Tahmini okuma süresi: 27 dakika
Kategori: Teknik Risk Yönetimi Yazar: Alper Gümüşler
İş sağlığı ve güvenliği alanında çalışan hemen her uzmanın, mühendisin veya yöneticinin mesleki belleğinde yer etmiş belirgin bir görsel bulunur. Eğitim sunumlarında, sınav hazırlık kitaplarında ve risk değerlendirmesi prosedürlerinde risk kontrol hiyerarşisi kavramı açıldığında, sayfaya neredeyse bir refleks olarak beş basamaklı bir piramit çizilir: en üstte ortadan kaldırma, altında ikame, ardından mühendislik kontrolleri, idari kontroller ve en altta kişisel koruyucu donanım. Oysa Türk iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının temel metinleri incelendiğinde, kanun koyucunun ve idarenin bu beşli piramidi aynı terminoloji ve aynı basamak yapısıyla kurmadığı görülür. Kanun düzeyinde dokuz ilkelik bir liste, genel yönetmelik düzeyinde üç adımlı bir tedbir silsilesi, özel yönetmeliklerde ise etkene özgü sıralamalar mevcuttur.
Kendi değerlendirmemle ifade etmem gerekirse, risk kontrol hiyerarşisinin doğru sıralaması kaynağa göre değişiyor; Türk mevzuatında genel kural üç basamak ve bir öncelik ilkesiyle sınırlı, ayrıntılı sıralamayı ise etkene özgü yönetmelikler kuruyor; bu yüzden risk değerlendirmesinde piramidi ezberden değil, o riske uygulanan yönetmeliğin kendi sırasından okumak gerekiyor. Beşli şablonu mevzuatın kendi hükümlerinin yerine koymak, bence risk değerlendirmesi formunu dayanağından koparıyor: formdaki her kontrol tedbiri bir yönetmelik maddesine dayanabilecekken, ezber bir çizime dayanır hale geliyor.
İncelediğim ulusal ve uluslararası sekiz metin yan yana getirildiğinde, ilk basamak olan tehlikenin ortadan kaldırılması ile son basamak olan kişisel korunma konusunda tam bir görüş birliği olduğu anlaşılır. Bütün yaklaşımlar tehlikeyi kaynağında yok etmeyi en üstün çözüm, kişisel donanımı ise en son çare kabul eder. Ayrışma, bu iki uç arasında kalan mühendislik önlemleri, iş organizasyonu, ikame ve idari tedbirlerin nasıl tanımlandığında ve hangi öncelik bağıyla birbirine bağlandığında ortaya çıkmaktadır.
İçindekiler
Risk kontrol hiyerarşisi nedir ve beşli piramit nereden geliyor
Risk kontrol hiyerarşisi denince çizilen beşli piramit, ABD’deki Ulusal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü’nün (NIOSH) anlatımıdır. Kurumun güncel dokümantasyonunda hiyerarşi, işyerindeki tehlikeli maruziyetleri en iyi kontrol edecek eylemlerin tercih edilen sırasını gösteren bir yapı olarak tanımlanır. Bu yapı, genel etkinliğe dayalı beş düzeyden oluşur. Tercih sırası yukarıdan aşağıya doğru sırasıyla ortadan kaldırma, ikame, mühendislik kontrolleri, idari kontroller ve kişisel koruyucu donanım şeklinde sıralanır. NIOSH, hiyerarşinin yukarıdan aşağıya izlenmesi gerektiğini de ayrıca not eder.
Hiyerarşinin zirvesinde yer alan ortadan kaldırma düzeyi, tehlikeyi doğrudan kaynağında ortadan kaldırmayı hedefler. İş sürecinin zehirli bir kimyasalın, ağır bir nesnenin veya keskin bir aletin kullanımını tamamen bırakacak şekilde yeniden tasarlanması bu basamağın tipik örneklerindendir. NIOSH’un bu basamağı tercih edilen çözüm saymasının gerekçesi yalın: tehlike ortamdan çıktığında maruziyet de oluşamaz.
İkinci düzey olan ikame, tehlikenin kaynağına daha güvenli bir alternatif getirilmesini ifade eder. Solvent bazlı mürekkepler yerine bitki bazlı baskı mürekkeplerinin kullanılması ikameye somut bir örnektir. NIOSH, ikame seçeneği değerlendirilirken getirilen yeni maddenin veya yöntemin yaratabileceği yeni risklerin orijinal risklerle ayrıntılı biçimde kıyaslanması gerektiğini belirtir. Yeni maddenin ortamdaki diğer kimyasal ve fiziksel etkenlerle nasıl bir etkileşime gireceği hesaba katılmalıdır. Etkili bir ikame uygulaması, işyerine öngörülmeyen yeni tehlikeler taşımamalıdır.
Ortadan kaldırma ve ikame basamakları, faal durumdaki kurulu bir üretim sürecine sonradan uyarlandığında teknik açıdan en zor eylemler haline gelebilir. NIOSH, bu iki basamağın en yüksek verimle iş sürecinin, çalışma alanının veya ekipmanın henüz tasarım ve geliştirme aşamasında devreye sokulabileceğini açıklar. Kuruma göre geliştirme aşamasında ortadan kaldırma ve ikame en basit ve en ucuz seçenek olabilir; yeni ekipman veya prosedür seçimi de benzer bir fırsat sunar. Kurum bu stratejiyi tasarım yoluyla önleme yaklaşımı olarak adlandırır.
Üçüncü düzey olan mühendislik kontrolleri, tehlikelerin çalışanla temasını azaltmayı veya temas ihtimalini tamamen engellemeyi amaçlar. Ekipmanın değiştirilmesi, koruyucu bariyerler yerleştirilmesi veya çalışma ortamına havalandırma sistemleri kurulması bu kapsamdadır. En etkili mühendislik kontrolleri, özgün ekipman tasarımının ayrılmaz bir parçası olan, tehlikeyi çalışana ulaşmadan kaynağında bloke eden, kullanıcının devre dışı bırakamayacağı veya müdahale edemeyeceği nitelikteki sistemlerdir. Bu sistemlerin çalışması asgari düzeyde kullanıcı eylemi gerektirmeli ve iş akışını zorlaştırmamalıdır.
Mühendislik kontrolleri ilk yatırım aşamasında idari kontrollerden veya kişisel koruyucu donanımlardan daha maliyetli görünebilir. Uzun vadeli işletme maliyetleri değerlendirildiğinde, özellikle aynı anda birden çok çalışanın korunduğu ortamlarda mühendislik çözümleri toplam harcamayı düşürme eğilimindedir.
Dördüncü düzeydeki idari kontroller, tehlikeye maruziyetin süresini, sıklığını veya şiddetini azaltan çalışma kuralları ve prosedürleri getirir. İş süreci eğitimleri, çalışanlar arasında iş rotasyonu planlaması, yeterli dinlenme aralarının verilmesi, tehlikeli alanlara veya makinelere yetkisiz personelin erişiminin kısıtlanması ve üretim hattı hızlarının ayarlanması idari kontrollerin temel araçlarıdır.
Piramidin tabanında yer alan kişisel koruyucu donanım düzeyi, tehlikelere maruziyeti en aza indirmek üzere çalışanlar tarafından giyilen veya takılan ekipmanları kapsar. Eldivenler, güvenlik gözlükleri, kulak koruyucuları, baretler ve solunum koruyucuları bu sınıftadır. Kişisel koruyucu donanım kullanımının zorunlu olduğu hallerde işverenin kapsamlı bir program yürütmesi gerekir. Bu program tehlike değerlendirmesini, doğru donanım seçimini, yıpranmış veya hasarlı ekipmanın düzenli muayenesi ile değişimini, çalışanların kullanım eğitimini ve sistemin sürekli etkinliğini izlemeyi içermelidir.
