Tahmini okuma süresi: 29 dakika
Kategori: Mevzuat Yazar: Alper Gümüşler

21 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan maden havalandırma yönetmeliği değişiklikleri, mevzuat külliyatına eklenen rutin teknik düzenlemelerden ibaret değildir. Sayı 33316 ile yürürlüğe giren bu iki yönetmelik metni, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) iş müfettişleri ile Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) arasında Ocak 2026’dan itibaren derinleşen “birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağı” anlaşmazlığının mevzuat düzeyindeki doğrudan çözümüdür. Yapılan düzenleme, yeraltı kömür madenciliğinde havalandırma güvenliğinin teknik çıtasını yükseltirken, ana havalandırma fanlarının jeneratör tipi bir yedek güç sistemine otomatik bağlanmaması halini acil iş durdurma sebebi sayan hükmü 30 Haziran 2027 tarihine erteleyerek yaklaşık altı aydır atıl bekleyen Karadon ve Kozlu müesseselerinin yeniden üretime dönmesini sağlamıştır.
Mevzuat değişikliğinin hemen ardından TTK, 27 Temmuz 2026 tarihinde Bakanlığa resmi başvuruda bulunmuş; ÇSGB, 31 Temmuz 2026’da Karadon müessesesindeki geçici iş durdurma kararını kaldırmıştır. Kozlu ve Karadon ocaklarında üretim 4 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla fiilen yeniden başlamıştır. Aynı Resmî Gazete sayısında yayımlanan iki ayrı düzenlemenin aynı terminolojiye dayanması, teknik emniyet gerekleri ile operasyonel süreklilik arasındaki gerilimi somut bir yasal çerçeveye bağlamıştır. Bu makalenin temel tezi şudur: 21 Temmuz 2026 değişiklikleri, 2013 ve 2016 yıllarından devralınan muğlak kavramları dört yeni tanımla netleştirmiş, ana havalandırma için teknik gereklilikleri somutlaştırırken su tahliyesi ve tali havalandırma tarafında alternatif hat çözümlerini kabul etmiş, acil durdurma yaptırımına getirilen yaklaşık on bir aylık erteleme marifetiyle de Zonguldak havzasındaki üretim krizini sonlandırmıştır.
İçindekiler
2013’ten 2026’ya Mevzuat Evrimi: İki Havalandırma Grubundan Somut Tanımlara
Yeraltı kömür madenciliğinde havalandırma güvenliğinin yasal çerçevesi, Resmî Gazete’nin 19 Eylül 2013 tarih ve 28770 sayılı nüshasında yayımlanan Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ile Avrupa Birliği’nin 92/104/EEC ve 92/91/EEC sayılı direktiflerine paralel biçimde kurgulanmıştır. Bu ana yönetmeliğin Ek-3 bölümünde yer alan 8.8 ve 10.13 maddeleri, ocakların ana havalandırma düzeneklerini ve bu düzeneklerin besleme kaynaklarını belirleyen iki temel omurgayı oluşturmuştur. 2013 metninde yer alan 10.13 maddesi, “Bütün grizulu ocaklarda her biri tek başına ocağın havalandırılmasını sağlayacak güçte, birinin herhangi bir nedenle durması halinde diğeri derhal çalışacak durumda iki havalandırma grubu bulunur” hükmünü içermekteydi. Aynı ekin 8.8 maddesinin birinci cümlesi ise “Ana vantilatör ve aspiratörler birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağına bağlanır” kuralını getirmekteydi.
Bu hükümlerde geçen “iki havalandırma grubu” ve “birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağı” ifadeleri, mevzuat metninde tanımlanmamış kavramlar olarak kalmıştır. Bir havalandırma grubunun motor, pervane ve şaft bütünü mü olduğu, yoksa ikinci bir fan ünitesini mi işaret ettiği hususu sahada sürekli tartışma konusu yapılmıştır. Benzer şekilde, bağımsız iki ayrı enerji kaynağının aynı enterkonnekte şebekeden çıkan iki farklı iletim hattıyla mı karşılanacağı, yoksa otoprodüktör veya jeneratör gibi bağımsız bir üretim ünitesini mi gerektirdiği netleştirilmemiştir. Türkiye’deki endüstriyel felaketlerin sistemsel analizi incelendiğinde görüleceği üzere, teknik standartların metinde açıkça tarif edilmemesi, denetim makamları ile işletmeler arasında kronik bir yorum uyuşmazlığı üretmektedir.
