Orman Yangınlarıyla Mücadele Yönetmeliği 2026: Yangın İşçisi İki Hukuk Rejiminin Arasında

Tahmini okuma süresi: 28 dakika


5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de orman yangınlarıyla mücadele mevzuatının yönünü değiştiren iki hukuki işlem aynı gün yayımlandı. 11751 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1976 yılından bu yana yürürlükte bulunan yarım asırlık Bakanlar Kurulu düzenlemesi yürürlükten kaldırıldı. Hemen ardından Orman Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Orman Yangınlarıyla Mücadele Çalışmaları Hakkında Yönetmelik yürürlüğe girdi. Yazının devamında bu metni kısaca Orman Yangınlarıyla Mücadele Yönetmeliği diye anacağım. Orman yangınlarıyla mücadele yönetmeliği, kişisel koruyucu donanım kullanımını zorunlu kılarak, yangın uzmanlık eğitimlerini kurala bağlayarak ve gönüllüyü tanımlayarak elli yıllık bir boşluğu kapatmaya girişiyor.

Mevzuatın getirdiği bu yeniliklerin sahaya yansımasını bir İSG profesyoneli gözüyle incelediğimde, metnin koruyucu yapısının sınırlarını da doğrudan görüyorum. Yönetmelik kişisel koruyucu donanım kullanımını şart koşuyor ve söndürme faaliyetinde yaşamını yitiren ya da yaralanan görevli ve gönüllüleri 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun güvencesine bağlıyor. Buna karşın metin boyunca iş sağlığı, 6331, risk değerlendirmesi, sağlık gözetimi ve çalışma ile dinlenme süresi ifadelerinin hiçbiri geçmiyor. Yeni yönetmelik yangın işçisini donanımla ve tazminatla korumaya başlıyor, ama onu iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının içine açıkça yerleştirmiyor; bu boşluğu uygulamada işveren ve İSG uzmanı kendi risk değerlendirmesiyle kapatmak zorunda.

Saha uygulamalarında yangın hattı, teknik bilginin ve fiziksel dayanıklılığın doğrudan sınandığı bir çalışma alanıdır. Yangın rüzgârla yön değiştirdiğinde, duman görüşü sıfırladığında veya arazinin sarp yapısı tahliyeyi güçleştirdiğinde, iş güvenliği kurallarının mevzuatta nasıl tanımlandığı doğrudan sahadaki kararları etkiler. Orman Yangınlarıyla Mücadele Yönetmeliği personelin ve gönüllülerin emir komuta zinciri içinde hareket etmesini öngörürken, bu yapının iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin çalışma alanıyla nasıl kesiştiğini tarif etmiyor. Bu durum, yangın söndürme işini yalnızca operasyonel bir müdahale faaliyeti olarak gören idari gelenek ile çalışan sağlığını proaktif izlemeye alan modern İSG disiplini arasındaki gerilimi belirginleştiriyor.

Bu yazının sorusu, alev hattındaki işçinin hukuki güvencesinin nerede başlayıp nerede bittiği. Yangın işçisi söndürme faaliyetinde bir kamu görevlisi veya kamu işçisi olarak alevlerin karşısına çıkıyor; çalışma ortamındaki risklerin nasıl tespit edileceği ise yeni metinde tarif edilmiyor. Yeni yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte, hem işletme müdürlüklerinin hem de orman sahasında tesisi veya şantiyesi bulunan sanayi kuruluşlarının EHS yöneticilerinin bu metni çok boyutlu bir yaklaşımla ele alması gerekiyor. Yazının devamında bu yeni çerçevenin getirdiklerini, geçmiş mevzuatla farklarını ve sahadaki yansımalarını adım adım tartışacağım.

Orman Yangınlarıyla Mücadele Yönetmeliği ne getiriyor

Orman Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Yangınlarıyla Mücadele Çalışmaları Hakkında Yönetmelik, toplam 30 maddeden oluşuyor. Yönetmeliğin 29. maddesi yayımı tarihinde yürürlüğe girdiğini hükme bağlarken, 30. maddesi yürütme yetkisini Orman Genel Müdürüne veriyor. Yönetmeliğin kapsamı 1. maddenin ikinci fıkrasında belirlenmiş durumda: “Bu Yönetmelik, orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesi çalışmalarında görev alan Genel Müdürlük personeli, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk tüzel kişileri ile gönüllüleri kapsar.” Bu geniş kapsam, kamu görevlilerinden özel sektör ekiplerine ve sivil gönüllülere kadar orman sahasına adım atan herkesi aynı operasyonel çatının altına topluyor.

Yönetmeliğin yasal dayanağı 2. maddede açıkça gösteriliyor: “Bu Yönetmelik, 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 69 uncu ve ek 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.” Bence bu dayanak tercihi, düzenlemenin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatından çok orman idaresinin yangınla mücadele mevzuatı üzerinden kurulduğunu gösteriyor. Yönetmeliğin tanımlar maddesinde yer alan kişisel koruyucu donanım kavramı ise 3. maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde tanımlanıyor: “Kişisel koruyucu donanım (KKD): 1/5/2019 tarihli ve 30761 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliğinde tanımlanan kişisel koruyucu donanımı,”. Bu atıf piyasa gözetimi ve ürün standartlarını işaret ederken, sahadaki kullanım yükümlülüğünün sınırlarını ayrıca incelemeyi gerektiriyor.

Gönüllü katılımı konusunda yeni yönetmelik kurumsal bir tanım getiriyor. Madde 3/1-n bendinde orman yangınlarıyla mücadele gönüllüsü şu ifadelerle tarif ediliyor: “Orman yangınlarıyla mücadele gönüllüsü: Mesleği orman yangını söndürme işçiliği olmayan ve bu görevden dolayı maaş almayan, eğitim, beceri ve donanım olarak profesyonel yangın söndürme işçiliği imkân ve kabiliyetlerine sahip olan, Orman Genel Müdürlüğünce teorik ve uygulamalı eğitimleri verilmiş, sertifikalandırılmış, orman bilgi sistemine kaydı yapılmış, orman yangını çıktığında kendi meşguliyetini bırakıp, emir komuta zinciri içinde yangına müdahale eden ve yangın sonrası kendi meşguliyetine dönen 18 yaşını bitirmiş kişiyi,”. Yönetmeliğin 9. maddesinin birinci fıkrası da 6831 sayılı Kanunun 69. maddesi ile 2019 tarihli Gönüllüler Yönetmeliği gereği gönüllülerden faydalanılacağını teyit ediyor.

Yeni düzenlemede yangına müdahale yöntemlerine ilişkin teknik uzmanlaşma da kurala bağlanmış görünüyor. Yönetmeliğin 18. maddesinin birinci fıkrasında “Genel Müdürlükçe yangınlara karşı etkili ve bilinçli müdahalelerin yapılması amacıyla yangın uzmanlık eğitimleri düzenlenir:” hükmü yer alıyor. Bu eğitimlerin alt başlıkları arasında yer alan karşı ateş tekniği ise 18. maddenin birinci fıkrasının (b-2) alt bendinde tanımlanıyor: “Karşı ateş: Yangına karşı yangın kullanma metodudur. Karşı ateş barındırdığı büyük riskler sebebi ile yangın amiri veya onun görevlendireceği yangın uzmanı tarafından uygulanabilir.” Sahada alevlerin önüne kontrollü yangın çıkarma prensibine dayanan bu yöntemin açıkça yetkili uzmanlara tahsis edilmesi, operasyonel risklerin sınırlandırılması açısından somut bir idari çerçeve oluşturuyor.

