Tahmini okuma süresi: 29 dakika
Kategori: Teknik Risk Yönetimi Yazar: Alper Gümüşler
İş sağlığı ve güvenliği eğitim slaytlarında, mevzuat özetlerinde ve sınav hazırlık kitaplarında risk etmenleri çoğunlukla beş kutuya ayrılmış halde karşımıza çıkar. Bu kutular fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal başlıklarını taşır. Sınavlara hazırlanan adaylara ve sahaya yeni adım atan uzmanlara konunun bu beşli tasnif üzerinden kavranması öğütlenir. Ne var ki çalışma hayatını düzenleyen mevzuat metinlerini doğrudan incelediğimizde, bu beşli yapının tek bir maddede toplanmadığını, hatta kavramın kendisine dair genel bir tanımın dahi yapılmadığını görürüz.
Risk etmenleri ifadesi 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu metninde bağımsız bir kavram olarak tanımlanmamıştır. Kanunun sistematiği tehlike ve risk tanımları üzerinden kurulurken, risk etmeni terimi yalnızca ölçüm ve eğitimle ilgili ikincil düzenlemelerin satır aralarında yer bulur. “Risk etmenleri kaça ayrılır” sorusunun cevabı hangi metne baktığınıza göre üç, beş ya da beş ve benzeridir; bence işyerinde asıl farkı, etmenin bir sınır değeri ve ölçüm yöntemi olup olmaması yaratıyor.
Eğitimlerde ezberlenen bu beşli çerçeve, mevzuatta bağlayıcı ve homojen bir hukuki rejim varmış izlenimi verir. Oysa fiziksel ve kimyasal etmenlerin büyük kısmı için bağlayıcı sınır değerler, eylem eşikleri ve akredite laboratuvar ölçüm zorunlulukları getirilmiştir. Buna karşılık ergonomik ve psikososyal etmenlerde mevzuat, sayısal bir eşik belirlemek yerine işverene süreç odaklı nitel yükümlülükler yükler. Bu ayrımı kavramadan yürütülen bir risk değerlendirmesi, sahayı yalnızca ölçüm cihazlarının tespit edebildiği alanlara hapseder.
Aşağıda, Türk iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında risk etmenlerinin nasıl ele alındığını, yürürlükteki metinlerin kurduğu üç farklı sınıflandırmayı ve her grubun tabi olduğu yasal sınırları inceleyeceğim. Amacım, ezberlenmiş beşli şablonun arkasındaki hukuki mantığı ortaya koymak ve sahadaki uzmanların mevzuata dayalı sağlam bir çerçeve kurmasına katkı sağlamaktır.
İçindekiler
Risk etmenleri nelerdir: mevzuatta tanımı olmayan bir başlık
İş sağlığı ve güvenliği alanında en sık kullanılan kavramlardan biri olan risk etmenleri, şaşırtıcı biçimde temel kanunumuzda tanımlanmamış bir terimdir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3. maddesi sistematiğin iki ana sütununu tanımlar: “Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelini” ve “Risk: Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalini”. Görüldüğü üzere Kanun, potansiyel olan ile olasılık olanı birbirinden net biçimde ayırmış, ancak bu ikisi arasında köprü kurduğu varsayılan risk etmeni kavramına tanım maddesinde yer vermemiştir.
Kanun metninde etmen kelimesi yalnızca tek bir yerde geçer. 6331 sayılı Kanun’un Bakanlığın çıkaracağı yönetmelik yetkilerini düzenleyen 30. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde “fiziksel, kimyasal ve biyolojik etmenlerle ilgili ölçüm ve laboratuvar analizlerinin usul ve esasları” hükmü yer alır. Kanun koyucu burada etmen kelimesini yalnızca ölçüm ve laboratuvar analizi bağlamında ve sadece üç başlıkla sınırlı olarak kullanmıştır. Etken kelimesi ise 6331 sayılı Kanun metninde hiç geçmez.
İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği incelendiğinde de benzer bir durumla karşılaşılır. Yönetmelik metninde ne etmen ne de etken kelimesi yer alır. Yönetmeliğin tehlikelerin tanımlanmasını düzenleyen 8. maddesinin üçüncü fıkrasında aynı gruplar tehlike kaynakları adıyla zikredilir: “çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarından oluşan veya bunların etkileşimi sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeler belirlenir ve kayda alınır.” Maddenin dördüncü fıkrasında ise “bu tehlikelerin, nitelik ve niceliklerini ve çalışanların bunlara maruziyet seviyelerini belirlemek amacıyla gerekli bütün kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmalar yapılır.” denilmektedir.
Sahada herkesin kullandığı risk etmenleri ifadesinin mevzuattaki karşılığı, Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ekindeki eğitim konuları tablosudur. Yönetmeliğin Ek-1 tablosunda sağlık konuları başlığı altında “Biyolojik ve psikososyal risk etmenleri”, teknik konular başlığı altında ise “Kimyasal, fiziksel ve ergonomik risk etmenleri” satırları bulunur. Dolayısıyla risk etmeni kavramı, kanuni bir tanımdan ziyade eğitim müfredatını yapılandırmak amacıyla benimsenmiş bir tasnif aracıdır.
Bu durum terimi geçersiz kılmaz, ancak hukuki niteliğini doğru anlamamızı gerektirir. Benim değerlendirmeme göre risk etmeni, normatif bir tanımdan çok pedagojik bir sınıflandırma dili oluşturur. İşyerinde risk değerlendirmesi yaparken kanunen aranan zorunluluk, Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8. maddesinde belirtilen tehlike kaynaklarının ve bunların etkileşimlerinin belirlenmesidir. Yönetmelikteki “ve benzeri” ibaresi, sayılan beşli grubun tüketici bir liste olmadığını, sahadaki tehlike kaynaklarının bu beş kutudan ibaret sayılamayacağını açıkça gösterir.
Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8. maddesinde yer alan “bunların etkileşimi sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeler” vurgusu sahada çoğu zaman gözden kaçar. Etmenlere ayrılmış yönetmelikler de aynı yöne bakar. Gürültü Yönetmeliği’nin 7. maddesi, risk değerlendirmesinde ototoksik maddeler ile gürültü arasındaki ve titreşim ile gürültü arasındaki etkileşimlere özel önem verilmesini ister. Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği’nin Ek-1’i ise uygun olmayan sıcaklık, nem veya havalandırmayı sırt ve bel incinmesi riskini artıran koşullar arasında sayar. Yani beş kutu birbirinden yalıtılmış kompartımanlar gibi okunmamalı; aynı çalışan aynı vardiyada birkaçına birden maruz kalır.
Üç sınıflama yan yana: üçlü, beşli ve ikiye bölünmüş beşli
Türk iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında risk etmenlerine dair tek bir yaklaşım yoktur; yürürlükteki metinler incelendiğinde yan yana duran üç farklı sınıflandırma görülür. Bu sınıflandırmaların her biri farklı bir amaca hizmet eder ve uygulayıcıya farklı yükümlülükler getirir.
İlk sınıflandırma, ölçüm ve laboratuvar analizini merkeze alan üçlü yapıdır. 6331 sayılı Kanun’un 30. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde temeli atılan bu yaklaşım, 27.01.2023 tarihli ve 32086 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Hakkında Yönetmelik ile somutlaşır. Yönetmeliğin 1. maddesinde amaç, “kişisel maruziyete ve çalışma ortamına yönelik fiziksel, kimyasal ve biyolojik etmenlerle ilgili iş hijyeni ölçüm, test ve analizlerine dair yükümlülükleri” belirlemek olarak ifade edilir.
Yönetmeliğin 5. maddesinin birinci fıkrasında ise işverenin yükümlülüğü şu şekilde düzenlenir: “İşveren, güvenli bir çalışma ortamı sağlamak amacıyla risk değerlendirmesinde yer alan fiziksel, kimyasal ve biyolojik tehlike kaynaklarının varlığını, niteliğini ve niceliğini ortam ve kişisel maruziyet ölçüm, test ve analiziyle tespit eder.” Bu metinlerde ergonomik ve psikososyal unsurlara yer verilmez; yönetmeliğin konusu laboratuvarda ölçülen etmenlerdir.