13 Mayıs 2014 tarihinde 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciası ve 28 Ekim 2014’te 18 madencinin yaşamını yitirdiği Ermenek su baskını, maden mevzuatında kapsamlı bir sıkılaştırma dalgasını tetiklemiştir. 4 Nisan 2015 tarihli 6645 sayılı Kanun ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 25. maddesine “üretim zorlaması” kavramı eklenmiş ve durdurma kararlarının mülki idare amirleri koordinasyonunda kolluk kuvvetlerince yerine getirilmesi esası benimsenmiştir. Bu yasal dönüşümün devamı olarak, Resmî Gazete’nin 11 Şubat 2016 tarih ve 29621 sayılı nüshasında yayımlanan değişiklik yönetmeliği ile İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik metnine “İşin Acil Durdurulmasını Gerektiren Durumlar” başlıklı Ek-1 listesi eklenmiştir.
Ek-1 listesinin 1. maddesi, maden işyerlerinde teftiş heyetinin toplanmasını beklemeden işin doğrudan durdurulmasını gerektiren halleri sıralamıştır. Bu maddenin (a) bendinde “Yeraltı kömür madenlerinde birinin durması halinde diğerinin derhal-otomatik olarak çalışacak durumda iki havalandırma grubunun bulunmaması”, (c) bendinde ise “Yeraltı kömür madenlerinde havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli için kullanılan sistemlerin çalıştırılabilmesi için birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağının bulunmaması, birinin durması halinde diğer kaynağın otomatik olarak devreye girmemesi” hükümleri yer almıştır. Böylece 2013 yılındaki belirsiz “iki havalandırma grubu” ve “iki ayrı enerji kaynağı” ibareleri, doğrudan acil iş durdurma yaptırımına bağlanmıştır. Tanımı yapılmamış kavramların yaptırım gücünün bu denli yükseltilmesi, 2026 yılında patlak veren denetim krizinin yasal zeminini hazırlamıştır.
21 Temmuz 2026 tarihli değişiklikler, bu kavramsal boşluğu her iki yönetmeliğin tanımlar maddesine dört teknik terim ekleyerek kapatmıştır: ana havalandırma fanı, tali havalandırma fanı, yedek güç sistemi ve yedek havalandırma fanı. Aşağıdaki karşılaştırma tablosu, 2013 ve 2016 metinleri ile 21 Temmuz 2026 düzenlemesi arasındaki yapısal dönüşümü ve yürürlük takvimini özetlemektedir:
| Hüküm | Eski metin (yıl) | Yeni metin (21.07.2026) | Yürürlük |
|---|---|---|---|
| Ek-1 (a) | “birinin durması halinde diğerinin derhal-otomatik olarak çalışacak durumda iki havalandırma grubu” (2016) | “ana havalandırma fanının durması halinde … derhal çalışacak yedek havalandırma fanı” | 21.07.2026 |
| Ek-1 (c) | “havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli için … birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağı … otomatik olarak devreye” (2016) | “ana … ve yedek havalandırma fanının … derhal ve otomatik olarak devreye girecek şekilde yedek güç sistemine bağlı” | 30.06.2027 (o tarihe kadar eski metin geçerli) |
| Ek-1 (ç) | — (yoktu) | su tahliyesi, insan nakli, tali fanlar: yedek güç sistemi VEYA arz güvenliği sağlanan iki farklı iletim/dağıtım hattı | 21.07.2026 |