İşverenler, ortamda başka uygulanabilir ve etkili seçenekler varken tehlikeleri yönetmek için yalnızca kişisel koruyucu donanımlara bel bağlamamalıdır. Bu donanımlar ancak çalışanlar tarafından doğru ve tutarlı biçimde kullanıldığında koruma sağlar. Başlangıçta ucuz bir tedbir gibi görünse de, özellikle çok sayıda çalışana her gün kullandırıldığında zamanla maliyetli hale gelebilir.
Kişisel koruyucu donanımlar, diğer basamakların maruziyeti güvenli sınırlara çekemediği koşullarda devreye girmelidir. Kalıcı mühendislik kontrolleri projelendirilip kurulurken geçici bir önlem olarak, diğer kontrollerin maruziyeti yeterince düşüremediği ara durumlarda ve kişisel koruyucu donanımın tek seçenek olduğu durumlarda işveren KKD sağlamak zorundadır.
NIOSH, basamaklar arasındaki etkinlik farkını insan etkileşimiyle açıklar. Ortadan kaldırma, ikame ve mühendislik kontrolleri maruziyeti yoğun bir insan etkileşimine ve sürekli çalışan dikkatine ihtiyaç duymadan kontrol altına alır. İdari kontroller ile kişisel koruyucu donanımlar ise çalışanlardan ve ilk amirlerden kesintisiz bir çaba, uyum ve denetim talep eder. Bu nedenle son iki basamak diğer yöntemlerin hazırlık evrelerinde veya tehlikenin tam olarak izole edilemediği mevcut süreçlerde yararlıdır; kurum bu iki basamağın da maruziyeti azaltmada etkili olabileceğini ayrıca yazar. Seçilen kontrolün tutması için çalışanların ve amirlerin eğitilmesini, kontrollerin düzenli aralıklarla değerlendirilmesini de ister. Bu uyumun nasıl sağlandığı da bir kültür meselesi: Hatalara denetimi sıkılaştırıp yeniden eğitimle yanıt veren kurumların bir platoya takıldığını güvenlik kültürü olgunluk seviyeleri yazısında IAEA modeliyle anlatmıştım.
6331 m.5: dokuz ilke, bir öncelik — ve 89/391’in aynası
Türk iş sağlığı ve güvenliği sisteminin omurgasını oluşturan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, risk kontrol basamaklarını NIOSH tarzı bir basamak sıralamasıyla tarif etmez. Kanunun 5 inci maddesi “Risklerden korunma ilkeleri” başlığını taşır. Madde metni işverenin alacağı tedbirlerde izlemesi gereken genel felsefeyi dokuz bent halinde düzenler:
“(1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:”
“a) Risklerden kaçınmak.”
“b) Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.”
“c) Risklerle kaynağında mücadele etmek.”
“ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.”
“d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak.”
“e) Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.”
“f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.”
“g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.”
“ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.”
Madde metninin lafzı incelendiğinde ilk göze çarpan husus, kanun koyucunun “sırasıyla” veya “öncelik sırasıyla” gibi bağlayıcı bir sıralama zarfı kullanmamış olmasıdır. Yasa koyucu bunun yerine “göz önünde bulundurulur” fiilini tercih etmiştir. Bu tercih, maddedeki bentlerin adım adım tırmanılan bir merdiven olmaktan ziyade, işverenin organizasyonel ve teknik kararlarının bütününe rehberlik eden genel ilkeler manzumesi olduğunu gösterir.
Bentlerin mantıksal sıralanışı da klasik hiyerarşi kurgusundan farklıdır. Beşli piramitte ikinci sırada yer alan ikame adımı, 6331 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde (e) bendinde yani altıncı sırada yer almaktadır. Üstelik ikame, (d) bendinde yer alan “Teknik gelişmelere uyum sağlamak” ilkesinden sonraya bırakılmıştır. Buna karşılık (c) bendindeki “Risklerle kaynağında mücadele etmek” ilkesi, ikamenin düzenlendiği (e) bendinden önce gelmektedir. Maddede hiyerarşik bir astlık-üstlük ilişkisini kesin bir kurala bağlayan tek ifade (g) bendidir. Bu bent açıkça toplu korunma tedbirlerinin kişisel korunma tedbirlerine göre öncelikli olduğunu hükme bağlar.
Maddede “mühendislik kontrolü”, “idari kontrol” ve “kişisel koruyucu donanım” terimleri kelime olarak geçmez. Kanun koyucu teknik ayrıntılara inmek yerine geniş kapsamlı koruma blokları tanımlamıştır. Kendi okumamla ifade edersem, harf sırasını katı bir etkinlik sıralaması olarak kabul etmek hukuki açıdan tutarlı bir yorum sunmaz. İkamenin teknik gelişmelere uyumdan veya kaynağında mücadeleden sonra gelmesi mekanik bir sıralama mantığıyla açıklanamaz. Bu maddeyi her işletme kararında eşzamanlı olarak tartılması gereken bir genel ilkeler tablosu biçiminde ele almak gerekir.
Bu dokuz ilke, Avrupa Birliği’nin 89/391/AET sayılı Çerçeve Direktifi’nin 6(2) maddesindeki genel önleme ilkeleriyle madde madde örtüşüyor. İngiltere’de yürürlüğe konulan 1999 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetimi Düzenlemeleri (The Management of Health and Safety at Work Regulations 1999), 1 numaralı ekinde genel önleme ilkelerini sayarken doğrudan 89/391/AET sayılı Konsey Direktifi’nin 6(2) maddesine atıfta bulunur. Bu ekteki ilkeler ile 6331 sayılı Kanunun 5 inci maddesindeki bentler birebir örtüşen bir paralellik gösterir.
İngiltere düzenlemesinde direktife atıfla sıralanan ilkeler şu şekildedir: risklerden kaçınmak, kaçınılamayan riskleri değerlendirmek, risklerle kaynağında mücadele etmek, işi bireye uyarlamak (işyeri tasarımı, ekipman ve yöntem seçimi, tekdüze iş temposunun etkilerinin azaltılması), teknik gelişmelere uyum sağlamak, tehlikeliyi daha az tehlikeli olanla değiştirmek, teknoloji ve çalışma şartlarını kapsayan genel bir önleme politikası kurmak, toplu korunmaya bireysel önlemlere göre öncelik vermek ve çalışanlara talimatlar sağlamak.
Aşağıdaki eşleşme tablosu 6331 sayılı Kanun ile 89/391/AET sayılı Direktif arasındaki bu yapısal paralelliği açıkça ortaya koymaktadır.
| 6331 m.5 | İlke (6331’in ifadesiyle kısaltılmış) | 89/391 m.6(2) |
|---|---|---|
| a | Risklerden kaçınmak | a |
| b | Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek | b (değerlendirmek) |
| c | Risklerle kaynağında mücadele etmek | c |
| ç | İşin kişilere uygun hale getirilmesi | d |
| d | Teknik gelişmelere uyum sağlamak | e |
| e | Tehlikeli olanı daha az tehlikeli olanla değiştirmek | f |
| f | Tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek | g |
| g | Toplu korunmaya kişisel korunmaya göre öncelik vermek | h |
| ğ | Çalışanlara uygun talimatlar vermek | i |
İki metin arasındaki tek belirgin terminolojik fark (b) bendinde karşımıza çıkar. Direktif metninde “evaluating” yani değerlendirmek fiili yer alırken, Türk mevzuatı bunu “analiz etmek” şeklinde karşılamıştır. Diğer sekiz bent harf sırası ve muhteva olarak aynı kurguyu sürdürür. Kendi okumamda 5 inci maddeyi risk değerlendirmesi formuna bir akış şeması gibi aktaramamamızın sebebi de bu: madde işlem adımı saymıyor, işverenin bütün kararlarına yön veren ilkeleri koyuyor.