İkinci sınıflandırma, risk değerlendirmesi sürecini yöneten beşli ve açık uçlu yapıdır. İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan bu model; fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal ve ergonomik tehlike kaynaklarını sayar, ardından “ve benzeri” ifadesini ekler. Buradaki amaç çalışma ortamındaki bütün zarar potansiyellerini kapsamak ve uzmanı belirli etmenlerle sınırlamamaktır. Ölçüm yönetmeliğinin aksine burada liste kapalı değildir; işyerinin kendine has koşullarından doğan diğer tehlike kaynakları da bu kapsama girer.
Üçüncü sınıflandırma ise eğitim sistematiğini oluşturan ve beşli yapıyı ikiye bölen modeldir. Çalışanların İSG Eğitimleri Yönetmeliği (02.04.2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 15.05.2013 tarihli eski yönetmeliğin yerini almıştır) Ek-1 tablosunda bu ayrımı kurar. Temel İSG eğitimi konuları arasında yer alan risk etmenleri iki ayrı ana başlığa dağıtılmıştır: “Sağlık konuları” altında biyolojik ve psikososyal risk etmenleri yer alırken, “Teknik konular” altında kimyasal, fiziksel ve ergonomik risk etmenleri bulunur. 2026 tarihli yeni yönetmelikte sağlık konularına bağımlılık yapıcı maddeler ile teknoloji bağımlılığı eklenmiş, ancak risk etmenlerinin bu ikiye bölünmüş yapısı aynen korunmuştur. Aynı tablonun 4-a maddesinde ise işe ve işyerine özgü konular sayılırken kanserojen veya mutajen maddelerle, kimyasal veya biyolojik etkenlerle çalışma ifadeleri bir arada kullanılır.
Tablo 1. Mevzuatta risk etmenlerinin üç sınıflaması
| Kaynak | Kullandığı ad | Sayılan etmenler | Liste açık mı | Ne için kullanılıyor |
|---|---|---|---|---|
| 6331 sayılı Kanun m.30/1-ç | etmen | fiziksel, kimyasal, biyolojik | hayır | ölçüm ve laboratuvar analizi yönetmeliğinin konusu |
| İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Yönetmeliği m.1, m.5/1 | etmen / tehlike kaynağı | fiziksel, kimyasal, biyolojik | hayır | akredite laboratuvarda ölçüm |
| Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği m.8/3-4 | tehlike kaynağı | fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik | evet (“ve benzeri”) | tehlikelerin belirlenmesi ve kayda alınması |
| Çalışanların İSG Eğitimleri Yönetmeliği Ek-1 (2013 ve 2026) | risk etmeni | Sağlık konuları: biyolojik, psikososyal · Teknik konular: kimyasal, fiziksel, ergonomik | — | temel eğitimin konu başlıkları |
Tablo 1’deki dağılım incelendiğinde, mevzuatın her alanda farklı bir amaca göre terminoloji ürettiği görülür. Benim okumama göre eğitim yönetmeliğindeki ikiye bölme tercihi, sahadaki görev dağılımına dair zımni bir kabule dayanır. Biyolojik ve psikososyal konular daha çok işyeri hekiminin uzmanlık alanına yakın görülürken, kimyasal, fiziksel ve ergonomik başlıklar iş güvenliği uzmanının teknik inceleme alanına bırakılmış gibidir. Yönetmelik bu gerekçeyi yazmaz; bu yalnızca benim okumam. Kesin olan şu: biyolojik etmenler eğitim tablosunda sağlık konusu sayılırken, iş hijyeni yönetmeliğinde ölçüm konusu etmenler arasında yer alır. Sınıflamalar mutlak sınırlar çizmiyor, amaca göre biçimleniyor.
Etmen, etken, faktör: aynı kavramın üç adı
Mevzuat metinleri ve uluslararası kaynaklar incelendiğinde, risk kaynağını ifade etmek üzere üç farklı kelimenin kullanıldığı dikkat çeker: etmen, etken ve faktör. Çoğu zaman eşanlamlı gibi kullanılan bu terimler, aslında ilgili riskin niteliğine ve düzenlendiği metnin hukuki arka planına dair ipuçları taşır.
Etken kelimesi mevzuatımızda özellikle biyolojik riskler alanında tercih edilir. Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik hem adında hem de 4. maddesindeki tanımında bu sözcüğü kullanır: “Biyolojik etkenler: Herhangi bir enfeksiyona, alerjiye veya zehirlenmeye neden olabilen, genetik olarak değiştirilmiş olanlar da dâhil mikroorganizmaları, hücre kültürlerini ve insan endoparazitlerini”. Benzer şekilde 2026 tarihli Çalışanların İSG Eğitimleri Yönetmeliği’nin Ek-1 tablosunun 4-a maddesinde de kimyasal veya biyolojik etkenlerle çalışma ifadesine yer verilmiştir.
Etmen kelimesi ise ölçüm ve iş hijyeni terminolojisinin temel taşıdır. İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Hakkında Yönetmelik bu kelimeyi esas alır. Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ö) bendinde parametre kavramı “iş hijyeni alanında ölçüm, test ve analizi yapılan etmenleri” olarak tanımlanır. Aynı yönetmeliğin 1. ve 4/1-ğ maddelerinde de etmen ifadesi geçer. Çalışanların İSG Eğitimleri Yönetmeliği’nin Ek-1 tablosundaki 2-c ve 3-a maddeleri ile 6331 sayılı Kanun’un 30/1-ç bendi de etmen sözcüğünü kullanır.
Faktör sözcüğü ise daha çok ergonomik ve bireysel özelliklerin ele alındığı metinlerde karşımıza çıkar. Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği’nin 7. maddesi ve Ek-2 tablosu “Bireysel risk faktörleri” başlığını taşır. Bu başlık altında çalışanın fiziki yapısının işe uygun olmaması, uygun olmayan giysi veya ayakkabı kullanımı ve yeterli bilgi ve eğitime sahip olunmaması gibi durumlar sayılır. Gürültü Yönetmeliği’nde ise gürültünün kendisi tanımlanmaz; yalnızca en yüksek ses basıncı, günlük ve haftalık maruziyet düzeyi gibi ölçülebilir büyüklükler tanımlanır.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2010 yılında revize ettiği meslek hastalıkları listesi (ILO List of Occupational Diseases), bu terminolojik ayrımın mantığını çok daha net ortaya koyar. Listenin birinci bölümü doğrudan dışsal maruziyetleri ele alır ve şu başlığı taşır: “Occupational diseases caused by exposure to agents arising from work activities” (iş faaliyetlerinden kaynaklanan etmenlere maruziyetin neden olduğu meslek hastalıkları). Bu başlığın altında 1.1 kimyasal etmenler, 1.2 fiziksel etmenler ve 1.3 biyolojik etmenler sıralanır.
Listenin ikinci bölümü ise hedef organ sistemlerine göre meslek hastalıklarını düzenler. Bu bölümde yer alan 2.3 kas-iskelet sistemi bozuklukları ve 2.4 ruhsal ve davranışsal bozukluklar başlıklarında kullanılan dil değişir. Bu iki başlığın “diğer” maddelerinde artık etmen yerine risk faktörü dili kullanılır; 2.4’ün son maddesindeki ifade şöyledir: “between the exposure to risk factors arising from work activities and the mental and behavioural disorder(s) contracted by the worker” (işle ilgili risk faktörlerine maruziyet ile çalışanın yakalandığı ruhsal ve davranışsal bozukluklar arasındaki ilişki) ifadesi yer alır. Listenin 2.4.1 maddesinde ise travma sonrası stres bozukluğu sayılır.