| Maden Yön. Ek-3 8.8 (1. cümle) | “Ana vantilatör ve aspiratörler birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağına bağlanır.” (2013) | “Ana havalandırma fanı ana enerji sistemi dışında yedek güç sistemine de bağlı durumda olur.” | 21.07.2026 |
| Ek-3 8.11 | yönerge içeriği (a)–(f) (2013) | + (g) grizulu ocaklarda tali fan yedeğinin kurulum talimatı ve görevliler | 21.07.2026 |
| Ek-3 10.7 | tek bent (2015 metni) | 10.7.1 (2015 metni korundu) + 10.7.2 derhal tahliye + 10.7.3 yedek kit fanın yanında | 21.07.2026 |
| Ek-3 10.13 | “her biri tek başına … iki havalandırma grubu” (2013) | ana fan + eşdeğer yedek fan; derhal devreye; en geç ayda bir test + kayıt; tedbirler SGD’de | 21.07.2026 |
| Tanımlar (her iki yön.) | — | ana fan, tali fan, yedek güç sistemi, yedek fan | 21.07.2026 |
21 Temmuz 2026 Değişikliklerinin Madde Madde Hukuki ve Teknik Analizi
Resmî Gazete’nin 21 Temmuz 2026 tarih ve 33316 sayılı nüshasında yayımlanan “İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik”, 4. maddenin birinci fıkrasına eklediği bentlerle kavramsal çerçeveyi inşa etmiştir. Bu kapsamda mevzuata giren tanımlar şunlardır:
- “j) Ana havalandırma fanı: Yeraltı maden işyerlerinde havalandırmayı sağlamak amacı ile kullanılan ana vantilatörü ya da ana aspiratörü,”
- “k) Tali havalandırma fanı: Ana havalandırma akışı ile bağlantısı bulunan hazırlık ve kurtarma çalışmalarının yapıldığı yerlerde kullanılan fanı,”
- “l) Yedek güç sistemi: Ana elektrik şebekesinden ve diğer dış besleme hatlarından bağımsız olarak çalışan, ana enerjinin kesilmesi halinde bağlı bulunduğu sistemleri besleyebilecek kapasitede tasarlanmış jeneratör veya jeneratör benzeri güç sistemlerini,”
- “m) Yedek havalandırma fanı: Ana havalandırma fanının devre dışı kalması durumunda kullanılan vantilatörü ya da aspiratörü,”
Aynı yönetmelik, acil durdurmayı düzenleyen Ek-1 listesinin 1. maddesindeki bentleri köklü bir revizyona tabi tutmuştur. Değiştirilen (a) bendinin yeni hali, “Yeraltı kömür madenlerinde ana havalandırma fanının durması halinde, havalandırmanın sürekliliğini sağlayacak şekilde derhal çalışacak yedek havalandırma fanının bulunmaması” şeklindedir. Burada eski metindeki “otomatik olarak çalışacak durumda iki havalandırma grubu” ifadesi terk edilmiş, yerine ekipman bazında “yedek havalandırma fanı” tanımı yerleştirilmiştir.
Listenin en kritik maddesi olan (c) bendinde ise iki aşamalı bir yürürlük mekanizması kurulmuştur. Yönetmeliğin 3. maddesi uyarınca 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni (c) bendi şu şekildedir: “Yeraltı kömür madenlerinde ana havalandırma fanının ve yedek havalandırma fanının, enerjinin herhangi bir nedenle kesilmesi halinde derhal ve otomatik olarak devreye girecek şekilde yedek güç sistemine bağlı durumda olmaması.” Bu hüküm, ana ve yedek fanların jeneratör veya jeneratör benzeri bağımsız bir güç kaynağına otomatik transfer sistemiyle bağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak bu zorunluluğun acil iş durdurma sebebi sayılması 30 Haziran 2027 tarihine kadar ertelenmiştir. O tarihe kadar 2016 yılındaki eski (c) bendi yürürlükte kalmaya devam etmektedir.
