OED Zorunluluğu 2026: İşyerinde Kaç Şok Cihazı, Nereye, Ne Zamana Kadar?

Tahmini okuma süresi: 25 dakika

Kategori: Mevzuat Yazar: Alper Gümüşler


Son aylarda sık duyduğum bir cümle var: 500 çalışanı olan işyeri yıl sonuna kadar şok cihazı almak zorunda. Dolaşan özetlerin ve bazı tanıtım metinlerinin bir kısmı konuyu yalnızca toplam çalışan sayısıyla anlatıyor. Oysa mevzuatın getirdiği OED zorunluluğu toplam bordro mevcuduna değil, aynı kampüste ve aynı anda bulunan çalışan sayısına bağlı. Kaç cihazın nereye yerleştirileceğini de tek başına yönetmelik belirlemiyor; asıl belirleyici teknik çerçeveyi Sağlık Bakanlığı’nın 17 Nisan 2026 tarihli OED Rehberi çiziyor.

Bir EHS müdürü olarak işin bir cihaz tedariki gibi görülmesinden kaygı duyuyorum. Yönetmelik metnini okumayan bir yönetici, faturayı kestiği anda işin bittiğini düşünebilir. Gerçekte ise cihazın temininden konumlandırılmasına, acil durum planlarına entegre edilmesinden OED-Net sistemine kaydedilmesine kadar uzanan çok adımlı bir süreç söz konusu.

Bu yazıda işverenin 31 Aralık 2026’ya kadar izleyeceği sırayı adım adım kuruyorum: kapsamın nasıl hesaplanacağı, Rehber’e göre kaç cihaz gerektiği, cihazların nereye konacağı, satın alma ve OED-Net kaydı, eğitim ve son olarak acil durum planı. Her adımda dayanağı ve metinlerin cevapsız bıraktığı noktaları ayrıca gösteriyorum; OED zorunluluğunun en çok tartışma doğuracak yerleri de bunlar.

OED zorunluluğu hangi işyerlerini kapsıyor: EK-1’in üç kademesi

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı Hakkında Yönetmelik, 9 Aralık 2025 tarihli ve 33102 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Yönetmeliğin yürürlük maddesi olan 10. maddesi “(1) Bu Yönetmelik 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girer.” hükmünü taşıyor. Yönetmeliğin 6. maddesinin üçüncü fıkrası ise kapsamın ve zorunluluğun temel sınırını çiziyor: “OED’nin EK-1’deki yerlerde bulundurulması zorunludur. OED’nin bulundurulacağı yerlerdeki asgari OED sayısı ve konumlandırılmasına ilişkin esaslar, Bakanlık tarafından belirlenir.”

Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 listesi üç ayrı sütun halinde bir geçiş takvimi sunuyor. Bu takvimde her kademe için net bir gün belirtilmeksizin “yılı sonuna kadar” ifadesi tercih ediliyor. Ben bu ifadeyi ilgili yılın son günü, yani ilk kademe için en geç 31 Aralık 2026 olarak okuyorum; yaygın okuma da bu yönde. Aynı dönemde dolan diğer son tarihleri İSG mevzuat değişiklikleri 2026 takvimi içinde topladım; OED zorunluluğu orada bir satır olarak duruyor, bu yazı ise o satırın arkasındaki işi açıyor.

EK-1’deki işyeri satırlarına yakından baktığımızda, zorunluluğun çalışan baremine göre üçe bölündüğünü görüyoruz:

İlk sütun olan 2026 yılı sonuna kadar olan kademede kural şudur: “Aynı kampüste ve aynı anda 500 ve üzeri çalışanı bulunduran iş yerleri (Kamu kurum ve kuruluşları dahil)”.

İkinci sütun olan 2027 yılı sonuna kadar olan kademede barem düşüyor: “Aynı kampüste ve aynı anda 200 ve üzeri çalışan bulunduran iş yerleri (Kamu kurum ve kuruluşları dahil)”.

Üçüncü sütun olan 2028 yılı sonuna kadar olan kademede ise kapsam daha da genişliyor: “Aynı kampüste ve aynı anda 100 ve üzeri çalışan bulunduran iş yerleri (Kamu kurum ve kuruluşları dahil)” ve bu kademeye bağımsız bir satır olarak “Benzin istasyonları” ekleniyor.

Yönetmelik yalnızca sanayi tesislerini ya da özel sektörü hedeflemiyor; parantez içindeki açık ifadeyle kamu kurum ve kuruluşlarını da bu kapsama doğrudan dahil ediyor. Bu yüzden aynı yerleşkede aynı anda 500 ve üzeri kişinin çalıştığı bir kamu binası da özel sektördeki bir fabrikayla aynı takvime tabi.

EK-1 tablosu sadece işyerlerini değil, kamusal hareketliliğin yüksek olduğu birçok alanı da kademeli olarak düzenliyor. 2026 kademesinde yolcu uçakları, havalimanlarının yolcu alanları, 10.000 metrekare veya 10.000 koltuk üzerindeki spor tesisleri ve stadyumlar, 800 metrekare üzerindeki fitness salonları, 5.000 metrekare üzeri satış alanı olan alışveriş merkezleri, 500 yatak üzeri konaklama tesisleri ile 500 ve üzeri yatak kapasiteli yükseköğrenim öğrenci yurtları, raylı sistem istasyonları, garlar ve şehirler arası trenler yer alıyor. 2027 kademesinde bu eşiklerin bir kısmı aşağı çekiliyor: konaklama tesislerinde ve yurtlarda sınır 100’e, spor tesislerinde 5.000 metrekareye ve 1.000 koltuğa iniyor; merkezi büyük ibadethaneler de listeye giriyor.

İşyeri kademelerini ve Rehber’in her kademe için verdiği sayı ve konum ölçütlerini aşağıdaki tabloda bir araya getirdim:

Son tarih (EK-1)İşyeri ölçütü (EK-1)Asgari cihaz sayısı (Rehber 3.1)Öncelikli konum (Rehber 3.1)
2026 yılı sonuAynı kampüste ve aynı anda 500 ve üzeri çalışan (kamu dahil)Her 1000 çalışana en az 1 veya kampüs alanında her 50.000 m²’ye en az 1Üretim alanı, yemekhane, güvenlik yanı, giriş kapıları
2027 yılı sonuAynı kampüste ve aynı anda 200 ve üzeri çalışan (kamu dahil)Her işyeri için en az 1 veya kampüs alanında her 50.000 m²’ye en az 1Aynı
2028 yılı sonuAynı kampüste ve aynı anda 100 ve üzeri çalışan (kamu dahil); benzin istasyonlarıHer işyeri için en az 1 veya her 50.000 m²’ye en az 1; benzin istasyonunda her istasyona en az 1Aynı; benzin istasyonunda market ve kasa yakını
Hepsi içinYükseköğretim kampüsünde aynı anda bulunan öğrenciler de sayılır (Rehber dipnotu)Erişim en fazla 3 dakika; çok katlı binada en az her 3 katta 1 (Rehber 4.1)—
Dikey zaman çizelgesi: 1 Ocak 2026 yürürlük, 17 Nisan 2026 OED Rehberi, 2026 sonu 500 ve üzeri, 2027 sonu 200 ve üzeri, 2028 sonu 100 ve üzeri çalışan ile benzin istasyonları
Üç işyeri kademesinde de ölçüt aynı kampüste ve aynı anda bulunan çalışan sayısı (EK-1).