Benim değerlendirmeme göre ILO listesindeki bu ayrım, Türk mevzuatındaki üçlü ve beşli sınıflama arasındaki farkın mantıksal zeminini aydınlatır. Kimyasal, fiziksel ve biyolojik olanlar, çalışanın bedenine dışarıdan temas eden veya giren, ortamda varlığı fiziksel ve kimyasal yöntemlerle ölçülebilen nesnel etmenlerdir. Buna karşılık ergonomik ve psikososyal başlıklar, doğrudan işin organizasyonundan, yönetim biçiminden ve çalışma yönteminden kaynaklanan risk faktörleridir. Biri dışsal bir varlığın ölçümünü, diğeri ise iş sürecinin nitel analizini gerektirir.

Fiziksel risk etmenleri: sınır değeri olanlar ve olmayanlar
Fiziksel risk etmenleri, mevzuatta sayısal maruziyet sınırlarının en ayrıntılı düzenlendiği gruplardan biridir. Ancak bu grupta yer alan her etmen aynı düzeyde kurala bağlanmamıştır. Bir yanda gürültü ve titreşim gibi hem eylem hem sınır değerleri belirlenmiş etmenler bulunurken, diğer yanda termal konfor, aydınlatma ve optik radyasyon gibi mevzuatta bağlayıcı sayısal sınırı yer almayan başlıklar durur.
Gürültü ve titreşim: maruziyet eylem ve sınır değerleri
Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik, 2003/10/EC sayılı Avrupa Birliği Direktifine paralel olarak hazırlanmış ve 28.07.2013 tarihli ve 28721 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yönetmeliğin 5. maddesi sekiz saatlik günlük çalışma süresi üzerinden üç temel değer belirler. En düşük maruziyet eylem değerleri 80 dB(A) veya tepe değeri olarak 135 dB(C); en yüksek maruziyet eylem değerleri 85 dB(A) veya tepe değeri olarak 137 dB(C); maruziyet sınır değerleri ise 87 dB(A) veya tepe değeri olarak 140 dB(C) olarak düzenlenmiştir.
Bu değerlerin uygulanmasında kişisel koruyucu donanımın hesaba katılıp katılmayacağı ayrıca kurala bağlanmıştır. Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince “Maruziyet eylem değerlerinde kulak koruyucularının etkisi dikkate alınmaz.” Yani maruziyet 80 dB(A) veya 85 dB(A) düzeyini aştığında, çalışana kulak koruyucu verilmiş olması eylem değerinin aşıldığı gerçeğini değiştirmez; eylem değerine bağlanan yükümlülükler, örneğin işitme testi, bu yüzden düşmez. Buna karşılık 5. maddenin ikinci fıkrasına göre 87 dB(A) sınır değerinin uygulanmasında çalışanın kullandığı kulak koruyucunun koruyucu etkisi dikkate alınır. Günlük maruziyetin günden güne belirgin farklılık gösterdiği işlerde haftalık maruziyet düzeyi esas alınabilir, ancak haftalık düzey de 87 dB(A) sınırını aşamaz.
Gürültüye bağlı sağlık gözetimi de bu basamaklara göre kademelendirilmiştir. Yönetmeliğin 13. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre en yüksek maruziyet eylem değerini aşan gürültüye maruz kalan çalışanlar için işitme testleri işverence yaptırılır. En düşük eylem değerini aşan maruziyetlerde ise risk değerlendirmesi ve ölçüm sonuçları bir sağlık riski gösteriyorsa işitme testleri yaptırılabilir. Ayrıca risk değerlendirmesinde ototoksik maddeler ile gürültü arasındaki ve titreşim ile gürültü arasındaki etkileşimlere özel önem verilmesi zorunludur.
Titreşim maruziyeti ise 2002/44/EC sayılı Direktife paralel olarak 22.08.2013 tarihli ve 28743 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışanların Titreşimle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Yönetmelik mekanik titreşimi el-kol titreşimi ve bütün vücut titreşimi olarak ikiye ayırır. El-kol titreşimi damar, kemik, eklem, sinir ve kas bozukluklarına yol açan titreşimdir; sekiz saatlik çalışma için günlük maruziyet eylem değeri 2,5 m/s², maruziyet sınır değeri ise 5 m/s² olarak belirlenmiştir. Bütün vücut titreşimi ise bel bölgesinde rahatsızlık ve omurgada travmaya neden olur; sekiz saatlik çalışma için günlük maruziyet eylem değeri 0,5 m/s², sınır değeri ise 1,15 m/s² düzeyindedir.
Titreşimde sınır değerin hukuki niteliği yönetmeliğin 4. maddesinde kesin bir dille tarif edilir: “Maruziyet sınır değeri: Çalışanların bu değer üzerinde bir titreşime kesinlikle maruz kalmaması gereken değeri”. Titreşim maruziyetinde gürültüde olduğu gibi iki kademeli bir eylem değeri yoktur; tek bir eylem değeri belirlenmiştir ve bu değer aşıldığında 12. madde uyarınca çalışanların sağlık gözetimine tabi tutulması zorunludur. Risk değerlendirmesinde düşük sıcaklık gibi özel çalışma koşullarının etkileri de dikkate alınır.
Tablo 3. Gürültü ve titreşimde eylem ve sınır değerleri
| Etmen | En düşük eylem değeri | En yüksek eylem değeri | Sınır değer | Kulak koruyucu / not |
|---|---|---|---|---|
| Gürültü (8 saat) | 80 dB(A); tepe 135 dB(C) | 85 dB(A); tepe 137 dB(C) | 87 dB(A); tepe 140 dB(C) | eylem değerlerinde dikkate alınmaz, sınır değerde alınır |
| El-kol titreşimi (8 saat) | 2,5 m/s² (tek eylem değeri) | — | 5 m/s² | eylem değeri aşılınca sağlık gözetimi |
| Bütün vücut titreşimi (8 saat) | 0,5 m/s² (tek eylem değeri) | — | 1,15 m/s² | eylem değeri aşılınca sağlık gözetimi |
Tablo 3’te özetlenen değerler, sahadaki mühendislik kontrollerinin ve sağlık gözetiminin temel referans noktalarıdır. Gürültüde sınır değerin kulak koruyucuyla, eylem değerlerinin koruyucusuz değerlendirilmesi bence teknik önlemleri öne çeken bir tasarım; işveren eylem eşiklerini kulaklık dağıtarak aşağı çekemez. Titreşimde yönetmelik sınır değeri, çalışanın üzerinde kesinlikle maruz kalmaması gereken değer olarak tanımlar.
Sınır değeri mevzuatta bulunmayan fiziksel etmenler
Gürültü ve titreşim dışındaki fiziksel etmenlerde mevzuat yaklaşımı oldukça farklıdır. Aydınlatma ve termal konfor konuları, 89/654/EEC sayılı Direktife paralel olan 17.07.2013 tarihli ve 28710 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik kapsamında düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 5. maddesi işverenin yeterli aydınlatma, havalandırma ve termal konfor şartlarını sağlamakla yükümlü olduğunu belirtir.
Yönetmeliğin Ek-1 tablosunun 19. maddesinde termal konfor şartlarının çalışanları rahatsız etmeyecek, fiziksel ve psikolojik durumlarını olumsuz etkilemeyecek şekilde olması gerektiği ifade edilir. Çalışma ortamı sıcaklığının yapılan işin niteliğine ve harcanan bedensel güce uygun olması şart koşulur. Ancak yönetmelikte herhangi bir sayısal sıcaklık değeri yer almaz. Bunun yerine ölçüm ve değerlendirmede bir standart işaret edilir: “İşyerlerinde termal konfor şartlarının ölçülmesi ve değerlendirilmesinde TS EN 27243 standardından yararlanılabilir.” Ek-1’in 20. maddesinde ise sürekli çok sıcak veya çok soğuk ortamda çalışılması zorunlu olan hallerde çalışanları koruyucu tedbirlerin alınması gerektiği belirtilir. Benzer şekilde aydınlatma için de yönetmelik genel ilkeler koyar, fakat doğrudan bir sayısal sınır vermez.