6331 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (ç) bendi ile 89/391/AET sayılı Direktif’in (d) bendi karşılaştırıldığında metinler arasında dikkat çeken ince bir ton farkı belirir. Direktif metni işi bireye uyarlama ilkesi altında tekdüze işin ve önceden belirlenmiş iş hızında çalışmanın hafifletilmesinden ve sağlık üzerindeki etkisinin azaltılmasından söz eder. 6331 sayılı Kanun ise aynı ilkeyi bir önleme diliyle kurar: tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemeyi, önlenemiyorsa en aza indirmeyi ilkeler arasına koyar. Kendi okumamda bu, direktifin “hafifletme” dilinden bir adım daha ileri gidiyor.
NIOSH’un anlatımında aynı araçların bir kısmı var: hat hızlarının ayarlanmasını ve yeterli dinlenme aralarını idari kontroller arasında, yani piramidin dördüncü basamağında sayıyor. 6331 m.5’te ise iş temposu, işyeri tasarımı ve ekipman seçimiyle aynı bentte, işi kişiye uyarlama ilkesinin içinde duruyor. Bu farkı önemli buluyorum. NIOSH’ta tempoyu ayarlamak alt basamaklardan biri, 6331’de ise işyerini ve iş ekipmanını seçerken baştan gözetilecek bir ilke. Ergonomik ve organizasyonel riskleri piramidin altına itmek yerine tasarım aşamasına taşıyan okuma bence bu bende daha yakın.

Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği m.10: mevzuattaki üç adım
Risk kontrol adımlarının operasyonel düzeyde nasıl icra edileceği, 6331 sayılı Kanunun genel çerçevesi altında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği ile kurala bağlanmıştır. Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yer alan kavramsal tanımlar, sürecin mantığını anlamak bakımından önem taşır:
“Önleme: İşyerinde yürütülen işlerin bütün safhalarında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak için planlanan ve alınan tedbirlerin tümünü,”
“Risk: Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalini,”
“Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelini,”
Yönetmelik bu üç kavramı yukarıdaki biçimde tanımlar. Bu ayrımın sahadaki ağırlığı, hastanelerin tehlike sınıfı tartışmasında açıkça görüldü; ayrıntısını tehlike sınıfı değişikliği yazısında anlattım.
Yönetmeliğin 10 uncu maddesi “Risk kontrol adımları” başlığı altında risklerin kontrol altına alınmasında izlenecek yönetim döngüsünü ve kontrol hiyerarşisini somutlaştırır:
“(1) Risklerin kontrolünde şu adımlar uygulanır.”
“a) Planlama: Analiz edilerek etkilerinin büyüklüğüne ve önemine göre sıralı hale getirilen risklerin kontrolü amacıyla bir planlama yapılır.”
“b) Risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması: Riskin tamamen bertaraf edilmesi, bu mümkün değil ise riskin kabul edilebilir seviyeye indirilmesi için aşağıdaki adımlar uygulanır.”
“1) Tehlike veya tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması.”
“2) Tehlikelinin, tehlikeli olmayanla veya daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi.”
“3) Riskler ile kaynağında mücadele edilmesi.”
“c) Risk kontrol tedbirlerinin uygulanması: Kararlaştırılan tedbirlerin iş ve işlem basamakları, işlemi yapacak kişi ya da işyeri bölümü, sorumlu kişi ya da işyeri bölümü, başlama ve bitiş tarihi ile benzeri bilgileri içeren planlar hazırlanır. Bu planlar işverence uygulamaya konulur.”
“ç) Uygulamaların izlenmesi: Hazırlanan planların uygulama adımları düzenli olarak izlenir, denetlenir ve aksayan yönler tespit edilerek gerekli düzeltici ve önleyici işlemler tamamlanır.”
“(2) Risk kontrol adımları uygulanırken toplu korunma önlemlerine, kişisel korunma önlemlerine göre öncelik verilmesi ve uygulanacak önlemlerin yeni risklere neden olmaması sağlanır.”
“(3) Belirlenen risk için kontrol tedbirlerinin hayata geçirilmesinden sonra yeniden risk seviyesi tespiti yapılır. Yeni seviye, kabul edilebilir risk seviyesinin üzerinde ise bu maddedeki adımlar tekrarlanır.”
Madde metni incelendiğinde, risk kontrolünün dört ana aşamadan oluşan bir yönetim döngüsü olarak kurgulandığı görülür: planlama, risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması, uygulanması ve izlenmesi. Klasik anlamdaki kontrol basamakları bu döngünün (b) bendi içerisinde düzenlenmiştir. Bent önce hedefi koyar: riskin tamamen bertaraf edilmesi, bu mümkün değilse kabul edilebilir seviyeye indirilmesi. Ardından “aşağıdaki adımlar uygulanır” diyerek üç numaralı adım sayar.
Bu üç basamak numaralandırılmıştır: birinci adım tehlike veya tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması, ikinci adım tehlikelinin tehlikeli olmayanla veya daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi yani ikame, üçüncü adım ise riskler ile kaynağında mücadele edilmesidir. Buradaki “bu mümkün değil ise” ifadesi adımları değil, iki hedefi birbirine bağlıyor; üç adım arasındaki sıra metinde yalnızca numaralandırmayla görünüyor. Yine de benim okumam, numaranın tesadüf olmadığı yönünde: ortadan kaldırma denenmeden ikameye, ikame denenmeden kaynağında mücadeleye geçmek, hem numaraya hem de “tamamen bertaraf” hedefinin önce gelmesine ters düşer.
Önemli bir tespit olarak, bu üç numaralı alt adımda “mühendislik kontrolleri”, “idari kontroller” veya “kişisel koruyucu donanım” kavramları geçmez. İdari ve mühendislik kavramları bu genel maddede bağımsız birer kategori olarak tanımlanmamıştır. Kişisel koruyucu donanım kavramı ise ancak maddenin 2 nci fıkrasında yer alan toplu korunmanın kişisel korunmaya önceliği ilkesi üzerinden dolaylı bir konuma yerleşir.
Maddenin 2 nci fıkrasında yer alan bir diğer kritik hüküm, “uygulanacak önlemlerin yeni risklere neden olmaması” zorunluluğudur. Bu kural NIOSH çerçevesinde ikame basamağında yapılan uyarı ile aynı amaca hizmet eder. Seçilen kontrol yöntemi işletmede başka tehlikeleri tetiklememelidir. 3 üncü fıkra ise önlemler hayata geçirildikten sonra risk seviyesinin yeniden tespit edilmesini emreder. Kalan risk kabul edilebilir eşiğin üzerindeyse kontrol adımları baştan itibaren yinelenmelidir.
Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinde kontrol hiyerarşisini barındıran (b) bendi, metin içinde kendi başına çalışan yalıtılmış bir kural değildir. Madde, risklerin kontrol altına alınmasını birbirini bütünleyen dört adımlı bir yönetim döngüsü içine yerleştirir. Döngünün ilk basamağını oluşturan (a) bendindeki planlama adımında, analiz edilen risklerin etkilerinin büyüklüğüne ve önemine göre sıralı hale getirilerek kontrolünün planlanması istenir. Tedbirlerin belirleneceği hiyerarşik adımlar, ancak bu önceliklendirme tamamlandıktan sonra anlam kazanır.
Yukarıda alıntıladığım (c) ve (ç) bentleri ise tedbiri bir kişiye, bir bölüme ve bir takvime bağlayan planı ve bu planın düzenli izlenip aksayan yönlerinin düzeltilmesini istiyor. Aksayan bir kontrolü henüz kimse yaralanmadan gösterebilecek olaylardan biri ramak kala olaydır; yönetmeliğin bu olaya bağladığı risk değerlendirmesini yenileme yükümlülüğünü ramak kala olay yazısında anlattım.