“Aynı kampüste ve aynı anda”: toplam kadroyla hesap yapılmaz

Mevzuat okumalarında en sık yapılan hata, kurumun bordrosunda kayıtlı toplam sigortalı sayısını alıp doğrudan EK-1 listesiyle eşleştirmektir. Oysa EK-1’deki işyeri satırlarının üçü de “Aynı kampüste ve aynı anda” ibaresiyle başlıyor. Bu ibare toplam istihdamdan farklı bir şeyi ölçüyor.

Kendi okumama göre “aynı anda” anlık insan yoğunluğunu anlatıyor. Vardiyalı çalışan bir işletmede bordrodaki toplam sayı ile sahada aynı saatte bulunan kişi sayısı arasında büyük fark olabilir ve EK-1’in eşiği ikincisine bakıyor. Bu fark bir işletmeyi bir kademe yukarıya ya da aşağıya taşıyabilir. Yanlış sayıyla başlayan bir hesap, ya gereğinden erken bir bütçe kararına ya da son tarihin kaçırılmasına götürür.

Ayrımı somutlaştırmak için iki örnek işyeri kurgulayalım:

Örnek A olarak vardiyalı çalışan bir üretim tesisini ele alalım. Fabrikada toplam 1.050 çalışan istihdam ediliyor. Çalışma düzeni üç vardiyaya bölünmüş durumda: 08.00-16.00 saatleri arasındaki gündüz vardiyasında 380 üretim işçisi ve 140 idari personel olmak üzere toplam 520 kişi görev yapıyor. 16.00-24.00 vardiyasında 300 kişi, 24.00-08.00 gece vardiyasında ise 230 kişi tesiste bulunuyor. Burada gündüz saatlerinde aynı anda bulunan çalışan sayısı 520’ye ulaştığı için işletme net biçimde 2026 kademesine giriyor.

Burada bir gri alan doğuyor: vardiya devri. Örneğin 15.45 ile 16.15 arasında önceki vardiya henüz tesisten ayrılmamışken yeni vardiya içeri giriyor olabilir. Yaklaşık yarım saatlik bu devir teslim aralığında sahada iki vardiyanın çalışanları fiziki olarak çakışıyor. Bu 30 dakikalık geçici çakışma “aynı anda” sayılır mı? EK-1 metni bu ayrıntıyı açıklığa kavuşturmuyor. Kendi değerlendirmem, denetim ve risk yönetimi açısından ihtiyatlı davranıp bu tür düzenli çakışmaları hesaplamaya dahil etmenin daha güvenli bir yol olacağı yönündedir; fakat bunun mevzuatta açıkça cevaplanmamış bir soru olduğu gerçeğini değiştiremeyiz.

Örnek B olarak dengeli vardiya sistemine sahip bir depolama ve dağıtım merkezini inceleyelim. Toplam 900 çalışanı bulunan işletmede üç eşit vardiya uygulanıyor. Her vardiyada sahada tam 300 çalışan görev yapıyor ve vardiya giriş-çıkışları birbirine temas etmeyecek şekilde organize edilmiş durumda. Günün hiçbir anında tesiste 300’ün üzerinde insan aynı anda bulunmuyor. Bu işletmenin toplam bordrosuna bakan bir satın alma birimi, 900 rakamını görerek 2026 sonuna kadar cihaz alma telaşına düşebilir. Oysa aynı anda bulunan çalışan sayısı 300 olduğu için bu tesis 2026 kademesine değil, 2027 yılı sonuna kadar süre tanınan 200 ve üzeri kademesine tabidir.

Bu iki örnekten çıkardığım pratik ders, sayımın kanıtlanabilir olması gerektiği. Benim önerim, OED zorunluluğunun kapsamını belirlerken vardiya çizelgelerini, giriş kayıtlarını ve idari personelin mesai saatlerini aynı tabloya koymak, günün en kalabalık yarım saatini bu tablodan bulmak ve hesabı tarihli bir notla dosyaya eklemek. Kampüste çalışan sayısı mevsime göre değişiyorsa hesap en kalabalık döneme göre yapılmalı. Böyle bir not, kademe kararının neye dayandığı ileride sorulduğunda cevabı hazır tutar.

“Aynı kampüste” ifadesi de benzer bir soru doğuruyor. Yönetmelikte veya Sağlık Bakanlığı Rehberi’nde “kampüs” kavramının yasal bir tanımı bulunmuyor. Aralarından kamuya açık bir karayolu geçen iki ayrı fabrika binası, aynı organize sanayi bölgesi parselinde yer alan bağımsız ambarlar veya farklı tapu parsellerine yayılmış yönetim blokları tek bir kampüs mü sayılacaktır? Bu sorunun cevabı metinde yoktur.

Yükseköğretim kurumları için ise Rehber ayrı bir not düşüyor. Rehber’in 3.1 bölümünde, işyeri satırlarındaki eşik rakamına yıldızla bağlanan dipnot şöyle: “Kampüs alanlarında bulunan yüksek öğretim kurumlarında, çalışan sayısına ilave olarak aynı anda bulunan öğrenci yoğunluğu da ani kardiyak olay riski ve acil müdahale gereksinimi açısından değerlendirilir. Bu nedenle OED cihazı planlamasında toplam kullanıcı yoğunluğunun (çalışan ve öğrenci) dikkate alınması esastır.”

Dipnot cihaz planlamasından söz ediyor, ama yıldız doğrudan eşik rakamının yanında duruyor. Bu yüzden kendi okumam, üniversite kampüslerinde aynı anda bulunan öğrencilerin hem kapsam hesabında hem de cihaz sayısında çalışanlara eklenmesi gerektiği yönünde. Yükseköğretim dışındaki işyerlerinde ziyaretçinin, alt işveren çalışanının veya stajyerin bu sayıya katılıp katılmayacağı ise hiçbir metinde yazmıyor.

Yönetmelik sayıyı Bakanlığa bıraktı: 17 Nisan 2026 tarihli OED Rehberi

Yönetmelik 9 Aralık 2025’te yayımlandığında, işyerlerinin kaç cihaz alması gerektiği sorusu askıda kalmıştı. Çünkü yönetmeliğin 6. maddesinin üçüncü fıkrası, asgari cihaz sayısının ve konumlandırma esaslarının Bakanlık tarafından ayrıca belirleneceğini hüküm altına alıyordu. Bu boşluk, T.C. Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve 17 Nisan 2026 tarihinde Bakanlığın acilafet sayfasında yayımlanan Otomatik Eksternal Defibrilatör Rehberi ile dolduruldu.

Rehberin 1.3 maddesinde yasal dayanak olarak 9 Aralık 2025 tarihli ve 33102 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ve uluslararası rehberler gösteriliyor. Rehber’in 1.2 maddesi kapsamı şöyle tanımlıyor: “Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşları, toplu taşıma vasıtalarını ve diğer kamusal alanlarda bulundurulacak ve kullanılacak OED cihazlarını kapsar.”

Rehber’in işyeri satırları EK-1 ile aynı üç eşiği kullanıyor ve kamu kurumlarını aynı biçimde kapsama alıyor; yani Rehber kapsamı genişletmiyor, EK-1’in bıraktığı sayı ve konum sorusunu cevaplıyor. Dayanaklar arasında uluslararası rehberlerin de sayılması dikkat çekici, çünkü Yönetmeliğin 6/(2)(a) bendi de konumlandırmanın uluslararası rehberlere uygun yapılmasını istiyor. Bu iki metni birlikte okuyunca, OED zorunluluğunun teknik ayrıntısının Resmî Gazete’deki metinden çok bu Rehber’de durduğunu söylemek yanlış olmaz.