Elektromanyetik alanlar ve yapay optik radyasyon başlıklarında ise mevzuatta daha belirgin bir boşluk göze çarpar. Avrupa Birliği mevzuatında bu iki etmene özel iki temel direktif yürürlüktedir: 2013/35/EU sayılı Elektromanyetik Alanlar Direktifi ve 2006/25/EC sayılı Yapay Optik Radyasyon Direktifi. Ancak mevzuat.gov.tr’deki yürürlükteki yönetmeliklerde bu iki etmene ayrılmış, çalışanları koruyan bir ÇSGB yönetmeliği bulamadım (Ekim 2026). Resmî mevzuat portalında yapılan başlıklı aramalarda optik radyasyon ifadesi sonuç vermemekte, elektromanyetik araması ise yalnızca piyasaya arz edilen ürünlerin ve haberleşme cihazlarının teknik uygunluğunu düzenleyen metinleri getirmektedir.
İyonlaştırıcı radyasyonda ise iki İSG yönetmeliği konuyu açıkça özel mevzuata bırakır. Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik, yalnızca radyasyona maruziyetin söz konusu olduğu işlerde uygulanmaz; bu alanlarda özel mevzuatın geçerli olduğunu belirtir. İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Hakkında Yönetmelik de Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile Nükleer Düzenleme Kurumunun mevzuatı kapsamındaki ölçümleri kendi kapsamı dışında tutmuştur.
İş Hijyeni Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi iş hijyenini tanımlarken fiziksel etmen örneklerini sayar: “İş hijyeni: Çalışma şartlarından kaynaklanan ve çalışan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü gürültü, titreşim, aydınlatma, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon gibi fiziksel; toz, gaz, buhar gibi kimyasal ve virüs, bakteri, mantar gibi biyolojik etmenlerden çalışanların korunmasına yönelik faaliyetleri”. Yönetmeliğin Ek-1 tablosunda ise laboratuvarlar için akreditasyon zorunlu parametreler listelenir. Bu listede Kişisel Gürültü, El-Kol Titreşimi, Tüm Vücut Titreşimi, Aydınlatma, Termal Konfor, Elektromanyetik Alan ve Radyasyon ölçümleri yer alır.
İş Hijyeni Yönetmeliği, mevzuatta sayısal sınırı bulunmayan bu etmenler için pratik bir çözüm getirmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrası işverenin yükümlülüğünü şöyle belirler: “İşveren; iş hijyeni ölçüm, test ve analiz raporlarında verilen sonuçların, öncelikle mevzuata ve mevzuatta bulunmaması halinde ulusal veya uluslararası kuruluşlarca yayımlanmış sınır değerlere uygunluğunu değerlendirir.” Uluslararası Çalışma Örgütü’nün meslek hastalıkları listesinde de 1.2 fiziksel etmenler altında gürültüye bağlı işitme kaybı, titreşim, basınçlı veya basıncı düşürülmüş hava, iyonlaştırıcı radyasyon, lazer dahil optik radyasyon ve aşırı sıcaklıklar yer alır.
Tablo 2. Etmen, yönetmelik ve sayısal sınır
| Etmen | Grup | Yönetmelik (RG tarihi) | Paralel AB direktifi | Mevzuatta sayısal sınır |
|---|---|---|---|---|
| Gürültü | fiziksel | Gürültü Yönetmeliği (28.07.2013) | 2003/10/EC | var: 80 / 85 / 87 dB(A) |
| Titreşim | fiziksel | Titreşim Yönetmeliği (22.08.2013) | 2002/44/EC | var: el-kol 2,5 / 5; bütün vücut 0,5 / 1,15 m/s² |
| Aydınlatma, termal konfor | fiziksel | İşyeri Bina ve Eklentileri Yönetmeliği (17.07.2013) | 89/654/EEC | yok (TS EN 27243’ten yararlanılabilir) |
| Elektromanyetik alan, yapay optik radyasyon | fiziksel | ayrı ÇSGB yönetmeliği bulunamadı | AB’de 2013/35/EU ve 2006/25/EC | yok (İş Hijyeni m.6’ya göre uluslararası değerler) |
| Kimyasal maddeler | kimyasal | Kimyasal Maddeler Yönetmeliği (12.08.2013; 20.10.2023 değişikliği) | 98/24/EC | var: Ek-1 tablosu; kurşunda biyolojik sınır |
| Toz | kimyasal | Tozla Mücadele Yönetmeliği (05.11.2013) | Ek-1 tablosu OSHA 1910.1000’e paralel | var: Ek-1 tablosu (silika formülle) |
| Kanserojen veya mutajen maddeler | kimyasal | Kanserojen veya Mutajen Maddeler Yönetmeliği (06.08.2013) | 2004/37/EC | var: yalnız 3 kalem (benzen, vinil klorür monomeri, sert ağaç tozları) |
| Asbest | kimyasal | Asbest Yönetmeliği (25.01.2013) | 83/477/EEC, 91/382/EEC, 2003/18/EC, 2009/148/EC | var: 0,1 lif/cm³ |
| Biyolojik etkenler | biyolojik | Biyolojik Etkenler Yönetmeliği (15.06.2013) | 2000/54/EC | yok: 4 risk grubu |
| Elle taşıma | ergonomik | Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği (24.07.2013) | 90/269/EEC | yok: kilogram geçmez |
| Ekranlı araçlar | ergonomik | Ekranlı Araçlar Yönetmeliği (16.04.2013) | 90/270/EEC | yok: ara dinlenme süresi geçmez |
| Psikososyal | psikososyal | ayrı yönetmelik bulunamadı (RD m.8/3) | AB’de de ayrı direktif yok (89/391/EEC çerçevesi) | yok |
Tablo 2’de görüldüğü üzere, mevzuatta sayısal sınırı olan ve olmayan etmenler belirgin bir çizgiyle ayrılır. Benim değerlendirmeme göre akredite laboratuvar ölçümü zorunlu tutulan elektromanyetik alan ve termal konfor gibi alanlarda ulusal sınır değer bulunmaması uygulamada belirsizlik yaratır. İş Hijyeni Yönetmeliği’nin 6. maddesi bu boşluğu uluslararası kuruluşların yayımladığı sınır değerlere atıf yaparak doldurur. Uygulayıcı için pratik sonucu, eline gelen raporda hangi uluslararası değerin esas alındığını sormaktır.

Kimyasal risk etmenleri: toz, kanserojenler ve asbest dahil
Kimyasal risk etmenleri, çalışma ortamında katı, sıvı, gaz, buhar veya toz halinde bulunan ve çalışanın sağlığını akut ya da kronik olarak tehdit eden maddeleri kapsar. Kimyasal risklerin yönetimi, 12.08.2013 tarihli ve 28733 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik ile yürütülür. Bu yönetmelik, 20.10.2023 tarihli ve 32345 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle önemli ölçüde güncellenmiştir.
2023 değişikliğiyle yönetmeliğin 4. maddesindeki tanımlar ve Ek-1’deki mesleki maruziyet sınır değerleri tablosu tümüyle değiştirilmiş, m.12/A ve m.12/B maddeleri eklenirken Ek-4 yürürlükten kaldırılmıştır. Eklenen 12/B maddesi, yönetmeliğin 98/24/EC Direktifi ve gösterge niteliğindeki sınır değerlere ilişkin 2000/39/EC, 2006/15/EC, 2009/161/EU, 2017/164/EU, 2019/1831/EU direktifleri ile 1991/322/EEC dikkate alınarak hazırlandığını belirtir. Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde kimyasal madde şöyle tanımlanır: “Kimyasal madde: Doğal halde bulunan, üretilen, herhangi bir işlem sırasında kullanılan veya atıklar da dâhil olmak üzere ortaya çıkan, bizzat üretilmiş olup olmadığına veya piyasaya arz olunup olunmadığına bakılmaksızın her türlü element, bileşik veya karışımları”.