Bence risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırıldığı (b) bendi bu dört adımlı döngüden koparıldığında kontrol mekanizması kâğıt üzerinde kalıyor. Hiyerarşiye uygun biçimde seçilmiş olsa bile; iş ve işlem basamakları tarif edilmeyen, sorumlu kişisi atanmayan, başlama ve bitiş tarihi belirlenmeyen bir tedbirin sahaya inmesini beklemek için bir sebep göremiyorum. İzlenmeyen ve aksayan yönleri düzeltilmeyen bir önlemin de ilk kurulduğu günkü etkisini koruyacağını varsaymak, (ç) bendinin neden yazıldığını açıklayamaz.
Benim değerlendirmem doğrultusunda, Türk mevzuatının genel risk değerlendirmesi çerçevesinde tanımladığı mekanizma özünde “üç basamak ve bir öncelik ilkesi” formülünden ibarettir. Eğitimlerde çizilen beş basamaklı piramidi ben, bu üç adımın ve toplu korunma ilkesinin ayrıntılandırılmış bir biçimi olarak okuyorum. Risk değerlendirmesi formlarında mühendislik ve idari kontrol başlıkları açılırken, mevzuatın bu üçlü omurgasının atlanmaması yasal gerekliliktir.
Son basamağın hukuki tanımı: KKD Kullanımı Yönetmeliği m.5
Genel risk değerlendirmesi mantığında en son başvurulacak tedbir olarak konumlandırılan kişisel korunma, kendi yönetmeliğinde açık bir koşula bağlanmıştır. Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik’in 5 inci maddesi “Genel kural” başlığı altında bu önlemlerin hukuki sınırlarını çizer:
“(1) Kişisel koruyucu donanım, risklerin, toplu korunmayı sağlayacak teknik önlemlerle veya iş organizasyonu ve çalışma yöntemleriyle önlenemediği, tam olarak sınırlandırılamadığı durumlarda kullanılır. Kişisel koruyucu donanım, iş kazası ya da meslek hastalığının önlenmesi, çalışanların sağlık ve güvenlik risklerinden korunması, sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesi amacıyla kullanılır. İşveren, toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik verir.”
Madde metni, kişisel koruyucu donanımın meşru bir tedbir olarak kabul edilebilmesi için aşılması gereken iki temel önlem grubunu açıkça isimlendirir: “toplu korunmayı sağlayacak teknik önlemler” ve “iş organizasyonu ve çalışma yöntemleri”. Hükmün lafzına göre KKD, bu iki önlem ailesi riski önleyemediğinde ya da tam olarak sınırlayamadığında devreye girer; sıra kişisel korunmadan başlamaz.
Burada benim dikkatimi çeken bir yapı var. NIOSH’un beşli piramidinde üçüncü basamağı oluşturan mühendislik kontrolleri ve dördüncü basamağı oluşturan idari kontroller, Türk mevzuatında bağımsız bir hiyerarşi basamağı olarak değil; kişisel koruyucu donanıma başvurulmadan önce tüketilmesi zorunlu olan ön koşullar olarak formüle edilmiştir. Bana göre “teknik önlemler” ifadesi mühendislik kontrollerinin, “iş organizasyonu ve çalışma yöntemleri” ifadesi ise idari kontrollerin mevzuattaki en yakın karşılığı.
Bu sıralama mantığı tekstil ve tozlu üretim ortamlarında somut bir ağırlık kazanır. Pamuk tozu maruziyetine bağlı gelişen mesleki solunum yolu rahatsızlığı olan bisinozis incelemelerinde görüldüğü üzere, ortam havasındaki toz konsantrasyonunu düşürmek için mühendislik kontrollerinin ve çalışma yöntemlerinin düzenlenmesi birincil yükümlülüktür. Solunum koruyucu maskeler ancak bu teknik önlemlerden sonra devreye girebilir. Kişisel koruyucu donanım kontrol hiyerarşisinin en son basamağıdır ve önceki basamaklar tükenmeden tek başına bir çözüm olarak sunulamaz.
Bir riskin karşısına yalnızca kişisel koruyucu donanım yazılmış bir form, bence 5 inci maddenin kurduğu koşulu cevapsız bırakıyor. Bu yüzden formlara KKD yazılmadan önce, ortamdaki teknik önlemlerin neden tam koruma sağlamadığı ve hangi iş organizasyonu tedbirlerinin denendiği gerekçelendirilmelidir.
Kimyasal Maddeler Yönetmeliği: “öncelik sırasıyla” yazan hüküm
Genel mevzuat ilkeler düzeyinde kalırken, tehlikeli kimyasallarla ilgili düzenleme kontrol basamaklarını açık bir sıraya koyar. Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’in 7 nci maddesi, işyerinde risklerin azaltılmasında izlenecek adımları ayrıntılandırır:
“(1) Tehlikeli kimyasal maddelerle çalışmalarda çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden riskler aşağıdaki önlemlerle ortadan kaldırılır veya en az düzeye indirilir:”
Maddenin genel tedbirleri sıralayan ilk bentleri temel çalışma ilkelerini ortaya koyar:
“a) İşyerinde uygun düzenleme ve iş organizasyonu yapılır.”
“b) Tehlikeli kimyasal maddelerle çalışmalar, en az sayıda çalışan ile yapılır.”
“c) Çalışanların maruz kalacakları madde miktarlarının ve maruziyet sürelerinin mümkün olan en az düzeyde olması sağlanır.”
“ç) İşyerinde kullanılması gereken kimyasal madde miktarı en az düzeyde tutulur.”
Maddenin (g) bendi ise hiyerarşiyi kesin bir zincire bağlar:
“g) İkame yöntemi uygulanarak, tehlikeli kimyasal madde yerine çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden tehlikesiz veya daha az tehlikeli olan kimyasal madde kullanılır. Yapılan işin özelliği nedeniyle ikame yöntemi kullanılamıyorsa, risk değerlendirmesi sonucuna göre ve öncelik sırasıyla aşağıdaki tedbirler alınarak risk azaltılır:”
“1) Çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden risk oluşturabilecek bakım onarım işleri de dahil tehlikeli kimyasal maddelerle çalışmalarda ve teknolojik gelişmeler de dikkate alınarak uygun proses ve mühendislik kontrol sistemleri seçilir ve uygun makine, malzeme ve ekipman kullanılır.”
“2) Riski kaynağında önlemek üzere; uygun iş organizasyonu ve yeterli havalandırma sistemi kurulması gibi toplu koruma önlemleri uygulanır.”
“3) Tehlikeli kimyasal maddelerin olumsuz etkilerinden çalışanların toplu olarak korunması için alınan önlemlerin yeterli olmadığı hallerde bu önlemlerle birlikte kişisel korunma yöntemleri uygulanır.”
Sürecin sürekliliği ise (ğ) bendinde vurgulanır:
“ğ) Alınan önlemlerin etkinliğini ve sürekliliğini sağlamak üzere yeterli kontrol, denetim ve gözetim sağlanır.”
Maddenin (h) bendi işverenin kimyasal maddelerin düzenli ölçüm ve analizini yaptırmasını, ortam koşulları değiştiğinde ölçümlerin tekrarlanmasını ve sonuçların mesleki maruziyet sınır değerleri dikkate alınarak değerlendirilmesini düzenler. 20 Ekim 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle 6 ncı maddenin 2 nci fıkrasına eklenen (ğ) bendi ise bakım, onarım, kurulum, işletmeye alma ve devre dışı bırakma işlerinde kimyasal maruziyetin yaratabileceği durumların risk değerlendirmesinde dikkate alınmasını kurala bağlamıştır. Bu ölçümlerden hangisinin sınır değerle kıyaslanabileceğini ise İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Hakkında Yönetmelik m.16/8 belirler; sabit nokta ortam ölçümü kişisel maruziyet seviyesini göstermez. Bu ayrımı kimyasal risk değerlendirmesi yazısında ayrıntılı anlattım.