Rehber’i okurken dikkatimi en çok kullandığı dil çekti. Cihaz sayıları ve yerleşim ölçütleri “bulundurulmalıdır” kipiyle yazılmış; metnin son cümlesi ise şu: “Ani kalp durmasına bağlı ölüm oranlarını azaltmak amacıyla, tüm paydaşların bu rehbere uyması önerilmektedir.”

Resmî Gazete’de yayımlanmamış bir rehberin yönetmelik gibi bağlayıcı olup olmadığı tartışmaya açık. Yönetmelik sayı ve konum esaslarının Bakanlıkça belirleneceğini söylemiş, Bakanlık da bu belirlemeyi internet sitesinde yayımladığı bir rehberle yapmış. Benim tahminim, denetimde ve tereddüt hâlinde esas alınacak teknik metnin büyük olasılıkla bu Rehber olacağı. Bu yüzden ihtiyatlı bir işverene Rehber’deki ölçütleri bir tavsiye listesi olarak değil, asgari taban olarak ele almasını öneriyorum.

Rehber, sadece sayıyı belirlemekle kalmıyor; cihazların sahip olması gereken teknik donanım parametrelerini de sıralıyor. 2.2 ve 2.3 bölümlerinde yer alan bilgilere göre temin edilecek cihazların bifazik dalga formuna sahip olması, erişkin pedinin yanı sıra pediatrik ped veya enerji azaltıcı sisteme yer vermesi, en az IP54 koruma standardını karşılaması gerekiyor. Ayrıca şarj gerektirmeyen bataryanın tam dolu hâlde en az 4 yıl bekleme ömrü olmalı, cihazda 1 yetişkin ve 1 pediatrik ped bulunmalı ve pedlerin raf ömrü en az 2 yıl olmalı. Bu ölçütleri satın alma şartnamesine doğrudan yazmak, sonradan çıkacak tartışmaların önünü keser.

Rehberin 2.1 maddesinde yer alan kullanım kısıtlamaları ise çalışma ortamı güvenliği açısından doğrudan bizi ilgilendiriyor. Rehber; cihazın yağmur altında, ıslak veya metal zemin üzerinde bulunan hastalara uygulanmaması gerektiğini, ayrıca yangın ve patlama riski olan, yanıcı gaz bulunan ya da yoğun oksijen verilen ortamlarda kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Bence bu bilgi, patlayıcı ortam (Ex) bölgesi bulunan tesislerde cihazın konumu ve hastanın taşınacağı yol planlanırken risk değerlendirmesine girmeli.

Kaç cihaz: 1000 çalışan mı, 50.000 m² mi?

Bütçe açısından ilk soru, kaç cihaz alınacağı. Rehberin 3.1 maddesi, 2026 yılı sonuna kadar zorunluluk kapsamına giren 500 ve üzeri çalışana sahip işyerleri için asgari cihaz sayısını iki alternatifli bir ölçüte bağlıyor: Her 1000 çalışan için en az bir OED cihazı veya kampüs alanında her 50.000 m²’ye en az bir OED cihazı bulundurulmalıdır.

2027 ve 2028 kademelerindeki işyerleri için ise ölçüt biraz değişiyor. 200 ve üzeri çalışan barındıran yerler ile 100 ve üzeri çalışan bulunan yerlerde her işyeri için en az bir OED cihazı veya kampüs alanında her 50.000 m²’ye en az bir OED cihazı kuralı geçerli oluyor. Benzin istasyonlarında ise her istasyona en az bir cihaz konulması isteniyor.

Bakanlık Rehberi diğer kamusal alanlarda da benzer alan ve kişi ölçütleri uyguluyor. Örneğin havalimanlarında her havaalanında en az bir, ayrıca her 10.000 m²’ye bir ve her katta en az bir cihaz isteniyor; 5.000 m² üzeri satış alanı olan AVM’lerde her 10.000 m²’ye en az bir cihaz öngörülüyor. 1.000 kişi ve üzeri katılımlı etkinlik alanlarında her 1.000 katılımcıya, 500 yatak üzeri konaklama tesislerinde ise her 500 yatağa en az bir cihaz bulundurulması isteniyor. Bu satırların yanında işyeri ölçütü kaba görünüyor: 1.000 çalışana bir cihaz, havalimanı ya da AVM satırlarındaki alan ölçütüyle karşılaştırıldığında, büyük bir kampüste tek başına yeterli bir yoğunluk vermeyebilir. Bu yüzden işyerinde asıl işi aşağıda anlatacağım kat ve süre ölçütleri görecek.

İşyeri satırındaki “veya” bağlacı iki farklı okumaya açık. İşveren 1000 çalışan ölçütünü mü yoksa 50.000 m² alan ölçütünü mü seçmekte serbesttir? Daha da önemlisi, hesaplama sonucunda çıkan kesirli sayılar nasıl yuvarlanacaktır? Ne Yönetmelikte ne de Rehberde yuvarlamaya ilişkin hiçbir matematiksel kural yer almamaktadır.

Bu belirsizliği somut bir işletme kurgusu üzerinden inceleyelim. Örnek C olarak 80.000 m² kampüs alanına kurulu, tek katlı geniş bir üretim holü ve 6 katlı bir idari binası bulunan, anlık çalışan mevcudu 2.400 olan büyük bir sanayi tesisini ele alalım:

İlk olarak çalışan sayısı ölçütünü uygularsak: 2.400 / 1.000 = 2,4 sonucuna ulaşırız. Yuvarlama kuralı yazmadığı için en az 2 cihaz okuması da savunulabilir; benim ihtiyatlı okumam ise “en az bir” ibaresi nedeniyle 2,4’ün en az 3 cihaza karşılık geldiği yönünde.

İkinci olarak kampüs alanı ölçütünü uygularsak: 80.000 / 50.000 = 1,6 sonucunu elde ederiz. Bu hesapla işletme en az 2 cihaz ile yükümlülüğü karşıladığını düşünebilir.

Üçüncü olarak Rehberin 4.1 maddesindeki kat kuralını devreye soktuğumuzda: 6 katlı idari bina için en az her 3 katta bir cihaz kuralı uyarınca yalnızca o bina içine en az 2 cihaz yerleştirilmesi gerekir.

Dördüncü adımda 3 dakika erişim kuralı devreye giriyor. 80.000 m²’ye yayılmış bir tesiste 2 ya da 3 cihazın her noktaya 3 dakikada ulaşıp ulaşmadığını ancak sahada yapılacak bir yürüme testi gösterir.

Örnek C’nin hesabı tabloda şöyle görünüyor:

ÖlçütKaynakHesapSonuç
Çalışan sayısıRehber 3.12.400 / 1.000 = 2,4En az 3 (ihtiyatlı okuma; yuvarlama yazmıyor)
Kampüs alanıRehber 3.180.000 / 50.000 = 1,6En az 2
KatRehber 4.16 katlı idari binaBu binada en az 2
Erişim süresiRehber 4.1Sahada yürüme testiTestten önce bilinemez

“Veya” bağlacı işverene iki ölçütten birini seçme serbestliği veriyormuş gibi okunabilir. Ben yine de iki hesaptan büyük olanı başlangıç sayısı kabul etmeyi, ardından 3 kat ve 3 dakika kurallarını ayrıca uygulamayı öneriyorum; çoğu kampüste asıl sayıyı bu iki kural belirleyecek. Örnek C’de yürüme testi yapmadan kesin bir sayı vermem; söyleyebileceğim, en az 3 cihaz gerektiği ve büyük olasılıkla daha fazlasının gerekeceği.