Lojistik ve donanım temini konusunda 24. madde temel yükümlülükleri sıralıyor. Maddenin birinci fıkrasına göre Devlet ormanlarında yangının söndürülmesine katılan görevli, gönüllü, kamu kurumu ve askeri birlik personelinin iaşe giderleri söndürme işi süresince orman idaresince karşılanıyor. Donanım kullanımı ise 24. maddenin ikinci fıkrasında emredici bir dille düzenleniyor: “Orman yangınlarının söndürülmesinde görevli personel ve orman yangını söndürme gönüllülerine orman idaresince verilen kişisel koruyucu donanımların yangına müdahale çalışmalarında kullanımları zorunludur.” Üçüncü fıkrada ise yanıcı madde azaltılması ve orman bakımı gibi teknik çalışmalarda görev alan personele kurumsal kıyafet ve gerekli malzemenin idarece verileceği hüküm altına alınıyor.

Çalışanların ve gönüllülerin can güvenliklerinin zedelendiği durumlarda devreye girecek tazminat rejimi 26. maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiş durumda: “Orman yangını söndürme çalışmalarına katılarak bu çalışmalar sebebi ile vefat eden görevli ve gönüllülerin kanuni mirasçıları ile bu görev nedeni ile yaralanan, hastalanan veya engelli hale gelen görevli ve gönüllüler mevzuat dâhilinde alınacak raporlara göre 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinden faydalandırılır.” Bu hüküm, yangın sahasındaki fedakârlığın devlet tarafından tazminat ve aylık hukuku içinde karşılanmasını sağlayan somut bir sosyal koruma mekanizması kuruyor.

Adli süreçlere ilişkin olarak yönetmeliğin 27. maddesi, yangınla ilgili belge ve tutanakların Cumhuriyet Başsavcılığına iletileceğini ve suç şüphesi bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını belirtiyor. Bu, yangının adli soruşturmasına yönelik bir usul kuralıdır; ceza ya da yaptırım içermez. Yönetmelikte idari para cezası veya özel bir iş güvenliği yaptırımı yer almıyor. Bu yeniliklere rağmen, girişte saydığım beş ifadenin hiçbiri metinde yer almıyor; bunu metni tarayarak doğruladım. Orman yangınlarıyla mücadele yönetmeliği bu yönüyle operasyonu ve tazminatı kuran, ancak koruyucu iş sağlığı sistematiğini metin dışında bırakan bir nitelik taşıyor.

Mükelleften gönüllüye: 1976 metninden 2026 metnine

Orman yangınlarıyla mücadele mevzuatının tarihsel dönüşümünü kavramak, bugünkü hukuki yapının eksikliklerini ve kazanımlarını anlamak için gereklidir. 4 Eylül 2026 tarihli ve 11751 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlükten kaldırılan yönetmelik, 10 Eylül 1976 tarihli ve 7/12520 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulmuştu. 9 Ekim 1976 tarihli ve 15729 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan bu metin, Orman Yangınlarının Önlenmesi ve Söndürülmesinde Görevlilerin Görecekleri İşler Hakkında Yönetmelik adını taşıyordu. Okunan 1976’daki ilk metninde, dönemin kırsal nüfus yapısını ve zorunlu çalışma anlayışını yansıtan mükellefiyet esası geçerliydi.

Kaldırılan 1976 metninin ilk hâlinde yer alan 8. maddenin birinci fıkrası, yangın söndürme görevini bir yurttaşlık zorunluluğu olarak kurgulamıştı: “Orman yangınlarında civar köy ve kasabaların 18 yaşini bitirip 50 yaşını doldurmamış bütün erkek nüfusu yangın söndürmekle mükelleftirler.” Bu düzenleme, yangın hattına sevk edilecek insan kaynağının profesyonel eğitimine veya donanımına bakılmaksızın, salt yaş ve cinsiyet kriteri üzerinden fiziksel bir seferberlik öngörüyordu. Sahada görev yapacak köylülerin donanımı ise idare tarafından sağlanmıyordu. 1976 ilk metninin 19. maddesi bu durumu açıkça düzenliyordu: “Yangın söndürülmesine iştirak eden mükellefler kazma, kürek, balta, testere, tırmık gibi söndürme malzemelerini beraberlerinde götürmeğe mecburdurlar.”

Eski düzenlemede mükelleflerin beslenmesi ve özlük hakları da dönemin sınırlı imkânlarını yansıtıyordu. 1976 ilk metninin 25. maddesinin birinci fıkrasında şu ifadeler yer alıyordu: “parasız ekmek, katık (Zeytin, Peynir, Helva, Domates, Salatalık, Kavun, Karpuz, Üzüm ve benzeri) sigara (Bafra sigarası ve benzeri) verilir. Başkaca ücret ödenmez.” Bu hüküm, yangın söndürme faaliyetinin ücretlendirilmeyen, yalnızca temel gıda ve sigara teminiyle yürütülen bir kamu yükümlülüğü olarak kabul edildiğini gösteriyor. Yangın esnasında meydana gelen kaza ve sakatlıklar için öngörülen tazminatlar ise maktu parasal değerlere bağlanmıştı.

1976 ilk metninin 28. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan tazminat düzenlemesi bugünün hukuki güvencelerinden oldukça uzaktı: “Tedavi neticesinde sakatlığı giderilemiyenlere hastanelerden alınacak raporlarda belirtilecek sakatlık derecelerine göre, orman idaresince 500 liradan 2000 liraya kadar para verileceği gibi yangının söndürülmesinde ölenlerin ailelerine 5000 lira verilir.” 1976’daki ilk metinde kişisel koruyucu donanıma, eğitime veya gönüllülüğe ilişkin bir hüküm bulunmuyordu. Yangın söndürme, köylünün kendi kazma küreğiyle katıldığı ve zarar gördüğünde sınırlı bir maktu yardımla karşılaştığı bir yapıydı.

Bu yapı 6831 sayılı Orman Kanununun 69. maddesinde 19 Nisan 2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle değişti. 2018 değişikliğiyle güncel 69. maddede 18-50 yaş arası erkek nüfusun iştirak mükellefiyeti artık yer almıyor. Güncel metin, “Orman idaresi, orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapar veya yaptırır.” ve “Orman yangınlarıyla mücadelede gönüllülerden de faydalanılır. Gönüllülerin yangına ulaşımı ile yangın söndürmeye yarayacak aletleri ve giyecekleri, Devlet ormanlarında orman idaresi, diğer ormanlarda ise sahipleri tarafından karşılanır.” hükümlerini getirdi. Dikkat çeken bir ayrıntı olarak, güncel 69. maddenin ikinci fıkrası, 2023 yılında 7442 sayılı Kanunla mülga edilen 71. maddeye hâlâ atıf yapmayı sürdürüyor.

Konu1976 ilk metin2026 metni
Kişisel koruyucu donanımHüküm yok; mükellef aletini kendisi getirir (m.19)Kullanım zorunlu (m.24/2); tanım 2019 KKD Yönetmeliği’ne atıf (m.3/1-i)
EğitimHüküm yokYangın uzmanlık eğitimleri (m.18); gönüllü tanımında eğitim ve sertifika (m.3/1-n)
Kim katılır18-50 yaş erkek nüfus mükellef (m.8)Personel, kurumlar, özel hukuk tüzel kişileri, gönüllüler (m.1/2)
Ölüm ve yaralanmaTutanak, parasız tedavi, 500-2000 / 5000 lira (m.28)2330 sayılı Kanun’a atıf (m.26/2)
İaşeEkmek, katık, sigara; ücret yok (m.25)Giderler orman idaresince (m.24/1)

Mükellefiyet kanundan 2018’de çıkmıştı; 2026 yönetmeliği, 1976 metnini kaldırarak o modelin yönetmelikteki kalıntısını da ortadan kaldırdı ve yerine eğitimli personel ile kayıtlı gönüllü modelini koydu. Kazma küreğini sırtlayıp gelen korunmasız köylü profilinin yerini, donanımı idarece sağlanan ve kullanımı zorunlu tutulan sertifikalı ekipler aldı. Maktu para yardımının yerini 2330 sayılı Kanun’daki nakdi tazminat ve aylık güvencesi aldı. Ancak bu büyük dönüşüme rağmen, 1976 metnindeki iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı eksikliği, 2026 metninde de terminolojik olarak devam etti. İdare donanımı ve tazminatı getirdi, fakat çalışma sürelerini, risk değerlendirmesini ve sağlık gözetimini yönetmelik hükmü haline getirmedi.