Ek-1 listesine eklenen yeni (ç) bendi ise 21 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla doğrudan yürürlüğe girmiştir: “Yeraltı kömür madenlerinde su tahliyesi ve insan nakli için kullanılan sistemler ile tali havalandırma fanlarının; enerjinin herhangi bir nedenle kesilmesi halinde devreye alınacak şekilde yedek güç sistemine veya elektrik iletim/dağıtım kuruluşlarınca enerji arz güvenliği sağlanan birbirinden farklı iki elektrik iletim/dağıtım hattına bağlı durumda olmaması.” Bu fıkra, su tahliyesi, kuyu vinçleri gibi insan nakil sistemleri ve tali fanlar için jeneratör zorunluluğunu esnetmiştir. İşletmelere iki seçenek sunulmuştur: sistemleri ya jeneratör tipi bir yedek güç sistemine bağlamak ya da dağıtım veya iletim şirketlerince arz güvenliği belgelenmiş iki farklı elektrik hattından beslemek.
Aynı Resmî Gazete sayısında yer alan “Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, yukarıdaki dört tanımı 4. maddesine (t), (u), (ü) ve (v) bentleri olarak birebir eklemiştir. Her iki yönetmeliğin aynı teknik tanımları paylaşması, denetim usulü ile işletme kuralları arasındaki terminoloji tutarlılığını sağlamıştır. Ek-3 üzerinde yapılan değişikliklerde ise 8.8 maddesinin birinci cümlesi “Ana havalandırma fanı ana enerji sistemi dışında yedek güç sistemine de bağlı durumda olur” şeklinde yeniden yazılmıştır. 8.8 maddesinin 2013’ten beri korunan ikinci cümlesi olan “Bu enerji kaynaklarından birinin durması halinde diğer kaynağın ocak havalandırmasını aksatmayacak en kısa zamanda devreye girmesi sağlanır” hükmü ise varlığını sürdürmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken hukuki ayrıntı şudur: Maden İşyerlerinde İSG Yönetmeliği 8.8 uyarınca ana fanın yedek güç sistemine (jeneratöre) bağlı olması şartı 21 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüktedir; ancak bu şartın eksikliği 30 Haziran 2027’ye kadar bir “acil iş durdurma” yaptırımına tabi tutulmamış, genel yönetmelik ihlali statüsünde bırakılmıştır.
Yönetmeliğin 8.11 maddesinde yer alan havalandırma yönergesi zorunluluğuna (g) bendi eklenmiştir: “Grizulu maden ocaklarında tali havalandırma fanının arızalanması durumunda tali havalandırma fanının yedeğinin kurulum talimatı ve bu işlemde görevlendirilen çalışanlar.” Bu düzenleme, hazırlık yapılan kör galerilerde tali fan arızalarına müdahale edecek personelin önceden yetkilendirilmesini ve prosedürün yazılı hale getirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Ek-3’ün 10.7 maddesi ise üç alt bende ayrılmıştır. Bu maddenin 10.7.1 bendi yeni bir düzenleme değildir; Resmî Gazete’nin 10 Mart 2015 tarih ve 29291 sayılı nüshasında yayımlanan değişiklik hükmünün korunmuş halidir. 2013 orijinal metninde üretim alanlarında ek tedbirlerle tali havalandırmaya izin verilirken, bu istisna 2015 yılında tamamen kaldırılmış ve tali havalandırma yalnızca ana hava akışıyla bağlantılı hazırlık ve kurtarma çalışmalarıyla sınırlandırılmıştır. 2026 değişikliği bu sınırlamayı 10.7.1 olarak korumuş, yanına iki yeni alt bent eklemiştir:
- “10.7.2. Tali havalandırma yapılan bölgedeki fanın devre dışı kalması durumunda, buradaki çalışanlar derhal tahliye edilir. Uygun hava özellikleri ve havalandırma sağlanmadıkça çalışanlar bölgeye ve bu durumdan etkilenebilecek diğer tehlikeli bölgelere sokulmaz.”