Dört satırlık şema: çalışan sayısı, kampüs alanı, kat ve erişim süresi ölçütleri; her biri için Rehber'in ölçütü ve 2.400 çalışanlı, 80.000 metrekarelik örnek kampüsün sonucu
Örnek işyeri kurgusaldır. Rehber yuvarlamayı söylemiyor; 3 dakika ölçütü ancak sahada yürüme testiyle sınanabilir.

Nereye: 3 dakika kuralı, 3 kat kuralı ve öncelikli noktalar

Sayıyı bulmak işin yarısı; cihazların nereye konacağı en az onun kadar önemli. Rehber’in 4.1 maddesi erişilebilirlik için iki ölçüt koyuyor:

“Cihaza en fazla erişim süresi 3 dakika olmalıdır.”

“Çok katlı binalarda en az her 3 katta en az 1 cihaz bulunmalıdır.”

Aynı madde, cihazların yerleştirileceği noktaları şöyle sıralıyor:

  • “Bina ana girişlerine yakın,”
  • “Asansör ve merdiven başlarında,”
  • “Yoğun insan trafiği olan koridorlarda,”
  • “Kafeterya ve yemekhane girişlerinde,”
  • “Spor alanları ve soyunma odaları yakınında,”
  • “Güvenlik noktaları ve danışma bankoları yakınında.”

İşyerleri özelinde ise Rehberin 3.1 maddesinde cihazların öncelikle yerleştirileceği alanlar açıkça tarif edilmiştir: “Üretim alanı, yemekhane, güvenlik yanı ve giriş kapıları gibi insan yoğunluğu ve acil tıbbi müdahale ihtimalinin sık görülebileceği alanlara öncelikle konumlandırılmalıdır.”

Yönetmeliğin 6. maddesinin ikinci fıkrası da yerleşim ilkelerini desteklemektedir. Fıkranın (a) bendi cihazın “Uluslararası rehberlere uygun olarak acil durumlarda en kısa sürede ulaşılabilir konumda” bulundurulmasını isterken, (b) bendi nüfus yoğunluğunun dikkate alınmasını, (c) bendi herkesin görebileceği ve ulaşabileceği yükseklikte olmasını, (e) bendi ise “Öncelikli olarak koruma görevlileri, güvenlik personeli, cankurtaran gibi eğitimli kullanıcılar yönünden erişilebilir ve yakın olması” gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu iki listeyi bir fabrikaya uyguladığımda ilk baktığım yer güvenlik noktası oluyor. Rehber işyerleri için güvenlik yanını öncelikli konumlar arasında sayıyor, Yönetmeliğin (e) bendi de cihazın güvenlik personeline yakın olmasını istiyor. Güvenlik kulübesi çoğu tesiste günün her saatinde dolu olan tek nokta; gece vardiyasında ve hafta sonunda da cihazın başında birinin bulunması bu yüzden kolaylaşıyor. Yemekhane ise gün içinde en kalabalık anın yaşandığı yer. Üretim alanındaki cihazın yeri için ise yürüme testinin sonucunu beklemek gerekiyor.

Bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum: 3 dakika ölçütü Sağlık Bakanlığı Rehberi’nin kendi ölçütü. Avrupa Resüsitasyon Konseyi’nin (ERC) 2025 tarihli halk kitapçığında dakika ya da metre cinsinden bir sınır yok; kitapçık erişilebilirliği, işaretlemeyi ve kesintisiz erişimi öne çıkarıyor.

Rehber ise erişim süresini tanımlamıyor. Bu süre, olay yerinden koşup dolaptaki cihaza ulaşma süresi midir, yoksa cihazı alıp hastanın yanına geri getirme toplam süresi midir? Cihazın başına 3 dakikada gidip 3 dakikada geri dönmek toplam 6 dakika demektir. Erken müdahalenin amacı düşünüldüğünde ben bu süreyi, cihazın hastanın başına ulaştırıldığı toplam süre olarak okumayı tercih ediyorum. Sahada yapılacak tatbikatlarda kronometre hastanın yanından başlatılmalı, dolaba gidilip cihaz alınıp hastanın yanına dönüldüğü an durdurulmalıdır.

Bu süreyi masa başında bir mesafeye çevirmek yerine sahada ölçmek gerekiyor. Fabrikada turnikeler, yangın kapıları, istif alanları ve üretim bantları yürüme yolunu uzatır; kroki üzerindeki düz çizgi bunu göstermez. Bu yüzden yerleşim planının sahada, kronometreyle yürünerek doğrulanmasını öneriyorum.

Rehber’in 2.1 maddesindeki kullanım kısıtları da yerleşimi etkiliyor. Kendi değerlendirmeme göre ıslak ya da metal zeminli bölümlerde ve patlayıcı ortam bölgelerinde cihaz bu alanların dışındaki kuru ve güvenli bir noktaya konmalı; hastanın oraya nasıl taşınacağı da acil durum planında yazılı olmalı.

Dolap, işaret ve kilit: Yönetmelik ile Rehber arasındaki gerilim

Cihazın muhafazası konusunda Yönetmelik ile Bakanlık Rehberi arasında sahada ciddi tereddüt yaratan bariz bir metin gerilimi bulunmaktadır. Bu gerilimi anlamak için her iki metnin ilgili hükümlerini yan yana koymak gerekir.

Yönetmeliğin 6. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi açık bir yasak koymaktadır: “Acil durumda kolay açılabilecek şekilde ve koruma kutusunda bulundurulur. OED, görüş alanı dışında veya kilitli bir alana yerleştirilmez.” Fıkranın (f) bendi ise dolabın özelliklerini sayar: “OED; ısı, nem, toz ve yağmurdan koruma özelliğine sahip, alarmlı, olay anında kolay açılabilir, standart ve fark edilebilir renkte koruyucu dolap içinde bulundurulur.” Ayrıca (ç) bendi uyarıcı işaretlerin yerleştirilmesini, (g) bendi ise koruyucu dolap üzerinde kullanım talimatlarının görsel ve yazılı olarak bulunmasını zorunlu kılar.

Buna karşılık Rehber’in 4.4 maddesi kabinler için ilk şart olarak şunu yazıyor: “Kilitli ama acil durumda kolayca açılabilen,”. Listenin devamında ise “Alarm sistemli (açıldığında sesli ve ışıklı uyarı),”, “Kamuya açık dış alanlarda darbeye dayanıklı,” ve “Sabitlenmiş veya duvara monte,” kriterleri sayılmaktadır.

Yönetmelik “kilitli bir alana yerleştirilmez” derken, Rehber “Kilitli ama acil durumda kolayca açılabilen” kabin istemektedir. İki metin ilk bakışta birbiriyle çelişiyor ve uygulayıcı hangisine uyacağını sormak zorunda kalıyor.

Yönetmeliğin 6/(2)(a) bendi uluslararası rehberlere uygunluk istediği için ERC’ye bakmak yerinde. European Resuscitation Council’in The ERC Guidelines 2025 on Resuscitation for Everyone kitapçığının 25. sayfasında şu cümle var: “recommend that public-access AEDs need to be easily accessible, well-marked and kept in unlocked cabinets that are accessible 24 hours a day, 7 days a week.” ERC burada halka açık cihazların kolay erişilebilir, iyi işaretlenmiş ve haftanın 7 günü 24 saat erişilebilen kilitsiz dolaplarda tutulmasını öneriyor. Aynı paragrafta araştırmaların hırsızlık ve vandalizmin büyük bir sorun olmadığını gösterdiği de belirtiliyor: “Research shows that theft or vandalism are not major concerns.” Kitapçığın bir başka yerinde aynı görüş daha kısa söyleniyor: “The ERC also notes that AED cabinets must be unlocked to be easily accessible.”