Beş duraklı dikey zaman çizelgesi: 1976 ilk yönetmelik, 2018 Orman Kanunu m.69 değişikliği, 2019 Gönüllüler Yönetmeliği, 2023 2330 sayılı Kanun değişikliği ve 2026 yeni yönetmelik
Mükellefiyet 2018’de kanundan çıktı; 2026 yönetmeliği 1976 metnini kaldırdı.

6331’in tanımsız istisnası: “afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri”

Orman yangınlarında görev yapan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı karşısındaki konumunu incelerken temel düğüm noktası 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun kapsam maddesinde ortaya çıkıyor. Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrası geniş bir kapsama alanı çiziyor: “Bu Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.” Bu hüküm kural olarak kamu kurumlarındaki tüm işleri ve işçileri kanun şemsiyesi altına alıyor. Çalışan tanımı ise 3. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde netleştiriliyor: “Çalışan: Kendi özel kanunlarındaki statülerine bakılmaksızın kamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen gerçek kişiyi,”.

Buna karşın 6331 sayılı Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrasında istisnalar sıralanıyor: “Ancak aşağıda belirtilen faaliyetler ve kişiler hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz:” düzenlemesinin (b) bendinde “Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri.” ifadesi yer alıyor. Sorun tam bu noktada başlıyor, çünkü afet ve acil durum birimi kavramı 6331 sayılı Kanunda tanımlanmamış durumda. Başka hiçbir mevzuatta da bu terimin genel geçer bir tanımına rastlayamadım. Orman işletme müdürlüklerinin yangın söndürme ekiplerinin bu istisnadaki “birim” kavramına girip girmediği sorusu açıkta duruyor.

Mevzuatta terim araştırması yapıldığında, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 31. maddesinde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı teşkilatı düzenlenirken bazı tanımlar yapıldığı görülüyor. Ancak bu maddenin birinci fıkrası “Bu Bölümde yer alan” ibaresiyle başladığı için söz konusu tanımlar yalnızca AFAD teşkilatını kapsayan bölüm için geçerlidir. Dahası bu maddede dahi birim kavramı tanımlanmamıştır. Madde 31/1-ı bendinde müdahale kavramı şu şekilde ifade ediliyor: “Müdahale: Afetlerde ve acil durumlarda can ve mal kurtarma, sağlık, iaşe, ibate, güvenlik, mal ve çevre koruma, sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin verilmesine yönelik çalışmaları,”. Bu tanım dahi orman teşkilatının kurumsal yapısını doğrudan karşılamıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün Sıkça Sorulan Sorular sayfasındaki 1. soru incelendiğinde, istisnanın yalnızca kanun metni tekrar edilerek aktarıldığı görülüyor. Bakanlığın orman yangını söndürme işlerinin bu istisnaya girip girmediğine dair kamuya açık bir görüşü bulunamadı. Benzer şekilde Yargıtay karar arama sisteminde yaptığım taramada da orman yangını söndürme faaliyetlerinin 6331 sayılı Kanunun 2/2-b maddesindeki istisna kapsamında kaldığını kabul eden veya bunu tartışan bir yargı kararına rastlamadım. Yargıtay kararlarında istisnanın sınırlarının çizildiğini gösteren bir örneğe rastlamadım.

Akademik literatürde konuyu ele alan araştırmacılar da bu gerekliliğe dikkat çekiyor. Sayın, Güney ve Sarı tarafından 2014 yılında yayımlanan Turkish Journal of Forestry makalesinin sonuç bölümünde şu tespit yer alıyor: “Ülkemizde orman yangınları ile mücadele işlerini yürüten kurum ve işveren olarak Orman Genel müdürlüğü 6331 sayılı kanun kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir.” Ancak makalede 6331 sayılı Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendindeki istisna tartışılmamış, kurumun genel işveren sıfatı üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Makale bu yönüyle istisna sorusuna bir cevap vermiyor.

Benim değerlendirmeme göre m.2/2-b bendi birimlerin müdahale faaliyetlerini dışarıda bırakıyor. Bir faaliyetin kendisi, o faaliyeti yürüten işyeri ve orada çalışan işçinin 6331 karşısındaki durumu aynı hukuki soru değildir. Alevlerin içine girilen söndürme anı operasyonel bir acil durum müdahalesi sayılsa bile, işçinin yangına hazırlanması, tatbikatı, sağlık gözetimi, eğitimi ve işyeri organizasyonu bence işverenin genel yükümlülükleri arasında kalmaya devam eder. Bu ayrımın nasıl çözüleceğini gösteren resmî bir idari yorum bulunmadığı için, sahada görev yapan bir İSG uzmanının en güvenli tutumu yangın söndürme işini risk değerlendirmesinin dışında bırakmamaktır.

Aynı faaliyet, Tehlikeli sınıfta: tehlike sınıfları listesi ne söylüyor

Orman yangınıyla mücadelenin 6331 sayılı Kanun karşısındaki çelişkili konumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının alt mevzuatında daha net bir biçimde görünür hale geliyor. İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinin 1. maddesi kanuni dayanağı gösteriyor: “20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından yer aldığı tehlike sınıfları Ek-1’de yer alan İşyeri Tehlike Sınıfları Listesinde belirtilmiştir.” Demek ki tehlike sınıfları listesi, doğrudan 6331 sayılı Kanunun uygulanması amacıyla yürürlüğe konulmuş bir düzenlemedir.

Resmî Gazete’de 13 Mart 2025 tarih ve 32840 sayı ile yayımlanan tam listeye (1 Nisan 2026 tarihli son değişiklik bu kodlara dokunmadı) bakıldığında, orman faaliyetlerinin nasıl sınıflandırıldığı açıkça görülüyor. NACE Rev.2.1 kodlarına göre:

  • 02.40.05 — “Ormanı yangın ve kaçak kesime (izinsiz kesim) karşı koruma faaliyetleri” — Tehlikeli
  • 02.40.04 — “Ormanı zararlılara (böcek ve hastalıklar) karşı koruma faaliyetleri” — Çok Tehlikeli

Bazı ikincil kaynaklarda veya internet paylaşımlarında 02.40.05 kodunun gerçeğe aykırı olarak çok tehlikeli sınıfta gösterildiğine rastlanabiliyor. Ancak yürürlükteki resmî tebliğ metninde bu faaliyet açıkça Tehlikeli sınıfta yer almaktadır.

Listede yer alan diğer yangınla mücadele kodları karşılaştırıldığında Bakanlığın kurgusu daha belirginleşiyor. 2012 ve 2014 listelerinde itfaiye kodları şu şekilde düzenlenmişti:

  • 84.25.01 — “İtfaiye hizmetleri (hava taşıtlarıyla yapılanlar ile orman yangınlarıyla mücadele ve koruma faaliyetleri hariç)” — Çok Tehlikeli
  • 84.25.02 — “Hava taşıtları yoluyla yapılan itfaiye hizmetleri (orman yangınlarıyla mücadele ve koruma faaliyetleri hariç)” — Çok Tehlikeli

Bu iki satırda itfaiye hizmetleri düzenlenirken parantez içi hükümle orman yangınlarıyla mücadele ve koruma faaliyetleri açıkça hariç tutulmuştur. Parantez içindeki bu ifade, orman yangınlarıyla mücadelenin itfaiye kodlarının dışında tutulduğunu gösteriyor; bence bu işin karşılığı 02.40.05 kodu.