İncelediğim metinler arasında “öncelik sırasıyla” ifadesini açıkça kullanan ve tedbirleri numaralandırarak sıraya dizen Türkçe hüküm bu bent. Sıralama ikameyi ön koşul olarak konumlandırır. İkame teknik olarak yapılamıyorsa, birinci sırada proses ve mühendislik kontrol sistemleri ile uygun makine ve ekipman seçimi gelir. İkinci sırada iş organizasyonu ve yeterli havalandırma gibi toplu koruma önlemleri yer alır. Üçüncü sırada ise kişisel korunma yöntemleri bulunur.
Burada NIOSH piramidinden ayrışan önemli bir kavramsal sınır mevcuttur. Kimyasal yönetmeliğinde “uygun iş organizasyonu”, havalandırma sistemiyle birlikte ikinci basamakta bir “toplu koruma önlemi” olarak tanımlanmıştır. NIOSH modelinde havalandırma bir mühendislik kontrolü, iş organizasyonu ise ayrı bir basamak olan idari kontroldür. Türk mevzuatı kimyasallar özelinde iş organizasyonunu bağımsız bir idari basamak yapmak yerine, havalandırma ile birlikte toplu koruma şemsiyesi altına almıştır.
Üçüncü basamaktaki kişisel korunma yöntemleri toplu önlemlerin alternatifi değildir. Bent metni açıkça bu önlemlerin toplu önlemlerin yetersiz kaldığı hallerde “bu önlemlerle birlikte” uygulanacağını hükme bağlar. Maske veya eldiven, havalandırmanın sınırına gelindiği noktada, havalandırmayla birlikte sisteme eklenir.
Endüstriyel tesislerde kimyasal yönetimi kurgulanırken mevzuatın bu sıralaması belirleyicidir. Güvenli Kimyasal Yönetim Sistemi oluşturulurken, işletmelerin sadece kimyasal envanteri ve tehlike listesi çıkarmaktan sıyrılarak risk yönetimine geçmesi gerekir. Bu geçişte kontrol hiyerarşisinin kimyasal yönetimindeki karşılığı, her bir madde için ikame ve mühendislik önceliklerinin sorgulanmasıyla başlar.
Benzer şekilde Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması çerçevesinde hazırlanan genişletilmiş güvenlik bilgi formlarında yer alan maruz kalma senaryosu şartları sahada karşılanamadığında, kullanımı terk etmek veya maddeyi ikame etmek başvurulabilecek yollardan biridir; risk kontrol hiyerarşisinin tepesinde tehlikenin kaynağında yok edilmesi durur.

Kanserojen ve mutajen maddeler: ikame, kapalı sistem, en az maruziyet
Kanserojen veya mutajen maddelerle yürütülen çalışmalarda mevzuat genel ilkeleri daha katı bir teknik nedensellik zincirine bağlamıştır. Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’in 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi ikamenin sınırlarını çizer:
“Çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla teknik olarak mümkün olduğu hâllerde, tehlikesiz veya daha az tehlikeli madde, müstahzar veya işlem kullanarak işyerindeki kanserojen veya mutajen maddelerin kullanımını azaltır.”
Yönetmeliğin 7 nci maddesi “Maruziyetin önlenmesi ve azaltılması” başlığı altında basamaklar arasındaki geçişi teknik imkân şartına bağlar:
“a) İşyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesi sonucunda çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden risk bulunduğunun ortaya çıkması hâlinde çalışanların tehlikeli maddelere maruziyeti önlenir.”
“b) Kanserojen veya mutajen maddelerin tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanlarıyla değiştirilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı hâllerde, bu maddelerin üretiminde ve kullanılmasında teknik imkânlara göre kapalı sistemler kullanılır.”
“c) Kapalı sistemle çalışmanın teknik olarak mümkün olmadığı hâllerde, çalışanların maruziyeti mümkün olan en az düzeye indirilir.”
Yönetmeliğin 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendi işverene maruziyeti azaltmak için somut yükümlülükler yükler. Madde miktarı sınırlandırılır ve gerekenden fazla madde bulundurulması engellenir. Maruz kalan çalışan sayısı mümkün olan en az sayıda tutulur. Maddelerin ortama yayılmasını önlemek amacıyla işlem tasarımı uygun yapılır ve gerekli mühendislik kontrol önlemleri alınır. Maddelerin kaynağından lokal veya genel havalandırmayla çevreye zarar vermeyecek şekilde dışarı atılması sağlanır. Kaza veya beklenmeyen yayılmaların tespiti için ölçüm sistemleri kurulur ve uygun çalışma yöntemleri uygulanır. Ortamdaki maruziyet düzeyi yönetmelik ekinde yer alan sınır değerleri aşamaz.
Bu tedbirlerin sınırına ulaşıldığında kişisel koruyucular devreye girer. 7 nci maddenin 1 inci fıkrasının (d) bendinin 7 numaralı alt bendi bu durumu düzenler:
“Alınan diğer önlemlerle toplu korumanın sağlanamadığı veya maruziyetin önlenemediği durumlarda uygun kişisel korunma yöntemleri ve kişisel koruyucu donanımların kullanılmasını sağlar.”
Bu metindeki sıralama mantığı teknik imkanların tüketilmesi esasına dayanır. Hedef (a) bendinde konmuş: risk varsa maruziyet önlenir. Zincir ise koşul cümleleriyle işler: 6 ncı maddeye göre teknik olarak mümkünse ikame; ikame teknik olarak mümkün değilse kapalı sistem; kapalı sistem teknik olarak mümkün değilse maruziyetin en aza indirilmesi; diğer önlemlerle toplu koruma sağlanamıyorsa kişisel korunma.
Bu yapıdaki “kapalı sistem” adımı, NIOSH’un beş basamaklı piramidinde kendi adıyla yer almıyor; NIOSH sayfası kapalı sistemden hiç söz etmiyor. Kanserojen yönetmeliği ise onu ikame ile maruziyeti en aza indirme arasına, kendi adıyla ayrı bir basamak olarak yerleştirmiş.
Bu yüzden kanserojen bir etkenin karşısına doğrudan maske yazılmış bir formu ben eksik sayarım. Form üzerinde ikamenin teknik olarak neden uygulanamadığı, kapalı sistemin hangi mühendislik gerekçesiyle kurulamadığı adım adım açıklanmalıdır.
Gürültü Yönetmeliği: fiziksel etkende sıralama
Fiziksel etkenler söz konusu olduğunda kontrol hiyerarşisi kimyasal maddelerden farklı bir hukuki kurguyla karşımıza çıkar. Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik’in 8 inci maddesi maruziyetin önlenmesi ve azaltılmasını düzenler:
“(1) İşveren, risklerin kaynağında kontrol edilebilirliğini ve teknik gelişmeleri dikkate alarak, gürültüye maruziyetten kaynaklanan risklerin kaynağında yok edilmesini veya en aza indirilmesini sağlar ve 8, 9, 10 ve 11 inci maddelere göre hangi tedbirlerin alınacağını belirler.”