Yönetmeliğin 4. maddesi zaman ağırlıklı ortalama (TWA), kısa süreli maruziyet sınırı (STEL) ve tavan sınır değer (CEILING) kavramlarını tanımlar. Solunum bölgesi ise kulakları birleştiren çizginin orta noktası merkezli 30 cm yarıçaplı kürenin başın önünde kalan yarısı olarak tarif edilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesine göre KKDİK’e uygun hazırlanmış Türkçe güvenlik bilgi formu, risk değerlendirmesinde özellikle dikkate alınacak hususlardan biridir; bu bağlamda maruz kalma senaryosu gereklilikleri ve işletmelerde kurulacak güvenli kimyasal yönetim sistemi önem kazanır. Yönetmeliğin 6. maddesinin dördüncü fıkrasına göre tehlikeli kimyasal madde içeren yeni bir faaliyete ancak risk değerlendirmesi yapılıp gerekli önlemler alındıktan sonra başlanabilir.
Yönetmeliğin Ek-2 tablosunda biyolojik sınır değerlere örnek olarak kurşun yer alır. Bağlayıcı biyolojik sınır değer 70 µg Pb/100 ml kan olarak belirlenmiştir. Havadaki kurşunun haftalık 40 saatlik çalışma süresine göre zaman ağırlıklı ortalaması 0,075 mg/m³ düzeyini aşarsa veya bir çalışanın kanındaki kurşun düzeyi 40 µg Pb/100 ml değerinden fazlaysa tıbbi gözetim yapılması zorunludur. İşyerinde faaliyetin sona ermesi halinde işveren çalışanlara ait sağlık ve maruziyet kayıtlarını Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüğüne teslim etmekle yükümlüdür.
Tozlar da İş Hijyeni Yönetmeliği’nin 4/1-ğ maddesindeki tanım gereğince kimyasal etmen grubundadır. Tozla mücadele 05.11.2013 tarihli ve 28812 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tozla Mücadele Yönetmeliği ile yürütülür. Yönetmeliğin 9. maddesine göre mesleki maruziyet sınır değerleri Ek-1 tablosundaki değerleri aşamaz. Ek-1 tablosunun dipnotunda değerlerin Amerikan OSHA 1910.1000 standardına paralel hazırlandığı belirtilir. Yönetmelik solunabilir toz, inert toz, lifsi toz ve pnömokonyoz tanımlarını yapar. Periyodik muayenelerde Ek-2 pnömokonyoz tanı şeması dikkate alınır. Pamuk tozuna bağlı bisinozis de bu yönetmeliğin Ek-1 tablosuyla ilişkilidir. Kristal silikanın sınır değeri ise tabloda formülle hesaplanacak biçimde verilir.
Kanserojen veya mutajen maddeler ise 2004/37/EC Direktifine paralel olarak hazırlanan 06.08.2013 tarihli ve 28730 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Yönetmeliğin Ek-2 tablosunda yalnızca üç kalem için sınır değer belirlenmiştir: benzen için 3,25 mg/m³ (1 ppm, deri notu ile), vinil klorür monomeri için 7,77 mg/m³ (3 ppm) ve sert ağaç tozları için 5,0 mg/m³. Yönetmeliğin 18. maddesi sınıflandırma için 26.12.2008 tarihli Tehlikeli Maddelerin ve Müstahzarların Sınıflandırılması, Ambalajlanması ve Etiketlenmesi Hakkında Yönetmeliğin Ek-2’sine atıf yapar; ayrıca Dünya Sağlık Örgütü listeleri de dikkate alınabilir. Kimyasal Yönetmeliği 2023 yılında güncellenip SEA ve KKDİK mevzuatına bağlanmışken, Kanserojen Yönetmeliği’nin 18. maddesi halen 2008 tarihli metne atıfta bulunmaya devam etmektedir.
Son olarak asbest lifleri, 25.01.2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik ile sıkı kurallara bağlanmıştır. Yönetmeliğin 11. maddesi uyarınca havadaki asbest konsantrasyonunun sekiz saatlik zaman ağırlıklı ortalaması 0,1 lif/cm³ değerini aşamaz. Çalışanların akciğer radyografileri işyeri hekimince uygun sürelerle tekrarlanır ve bu süre iki yılı aşamaz.
Biyolojik risk etmenleri: dört risk grubu
Biyolojik risk etmenleri, 2000/54/EC sayılı Direktife paralel olarak hazırlanan ve 15.06.2013 tarihli ve 28678 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde ele alınır. Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi biyolojik etkenleri tanımlarken enfeksiyon, alerji veya zehirlenmeye yol açabilen mikroorganizmaları, hücre kültürlerini ve insan endoparazitlerini kapsama alır. Yönetmelik, biyolojik etkenle doğrudan çalışılan işlerin yanında, doğrudan çalışılmayan ama maruziyete yol açabilecek ve Ek-I’de sayılan işleri de kapsar.
Biyolojik etkenlerin yönetiminde kimyasal ve fiziksel etmenlerdeki gibi sayısal bir maruziyet sınır değeri bulunmaz. Bunun yerine yönetmeliğin 5. maddesi etkenleri enfeksiyon risk düzeyine göre dört risk grubuna ayırır:
Grup 1 insanda hastalığa yol açma ihtimali bulunmayan etkenleri kapsar. Grup 2 insanda hastalığa neden olabilen, çalışanlara zarar verebilecek ancak topluma yayılma olasılığı olmayan, genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı bulunan etkenlerdir. Grup 3 insanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski bulunabilen ancak genellikle etkili korunma veya tedavi imkânı olan etkenleri ifade eder. Grup 4 biyolojik etkenler ise yönetmeliğin 5. maddesinde şu şekilde tarif edilir: “Grup 4 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma riski yüksek olan ancak etkili korunma ve tedavi yöntemi bulunmayan biyolojik etkenler.”
Yönetmeliğin Ek-III tablosunda biyolojik etkenlerin sınıflandırma listesi yer alır. Listenin okunmasında bir kural özellikle önemlidir. Ek-III açıklama 3’e göre: “Herhangi bir biyolojik etkenin Grup 2, Grup 3 veya Grup 4 de sınıflandırılmamış olması ve listede yer almaması, bu biyolojik etkenin Grup 1 de yer aldığı anlamına gelmez.” Bu hüküm, henüz listelenmemiş veya tanımlanmamış bir biyolojik etkenle karşılaşıldığında onun zararsız varsayılamayacağını açıkça gösterir.
Risk değerlendirmesi, maruziyet koşullarını etkileyebilecek herhangi bir değişiklik olduğunda yenilenir. Birden fazla grupta biyolojik etkenin bulunduğu ortamlarda değerlendirme tüm etkenlerin oluşturduğu tehlike dikkate alınarak yapılır. Yönetmeliğin 16. maddesi çalışanların işe başlamadan önce ve düzenli aralıklarla sağlık gözetimine tabi tutulmasını, henüz bağışıklığı olmayan çalışanlar için gerektiğinde, Sağlık Bakanlığının il birimleriyle işbirliği içinde uygun aşıların yapılmasını öngörür.
Biyolojik risklerde kişisel sağlık ve maruziyet kayıtlarının saklanma süreleri oldukça uzundur. Kayıtlar maruziyetin sona ermesinden sonra en az 15 yıl boyunca saklanır. Ancak yönetmeliğin 13. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kalıcı veya gizli enfeksiyona yol açan ya da uzun kuluçka dönemi olan özel etkenlere maruziyette bu kayıtlar bilinen son maruziyetten itibaren en az 40 yıl muhafaza edilir. Mesleki maruziyet sonucu ortaya çıkan her hastalık veya ölüm vakası Bakanlığa bildirilir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün meslek hastalıkları listesinde de bruselloz, hepatit virüsleri ve HIV gibi biyolojik etkenler bu kapsamda değerlendirilir.
Ergonomik risk etmenleri: sayı vermeyen iki yönetmelik
Ergonomik risk etmenleri, işin çalışanın fiziksel kapasitesiyle uyumsuzluğundan kaynaklanan kas-iskelet sistemi yüklenmelerini kapsar. Türk mevzuatında ergonomik etmenlere ayrılmış iki yönetmelik öne çıkar: Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği ile Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik. Bu iki metnin en dikkat çekici ortak özelliği, uygulayıcıların aradığı sayısal sınırları vermemesidir.
Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği, 90/269/EEC Direktifine paralel olarak 24.07.2013 tarihli ve 28717 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yönetmeliğin 4. maddesi elle taşıma işini tanımlarken ergonomik koşullara doğrudan atıf yapar: “işin niteliği veya uygun olmayan ergonomik koşullar nedeniyle özellikle bel veya sırtının incinmesiyle sonuçlanabilecek riskleri kapsayan nakletme veya destekleme işlerini”. İşveren, yüklerin elle taşınmasına gerek duyulmayacak iş organizasyonunu yapmak ve mekanik sistemler kullanmakla yükümlüdür; taşıma kaçınılmaz ise Ek-1’deki hususları dikkate almak zorundadır.
Yönetmelik metninde ve eklerinde kilogram, kilo ya da mesafe gibi herhangi bir sayısal ağırlık sınırı yer almaz. Mevzuat bunun yerine nitel ölçütler belirler. Ek-1’e göre yükün çok ağır veya çok büyük olması, kavranmasının zorluğu, dengesizliği veya vücuttan uzakta tutulmayı gerektirmesi risk faktörüdür. Ayrıca işin çok yorucu olması, yalnızca gövdenin bükülmesiyle yapılabilmesi, zeminin düz olmaması ve seviye farkları riski artırır. Dikkat çekici bir hüküm olarak Ek-1, sıcaklık, nem veya havalandırmanın uygun olmamasını sırt ve bel incinmesi riskini artırabilecek koşullar arasında sayar. Bu ifade, fiziksel bir çevre faktörünün ergonomik riski nasıl doğrudan büyüttüğünü mevzuatın kendisinin kabul ettiğini gösterir.
Yönetmeliğin 7. maddesi ve Ek-2 tablosu ise çalışanın fiziki yapısı ve eğitimi gibi bireysel risk faktörlerini ele alır. Yönetmelikte bağımsız bir sağlık gözetimi maddesi bulunmaz.
Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik ise 90/270/EEC Direktifine paralel olarak 16.04.2013 tarihli ve 28620 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yönetmeliğin 5. maddesi risk değerlendirmesinde dikkate alınacak unsurları sıralar: “özellikle görme, fiziksel sorunlar ve mental stresle ilgili riskleri de dikkate alarak”. Yönetmeliğin 7. maddesi işverenin ekranlı araçlarla çalışanların işlerini uygun şekilde planlayarak periyodik ara vermelerini veya dönüşümlü çalışmalarını sağlamakla yükümlü olduğunu belirtir. Fakat ara dinlenmelerin süresi, sıklığı veya çalışma süreleri hakkında hiçbir sayısal dakika verilmemiştir.
Ekranlı araçlar yönetmeliğinin 9. maddesi çalışanların işe başlamadan önce, işyeri hekiminin belirleyeceği düzenli aralıklarla ve görme zorluğu yaşandığında göz muayenesine tabi tutulmasını şart koşar. Uluslararası Çalışma Örgütü listesinin 2.3 başlığındaki kas-iskelet sistemi bozuklukları arasında tekrarlayan zorlamalı iş, titreşim ve uygunsuz bilek pozisyonlarının bileşimiyle ortaya çıkan karpal tünel sendromu sayılır.
Benim değerlendirmeme göre ergonomik etmenlerde mevzuatın sayısal sınır vermemesi, uzmanı hazır tablolardan kurtarıp işyeri koşullarını yerinde analiz etmeye zorlar. Fiziksel veya kimyasal bir etkende sınır değerin aşılıp aşılmadığı laboratuvar raporuyla doğrulanabilirken, ergonomik risklerde risk değerlendirmesi ekibinin işin yapılış şeklini, çalışma ortamını ve çalışan geribildirimlerini metodolojik biçimde incelemesi gerekir.
Psikososyal risk etmenleri: kendi yönetmeliği olmayan etmen
Psikososyal risk etmenleri, beşli içinde mevzuat çerçevesi en dağınık kalan gruptur. mevzuat.gov.tr’deki yürürlükteki yönetmeliklerde bu etmene ayrılmış bir ÇSGB yönetmeliği bulamadım (Ekim 2026).
Buna rağmen psikososyal risklerin hukuki dayanağı yok sayılamaz. İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8. maddesinin üçüncü fıkrasında psikososyal etmenler açıkça tehlike kaynakları arasında sayılmıştır. Aynı maddenin (ç) bendinde dikkate alınması gereken faktörler somutlaştırılır: “çalışma usulleri, vardiya düzeni, ekip çalışması, organizasyon, nezaret sistemi, hiyerarşik düzen, ziyaretçi veya işyeri çalışanı olmayan diğer kişiler gibi faktörlerden kaynaklanabilecek tehlikeler.” Ekranlı Araçlar Yönetmeliği’nin 5. maddesinde yer alan mental stres ifadesi ve İşyeri Bina ve Eklentileri Yönetmeliği Ek-1 madde 19’daki termal konforun çalışanların psikolojik durumunu olumsuz etkilememesi şartı diğer mevzuat dayanaklarıdır. Eğitim yönetmeliğinde ise bu etmen sağlık konuları arasında geçer.
Avrupa Birliği düzeyinde de psikososyal risklere ayrılmış müstakil bir bireysel direktif bulunmaz. Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU-OSHA), psikososyal risklerin yönetilmesini genel çerçeveye dayandırır: “Managing work-related psychosocial risks is not just a moral obligation and a good investment for employers, it is a legal imperative set out in Framework Directive 89/391/EEC” (işle ilgili psikososyal riskleri yönetmek işverenler için sadece ahlaki bir zorunluluk ve iyi bir yatırım değildir, 89/391/EEC sayılı Çerçeve Direktif’te belirlenen yasal bir zorunluluktur). Bu yasal çerçeve, Avrupa sosyal taraflarının işe bağlı stres ile taciz ve şiddete ilişkin çerçeve anlaşmalarıyla desteklenir.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün meslek hastalıkları listesinin 2.4 bölümünde ise ruhsal ve davranışsal bozukluklar başlığı altında travma sonrası stres bozukluğu ile iş kaynaklı risk faktörlerine maruziyet sonucu bilimsel olarak kanıtlanan diğer bozukluklar sayılır. Sitemizde daha önce ayrıntılı biçimde ele aldığımız psikososyal risk değerlendirmesi yazısında vurgulandığı üzere, bu risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi 2012 yılından bu yana yürürlükteki mevzuat uyarınca her işveren için zorunludur.
Benim değerlendirmeme göre psikososyal risklerin müstakil bir yönetmeliğe ve sayısal sınır değerlere sahip olmaması, sahadaki uygulamalarda bu başlığın ihmal edilmesine yol açar. Bir ortamda kimyasal maddeyi veya gürültüyü ölçen cihazlar vardır; fakat vardiya düzeninden, hiyerarşik baskıdan veya iş organizasyonundaki aksaklıklardan doğan riskleri ölçecek bir laboratuvar cihazı bulunmaz. Bu etmenler anketler, gözlemler ve çalışan görüşmeleriyle incelenmek zorundadır.
Ölçülebilen ve ölçülemeyen etmenler: iş hijyeni ölçümünün sınırı
İşyerindeki risk etmenlerinin tespitinde en temel ayrım, etmenin akredite bir laboratuvar tarafından fiziksel ve kimyasal yöntemlerle ölçülebilir olup olmamasıdır. 6331 sayılı Kanun’un 30. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde verilen yetkiyle hazırlanan İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Hakkında Yönetmelik, 27.01.2023 tarihli ve 32086 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 2017 tarihli eski yönetmeliği yürürlükten kaldırmıştır. 04.02.2024 tarihli Resmî Gazete’de ise afet ve olağanüstü hal durumlarına ilişkin Ek Madde 1 düzenlemesi yapılmıştır.
Yönetmeliğin 5. maddesinin ikinci fıkrasına göre iş hijyeni ölçümleri; alınan kontrol tedbirlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi, işyeri ortamında veya kişisel maruziyette değişiklik meydana gelmesi, iş müfettişinin istemesi ya da işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının gerekli görmesi hallerinde tekrarlanır. Ölçüm yaptırılacak kuruluşun niteliği konusunda yönetmelik kesin bir sınır çizer: “Yeterlik veya ön yeterlik belgesine sahip olmayan laboratuvarlarca yapılan iş hijyeni ölçüm, test ve analiz sonuçları geçersizdir.”
