetimi taramalarında veya ramak kala bildirimlerinde maruz kalma senaryosunda tavsiye edilen önlemlerin yetersiz kaldığı tespit edilirse, bu veriyi gecikmeden tedarik zincirinde yukarı doğru bir sonraki aktöre bildirin.
- Kullanılan kimyasalın zararlılık özelliklerine ilişkin yeni bir bilimsel bulgu veya toksikolojik bilgi edinildiğinde, kullanım alanına bakılmaksızın bu bilgiyi tedarikçiye iletin.
- Maruz kalma senaryolarında belirtilen operasyonel limitleri ve koruyucu donanım şartlarını saha çalışma talimatlarına dönüştürün; 31’inci madde uyarınca bu teknik bilgileri çalışanların eğitim programlarına entegre edin.
- KKDİK süreçlerine ilişkin tüm teknik analizleri, ölçüm sonuçlarını, güvenlik bilgi formlarını ve senaryo karşılaştırma evraklarını kimyasalın tesiste en son kullanıldığı tarihten itibaren en az on yıl boyunca saklayın; işletme devri durumunda arşiv yükümlülüğünün devralan tarafa aktarıldığını yasal sözleşmelerle kayıt altına alın.
Bu yazı, yürürlükteki yönetmelik metni üzerinden genel bir çerçeve sunar; tek bir maddenin tonajı, zararlılık sınıfı ve kullanım biçimi sonucu değiştirebileceğinden, kendi işletmenizin durumunu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ilgili birimiyle veya yetkili bir kimyasal değerlendirme uzmanıyla doğrulamanız yerinde olur.
Kaynaklar
- Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (konsolide metin). *Resmî Gazete*, 23 Haziran 2017, Sayı: 30105 (mükerrer); son değişiklik RG 23/12/2023-32408. https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=23694&mevzuatTur=KurumVeKurulusYonetmeligi&mevzuatTertip=5
- Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik. *Resmî Gazete*, 23 Aralık 2023, Sayı: 32408. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231223-9.htm
- Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik. *Resmî Gazete*, 12 Ağustos 2013, Sayı: 28733. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/08/20130812-1.htm

14 yıllık kurumsal ve uluslararası deneyime sahip EHS Lideri. Proses Güvenliği, Sürdürülebilirlik ve Yönetim Sistemleri konularında stratejik analizler ve içerik üretimi yapmaktadır.
Yeni yazılardan haberdar olmak için bültenime abone olun.