Kendi okumama göre bu tablo ciddi bir idari ve hukuki çelişkiyi barındırıyor. Aynı Bakanlık, 6331 sayılı Kanunun 9. maddesine dayanan tebliğde orman yangınına karşı koruma faaliyetine müstakil bir NACE kodu vermiş ve tehlike sınıfını Tehlikeli olarak tescil etmiştir. Bu idari kabul, orman yangını faaliyetinin bütünüyle 6331 sayılı Kanunun kapsamı dışında kaldığı yönündeki bir yaklaşımla bağdaşmakta zorlanıyor. Kanunun tamamen dışında kalan bir kamu hizmeti için 6331 sayılı Kanuna dayanılarak NACE kodu ve tehlike sınıfı ihdas edilmesi idari mantıkla çelişir. Listedeki tek bir satırın değişmesinin işverenin hangi yükümlülüklerini birlikte değiştirdiğini tehlike sınıfı değişikliği yazısında ayrıca ele aldım.

Bununla birlikte tehlike sınıfları listesinde bir faaliyetin yer alması, tek başına 6331 sayılı Kanunun 2. maddesindeki istisna tartışmasını ortadan kaldırmaz. Tebliğler kanunun üzerinde yer alamaz ve kanunun istisna tuttuğu bir alanı tebliğ yoluyla kapsama sokamaz. Sahadaki uygulayıcı açısından bence bunun anlamı şu: orman işletmeleri iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmesini, yangın faaliyetlerini de hesaba katarak Tehlikeli sınıfa göre planlamalı. Tehlike sınıfının eğitim süresini nasıl belirlediğini tehlike sınıfına göre temel İSG eğitiminin nasıl kurulduğu üzerine yazdığım yazıda anlatmıştım. İdare faaliyeti tescil etmiş, kodunu vermiş ve Tehlikeli olarak nitelemiştir. Bu tescil, risklerin görmezden gelinmesine imkân vermeyen kurumsal bir dayanak sunuyor.

İki sütunlu şema: solda 6331 m.2/2-b istisnası, KKD kullanım yönetmeliği istisnası ve yeni yönetmelikteki eksik ifadeler; sağda Tehlikeli sınıf kodu 02.40.05, Yargıtay kusur raporu kararı ve 5510 fiilî hizmet zammı
İstisna sorusunda resmî görüş ve yargı kararı bulunamadı; uygulamada boşluğu risk değerlendirmesi kapatıyor.

Yargıtay dosyalarında yangın işçisi

Yangın işçisinin hukuki statüsüne ilişkin kanun düzeyindeki bu belirsizlik, adli yargı kararlarına taşındığında uygulamanın çok daha net bir çerçeveye oturduğu görülüyor. Yargıtay karar arama sisteminde incelediğim dosyalarda, orman yangınında hayatını kaybeden veya yaralanan işçilerin olayları iş kazası olarak işlem görmüş ve uyuşmazlıklar sosyal sigorta kuralları üzerinden yürümüş. 6331’deki istisna bu dosyaların hiçbirinde gündeme gelmemiş.

Bu konudaki en somut kararlardan biri Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23 Mayıs 2013 tarihli ilamında yer alıyor (E. 2012/19746, K. 2013/11255). 506 sayılı mülga Kanun döneminde meydana gelen olayda, mevsimlik orman yangın söndürme ekibinde çalışan bir sigortalı, yangına müdahaleye hazırlanılırken kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmiştir. SGK olayı iş kazası kabul ederek hak sahiplerine gelir bağlamış ve işverene rücu davası açmıştır.

Yerel mahkemenin verdiği kararı oybirliğiyle bozan Daire, kusur tespiti için şu gerekçeyi kurmuştur: “Mahkemece, konusunda ve iş güvenliği alanında ( özellikle hekim bilirkişinin de bulunduğu ) uzman bilirkişilerden oluşa ve işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun kusur durumlarını saptayan kusur raporu alınarak ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz rapora dayalı olarak karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” Yargıtay burada açıkça işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun kusur raporu aranmasını emretmiştir.

Kapatılan Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 22 Mayıs 2007 tarihli kararında da (E. 2007/5744, K. 2007/8404) yangın sahasındaki işveren sorumluluğu net şekilde yer alıyor. Oyçokluğuyla verilen onama kararının karşı oy yazısında olgu şöyle aktarılıyor: “Dosyadaki belgelerden 26.08.2004 tarihinde orman yangın söndürme çalışmaları sırasında … ve … isimli davalı idarenin iki işçisinin rüzgarın yön değiştirmesi sonucu oluşan yangının içinde kalarak öldükleri, kazanın meydana gelmesinde davalı işveren idarenin % 70 oranında kusurlu olduğu, % 30 oranında kaçınılmazlığın etkili bulunduğu hükme esas alınan bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır.” Bilirkişi raporu rüzgârın yön değiştirmesini yüzde 30 kaçınılmazlık olarak değerlendirmiş, kusurun yüzde 70’ini ise idareye vermiş.

Daha yakın tarihli bir uyuşmazlıkta Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2 Ekim 2025 tarihinde bir onama kararı vermiştir (E. 2025/5914, K. 2025/12897). 2012 yılında orman yangını söndürme çalışmalarında daimi işçi olarak çalışan davacı, hortumun patlaması sonucu uçtaki demir aparatın yüzüne çarpmasıyla yaralanmıştır. Kurum Sağlık Kurulunca işçinin sürekli iş göremezlik derecesi yüzde 28 olarak belirlenmiş ve Daire uyuşmazlığı bu kapsamda karara bağlamıştır. Bu dosya, alev ve dumanın yanında hortum ve metal aparat gibi söndürme ekipmanlarının da iş kazası kaynağı olabildiğini gösteriyor.

Yangın işçisinin özlük ve emeklilik haklarında da özel bir koruma rejimi yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanunun 40. maddesindeki fiilî hizmet süresi zammı tablosunun 15. sırasında, yangın söndürme işlerinde çalışanlar için yılda 60 gün fiilî hizmet süresi zammı öngörülmüştür. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin fiilî hizmet süresi zammına ilişkin kararlarında (E. 2024/12711, K. 2024/13504 ve E. 2024/2306, K. 2024/3894), yangın söndürme işçisi kadrosundaki çalışanın bu zamdan yararlanacağı, ancak gözetleme kulesinde çalışıp söndürmeye fiilen katılmayan işçilerin yararlanamayacağı değerlendirilmiştir. Belirleyici ölçüt, işçinin söndürmeye fiilen katılıp katılmadığı.

Bu kararların sınırını dürüstçe çizmek gerekiyor. İncelenen kararların hiçbirinde taraflar olayın iş kazası olup olmadığını tartışmamış, yangın söndürme işinin 6331 sayılı Kanun kapsamı dışında olduğuna dair bir savunma kararlara yansımamıştır. Dolayısıyla Yargıtay’ın orman yangınındaki ölümün iş kazası olduğunu ilke olarak koyduğu bir karara rastlamadım. Benim değerlendirmeme göre yargı dosyaları yangın işçisini sigortalı, yaralanmasını iş kazası ve kusur tartışmasını İSG mevzuatı üzerinden yürütüyor. Yargı uygulaması, mevzuattaki teorik istisna tartışmasını fiilen işçi lehine aşmış görünüyor.

Kişisel koruyucu donanım: iki yönetmelik arasındaki aralık

Yeni Orman Yangınlarıyla Mücadele Yönetmeliğinin 24. maddesinin ikinci fıkrası, orman idaresince verilen kişisel koruyucu donanımların kullanılmasını görevli personel ve gönüllüler için zorunlu kılıyor. Bu hüküm saha güvenliği açısından değerli bir adım olmakla birlikte, atıf yapılan mevzuatın niteliği derin bir uygulama boşluğu yaratıyor. Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, kişisel koruyucu donanım tanımını 1 Mayıs 2019 tarihli ve 30761 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliğine atıfla yapıyor.