Ölçüm sürecinin güvenilirliği için yönetmelik belirli prosedürler öngörür. Ölçüm sırasında iş güvenliği uzmanı ve/veya işyeri hekimi, bunların yokluğunda işin yürütülmesini bilen bir çalışan laboratuvar personeline eşlik eder. Ölçüm, normal çalışma şartlarında ve üretim kapasitesinde herhangi bir değişiklik yapılmadan sürdürülen çalışma sırasında yapılır. Mevzuatta özel bir saklama süresi belirlenmemiş ölçüm kayıtları en az 10 yıl süreyle muhafaza edilir. Öte yandan çalışanların sağlık durumunu tespit için yapılan biyolojik numune analizleri ile işyerlerinin kendi iç kontrol amaçlı laboratuvarları bu yönetmeliğin kapsamı dışındadır.
Yönetmeliğin Ek-1 tablosunda akreditasyon belgesi zorunlu parametreler yer alır. Bu parametreler; solunabilir toz, toplam toz, serbest silis, lifsi toz (asbest ve insan yapımı mineral lifler), kişisel gürültü, el-kol ve tüm vücut titreşimi, ağır metaller, asitler, amonyak, formaldehit, uçucu organik bileşikler, renk karşılaştırmalı gaz ve buhar ölçümleri, aydınlatma, termal konfor, elektromanyetik alan ve radyasyondur. Bu listede tek bir biyolojik parametre yer almaz.
Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8. maddesinin dördüncü fıkrası ise laboratuvar ölçümünü aşan genel bir kural koyar. Çalışma ortamında daha önce bir araştırma yapılmamışsa, tehlikelerin nitelik ve niceliğini belirlemek üzere gerekli bütün kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılması emredilir. Dolayısıyla ölçüm cihazı bulunmayan ergonomik ve psikososyal tehlike kaynaklarında işveren inceleme ve araştırma yükümlülüğü altındadır.
Benim değerlendirmeme göre sahadaki tablo şöyledir: Fiziksel ve kimyasal etmenlerin çoğunda yönetmelik, sayısal sınır değer ve akredite ölçüm üçlüsü tamamdır. Biyolojik etkenlerde yönetmelik ve risk grupları vardır, ancak sayısal sınır ve Ek-1 ölçüm parametresi bulunmaz. Ergonomik ve psikososyal alanlarda ise sınır değer ve laboratuvar ölçümü yoktur; yükümlülük doğrudan risk değerlendirmesi ekibinin analitik incelemesine bırakılmıştır. İşyerinizdeki etmenlerin hukuki durumunu ve yapılması gereken ölçümleri değerlendirirken, kendi özel koşullarınızı işyerinizin İSG profesyonelleri ve gerekirse Bakanlığın yetkili birimleriyle doğrulamanız gerekir.

Sınav sorularında risk etmenleri: beş soru kalıbı ve gerekçeli cevapları
Risk etmenleri, sınav sorularında çeldiriciyle kurulmaya çok elverişli bir konudur; beş kutu arasındaki sınırlar ilk bakışta sanıldığı kadar net değildir. Adayların soruları çözerken kavram ezberlemek yerine mevzuatın dayandığı mantığı kavramaları gerekir. Bu bölümde, sınavlarda öne çıkan beş temel soru kalıbını ve gerekçeli yanıtlarını inceleyeceğiz.
“Aşağıdakilerden hangisi kimyasal risk etmenlerinden değildir” kalıbı
Bu soru kalıbında doğru cevabı bulmanın mantığı, seçenekler arasında yer alan fiziksel, biyolojik veya ergonomik bir unsuru tespit etmektir. Soru kökü kimyasal olmayanı sorduğunda gürültü, titreşim, aydınlatma gibi fiziksel; bakteri, virüs gibi biyolojik; duruş bozukluğu gibi ergonomik unsurlar doğru cevabı oluşturur.
Bu kalıptaki en büyük çeldirici toz, gaz ve buhar seçenekleridir. Toz, katı parçacıklardan oluştuğu için fiziksel bir etmen gibi düşünülebilir. Oysa İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Hakkında Yönetmelik m.4/1-ğ toz, gaz ve buharı kimyasal etmen örneği olarak sayar. Ayrıca asbest lifleri ve sert ağaç tozları da kimyasal ve kanserojen mevzuatı kapsamında sınır değeri bulunan kimyasal etmenlerdir. Dolayısıyla toz içeren bir şık bu soruda doğru cevap olamaz; o şık çeldiricidir.
“Aşağıdakilerden hangisi fiziksel risk etmenlerinden değildir” kalıbı
Fiziksel risk etmenlerini sorgulayan bu sorularda doğru yanıt, fiziksel etmen listesinin dışında kalan seçenektir. İş Hijyeni Yönetmeliği m.4/1-ğ fiziksel etmen örnekleri olarak gürültü, titreşim, aydınlatma ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyonu sayar; termal konfor ölçümü de aynı yönetmeliğin Ek-1’indeki parametreler arasındadır.
Bu sorulardaki tipik tuzak, elle taşıma işlerinin veya tozların fiziksel etmen gibi sunulmasıdır. Yük kaldırma ve taşıma işleri Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği gereğince ergonomik bir risk faktörüdür; fiziksel etmen değildir. Benzer şekilde çalışma ortamındaki tozlar kimyasal etmen, iş stresi ve vardiya düzeni ise psikososyal etmen grubuna girer.
“Risk etmenleri kaça ayrılır” kalıbı
Bu soru köküyle karşılaşıldığında sınav mantığı büyük olasılıkla beşli grubu hedefler. Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği m.8/3 ve Çalışanların İSG Eğitimleri Yönetmeliği Ek-1 tablosundaki tasnif gereğince fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal olmak üzere beş ana grup kabul edilir.
Ancak sorunun köküne dikkatle bakılmalıdır. Eğer soru 6331 sayılı Kanun m.30/1-ç veya İş Hijyeni Yönetmeliği bağlamında ölçüm ve laboratuvar analizi yapılacak etmenleri soruyorsa, doğru cevap üç (fiziksel, kimyasal, biyolojik) olmalıdır. Benim değerlendirmeme göre şıklarda hem üç hem beş bulunuyorsa, soru metninde ölçüm yönetmeliğine mi yoksa genel risk değerlendirmesi eğitimine mi atıf yapıldığı belirleyici olur. Ayrıca Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’ndeki “ve benzeri” ifadesi listenin açık uçlu olduğunu gösterir.
“Biyolojik ve psikososyal risk etmenleri hangi eğitim başlığındadır” kalıbı
Çalışanların İSG Eğitimleri Yönetmeliği’nin Ek-1 tablosunu sorgulayan bu kalıpta doğru yanıt tereddütsüz “Sağlık konuları”dır. Yönetmelik biyolojik ve psikososyal etmenleri sağlık başlığı altında 2-c maddesinde bir araya getirmiştir.
Bu sorudaki en yaygın çeldirici, biyolojik etmenleri teknik konular arasına yerleştiren şıklardır. Yönetmeliğin 3-a maddesi kimyasal, fiziksel ve ergonomik etmenleri “Teknik konular” saymıştır. Biyolojik etkenler laboratuvar ölçümlerinde teknik bir hijyen konusu gibi görünse de eğitim müfredatında sağlık konuları kutusuna konulmuştur. Adayların bu ikiye bölünmüş yapıyı hatırda tutması gerekir.
“Fiziksel risk etmenleri için öncelikle alınması gereken önlem hangisidir” kalıbı
Bu tür sorular doğrudan önlem basamaklarının sırasını test eder. Bu yazıda önlem basamaklarını ayrıntılı anlatmayacağım; bu basamakların mevzuattaki dayanakları daha önce risk kontrol hiyerarşisi yazısında ayrıntısıyla incelenmişti. Soru kökü gürültü veya titreşimi konu aldığında en büyük tuzak, kişisel koruyucu donanımın öncelikli önlem gibi sunulmasıdır.