Sahada ne yapılacağına dair kendi okumam, iki metnin farklı şeylerden söz ettiği yönünde. Yönetmelik cihazın kilitli bir alana, örneğin anahtarı tek bir kişide duran bir odaya konmasını yasaklıyor; Rehber ise kabinin kendisinden söz ediyor ve kilidin acil durumda kolayca açılmasını şart koşuyor. Bu okumayla iki metni birlikte karşılamanın yolu, anahtar aramadan açılabilen ve açıldığı anda sesli ve ışıklı uyarı veren bir kabin. Kapalı ve kontrollü iç alanlarda ise ben ERC’nin önerdiği gibi kilitsiz, alarmlı dolabı tercih ederim. Hangi yol seçilirse seçilsin, kararın gerekçesi yazılı olmalı.

Görünürlük için Rehber’in 4.2 maddesi cihazda, kabinette ve yönlendirme işaretlerinde Uluslararası OED sembolünü, fotolüminesan (karanlıkta parlayan) işaretleri ve kabinet üzerinde yaşam zinciri işaretlemelerini istiyor. İşaretlerin konacağı yerler cihazın bulunduğu nokta, yönlendirme noktaları, bina giriş kapıları, kat planları ile dijital haritalar ve uygulamalar olarak sayılıyor. Yönetmeliğin 6/(2)(ç) bendi de konumun uyarıcı işaretlerle gösterilmesini ve işaretlerin cihazın yerinin bulunabileceği noktalara konmasını istiyor. Gece vardiyası olan, aydınlatması zayıf depo ve saha alanlarında fotolüminesan işaretin pratikte en çok işe yarayacak şart olduğunu düşünüyorum.

İki sütunlu karşılaştırma: solda Yönetmelik 6. madde ikinci fıkra (d) ve (f) bentleri, sağda Rehber 4.4 kabin şartları; Rehber'in ilk şartı gerilim etiketiyle vurgulanmış
Yönetmelik kilitli alanı yasaklıyor, Rehber kilitli ama kolay açılan kabin istiyor; ERC 2025 kilitsiz dolap öneriyor.

Satın alma ve OED-Net kaydı: 30 gün ve yetkili firma

Herhangi bir satıcıdan cihaz alıp duvara asmak yükümlülüğü karşılamıyor. Yönetmelik ve TÜSEB-SBT kılavuzu birlikte okunduğunda, satın almadan kayda uzanan bir zincir ortaya çıkıyor.

Yönetmeliğin 5. maddesinde cihazın taşıması gereken asgari standartlar belirtilirken; (b) bendi “Bakanlık Ürün Takip Sistemine tıbbi cihaz olarak kayıtlı olması zorunludur.” hükmünü, (c) bendi “OED’nin en az Türkçe ve İngilizce dil seçeneği ile birlikte sesli komut özelliği bulunur.” kuralını, (ç) bendi ise “OED’nin; çalışabilirlik durumu, periyodik test sonuçları, batarya seviyesi, hareket, konum bilgileri ve EKG verilerini OED-Net’e aktarım sağlayabilme özelliğine sahip olması zorunludur.” şartını koymaktadır.

Satın alma sürecinde en hayati kural Yönetmeliğin 8. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenmiştir: “OED, OED edinicisi tarafından tıbbi cihaz satış merkezi yetki belgesine sahip firmalardan satın alınmak zorundadır. OED’nin temin edildiği tıbbi cihaz satış merkezi tarafından OED edinicisine satılan OED için Bakanlık Ürün Takip Sistemi üzerinde gerekli tekil bildirim işlemlerinin yapılması zorunludur.”

Bu hükmün iki tarafı var. Alıcıdan istenen, yetki belgeli bir satış merkezinden almak; satış merkezinden istenen ise Ürün Takip Sistemi’nde tekil bildirimi yapmak. Kendi uygulamamda satın alma dosyasına satış merkezi yetki belgesinin bir kopyasını, cihazın Ürün Takip Sistemi kaydını gösteren belgeyi ve OED-Net’e veri aktarımını destekleyen model bilgisini koymayı öneririm. Denetimde ya da bir kullanım sonrasında ilk sorulacak soru, cihazın nereden ve hangi kayıtla alındığı olacaktır.

Cihaz alındıktan sonra 30 günlük yasal süre işlemeye başlar. Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrası gereğince “Satın alınan OED, otuz gün içinde OED-Net’e kaydedilir. OED’nin OED-Net’e kaydettirilmesi OED edinicisinin sorumluluğundadır.” Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre edinici; “OED’nin seri numarasını, yerleşimini, konumunu ve kat bilgisini sisteme kaydettirir.” ve beşinci fıkra gereğince “OED’nin kullanıma hazır hâlde bulundurulması OED edinicisinin sorumluluğundadır.”

Kaydın nasıl yapılacağını Rehber’in 5. bölümünde adresi verilen OED Entegrasyon ve Bilişimi Kılavuzu anlatıyor. TÜSEB-SBT Sağlık Bilim ve Teknolojileri A.Ş.’nin Nisan 2026’da yayımladığı kılavuz, sistemi Tek Muhatap: Yetkili Firma esasına dayandırıyor. SBT son kullanıcıyla, yani OED edinicisiyle doğrudan iletişim kurmuyor; veri girişini, kaydı ve teknik süreçleri yetkili firma yürütüyor.

Kılavuza göre edinici, Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasındaki kaydettirme işini yetkili firma aracılığıyla yapıyor. Kılavuzda son kullanıcının sisteme kendisinin girebileceği bir yol tarif edilmiyor. Yetkili firma da TİTCK satış merkezi yetki belgesine sahip, OED üreten veya ithal eden tüzel kişi olarak tanımlanıyor.

TÜSEB kılavuzunda üretici veya ithalatçı yetkili firmanın sisteme entegre olabilmek için ödediği bedeller de yer almaktadır. Kılavuz uyarınca yetkili firma SBT’ye 800.000 ABD doları + KDV tutarında entegrasyon katılım bedeli ödemekte, ayrıca satılan her tekil cihaz için yıllık 50 ABD doları + KDV kayıt ve takip bedeli yatırmaktadır. Bu bedellerin son kullanıcıya, yani cihazı alan işverene yansıtılıp yansıtılmayacağı kılavuzda düzenlenmemiştir. Ancak benim pratik değerlendirmeme göre, cihaz satın alınırken tedarikçi firmayla yapılacak sözleşmede OED-Net kaydının firma tarafından eksiksiz yapılacağı, yıllık takip bedellerinin kimin tarafından karşılanacağı ve veri aktarım sürekliliğinin nasıl sağlanacağı mutlaka yazılı hüküm altına alınmalıdır. Kendi çıkarımım şu: firma OED-Net entegrasyonunu tamamlamamışsa, kılavuzda işverenin 30 günlük kaydı kendi başına yapabileceği bir kapı görünmüyor.

Kaydın işverene dönük bir faydası da var. Rehber’in 5.2 maddesine göre kayıtlı bütün OED’ler Sağlık Komuta Kontrol Merkezi’nin (SKKM) haritasında görünüyor, çağrı lokasyonuna en yakın cihaz belirleniyor ve cihaz bilgileri SKKM tarafından görülebiliyor. Kaydı yapılmamış bir cihaz, bence 112’yi arayan çalışanın yönlendirilmesinde hesaba katılamaz.