2019 tarihli Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği, 4703 sayılı Kanun’a dayanan bir ürün ve piyasa düzenlemesidir. İlk metninin 1. maddesinin birinci fıkrasında amacı açıkça yazılıdır: “Bu Yönetmeliğin amacı; piyasada bulundurulan kişisel koruyucu donanımların tasarımı ve üretiminde, kullanıcıların sağlık ve güvenliğinin korunması ile kişisel koruyucu donanımların serbest dolaşımına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” Yani bu yönetmelik donanımın tasarımını, üretimini ve piyasadaki dolaşımını düzenliyor; metnin korumaya aldığı kişi “kullanıcı”.

Buna karşılık çalışma hayatında donanımın nasıl seçileceğini, dağıtılacağını, çalışanlara eğitim verileceğini ve bakımının yapılacağını düzenleyen asıl mevzuat, 2 Temmuz 2013 tarihli ve 28695 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmeliktir. 6331 sayılı Kanunun 30. maddesine dayanan bu kullanım yönetmeliğinin ilk metnindeki 2. maddesi ise orman yangını açısından kritik bir sınırlama getiriyor. Madde 2/1 yönetmeliğin 6331 sayılı Kanun kapsamındaki işyerlerini kapsadığını belirtirken, 2. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetlerinde kullandıkları ekipmanı kendi kapsamı dışında tutuyor: “Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetlerinde kullandıkları ekipman”.

Böylece mevzuatta paradoksal bir aralık doğuyor. Yeni orman yönetmeliği sadece 2019 ürün yönetmeliğine atıf yapıyor, 2013 kullanım yönetmeliğini hiç anmıyor. 2013 kullanım yönetmeliği ise afet müdahale ekipmanını kapsam dışı bırakıyor. Benim değerlendirmeme göre ürün yönetmeliğine yapılan atıf, satın alınan baretin, botun veya alev almaz tulumun teknik standartlara uygun üretilmesini güvenceye bağlar. Ancak sahadaki asıl risk, doğru üretilmiş donanımın doğru yerde kullanılmaması, yıprandığında yenilenmemesi, yanlış bedende dağıtılması veya işçiye kullanım eğitimi verilmemesidir. Bu operasyonel kullanım boşluğunu mevzuat tarif etmediği için, sorumluluk doğrudan işletme müdürlüğünün ve İSG profesyonellerinin risk değerlendirmesine kalmaktadır.

Sahadaki donanım temininin boyutunu görmek için resmî verilere bakmak yeterlidir. Orman Genel Müdürlüğü 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporunda yer alan tespite göre, 2025 sezonunda “yanmaya dayanıklı 29.807 takım elbise ve 30.919 çift bot açık ihale usulü ile temin edilerek ilgili birimlere dağıtılmıştır.” Bu ölçekte bir alımda teknik şartnamedeki her satır on binlerce çalışana yansıyor. ILO’nun uygulama kodu, yangın tulumunun eriyebilen sentetik lif içermemesini ayrıca vurguluyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hazırlanan ormancılık işlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin 2025 tarihli revize uygulama kodu (Safety and health in forestry work: ILO code of practice), Bölüm 15’te yangın donanımına dair kesin standartlar koyuyor. Kodun 879-a paragrafı bu donanımı şöyle tarif ediyor: “overalls of a suitable material to provide protection from heat radiation and sparks, in a highly visible colour; suitable fabrics include cotton, wool, denim or special flame-resistant material. Flammable fabrics or those that might melt, such as nylon or other synthetics, including safety trousers and chaps containing such fabrics, should not be worn;”.

ILO’nun bu kuralı Türkçe olarak ifade edildiğinde şunu söyler: Isı radyasyonundan ve kıvılcımlardan koruma sağlamak için uygun malzemeden yapılmış, yüksek görünürlüklü renkte tulumlar temin edilmeli; uygun kumaşlar arasında pamuk, yün, denim veya özel aleve dayanıklı malzeme yer almalıdır. Naylon veya diğer sentetikler gibi eriyebilen veya kolay alev alabilen kumaşlar, bu tür kumaşları içeren güvenlik pantolonları ve koruyucu tozluklar dahil olmak üzere giyilmemelidir. Dağıtılan on binlerce elbisenin bu ayrıntıyı karşılayıp karşılamadığı, şartnameye bakmadan söylenemez.

İki kutu arasında kırmızı aralık çizgisi: solda 2019 KKD Yönetmeliği ürün ve piyasa kuralları, sağda 2013 KKD Kullanım Yönetmeliği ve afet müdahale ekipmanı istisnası; altta aralıkta kalan üç soru
OGM 2025’te 29.807 takım yanmaya dayanıklı elbise ve 30.919 çift bot dağıttı.

Orman yangını gönüllüsü: çalışan değil, korumasız da değil

Orman yangını gönüllüleri hakkında arama motorlarına da yöneltilen soruların başında, gönüllünün maaş alıp almadığı geliyor. Yeni yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde yer alan tanım bu soruya kesin ve net bir cevap veriyor: Gönüllü, “bu görevden dolayı maaş almayan” kişidir. Dolayısıyla orman yangını gönüllülüğü herhangi bir maddi karşılık, ücret veya istihdam ilişkisi barındırmaz.

Bu tanım doğrudan ikinci bir hukuki tespiti beraberinde getiriyor. 6331 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki çalışan tanımı, kamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen gerçek kişileri esas almaktadır. Gönüllü ise maaş almayan ve istihdam ilişkisi bulunmayan bir sivil katılımcı olduğu için, 6331 sayılı Kanundaki çalışan tanımının dışında kalmaktadır. Aynı şekilde 5510 sayılı Kanun kapsamında adlarına iş kazası ve meslek hastalığı primi yatırılan zorunlu sigortalı statüsünde de değillerdir. İstihdam bağı bulunmadığı için klasik iş hukuku koruması gönüllüyü kapsamaz.

Bu, gönüllünün korumasız kaldığı anlamına gelmiyor; koruma başka metinlerden geliyor. Orman Yangınlarıyla Mücadelede Görev Yapan Gönüllüler Hakkında Yönetmelik (11 Eylül 2019 tarihli ve 30885 sayılı Resmî Gazete; 19 Eylül 2025 tarihli ve 33022 sayılı Resmî Gazete ile değişik OGM işlenmiş metni), gönüllülerin katılım koşullarını netleştirmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde sağlık raporu şartı yer alıyor: “Sağlık yönünden elverişli olduğuna dair sağlık raporu almak (Aile sağlığı merkezlerinden alınması yeterlidir.).” Bu hüküm, ağır arazi şartlarında çalışacak gönüllünün temel sağlık yeterliliğini belgelemesini zorunlu kılıyor.

Eğitim boyutu ise Gönüllüler Yönetmeliğinin 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenleniyor: “Eğitimde yangına müdahale, ilk yardım, kişisel koruyucu donanımların kullanımı, iş güvenliği, orman yangınlarında kullanılan araçlarla ilgili teorik ve uygulamalı eğitimler verilir.” Bu eğitimleri tamamlayıp sertifika alanlar Orman Bilgi Sistemine (ORBİS) kaydediliyor. Gönüllülerin donanımı konusunda ise yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrası idareye açık görev yüklüyor: “Devlet ormanlarında çıkmış olan yangınlarda kullanılmak üzere, orman yangınlarıyla mücadele gönüllülerine, iki yılda bir Daire Başkanlığı tarafından belirlenecek araç-gereç, malzeme ve kişisel koruyucu donanım verilir ve bunlar ORBİS sistemine kaydedilir.” İşyerlerinde eğitimin nasıl kayda bağlandığını 2026’da yeniden yazılan İSG eğitimleri yönetmeliği üzerine yazdığım karşılaştırmada anlatmıştım; gönüllü tarafında ise sertifika, yeni yönetmelikteki gönüllü tanımının parçası.