Maddenin 2 nci fıkrası doğrudan 6331 sayılı Kanuna atıf yapar:
“(2) İşveren, maruziyetin önlenmesi veya azaltılmasında, Kanunun 5 inci maddesinde yer alan risklerden korunma ilkelerine uyar ve özellikle;”
Fıkranın alt bentleri alınacak tedbirleri sıralar. Bu bentlerde gürültüye maruziyetin daha az olduğu başka çalışma yöntemlerinin seçilmesi, en düşük düzeyde gürültü yayan iş ekipmanının tercih edilmesi, işyerinin ve çalışma alanlarının uygun tasarlanması, ekipmanın güvenli kullanımı için eğitim verilmesi yer alır. Teknik yollarla gürültünün azaltılması kapsamında hava yoluyla yayılan gürültünün perdeleme, kapatma ve gürültü emici örtülerle önlenmesi; yapı elemanlarıyla iletilen sesin yalıtım ve sönümleme ile engellenmesi sayılır. Düzenli bakım programları ile iş organizasyonuna yönelik maruziyet süresi sınırlamaları ve dinlenme araları düzenlemesi de aynı fıkrada toplanmıştır. Fıkra bu önlemleri “hususlarını göz önünde bulundurur” ifadesiyle bağlar.
Yönetmeliğin 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrası, en yüksek maruziyet eylem değerleri aşıldığında işverenin teknik veya iş organizasyonuna yönelik önlemleri içeren bir eylem planı oluşturmasını, gürültüye maruz kalınan çalışma yerlerini işaretlemesini ve teknik olarak mümkünse bu alanlara girişleri kontrollü yapmasını ister. Eylem ve sınır değerlerinin kendisini, kulak koruyucunun hangisinde hesaba katıldığıyla birlikte risk etmenleri yazısında tabloya döktüm.
Kişisel korunma ise 9 uncu maddede tamamen bağımsız bir başlık altında ele alınır: Madde, “(1) Gürültüye maruziyetten kaynaklanabilecek riskler, 8 inci maddede belirtilen tedbirler ile önlenemiyor ise işveren;” diye başlar. Fıkra uyarınca en düşük maruziyet eylem değerleri aşıldığında kulak koruyucuları hazır bulundurulur, en yüksek eylem değerlerine ulaşıldığında veya aşıldığında ise çalışanlar tarafından kullanılması zorunlu tutulur ve denetlenir.
Gürültü Yönetmeliği’nin 8 inci maddesinin 2 nci fıkrası kendi içinde numaralı bir öncelik sırası kurmamıştır. Kanunun 5 inci maddesine atıfta bulunarak önlemlerin göz önünde bulundurulmasını ister. Dikkate değer husus, NIOSH modelinde idari kontrol sayılan çalışan eğitimi, dinlenme araları ve maruziyet süresi sınırlamalarının, mühendislik kontrolüne yakın duran perdeleme, yalıtım ve ekipman seçimi önlemleriyle aynı fıkrada sayılmış olmasıdır.
Kişisel koruyucu olan kulak tıkacı veya kulaklık, 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasının açık şartı gereğince ancak “8 inci maddede belirtilen tedbirler ile önlenemiyor ise” devreye girebilir. Gürültülü bir alan için mühendislik ve iş organizasyonu tedbirleri tartışılmadan yalnızca kulak koruyucu yazmak, bence bu hükmün kurduğu koşulu atlamak demek.
ILO-OSH 2001: ikamenin ayrı basamak olmadığı dört adım
Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından yayımlanan ILO-OSH 2001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri Rehberi, kontrol hiyerarşisini farklı bir şablonla kurar. Rehberin 3.10.1.1 maddesi çalışanların sağlık ve güvenliğine yönelik risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecini tarif ettikten sonra önleyici ve koruyucu tedbirlerin belirli bir öncelik sırasıyla uygulanmasını öngörür.
Rehbere göre bu öncelik sırası şu dört basamaktan oluşur:
- İlk olarak tehlikeyi veya riski ortadan kaldırmak.
- İkinci olarak tehlikeyi veya riski kaynağında, mühendislik kontrolleri veya organizasyonel önlemler kullanarak kontrol etmek.
- Üçüncü olarak idari kontrol önlemlerini de içeren güvenli çalışma sistemleri tasarlayarak tehlikeyi veya riski en aza indirmek.
- Dördüncü olarak kalan tehlikeler veya riskler toplu önlemlerle kontrol edilemiyorsa, işverenin uygun kişisel koruyucu donanımı ücretsiz sağlaması ve bunun kullanımını güvenceye alması.
Rehberin 3.10.1.2 maddesi ise bu prosedürlerin kuruluşun tehlikelerine göre düzenli gözden geçirilmesini, ulusal mevzuata uymasını, iyi uygulamaları yansıtmasını ve iş müfettişlikleri ile İSG hizmetlerinden gelen güncel bilgi birikimini dikkate almasını belirtir.
Bu metnin analizi, yaygın kabullerden sapan iki temel gerçeği ortaya koyar. Birincisi, ILO-OSH rehberinde bağımsız bir ikame basamağı bulunmamaktadır. İkincisi, mühendislik kontrolleri ile organizasyonel önlemler ikinci basamakta bir arada ele alınmıştır. İdari kontroller ise üçüncü basamakta “güvenli çalışma sistemi tasarımı” başlığının içine yerleştirilmiştir. Kişisel koruyucu donanım dördüncü basamakta yalnızca diğer yöntemlerden arta kalan riskler için öngörülmüştür.
ILO-OSH 2001 rehberinin dördüncü basamağında kişisel koruyucu donanımlara ilişkin iki kritik operasyonel ayrıntı yer alır. Rehbere göre (d) bendinde işveren uygun kişisel koruyucu donanımı, giysi dahil, ücretsiz sağlar ve kullanımını ve bakımını güvence altına alacak önlemleri uygular. ILO’nun son basamağı böylece iki yükümlülükten oluşuyor; donanımı vermek ve verilen donanımın kullanılıp bakımının yapıldığından emin olmak. NIOSH’un KKD programında saydığı muayene, değişim ve etkinlik izleme de bu ikinci yükümlülüğün ayrıntısı gibi okunabilir.
Rehberin 3.10.1.2 maddesi ise tehlike önleme ve kontrol prosedürlerinin durağan bir metin olarak kalmasını engeller. Bu hüküm uyarınca prosedürlerin düzenli olarak gözden geçirilmesi, iş müfettişlikleri ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden gelen güncel bilgi birikimi ve raporların sisteme yansıtılması öngörülür. Bu dinamik yaklaşım, Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan planların düzenli izlenmesi, denetlenmesi ve aksayan yönlerin giderilmesi kuralıyla aynı yöne bakmaktadır. Her iki düzenleme de tedbirlerin dış denetim ve kurum içi izleme geri bildirimleriyle sürekli güncellenmesi anlayışını paylaşır.
ILO-OSH 2001 bir iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi rehberidir; ISO 45001 metnine erişemediğim için bu yazıda standardın sıralamasını karşılaştırmaya almıyorum.

Altı kaynak yan yana: nerede birleşiyor, nerede ayrışıyor
Aşağıdaki tablo altı kaynağı yan yana koyuyor; kanserojen ve gürültü yönetmeliklerini tabloya almadım, çünkü onların sıralaması tek bir hücreye sığmayacak kadar etkene özgü ve kendi bölümlerinde anlattım.