Cihaz kullanıldığında ise Yönetmeliğin 7. maddesinin ikinci fıkrasındaki süreç başlar: “OED’nin; kullanımı sonrası ya da OED-Net’ten uyarı gelmesi hâlinde en kısa sürede tekrar kullanılır hâle getirilmesi, sarf malzeme temini ve OED bakımı, kullanım sonrası OED’deki verilerin kaydının saklanması ve bulunduğu ildeki il sağlık müdürlüğüne teslim edilmesi, OED edinicisinin sorumluluğundadır.” Cihazı işveren satın aldıysa edinici odur; dolayısıyla sarf malzemesinin yenilenmesi, bakım ve kullanım sonrası verilerin il sağlık müdürlüğüne teslimi de onun sorumluluğuna giriyor. Rehber’in 2.4 maddesi bu sorumluluğu kontrol kayıtlarının tutulması ve saklanması, kullanım sonrası cihazın yeniden hazırlanması ve bakımların yaptırılması olarak ayrıntılandırıyor.

Kimler kullanabilir, kimler eğitilmeli?

Şok cihazını yalnızca belgeli ilkyardımcının veya sağlık personelinin kullanabileceği düşüncesiyle sık karşılaşıyorum. Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrası ise farklı bir şey söylüyor: “(1) OED’yi sağlık meslek mensubu, ilk yardımcı ve halktan kurtarıcı kullanabilir.”

Yönetmeliğin 4. maddesinin (ç) bendi “halktan kurtarıcı” kavramını tanımlar: “Sağlık meslek mensubu olmayan ancak acil bir durumda olay yerinde bulunan, tıbbi yardım gelene kadar sağlık komuta kontrol merkezi (SKKM) desteğiyle ilk yardım uygulamalarında bulunan kişiyi,”. Rehberin 6. maddesi de bu yetkiyi detaylandırır: Sağlık personeli ve ilkyardımcılar cihazı SKKM desteği olmadan doğrudan kullanabilirken; halktan kurtarıcı, 112 SKKM operatörünün telefondaki adım adım sesli yönlendirmesiyle cihazı uygulayabilmektedir. Bu hükme göre cihazı kullanmak için bir belge şartı yok.

Bu tablo bana iki şey söylüyor. Birincisi, cihazı ilk açacak kişi büyük olasılıkla olay yerindeki bir çalışma arkadaşı olacak, ilkyardımcı değil. İkincisi, 112 ile yapılan görüşme bu kişinin en önemli desteği. Bu yüzden OED zorunluluğuna hazırlanan bir işyerinde, ilkyardımcı belgesi olmayan çalışanlara da cihazın yerini, nasıl açılacağını ve 112’nin aranacağını anlatan kısa bir bilgilendirme yapılmasını öneriyorum. Bu bir mevzuat şartı değil; benim sahadan önerim.

Ancak işyerinde acil durum organizasyonu başka bir hesap gerektiriyor. Sağlık Bakanlığı’nın İlkyardım Yönetmeliği’nin 19. maddesinin birinci fıkrası, işyerlerinde bulundurulması zorunlu ilkyardımcı sayısını tehlike sınıfına bağlıyor:

“İş sağlığı ve güvenliği kapsamında; a) Az tehlikeli işyerlerinde, her 20 çalışan için 1 ilkyardımcı, b) Tehlikeli işyerlerinde, her 15 çalışana kadar 1 ilkyardımcı, c) Çok tehlikeli işyerlerinde, her 10 çalışana kadar 1 ilkyardımcı, bulundurması zorunludur.”

İlkyardımcı sayısı tehlike sınıfına bağlı olduğu için bir tehlike sınıfı değişikliği bu sayıyı da değiştirir; OED planı yapılırken hesap güncel tehlike sınıfına göre yapılmalı. Yönetmeliğin 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre ilkyardım eğitimi 16 saat, temel yaşam desteği eğitimi ise 2 saattir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan temel İSG eğitimi uygulama rehberi hükümleri incelendiğinde, bu eğitimlerin genel İSG eğitimlerinden ayrı bir mevzuat disipliniyle yürütüldüğü görülmektedir.

27 Aralık 2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İlkyardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’i okurken bir noktaya dikkat etmek gerekiyor: Bu değişiklik OED’yi ilkyardım eğitimine sokmadı. OED kullanımı 16 saatlik ilkyardım eğitiminin konuları arasında zaten vardı. 2020’de eklenen geçici 2. madde de o tarihten önce OED eğitimi almamış ilkyardımcıların 1 yıl içinde 2 saatlik OED eğitimi alarak bu yetkiyi belgelerine işletmesini düzenlemişti; başarı için pratik sınavda 100 tam puan aranıyordu. 27 Aralık 2025 değişikliğinin 7. maddesi yalnızca 21. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendindeki “ilkyardım bilgileri” ibaresini “ilkyardım bilgileri, vücut sistemleri” olarak değiştirmiş ve (b) bendindeki “temel yaşam desteği” ifadesinin ardına “ve OED kullanımı” ibaresini eklemiştir.

İlkyardım Yönetmeliği’nin 23. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca “İlkyardımcı belgesinin geçerlilik süresi üç yıldır.” Geçerlilik süresinin bitiminden önceki 3 ay içinde güncelleme eğitimi alınması zorunlu; katılmayanların belgeleri geçersiz sayılıyor.

Cihazı halktan kurtarıcı da kullanabilir, ama bir sanayi tesisinde işi rastlantıya bırakmak istemem. Rehber’in 2.4 maddesi edinicinin sorumlulukları arasında şunu sayıyor: “Her cihaz için sorumlu personel ve yedek sorumlu personel belirlenmeli,” Benim önerim, bu kişilerin md. 19 gereği zaten bulunması gereken belgeli ilkyardımcılar arasından seçilmesi. Vardiyalı işletmelerde her vardiyada OED’yi kullanabilecek belgeli en az bir kişinin bulunmasını da planlamaya eklerdim; bu mevzuatta yazan bir şart değil, benim önerim.

OED’yi acil durum planına bağlamak: İSG mevzuatıyla köprü

Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı Hakkında Yönetmelik müstakil bir sağlık düzenlemesidir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik’te ve 2026 tarihli İSG Eğitimleri Yönetmeliği’nde OED ya da defibrilatör kelimesi geçmiyor. Ancak bu durum, konunun İSG profesyonellerinin görev alanı dışında kaldığı anlamına gelmez.

6331 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi işverene açık bir görev yükler: “Acil durumlarla mücadele için işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin niteliği, çalışan sayısı ile işyerinde bulunan diğer kişileri dikkate alarak; önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda uygun donanıma sahip ve bu konularda eğitimli yeterli sayıda kişiyi görevlendirir, araç ve gereçleri sağlayarak eğitim ve tatbikatları yaptırır ve ekiplerin her zaman hazır bulunmalarını sağlar.” Aynı fıkranın (ç) bendi ise “Özellikle ilk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında, işyeri dışındaki kuruluşlarla irtibatı sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapar.” demektedir.

İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik ise bu genel çerçeveyi somut belgelere dönüştürür. Yönetmeliğin 11. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ilk yardım ekibini zorunlu kılar ve ikinci fıkrasının (ç) bendinde bu ekibin görevini “İlk yardım ekibi: Acil durumdan olumsuz etkilenen kişilerin ilk yardım müdahalelerini gerçekleştirmek.” olarak tanımlar. Maddenin beşinci fıkrası ise “İşveren, ilk yardım konusunda 29/7/2015 tarihli ve 29429 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İlkyardım Yönetmeliği esaslarına göre destek elemanı görevlendirir.” hükmünü taşıyor.

En kritik bağlantı noktası ise Acil Durumlar Yönetmeliği’nin 12. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde karşımıza çıkar. Maddeye göre tahliye planında şu unsurların yer alması zorunludur:

  • “1) Yangın söndürme amaçlı kullanılacaklar da dâhil olmak üzere acil durum ekipmanlarının bulunduğu yerler.”
  • “2) İlkyardım malzemelerinin bulunduğu yerler.”
  • “4) Görevlendirilen çalışanların ve varsa yedeklerinin adı, soyadı, unvanı, sorumluluk alanı ve iletişim bilgileri.”

Bence OED hem bir acil durum ekipmanı hem de bir ilkyardım malzemesi olarak bu iki unsurun içine giriyor. Bu yüzden cihazların yerleri tahliye planına ve krokiye işlenmeli; tahliye planı da 12. maddenin üçüncü fıkrası gereği giriş ve çıkışlarda ve katlarda görünür biçimde asılıyor. Rehber’in istediği sorumlu ve yedek sorumlu personel ise 4 numaralı unsurdaki görevli listesine eklenmeli. Böylece Sağlık Bakanlığı düzenlemesi İSG dosyasına girmiş olur ve ayrı bir kayıt sistemi kurmaya gerek kalmaz.

Acil Durumlar Yönetmeliği’nin 13. maddesi, maden işyerleri dışında tatbikatın en geç yılda bir yapılmasını ve tarihini, görülen eksiklikleri ve yapılacak düzenlemeleri içeren bir tatbikat formu hazırlanmasını istiyor. Önerim, bu tatbikata bir ani kalp durması senaryosu eklenmesi. Alarmdan cihazın hastanın yanına gelişine kadar geçen süre kronometreyle ölçülüp forma yazılırsa, 3 dakika ölçütünün sahada karşılanıp karşılanmadığı da belgelenmiş olur.

Bu işin doğal koordinatörü bence işyeri hekimi. İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in 9/(2)(a) maddesi, hekimin rehberlik görevleri arasında işyerinin tasarımı ve sağlık gözetimi konularında işverene öneride bulunmayı sayıyor. Yerleşim planının, sorumlu personelin eğitiminin ve kullanım sonrası verilerin il sağlık müdürlüğüne tesliminin hekimle birlikte yürütülmesini öneririm.

OED’nin İSG dosyasında hangi belgelere gireceğini kendi önerimle tabloya döktüm:

İSG belgesi / süreciDayanakOED için ne yazılır (önerim)
Acil durum planı, tahliye planıAcil Durumlar Yön. md. 12/(1)(f)-1 ve 2Cihazların yeri krokide; kat planında işaret
Görevli listesiAcil Durumlar Yön. md. 12/(1)(f)-4; Rehber 2.4Her cihazın sorumlu ve yedek sorumlu personeli
İlk yardım ekibiAcil Durumlar Yön. md. 11/(5); İlkyardım Yön. md. 19Belgede OED kullanımı işli mi, belge 3 yıllık süre içinde mi
Dış kuruluşlarla irtibat6331 md. 11/(1)(ç)112 çağrısı ve SKKM yönlendirmesi
TatbikatAcil Durumlar Yön. md. 13Ani kalp durması senaryosu; cihazın getirilme süresi
Cihaz kaydı ve kontrolOED Yön. md. 8/(2)(3)(5); Rehber 2.4OED-Net kayıt tarihi, kontrol kayıtları, ped ve batarya son tarihleri
Beş satırlık şema: tahliye planı, görevli listesi, ilk yardım ekibi, tatbikat ve cihaz kaydı; her biri için İSG dayanağı ve OED için yazılacak bilgi
ÇSGB mevzuatında OED geçmiyor; tablo yazarın önerisidir.

Metnin söylemedikleri: açık kalan sorular

Mevzuat uygulamalarında profesyonelleri en çok zorlayan konular, metinlerin açıkça yazdığı hükümlerden ziyade cevapsız bıraktığı alanlardır. Yönetmeliği ve Rehber’i birlikte okuduğumda dokuz açık soru gördüm.

İlk ve en büyük soru işareti yaptırım konusudur. Yönetmelikte hiçbir ceza hükmü, idari para cezası maddesi ya da özel denetim mekanizması yer almamaktadır. Cihazı süresi içinde almayan bir işverene hangi kanuna göre ne kadar ceza kesileceğini yönetmelik söylememektedir. OED zorunluluğu bu yönüyle bir yükümlülük olarak yazılmış, ama yaptırımı tanımlanmamış bir hüküm.

İkinci soru yükümlünün kimliğidir. Yönetmelik 6. maddenin üçüncü fıkrasında “bulundurulması zorunludur” diyerek pasif bir fiil kullanmakta, doğrudan “işveren” kelimesini telaffuz etmemektedir. Sorumluluk 7 ve 8. maddelerde “OED edinici” kavramına yüklenmiştir. Bir OSB yerleşkesinde veya çok kiracılı bir iş merkezinde aynı kampüste birden fazla işveren bulunduğunda, 500 çalışan toplamına göre cihazı hangi firmanın alacağı meçhuldür.

Benim okumam, işyerinde cihazı satın alan işveren olduğu için OED edinicisinin de işveren olacağı yönünde. Ancak aynı kampüsteki işverenler arasında bir paylaşım yapılacaksa, bunun yazılı bir protokolle yapılmasını ve her cihazın edinicisinin açıkça belli olmasını öneririm; aksi hâlde 30 günlük kayıt ve kullanım sonrası teslim gibi işlerin kimde olduğu belirsiz kalır.

Üçüncü belirsizlik “kampüs” kavramının tanımsızlığıdır. Fiziksel sınırların, aynı parsele bakan binaların veya aradan yol geçen tesislerin hukuken nasıl değerlendirileceği yazılmamıştır.

Dördüncü soru “aynı anda” kavramının ölçümüdür. Vardiya devirlerindeki yarım saatlik çakışmalar, tesise gelen ziyaretçiler, taşeron işçileri veya stajyerler anlık 500 sınırına dahil edilecek midir? Rehber bu eklemeyi sadece üniversitelerdeki öğrenciler için açıkça yapmıştır.

Beşinci gri alan hesaplama matematiğidir. 1000 çalışan ölçütü ile 50.000 m² alan ölçütü arasındaki “veya” bağlacının hangisine öncelik tanıdığı ve kesirli sonuçların yukarı yuvarlanıp yuvarlanmayacağı mevzuatta yer almamaktadır.

Altıncı soru 3 dakikalık erişim süresinin tanımıdır. Olay yerinden cihaza gidiş süresi mi, cihazı alıp geri dönüş dahil toplam müdahale süresi mi kastedilmektedir?

Yedinci husus daha önce tartıştığımız kilit paradoksudur. Yönetmelik cihazın kilitli alana konulmasını yasaklarken, Rehber kilitli ama kolay açılan kabin talep etmektedir.

Sekizinci soru Rehberin normlar hiyerarşisindeki yeridir. Resmî Gazete’de yayımlanmayan ve son cümlesinde “uyması önerilmektedir” diyen bir metnin yasal bağlayıcılık gücü tartışmaya açıktır.