En kritik hukuki kalkan ise tazminat alanında kurulmuştur. 3 Kasım 1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 5 Nisan 2023 tarihli ve 7442 sayılı Kanunla değiştirilerek orman gönüllülerini bünyesine almıştır. Kanunun 2. maddesinin (ı) bendi kapsamı şöyle belirler: “Orman yangınlarını söndürme çalışmalarında Orman Genel Müdürlüğü tarafından fiilen görevlendirilen personel ve gönüllüler ile bu kapsamda görev verilen diğer kamu görevlilerini;”.

7442 sayılı Kanunla eklenen Geçici 5. maddeye göre ise, 6831 sayılı Kanunun 69. maddesi kapsamında görevlendirilen gönüllüler için 19 Nisan 2018 tarihinden itibaren meydana gelen ölüm, malullük veya yaralanmalar da başvuru üzerine kapsama alınmıştır. Ancak nakdi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, maddenin yürürlüğünden önceki dönem için geriye dönük ödeme yapılmıyor.

Orman Genel Müdürlüğü 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporuna göre, “Orman yangınlarıyla mücadele ve önleme kapsamında toplam 134.000 kişinin yangın gönüllüsü olarak kaydı yapılmış” durumdadır. Yeni yönetmelik bu kitlenin sahadaki yerini gönüllü tanımının içinde çiziyor: gönüllü, orman yangını çıktığında kendi meşguliyetini bırakıp emir komuta zinciri içinde yangına müdahale eden ve yangın sonrası kendi meşguliyetine dönen kişi. Yani sahada orman teşkilatının sevk ve idaresi altında, sertifikalı bir destek unsuru olarak bulunuyor.

KonuYangın işçisi (OGM personeli)Orman yangını gönüllüsü
Ücretİstihdam ilişkisi“bu görevden dolayı maaş almayan” (m.3/1-n)
6331 “çalışan” tanımıİstihdam edilen kişi (m.3/1-b)Tanımın dışında (istihdam yok)
Sigorta / iş kazasıYargıtay dosyalarında iş kazası olarak işlem görmüş5510 kapsamı dışında
Ölüm / yaralanma2330 (m.2/ı) ve sosyal sigorta2330 (m.2/ı; gönüllüler için 19/4/2018’e kadar geriye)
KKDKullanımı zorunlu (m.24/2)Kullanımı zorunlu (m.24/2); iki yılda bir verilir (Gönüllüler Yön. m.6/1)
EğitimYangın uzmanlık eğitimleri (m.18)OGM eğitimi ve sertifika; içerikte iş güvenliği (Gönüllüler Yön. m.5/3)
SağlıkMetinde sağlık gözetimi hükmü yokSağlık raporu (Gönüllüler Yön. m.4/1-ç)

Yangın hattının riskleri: duman, ısı, yorgunluk, kanser

Yangın hattındaki koşullar dakikalar içinde değişebiliyor ve uluslararası kaynaklar da bu değişkenliği merkeze alıyor. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 2025 revize ormancılık uygulama kodu, yangın yönetimi başlığı altında insan hayatının önceliğini tartışmasız bir dille kayda geçirir. Kodun 866. paragrafında şu kural yer alır: “At no time should the safety of human life be compromised in order to protect infrastructure, equipment or the forest.” Yani altyapıyı, ekipmanı veya ormanı korumak adına insan hayatının güvenliğinden hiçbir zaman ödün verilmemelidir.

ILO kodunun 868. paragrafı risk değerlendirmesini sürekli bir süreç olarak öngörüyor: “The risks involved should be assessed before firefighting commences.” ve devamında “Risk assessment should continue throughout the firefighting activity, as conditions can change quickly and unpredictably.” Türkçe ifadesiyle, yangınla mücadele başlamadan önce riskler değerlendirilmeli ve koşullar hızlı ve öngörülemez şekilde değişebileceğinden, risk değerlendirmesi yangınla mücadele faaliyeti boyunca kesintisiz sürdürülmelidir. Bence masa başında bir kez hazırlanıp dosyaya konan bir risk analizi yangın sahasında yetmez; rüzgârın yönü, arazinin eğimi ve alevin hızı değiştikçe değerlendirme anlık olarak güncellenmelidir.

Bu tehlikeler sadece ani alev parlamaları veya yanıklardan ibaret değildir. Dünya Sağlık Örgütüne bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), 1 Temmuz 2022 tarihli 317 sayılı basın bülteniyle itfaiyecilik mesleğindeki maruziyeti Grup 1 (insanda kanserojen) sınıfına aldı. IARC raporunda yeterli kanıt bulunan kanser türleri olarak mezotelyoma ve mesane kanseri ilan edildi.

Ajansın bülteninde itfaiyecinin kim olduğu şöyle tanımlanıyor: “The term “firefighters” encompasses a heterogeneous group of paid and unpaid workers in industrial, municipal, and wildland settings, at the wildland–urban interface, and in other situations.” Bu tanıma göre orman alanlarında yangın söndüren ücretli işçiler de ücretsiz çalışan gönüllüler de değerlendirmenin kapsamına giriyor.

Yangın dumanına maruziyeti ölçen saha araştırmalarından biri ABD Tarım Bakanlığı Orman Hizmetleri (USFS) ve Ortak Yangın Bilimleri Programı (JFSP) tarafından yürütülmüş ve Domitrovich ile çalışma arkadaşları tarafından 2017 yılında raporlanmıştır. 83 çalışanın izlendiği kontrollü yakmalarda ve 417 çalışanın izlendiği orman yangınlarında karbonmonoksit (CO) seviyeleri ölçülmüştür. OSHA’nın 8 saatlik 50 ppm sınırı, kontrollü yakmalarda zamanın yüzde 3,5’inde, orman yangını projelerinde ise zamanın yüzde 5,6’sında aşılmıştır. Solunabilir kristal silika maruziyeti ise olay türüne göre vardiya ortalaması sınırlarını zamanın yüzde 6,7’si ile yüzde 28’i arasında aşmıştır.

Raporun vardığı sonuç yangın işçisinin uzun vadeli sağlığını doğrudan tehdit eden niteliktedir: “The risk for lung cancer mortality increases nearly linearly with exposures over time and is more strongly influenced by exposure duration than are the risks of death from cardiovascular or ischemic heart disease.” Akciğer kanserinden ölüm riski, zaman içindeki maruziyetle neredeyse doğrusal biçimde artmakta ve maruz kalma süresinden, kardiyovasküler veya iskemik kalp hastalığına bağlı ölüm risklerinden çok daha güçlü şekilde etkilenmektedir. Bu bulgular bence yangın işçileri için periyodik sağlık muayenelerinin temel ilkeleri doğrultusunda, solunum fonksiyon testlerini içeren hedefli bir sağlık gözetimini gerekli kılıyor.

Isı stresi ve yorgunluk yangın hattının öbür iki yükü. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Meteoroloji Örgütünün ortaklaşa hazırladığı 2025 tarihli raporda (Climate change and workplace heat stress) şu tespit yer alıyor: “Active cooling (turning on a fan or air conditioning system, immersion of body parts using cool water, application of cooling packs or jackets) is often more effective than passive cooling… for jobs such as firefighting.” İtfaiyecilik gibi yüksek efor gerektiren işlerde, vantilatör, soğuk suya uzuv daldırma veya soğutma yelekleri gibi aktif soğutma yöntemleri, sadece dinlenme veya gölgede bekleme gibi pasif soğutma yöntemlerine kıyasla çok daha etkilidir.