| Kaynak | Basamak/ilke sayısı | Ayrı ikame basamağı | Mühendislik ve idari ayrımı | KKD’nin yeri | “Sıra” ifadesi |
|---|---|---|---|---|---|
| NIOSH (2024 sayfası) | 5 düzey | Var (2.) | Ayrı basamaklar (3. ve 4.) | 5. düzey | Genel etkinliğe dayalı tercih sırası |
| 6331 m.5 | 9 ilke | İlke olarak var (e) | Yok | Toplu korunmaya öncelik (g) | Sıra ifadesi yok; “göz önünde bulundurulur” |
| RD Yönetmeliği m.10 | 3 adım + öncelik fıkrası | Var (2. adım) | Yok | Toplu korunmaya öncelik (m.10/2) | Numaralı adımlar; sıra ifadesi yok |
| KKD Kullanımı Yön. m.5 | — | — | “Teknik önlemler” ve “iş organizasyonu ve çalışma yöntemleri” KKD’den önce | Diğerleri önleyemezse | “öncelik verir” |
| Kimyasal Yön. m.7/1-g | İkame + 3 tedbir | Var (önkoşul) | Mühendislik ayrı; iş organizasyonu havalandırmayla aynı basamakta | 3. tedbir, toplu önlemlerle birlikte | “öncelik sırasıyla” |
| ILO-OSH 2001 3.10.1.1 | 4 basamak | Yok | Mühendislik ve organizasyonel önlem aynı basamakta (b); idari kontrol (c) | Kalan riskler için (d) | “öncelik sırası” |
Tablodaki veriler dikkatle çözümlendiğinde, kaynakların birleştiği ve ayrıştığı noktalar netleşir. Birleşilen ilk alan hiyerarşinin zirvesidir. İncelenen tüm metinler tehlikenin tamamen ortadan kaldırılmasını en öncelikli, en etkin ve ilk başvurulması gereken adım olarak kabul eder. İster NIOSH’un elimination kavramı olsun, ister 6331 m.5’in risklerden kaçınma ilkesi, isterse Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin tehlike kaynaklarını ortadan kaldırma adımı olsun, felsefe aynıdır.
İkinci ortak payda hiyerarşinin tabanıdır. Tüm kaynaklar kişisel koruyucu donanımları veya bireysel korunma yöntemlerini hiyerarşinin en sonuna yerleştirir. Kişisel donanım, ortamda bulunan diğer teknik ve organizasyonel tedbirlerin tüketildiği veya yetersiz kaldığı hallerde devreye girebilen artık bir tedbirdir.
Ayrışma noktaları ise orta basamaklarda yoğunlaşır. İlk ayrışma basamak sayısında ortaya çıkar. NIOSH beş düzeyli bir merdiven kurarken, ILO dört basamaklı bir model benimser. Türk mevzuatının genel risk değerlendirmesi çerçevesi üç numaralı adım ve bir öncelik fıkrasıyla yetinirken, 6331 sayılı Kanun dokuz bentlik bir ilke havuzu sunar.
İkame kavramının konumu ikinci büyük ayrışma alanıdır. NIOSH modelinde ikame bağımsız bir ikinci basamaktır. Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği m.10’da ikinci adımdır. Kimyasal Maddeler Yönetmeliği’nde ve Kanserojen Yönetmeliği’nde diğer tedbirlerin devreye girmesinden önce tüketilmesi gereken zorunlu bir önkoşuldur. Buna karşılık ILO-OSH 2001 rehberinde ikameye bağımsız bir basamak olarak yer verilmemiştir. 6331 sayılı Kanun m.5’te ise ikame harf sırasıyla altıncı sırada yer alan genel bir ilkedir.
Mühendislik ve idari kontroller arasındaki sınır çizgisi de kaynaklarda farklı çizilmiştir. NIOSH bu iki grubu birbirinden kesin olarak ayırır. Ayrımın temeli insan faktörüdür; mühendislik kontrolleri insan etkileşimine dayanmadan koruma sağlarken, idari kontroller çalışanların ve amirlerin kurallara uymasını gerektirir. Türk mevzuatı ise bu ayrımı aynı kesinlikle yapmaz. Kimyasal Maddeler Yönetmeliği iş organizasyonunu havalandırma ile birlikte toplu koruma basamağında toplar. Gürültü Yönetmeliği teknik azaltma yolları ile eğitim ve dinlenme aralarını aynı fıkrada sayar. KKD Kullanımı Yönetmeliği ise teknik önlemleri ve iş organizasyonunu KKD öncesinde tüketilmesi gereken ortak bir blok olarak ele alır.
Hukuki bağlayıcılık kuran “sıra” ifadeleri de metinlerde farklılaşır. İncelediğim Türkçe metinler arasında “öncelik sırasıyla” ifadesini kullanan hüküm Kimyasal Maddeler Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (g) bendi; ILO-OSH 2001 de İngilizce metninde bir öncelik sırasından söz eder. Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği adımları yalnızca numaralandırır. 6331 m.5 ise bağlayıcı bir sıralama zarfı içermez, “göz önünde bulundurulur” ifadesiyle ilkeleri tanımlar.
Sınav sorularında ilk ve son basamak: sabit olan ve kaynağa göre değişen
Sınav hazırlığında karşılaşılan “ilk basamak”, “son başvurulacak tedbir” ve “doğru sıralama” soruları, kaynaklar arasındaki farklar bilinmediğinde kafa karıştırabiliyor. Bence bu sorulara tutarlı bir cevap, sorunun genel kabul görmüş bir modele mi yoksa pozitif mevzuat hükümlerine mi dayandığını baştan ayırt etmekten geçer.
İlk basamağı tarif eden metinlerin hepsinde başlangıç noktası tehlikeden kurtulmaktır; fakat basamağın adı metinden metne değişir. NIOSH modelinde bu basamak doğrudan “ortadan kaldırma” (elimination) olarak adlandırılır. 6331 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (a) bendinde “Risklerden kaçınmak”, Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt adımında ise “Tehlike veya tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması” ifadesi kullanılır. ILO-OSH 2001 rehberinin (a) bendinde de tehlike veya riskin ortadan kaldırılması ilk basamaktır. Ad farklılaşsa da bu dört metinde ilk adımın özü aynı.
Hiyerarşinin son basamağı konusunda da kaynaklar arasında tam bir ilkesel uyum görülür. NIOSH sıralamasında beşinci düzey kişisel koruyucu donanımdır. Türk mevzuatında ise bu basamak doğrudan bir öncelik ilişkisiyle tarif edilir. 6331 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (g) bendi ile Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, toplu korunma tedbirlerine kişisel korunmaya göre öncelik verilmesini emreder. Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik’in 5 inci maddesi ve Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’in 7 nci maddesi de kişisel korunmayı diğer tedbirlerin yetmediği durumlar için en son seçenek olarak konumlandırır. ILO-OSH 2001 rehberinde de kişisel donanım (d) bendinde en son sırada yer alır.
Yanılgı, iki ucun arasındaki basamaklarda doğuyor; ikamenin yerinin ve mühendislik ile idari kontrol ayrımının kaynaktan kaynağa nasıl değiştiğini yukarıdaki tablo gösteriyor.
Bu tablo karşısında sınavda soruyu yanıtlarken yasal dayanağı netleştirmek belirleyici önem taşır. Soru genel bir risk kontrol hiyerarşisi şablonunu, piramidi veya basamak sayısını soruyorsa, beşli yapının NIOSH’un sıralaması olduğunu bilmek gerekir. Eğer soru kökünde açıkça mevzuat hükmü veya Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği kastediliyorsa, aranacak yapı üç alt adım ve toplu korunma önceliğidir. Özel bir etkene, örneğin tehlikeli kimyasallara atıf yapılıyorsa, Kimyasal Maddeler Yönetmeliği’nin getirdiği ikame önkoşullu ve numaralı öncelik sırası esas alınmalıdır.
Risk değerlendirmesi formunda hiyerarşiyi doğru kurmak
Bir risk değerlendirmesi formunun başına beşli piramidi koyup satırlarda tehlikeden doğrudan kişisel koruyucu donanıma atlamak, piramidi göstermekle onu uygulamak arasındaki farkı gizler. Mevzuatın istediği yaklaşım bence kontrol tedbirinin hangi hukuki ve teknik gerekçeyle seçildiğinin form üzerinde adım adım belgelenmesidir.
Bir risk satırı oluşturulurken izlenecek ilk işlem, Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendindeki üç adımı sırayla sorgulamaktır. Değerlendirme ekibi forma önce tehlike kaynağının ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağını, sonra tehlikeli olanın daha az tehlikeli olanla değiştirilip değiştirilemeyeceğini, en son da riskle kaynağında nasıl mücadele edileceğini yazar.