Dokuzuncu başlık ise idari tereddütlerdir. Yönetmeliğin 9. maddesi şöyle diyor: “(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Bakanlık yetkilidir.” Bu nedenle sahasında belirsizlik yaşayan işletmelerin il sağlık müdürlüklerine yazılı görüş sorması en sağlıklı yoldur.

Bir ayrıntı da birincil metne bakmanın neden önemli olduğunu gösteriyor. Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 17 Aralık 2025 tarihli resmi web duyurusunda “Otomatik Eksternal Defibrilatörlerin (OED) kullanımına, bulundurulmasına ve uygulama esaslarına ilişkin düzenlemeleri içeren yönetmelik, 9 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.” ifadesi kullanılmıştır. Oysa Yönetmeliğin 10. maddesi yürürlük tarihini açıkça 1/1/2026 olarak belirlemiştir. Duyurudaki ifade yürürlük tarihini yanlış veriyor; tarih sorusunda esas alınacak metin Yönetmeliğin kendisi.

31 Aralık 2026’ya kadar iş sırası: İSG uzmanı için kontrol listesi

İşyerinde OED sürecini yönetmekle görevlendirilen bir İSG uzmanı veya EHS yöneticisi için 31 Aralık 2026 tarihine kadar izlenmesi gereken mantıksal iş sırasını 14 maddelik somut bir kontrol listesi olarak derledim:

  1. Vardiya listelerini, taşeron ve stajyer kayıtlarını masaya yatırarak kampüsün gün içindeki en kalabalık anında bulunan fiili çalışan sayısını tespit edin; vardiya devir çakışmalarını ve eğitim kurumlarında öğrenci yoğunluğunu hesaba katın.
  2. İşletmenin yerleşke sınırlarını ve toplam açık/kapalı alanını metrekare cinsinden resmi vaziyet planı üzerinden netleştirin; birden fazla firmanın bulunduğu ortak kampüslerde yükümlülük paylaşımını il sağlık müdürlüğüne yazılı olarak danışın.
  3. Rehber 3.1 maddesine göre çalışan sayısı (her 1.000 çalışana bir) ve alan ölçütü (her 50.000 m²’ye bir) üzerinden asgari cihaz sayılarını hesaplayın, başlangıç planı için büyük olan rakamı esas alın.
  4. Tesis kat planları üzerinde öncelikli montaj noktalarını belirleyin; çok katlı binalarda her 3 katta en az 1 cihaz kuralını sağladığınızdan emin olun.
  5. Belirlenen dolap noktalarından sahanın en uç çalışma noktalarına kronometreyle yürüme testi yapın; cihazın hastanın yanına getirilmesi 3 dakikayı aşan bölgeler için ek cihaz noktası planlayın.
  6. Cihaz tedarik şartnamesini hazırlarken satıcı firmanın TİTCK tıbbi cihaz satış merkezi yetki belgesini, cihazın Ürün Takip Sistemi (ÜTS) kaydını ve OED-Net sistemine veri aktarım yeteneğini zorunlu teknik kriter olarak yazın.
  7. Cihazı satın alacağınız firmanın OED-Net entegrasyonunu tamamladığını satın almadan önce yazılı olarak teyit edin; yıllık kayıt ve takip bedelinin kimde kalacağını sözleşmeye yazın.
  8. Satın almadan itibaren en geç 30 gün içinde cihazın seri numarasını, yerleşke konumunu ve kat bilgisini yetkili firma aracılığıyla OED-Net sistemine işletin ve tescil belgesini arşivleyin.
  9. Cihaz dolabını tozdan ve nemden korumalı, alarmlı, fark edilebilir renkte ve görünür bir yüksekliğe monte edin; kilit konusundaki kararınızı Yönetmelik md. 6/(2)(d) ve Rehber 4.4 arasındaki teknik ayrımı gözeterek yazılı bir tutanakla kayda geçirin.
  10. Rehber 2.4 uyarınca her OED cihazı için bir sorumlu personel ve bir yedek sorumlu personel resmi olarak görevlendirin, periyodik batarya ve ped kontrol kayıt defterini oluşturun.
  11. İşyerinin tehlike sınıfına göre mevcut ilkyardımcı sayınızı gözden geçirin; belgeli çalışanların sertifikalarında OED kullanım yetkisinin işli olduğunu ve 3 yıllık geçerlilik süresinin dolmadığını kontrol edin.
  12. Cihazların yerleşim noktalarını, acil durum ve tahliye planı krokilerine işleyerek bina girişleri ve kat panolarında çalışanların görebileceği noktalara asın, sorumlu personeli acil durum ekipleri listesine ekleyin.
  13. Yıllık acil durum tatbikat senaryonuza ani kalp durması vakası ekleyin; alarm verilmesi, cihazın dolaptan alınıp hastanın yanına getirilmesi ve açılması sürecini kronometreyle ölçerek tatbikat raporuna kaydedin.
  14. Müdahale sonrasında cihazın yeniden faal hale getirilmesi, yeni ped temini, batarya kontrolü ve cihazdaki EKG kayıtlarının il sağlık müdürlüğüne teslim edilmesini içeren kullanım sonrası acil eylem prosedürünü yazılı hale getirin.

İşyerinizin özel durumunu, kampüs sınırlarını ve çalışan sayılarına ilişkin istisnaları değerlendirirken ilgili mevzuat metinlerinin güncelliğini mutlaka kontrol etmeniz ve tereddüt duyulan konularda yetkili merci olan il sağlık müdürlüklerinden yazılı görüş alarak hareket etmeniz önerilir.

Kaynaklar

  1. Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı Hakkında Yönetmelik. (2025). Resmî Gazete, 09.12.2025, Sayı: 33102. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=42840&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
  2. T.C. Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü. (2026, 17 Nisan). Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) Rehberi. https://dosyamerkez.saglik.gov.tr/Eklenti/54687/0/oed-rehberipdf.pdf
  3. TÜSEB-SBT Sağlık Bilim ve Teknolojileri A.Ş. (2026). OED Entegrasyon ve Bilişimi Kılavuzu. https://sbtas.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/tuseb-sbt-saglik-bilim-ve-teknolojileri-a-s-oed-entegrasyon-ve-bilisimi-kilavuzu.pdf
  4. İlkyardım Yönetmeliği. (2015). Resmî Gazete, 29.07.2015, Sayı: 29429 (konsolide metin). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=20992&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
  5. İlkyardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik. (2025). Resmî Gazete, 27.12.2025, Sayı: 33120. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/12/20251227-8.htm
  6. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu. (2012). Resmî Gazete, 30.06.2012, Sayı: 28339 (konsolide metin). https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6331.pdf
  7. İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 18.06.2013, Sayı: 28681. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18493&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
  8. İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik. (2013). Resmî Gazete, 20.07.2013, Sayı: 28713. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18615&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
  9. T.C. Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü. (2025, 17 Aralık). Otomatik Eksternal Defibrilatörlere (OED) İlişkin Yönetmelik Yayımlandı. https://acilafet.saglik.gov.tr/TR-114668/otomatik-eksternal-defibrilatorlere-oed-iliskin-yonetmelik-yayimlandi.html
  10. European Resuscitation Council. (2025). The ERC Guidelines 2025 on Resuscitation for Everyone. https://www.erc.edu/media/p5ymaeej/gl2025_layperson_book_ipdf-v11-e.pdf

Yeni yazılardan haberdar olmak için bültenime abone olun.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı Çık