Gürültü Yönetmeliği’nin 5. maddesinin üçüncü fıkrasına göre maruziyet eylem değerlerinde kulak koruyucularının etkisi dikkate alınmaz. Kulaklık dağıtmak, maruziyetin 80 dB(A) veya 85 dB(A) eylem değerini aşıp aşmadığı hesabını değiştirmez; kulak koruyucunun etkisi yalnızca 87 dB(A) sınır değerinde hesaba katılır. KKD’yi ilk önlem olarak sunan şık bu yüzden genellikle çeldiricidir. Titreşimde ise el-kol için 2,5 m/s² eylem ve 5 m/s² sınır, bütün vücut için 0,5 m/s² eylem ve 1,15 m/s² sınır değerleri kesin eşiklerdir. Biyolojik etmenlerde listede yer almamanın etkeni Grup 1 yapmayacağı ve elle taşımada sayısal kilogram sınırı bulunmadığı kuralı da sınavlarda sıkça kullanılan diğer tuzak noktalarıdır.
Risk değerlendirmesinde etmen listesini kullanmak: kontrol listesi
İşyerinde risk değerlendirmesi yaparken risk etmenleri listesini mevzuata tam uyumlu şekilde kullanmak isteyen bir ekip için uygulanabilir adımlar şunlardır:
- Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8. maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal ve ergonomik tehlike kaynaklarını ve “ve benzeri” kapsamındaki işyerine özgü diğer unsurları eksiksiz listeleyin.
- Belirlenen her fiziksel ve kimyasal etmen için ilgili özel yönetmeliği ve mevzuatta belirlenmiş yasal maruziyet sınır değerini risk analizi formundaki satırın yanına kaydedin.
- Termal konfor, aydınlatma ve elektromanyetik alan gibi mevzuatta bağlayıcı sayısal sınırı bulunmayan ölçümlerde, İş Hijyeni Yönetmeliği m.6 gereğince raporda hangi uluslararası standart ve sınır değerin esas alındığını doğrulayın.
- Çalışma ortamında yapılacak iş hijyeni ölçümlerinin İş Hijyeni Yönetmeliği m.5/3 uyarınca yeterlik veya ön yeterlik belgesine sahip laboratuvarlarca yürütüldüğünü kontrol edin.
- İş hijyeni ölçüm ve örnekleme süreçlerinin İş Hijyeni Yönetmeliği m.5/5-c uyarınca normal çalışma şartlarında ve üretim kapasitesinde değişiklik yapılmadan gerçekleştirildiğini teyit edin.
- Gürültü ölçüm sonuçlarını değerlendirirken 80 dB(A) ve 85 dB(A) maruziyet eylem değerlerinde kulak koruyucunun etkisini hesaba katmayın; kulak koruyucu korumasını yalnızca 87 dB(A) sınır değer değerlendirmesinde dikkate alın.
- Risk değerlendirmesinde tekil maruziyetlerle yetinmeyin; gürültü ile ototoksik kimyasalların, titreşim ile gürültünün ve yüksek sıcaklık ile elle taşıma işlerinin karşılıklı etkileşimlerini ayrı birer risk kalemi olarak formunuza işleyin.
- Biyolojik etkenleri Biyolojik Etkenler Yönetmeliği m.5’teki dört risk grubuna göre sınıflandırın; Ek-III listesinde yer almayan bir mikroorganizmanın otomatik olarak Grup 1 sayılamayacağını göz önünde bulundurun.
- Sayısal sınır değeri ve laboratuvar ölçüm yöntemi bulunmayan ergonomik ve psikososyal risk faktörlerinde, süreci ölçüm raporu yerine metodolojik saha incelemeleri, organizasyonel analizler ve çalışan görüşleriyle değerlendirin.
- Gürültüde en yüksek eylem değeri olan 85 dB(A) ve titreşimde eylem değerleri aşıldığında zorunlu hale gelen işitme testi ve sağlık gözetimi süreçlerini işyeri hekimiyle birlikte planlayarak periyodik muayene takip sistemine bağlayın.
- Maruziyet kayıtlarını mevzuattaki yasal saklama sürelerine uygun biçimde arşivleyin; biyolojik etkenlerde kayıtları en az 15 yıl, özel durumlarda en az 40 yıl, genel iş hijyeni ölçüm kayıtlarını ise en az 10 yıl süreyle saklayın.
İşyerinizdeki mevcut risk değerlendirmesi dosyasını masaya yatırıp her bir tehlike satırının yanına dayandığı yasal etmen grubunu ve ilgili yönetmelik maddesini yazın. Karşılığı boş kalan satırlar, mevzuatın sustuğu ve teknik değerlendirmenin bütünüyle sizin mesleki muhakemenize kaldığı alanları gösterir.
Kaynaklar
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu. (2012). Resmî Gazete, 30.06.2012, Sayı: 28339. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6331&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
- İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği. (2012). Resmî Gazete, 29.12.2012, Sayı: 28512. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16925&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik. (2026). Resmî Gazete, 02.04.2026, Sayı: 33212. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=45087&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 15.05.2013, Sayı: 28648 (yürürlükten kaldırıldı). https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/05/20130515-1.htm
- İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizleri Hakkında Yönetmelik. (2023). Resmî Gazete, 27.01.2023, Sayı: 32086. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=40042&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 28.07.2013, Sayı: 28721. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18647&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Çalışanların Titreşimle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 22.08.2013, Sayı: 28743. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18759&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 12.08.2013, Sayı: 28733. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18709&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 15.06.2013, Sayı: 28678. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18485&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Tozla Mücadele Yönetmeliği. (2013). Resmî Gazete, 05.11.2013, Sayı: 28812. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18989&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 06.08.2013, Sayı: 28730. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18695&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 25.01.2013, Sayı: 28539. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=17050&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği. (2013). Resmî Gazete, 24.07.2013, Sayı: 28717. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18627&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 16.04.2013, Sayı: 28620. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=17288&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 17.07.2013, Sayı: 28710. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18592&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- Council Directive 89/391/EEC of 12 June 1989 on the introduction of measures to encourage improvements in the safety and health of workers at work. https://www.legislation.gov.uk/eudr/1989/391/contents
- Directive 2003/10/EC of the European Parliament and of the Council of 6 February 2003 on the minimum health and safety requirements regarding the exposure of workers to the risks arising from physical agents (noise). https://www.legislation.gov.uk/eudr/2003/10/contents
- Directive 2002/44/EC of the European Parliament and of the Council of 25 June 2002 on the minimum health and safety requirements regarding the exposure of workers to the risks arising from physical agents (vibration). https://www.legislation.gov.uk/eudr/2002/44/contents
- Directive 2013/35/EU of the European Parliament and of the Council of 26 June 2013 on the minimum health and safety requirements regarding the exposure of workers to the risks arising from physical agents (electromagnetic fields). https://www.legislation.gov.uk/eudr/2013/35/contents
- Directive 2006/25/EC of the European Parliament and of the Council of 5 April 2006 on the minimum health and safety requirements regarding the exposure of workers to risks arising from physical agents (artificial optical radiation). https://www.legislation.gov.uk/eudr/2006/25/contents
- International Labour Organization. (2010). ILO list of occupational diseases (revised 2010). ILO. https://www.ilo.org/sites/default/files/wcmsp5/groups/public/@ed_protect/@protrav/@safework/documents/publication/wcms_125137.pdf
- European Agency for Safety and Health at Work (EU-OSHA). (t.y.). Psychosocial risks and mental health at work. https://osha.europa.eu/en/themes/psychosocial-risks-and-mental-health

14 yıllık kurumsal ve uluslararası deneyime sahip EHS Lideri. Proses Güvenliği, Sürdürülebilirlik ve Yönetim Sistemleri konularında stratejik analizler ve içerik üretimi yapmaktadır.
Yeni yazılardan haberdar olmak için bültenime abone olun.