İkame adımı formda öneriliyorsa, Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan kural işletilmelidir. Değiştirilen maddenin, ekipmanın veya yöntemin işyerinde yeni risklere yol açıp açmadığı analiz edilmelidir. NIOSH’un ikame uyarısı da aynı noktaya basıyor: solvent bazlı mürekkebin yerine bitki bazlısını koymak gibi bir karar, yeni maddenin risklerinin eskisiyle karşılaştırılmasını ve işyerindeki diğer etkenlerle nasıl birleşeceğinin incelenmesini gerektirir.
İncelenen risk kimyasal, kanserojen veya gürültü gibi özel bir etkene dayanıyorsa, genel form mantığından çıkıp o etkene ait yönetmeliğin sıralamasına geçilmelidir. Kimyasal risklerde proses kontrolü ve havalandırma sorgulanmadan çalışanlara maske yazmak, Kimyasal Maddeler Yönetmeliği’nin koyduğu sırayı tersinden okumak olur. Kanserojen risklerde ise kapalı sistemin neden teknik olarak mümkün olmadığı yazılı gerekçeye bağlanmalıdır.
Kontrol hiyerarşisi yalnızca mekanik ve fiziksel risklere özgü bir mekanizma değildir. Çalışma ortamının organizasyonel ve yönetimsel boyutunu ilgilendiren psikososyal risk değerlendirmesi çalışmalarında da hiyerarşik bakış esastır. Gevşeme veya stres yönetimi teknikleri, işverenin kurumsal ve teknik önlemlerinin alternatifi olarak sunulamaz. Hiyerarşi gereğince kaynakta önleme asıldır, bireysel uyum çabaları ancak tamamlayıcı olabilir.
Form üzerinde bir önlem olarak kişisel koruyucu donanım yazıldığı anda, KKD Kullanımı Yönetmeliği’nin 5 inci maddesi uyarınca toplu teknik önlemlerin neden tam koruma sağlayamadığı satırda belirtilmelidir. Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca, tedbir uygulandıktan sonra risk seviyesi yeniden belirlenmeli, kabul edilebilir seviyeye inilmediyse basamaklar baştan işletilmelidir.

Uygulayıcı için kontrol listesi
Sahada risk değerlendirmesi raporları tanzim edilirken, denetimlerde mevzuata uygunluk aranırken ve iş güvenliği eğitimleri kurgulanırken aşağıdaki kontrol adımları sırasıyla yürütülmelidir:
- Risk değerlendirmesi formunda belirlenen her bir riskin karşısına geçildiğinde, öncelikle İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendindeki üç adım sırasıyla sorgulanmalı; tehlikenin ortadan kaldırılması, ikame edilmesi ve kaynağında mücadele adımları forma yazılmalıdır.
- İncelenen tehlikenin tabi olduğu özel yönetmelik tespit edilmeli; kimyasal, kanserojen, mutajen veya gürültü gibi özel hüküm içeren alanlarda ilgili yönetmeliğin kendi iç sıralaması forma aktarılmalı ve genel hiyerarşi şablonu özel kuralın yerine geçirilmemelidir.
- İkame tedbiri kararlaştırılırken, getirilen yeni maddenin, ekipmanın veya çalışma yönteminin işyerinde öngörülmeyen yeni risklere yol açıp açmadığı Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve NIOSH ilkeleri doğrultusunda yazılı olarak değerlendirilmelidir.
- Risk değerlendirmesi formunda kişisel koruyucu donanımın önlem olarak kaydedildiği her satırda, Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik’in 5 inci maddesi gereğince hangi teknik ve organizasyonel önlemlerin alındığı ve bunların neden yetersiz kaldığı açıkça gerekçelendirilmelidir.
- Tehlikeli kimyasal maddelerle ilgili risklerde kişisel koruyucu donanımlar, Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’in 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (g) bendinin 3 numaralı alt bendi uyarınca toplu koruma önlemlerinin yerine değil, bu önlemlerle birlikte uygulanacak şekilde planlanmalıdır.
- Kanserojen veya mutajen maddelere maruziyet söz konusu olduğunda, Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’in 6 ncı ve 7 nci maddeleri uyarınca ikame yönteminin ve kapalı sistem kullanımının teknik olarak neden mümkün olmadığı formda teknik gerekçeleriyle belgelenmelidir.
- Gürültü maruziyetinde çalışanlara kulak koruyucu donanım tahsis edilmeden önce, Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik’in 8 inci maddesinin 2 nci fıkrasında sayılan çalışma yöntemleri, ekipman seçimi, işyeri tasarımı, teknik azaltma önlemleri, bakım programları ve iş organizasyonu adımlarının her biri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
- Kararlaştırılan kontrol tedbirleri sahada hayata geçirildikten sonra, Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince risk seviyesi tespiti yinelenmeli; tespit edilen yeni seviye kabul edilebilir sınırın üzerindeyse kontrol adımları baştan itibaren tekrarlanmalıdır.
- Çalışanlara veya uzman adaylarına verilen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinde kontrol hiyerarşisi anlatılırken modellerin kaynakları açıkça belirtilmeli; beşli piramidin NIOSH’a, üç adımlı yapının Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne, dört basamaklı önceliğin ise ILO-OSH 2001 rehberine ait olduğu aktarılmalıdır.
- Kararlaştırılan tüm kontrol tedbirleri Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi uyarınca planlama, uygulama ve izleme döngüsüne bağlanmalı; işlemi yapacak birim, sorumlu kişi, başlama ve bitiş tarihleri planda eksiksiz gösterilmelidir.
İşyerindeki risk değerlendirmesi uygulamalarında ve kontrol tedbirlerinin belirlenmesinde, mevzuat hükümlerinin yorumlanması ve somut duruma uyarlanması konusunda tereddüt yaşanması halinde, ilgili resmî mercilerin görüşlerine başvurulması ve durumun yetkili kurumlar nezdinde doğrulanması uygun olacaktır.
Kaynaklar
- İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Kanun No. 6331. Resmî Gazete, 30.06.2012, Sayı: 28339. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/06/20120630-1.htm
- İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği. Resmî Gazete, 29.12.2012, Sayı: 28512. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/12/20121229-13.htm
- Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik. Resmî Gazete, 02.07.2013, Sayı: 28695. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/07/20130702-2.htm
- Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik. Resmî Gazete, 12.08.2013, Sayı: 28733. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/08/20130812-1.htm
- Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik. Resmî Gazete, 06.08.2013, Sayı: 28730. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/08/20130806-4.htm
- Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik. Resmî Gazete, 28.07.2013, Sayı: 28721. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/07/20130728-11.htm
- National Institute for Occupational Safety and Health (NIOSH). (2024). Hierarchy of Controls. Centers for Disease Control and Prevention. https://www.cdc.gov/niosh/hierarchy-of-controls/about/index.html
- International Labour Office. (2001). Guidelines on occupational safety and health management systems: ILO-OSH 2001. Geneva: ILO. https://www.ilo.org/sites/default/files/wcmsp5/groups/public/@ed_protect/@protrav/@safework/documents/normativeinstrument/wcms_107727.pdf
- The Management of Health and Safety at Work Regulations 1999 (S.I. 1999/3242), Schedule 1: General Principles of Prevention. https://www.legislation.gov.uk/uksi/1999/3242/schedule/1/made

14 yıllık kurumsal ve uluslararası deneyime sahip EHS Lideri. Proses Güvenliği, Sürdürülebilirlik ve Yönetim Sistemleri konularında stratejik analizler ve içerik üretimi yapmaktadır.
Yeni yazılardan haberdar olmak için bültenime abone olun.