ILO 2025 uygulama kodu da bu yorgunluğu sınırlamak için net kurallar koyuyor. Paragraf 875’te “Sufficient rest periods and an adequate supply of food and beverages should be provided to avoid overexertion.” denilerek aşırı eforu önlemek için yeterli dinlenme süreleri ile yiyecek ve içecek sağlanması gerektiği belirtiliyor.

Paragraf 887’de ise “Firefighters should work at a steady pace, and pause to recuperate when necessary. They should drink plenty of liquid to replace loss caused by excessive perspiration.” kuralı yer alıyor; yani işçiler sabit bir tempoda çalışmalı, gerektiğinde toparlanmak için ara vermeli ve aşırı terlemenin yol açtığı sıvı kaybını bol sıvı tüketerek telafi etmelidir. Paragraf 878 ise ekiplerin kaza riskleri, önleme teknikleri ve ilk yardım konularında özel eğitim almasını şart koşmaktadır.

Türkiye’deki saha araştırmaları da işçilerin çalışma koşullarına dair benzer sinyaller veriyor. Şafak, Okan ve Karademir tarafından 2024 yılında Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Ormancılık Dergisi‘nde yayımlanan hakemli makalede, 21 orman bölge müdürlüğüne bağlı 72 orman işletme müdürlüğünde görev yapan 651 orman yangın işçisine anket uygulanmıştır. Araştırmanın özetinde şu tespit yer almaktadır: “İşçiler, personel ve ekiplerin sayıca orta düzeyde yeterli olduğunu, çalışma saatlerinin fazla olmasının verimi orta düzeyde olumsuz etkilediğini belirtmiştir.”

Sayın, Güney ve Sarı’nın 2014 yılındaki çalışmasındaki şu tespit ise o dönemin yaklaşımını gösteriyordu: “Bu güne kadar iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda birtakım tedbirler ve uygulamalar olsa da konuya gerekli önem verilmemiştir. Çünkü yegâne hedef yangının söndürülmesidir.”

Rakamlarla 2025 sezonu

Orman Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı tarafından Şubat 2026’da yayımlanan 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu, orman yangınlarıyla mücadelenin operasyonel yükünü somut verilerle ortaya koyuyor. Raporda yer alan resmî tespite göre, 2025 yılı boyunca “Yangınla mücadelede fiziki tedbirler alınarak 3.224 adet orman yangınına müdahale edilmiş, 81.473 hektar orman alanı zarar görmüştür.” 2025’te zarar gören alan, bir önceki yılın yaklaşık üç katı.

Faaliyet raporundaki verilere dayanılarak son beş yılın yangın istatistikleri incelendiğinde dalgalı ve ağır bir tablo ortaya çıkmaktadır.

YılOrman yangını (adet)Zarar gören alan (ha)
20212.793139.503
20222.16012.799
20232.57915.520
20243.79727.485
20253.22481.473
İki sütun grafiği: soldakinde 2021-2025 orman yangını sayıları, en yüksek 2024 yılında 3.797; sağdakinde zarar gören alan, en yüksek 2021 yılında 139.503 hektar, 2025 yılında 81.473 hektar
Yalnızca orman yangınları; orman dışı kırsal alan yangınları dahil değildir.

Raporda 2025 yılında meydana gelen 3.224 yangının çıkış sebepleri de detaylandırılmıştır: Yangınların 160 adedi kasıt, 1.774 adedi ihmal, dikkatsizlik ve kaza, 278 adedi doğal nedenlerle çıkarken, 1.012 yangının sebebi belirlenememiştir. Hava gücü kapasitesine bakıldığında, 2025 sezonunda 68 helikopter ve 13 uçak olmak üzere toplam 81 hava aracından hizmet alındığı raporda belirtilmiştir.

İnsan kaynağı yapısına gelindiğinde, Orman Genel Müdürlüğünün toplam personel mevcudu raporda 47.516 kişi olarak kaydedilmiştir. Bu kadronun 19.471’i memur, 5.095’i sözleşmeli personel, 17.323’ü sürekli işçi ve 5.627’si geçici işçilerden oluşmaktadır. Raporda yangın işçisi sayısı müstakil bir başlık altında ayrıştırılmamıştır. Ancak raporda yer alan Güçlü, Zayıf, Fırsat ve Tehdit (GZFT) analizi tablosunda, kurumun karşı karşıya bulunduğu tehditler listelenirken doğrudan “İş kazaları” ifadesine yer verilmiştir. İdarenin kendi raporunda iş kazalarını bir tehdit olarak saymasını, bence yangın sahasındaki İSG yönetiminin idarenin kendi gündeminde de yer aldığının işareti olarak okumak mümkün.

İSG uzmanı için kontrol listesi

Orman Yangınlarıyla Mücadele Yönetmeliği’nin yayımlanmasıyla birlikte orman işletmelerinde veya orman sınırındaki tesislerde görev yapan İSG profesyonelleri için uygulama adımlarını 12 maddelik bir kontrol listesinde topladım:

  1. İşletmenin veya kamu biriminin risk değerlendirmesinde orman yangını söndürme işleri bağımsız bir risk başlığı olarak ele alınmalı, ILO 2025 kodunun 868. paragrafı uyarınca müdahale öncesinde ve değişen koşullara göre müdahale boyunca dinamik risk değerlendirmesi yapılması prosedüre bağlanmalıdır.
  2. İşyerinin SGK NACE kodu ve tehlike sınıfı kontrol edilmeli; 13 Mart 2025 tarihli listede yer alan 02.40.05 “Ormanı yangın ve kaçak kesime (izinsiz kesim) karşı koruma faaliyetleri” tanımının Tehlikeli sınıfta olduğu dikkate alınarak uzman ve hekim çalışma süreleri bu sınıfa göre planlanmalıdır.
  3. Çalışanlara dağıtılan kişisel koruyucu donanımların teknik şartnameleri incelenmeli; ILO 2025 kodunun 879-a paragrafı gereğince kıyafetlerin ısı radyasyonuna dayanıklı pamuk, yün veya alev almaz kumaşlardan üretildiği, personelin derisine eriyip yapışabilecek naylon ve benzeri sentetik malzemeler içermediği yazılı olarak teyit edilmelidir.
  4. Yeni Orman Yangınlarıyla Mücadele Yönetmeliğinin 24. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca KKD kullanımının yangına müdahale çalışmalarında zorunlu olduğu hususu ekip amirlerine, arazöz personeline ve görevlendirilen tüm personele yazılı talimat ve zimmet tutanağı ile tebliğ edilmelidir.
  5. Yönetmeliğin 18. maddesinde düzenlenen yangın uzmanlık eğitimleri ile iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri birbiriyle çelişmeyecek şekilde entegre edilmeli, yangın sahasındaki iş güvenliği önlemleri eğitim modüllerinde geniş yer bulmalıdır.
  6. Yönetmeliğin 18. maddesinin birinci fıkrasının (b-2) bendi uyarınca büyük riskler barındıran karşı ateş metodunun yalnızca yangın amiri veya görevlendireceği yangın uzmanı tarafından uygulanabileceği yönündeki sınırlandırma operasyonel talimatlara işlenmeli, yetkisiz personelin bu yöntemi uygulaması engellenmelidir.
  7. Yangın sahasındaki lojistik planlamada ILO kodunun 875 ve 887. paragraflarında öngörülen yeterli dinlenme aralıkları, düzenli sıvı alımı ve beslenme organizasyonu güvenceye alınmalı; WHO/WMO 2025 raporunda önerilen aktif soğutma yöntemleri ısı stresi riskine karşı değerlendirilmelidir.
  8. Dumana, karbonmonoksite ve solunabilir kristal silikaya maruz kalan söndürme personeli için USFS 2017 raporundaki maruziyet verileri ve IARC Grup 1 kanserojen sınıflandırması gözetilerek uygun solunum koruyucu donanımlar belirlenmeli ve işyeri hekimi tarafından solunum fonksiyonlarını içeren özel sağlık gözetimi yürütülmelidir.
  9. Yangın müdahalesi sırasında meydana gelebilecek yanık, travma, hortum patlaması veya kalp krizi gibi tüm olaylar için 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca iş kazası bildirim ve iç kaza inceleme prosedürleri hazır tutulmalı, yargı kararlarındaki kusur kriterleri dikkate alınmalıdır.
  10. Mücadeleye katılan sivil gönüllülerin koordinasyonunda, Gönüllüler Yönetmeliğinin 4/1-ç maddesindeki aile sağlığı merkezinden alınmış sağlık raporu, 5/3 maddesindeki eğitim sertifikası ve ORBİS kaydı kontrol edilmeli, kaydı ve eğitimi olmayan siviller alev hattına sokulmamalıdır.
  11. Gönüllülere teslim edilen araç-gereç ve kişisel koruyucu donanımların Gönüllüler Yönetmeliğinin 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki yılda bir yenilenme takvimi ORBİS verileri üzerinden takip edilmeli, yıpranmış koruyucular sahadan çekilmelidir.
  12. Görev esnasında vefat eden veya yaralanan görevli ve gönüllülerin kanuni mirasçıları ile kendilerinin yeni yönetmeliğin 26. maddesinin ikinci fıkrası ve 2330 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabilmesi için gereken resmî sağlık kurulu raporu ve olay tespit tutanağı süreçleri önceden yönergeye bağlanmalıdır.

Bu yazıdaki mevzuat analizleri, yargı kararları ve uluslararası standartlar genel bilgilendirme amacıyla derlenmiştir; orman yangınlarıyla mücadelede görev alan kurumların, işletmelerin ve profesyonellerin kendi özel durumlarını ve çalışma koşullarını ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yetkili mercilerle doğrulayarak hareket etmesi gerekmektedir.

Kaynaklar

  1. Orman Yangınlarıyla Mücadele Çalışmaları Hakkında Yönetmelik. Resmî Gazete, 05.09.2026, Sayı 33361. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260905-25.htm
  2. Orman Yangınlarının Önlenmesi ve Söndürülmesinde Görevlilerin Görecekleri İşler Hakkında Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik (Karar Sayısı: 11751). Resmî Gazete, 05.09.2026, Sayı 33361. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260905-23.pdf
  3. Orman Yangınlarının Önlenmesi ve Söndürülmesinde Görevlilerin Görecekleri İşler Hakkında Yönetmelik (BKK 7/12520). Resmî Gazete, 09.10.1976, Sayı 15729. https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/15729.pdf
  4. 6831 sayılı Orman Kanunu (konsolide metin). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6831&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=3
  5. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu. Resmî Gazete, 30.06.2012, Sayı 28339 (konsolide metin). https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6331.pdf
  6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu. Resmî Gazete, 16.06.2006, Sayı 26200 (konsolide metin). https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5510.pdf
  7. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun. Resmî Gazete, 06.11.1980, Sayı 17152 (konsolide metin). https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2330.pdf
  8. 7442 sayılı Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. Resmî Gazete, 05.04.2023, Sayı 32154. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=7442&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
  9. 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi. Resmî Gazete, 15.07.2018, Sayı 30479. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4&MevzuatTur=19&MevzuatTertip=5
  10. Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği. Resmî Gazete, 01.05.2019, Sayı 30761. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/05/20190501-5.htm
  11. Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik. Resmî Gazete, 02.07.2013, Sayı 28695. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/07/20130702-2.htm
  12. İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği. Resmî Gazete, 26.12.2012, Sayı 28509. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16909&MevzuatTur=9&MevzuatTertip=5
  13. İşyeri Tehlike Sınıfları Listesi (Tebliğ değişikliği, NACE Rev.2.1). Resmî Gazete, 13.03.2025, Sayı 32840. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/03/20250313-4-1.pdf
  14. Orman Yangınlarıyla Mücadelede Görev Yapan Gönüllüler Hakkında Yönetmelik. Resmî Gazete, 11.09.2019, Sayı 30885 (değişik: RG 19.09.2025, Sayı 33022); Orman Genel Müdürlüğü işlenmiş metni. https://www.ogm.gov.tr/tr/e-kutuphane-sitesi/mevzuat-sitesi/Yonetmelikler/Orman%20Yang%C4%B1nlar%C4%B1yla%20M%C3%BCcadelede%20G%C3%B6rev%20Yapan%20G%C3%B6n%C3%BCll%C3%BCler%20Hakk%C4%B1nda%20Y%C3%B6netmelikte%20De%C4%9Fi%C5%9Fiklik%20Yap%C4%B1lmas%C4%B1na%20Dair%20Y%C3%B6netmelik%2019.09.2025%20tarih%20ve%2033022%20R.G.%20De%C4%9Fi%C5%9Fiklikleri%20%C4%B0%C5%9Flenmi%C5%9F%20Son%20Hali.pdf
  15. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Sıkça Sorulan Sorular — İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü. https://www.csgb.gov.tr/sikca-sorulan-sorular/is-sagligi-ve-guvenligi-genel-mudurlugu/
  16. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/19746, K. 2013/11255, 23.05.2013. Yargıtay Karar Arama. https://karararama.yargitay.gov.tr/
  17. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2007/5744, K. 2007/8404, 22.05.2007. Yargıtay Karar Arama. https://karararama.yargitay.gov.tr/
  18. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5914, K. 2025/12897, 02.10.2025. Yargıtay Karar Arama. https://karararama.yargitay.gov.tr/
  19. Orman Genel Müdürlüğü (2026). 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu. Ankara: Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı. https://www.ogm.gov.tr/tr/e-kutuphane-sitesi/FaaliyetRaporu/2025%20-%20Orman%20Genel%20M%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20Faaliyet%20Raporu.pdf
  20. International Labour Office (2025). Safety and health in forestry work: ILO code of practice. Revised edition. Geneva: ILO. ISBN 9789220417096. https://www.ilo.org/sites/default/files/2025-03/2025%20Code%20of%20practice%20forestry%20-%20EN_1.pdf
  21. International Agency for Research on Cancer (2022). IARC Monographs evaluate the carcinogenicity of occupational exposure as a firefighter. Press Release No. 317, 1 July 2022. https://www.iarc.who.int/wp-content/uploads/2022/07/pr317_E.pdf
  22. Domitrovich, J. W., Broyles, G. A., Ottmar, R. D., Reinhardt, T. E., Naeher, L. P., Kleinman, M. T., Navarro, K. M., Mackay, C. E. & Adetona, O. (2017). Final Report: Wildland Fire Smoke Health Effects on Wildland Firefighters and the Public. JFSP Project ID 13-1-02-14. https://research.fs.usda.gov/sites/default/files/2023-03/pnw-13-1-02-14_final_report.pdf
  23. World Health Organization & World Meteorological Organization (2025). Climate change and workplace heat stress: technical report and guidance. ISBN 978-92-4-009981-4. https://www.who.int/publications/i/item/9789240099814
  24. Sayın, S., Güney, C. & Sarı, A. (2014). Orman yangınlarında iş sağlığı ve güvenliği. Turkish Journal of Forestry, 15(2), 168-175. https://dergipark.org.tr/tr/pub/tjf/article/224523
  25. Şafak, İ., Okan, T. & Karademir, D. (2024). Orman Yangını Müdahale İşçilerinin Orman Yangınlarıyla Mücadelede Karşılaşılan Sorunlara Yönelik Görüşleri. Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Ormancılık Dergisi, 20(2), 309-333. https://doi.org/10.58816/duzceod.1492050

Yeni yazılardan haberdar olmak için bültenime abone olun.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı Çık