- “10.7.3. Tali havalandırma yapılan bölgelerde tali havalandırma fanının yedeği, vantüp bağlantı elemanları (kelepçe, tel vb.) ve kurulum için gerekli diğer teçhizat ile birlikte kuruluma hazır bir şekilde tali havalandırma fanının yanında bulundurulur. Tali havalandırma fanı yedeğinin kurulumu sırasında alınması gerekli tedbirler sağlık ve güvenlik dokümanında belirtilir.”
Ek-3’ün 10.13 maddesi ise kökten değiştirilmiştir: “Bütün grizulu ocaklarda, ocağın havalandırmasını sağlayacak güçte ana havalandırma fanı/fanları ve ana havalandırma fanı ile eşdeğer yedek havalandırma fanı/fanları bulundurulur. Ana havalandırma fanının herhangi bir nedenle durması halinde, yedek havalandırma fanının havalandırma sürekliliğini sağlayacak şekilde derhal devreye girmesi sağlanır. Yedek havalandırma fanının havalandırma sürekliliğini sağlayacak şekilde derhal devreye girdiğine ilişkin testler en geç ayda bir yapılır ve kayıt altına alınır. Yapılan testler sırasında alınması gerekli tedbirler sağlık ve güvenlik dokümanında belirtilir.” Bu düzenleme, yedek fanın ana fan ile eşdeğer aerodinamik kapasitede (hava debisi ve basınç) olmasını, geçişin gecikmeksizin yapılmasını ve en geç ayda bir kez fonksiyonel test yapılarak kayıt altına alınmasını amir hüküm haline getirmiştir.
Maden Havalandırma Yönetmeliği ve TTK Krizinin Kronolojisi: Raporlardan Tahliyeye ve Yeniden Başlamaya

TTK ocaklarında ana ve yedek enerji sistemlerine dair teknik anlaşmazlığın geçmişi 2026 yılının çok öncesine uzanmaktadır. İmza Gazetesi’nin 13 Ocak 2026 tarihli haberinde yer alan bilgilere göre, müfettişler ile TTK yönetimi arasında enerji yedekliliği hususundaki görüş ayrılıkları Mayıs 2025 döneminde de gündeme gelmiştir. Konunun kamuoyuna yansıyan ilk somut aşaması Halk TV’nin 15 Aralık 2025 tarihli haberidir. Habere göre iş müfettişleri, TTK’nın Karadon, Üzülmez ve Amasra ocaklarında gerçekleştirdikleri incelemelerde, elektrik kesintisi anında devreye girmesi gereken yedek enerji sistemlerinin (jeneratörlerin) yetersiz olduğunu veya devreye girme sürelerinin çok uzun olduğunu tespit etmiştir. Haber, konunun uzmanlarına dayandırılan teknik iddialara yer vererek ocak başına 2.500 ila 3.000 kVA kapasitesinde jeneratör kurulması gerektiğini, adet maliyetinin yaklaşık 450 bin Amerikan doları (haberin yayımlandığı dönemdeki karşılığıyla yaklaşık 19 milyon TL) olduğunu ve üç ocak için toplam yatırım bedelinin 57 milyon lira civarında hesaplandığını öne sürmüştür. Aynı haberde 16 Mayıs 2025 tarihinden itibaren teftiş yapılmadığı iddia edilmiştir. Bu haberdeki iddialara ilişkin olarak TTK, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı veya ÇSGB tarafından yapılmış resmi bir açıklama bulunmamaktadır; haberde anılan rakamlar kamu otoritesince doğrulanmış resmi veriler değildir.
Süreç, ÇSGB İş Teftiş Kurulu müfettişlerinin 9 Ocak 2026 tarihinde düzenlediği E.650629 sayılı raporla hukuki ve operasyonel bir krize dönüşmüştür. Cumhuriyet gazetesinin Ocak 2026’daki haberine göre teftiş raporunda, “havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli için kullanılan sistemlerin otomatik devreye girecek ikinci bir enerji kaynağının olmadığı” tespiti yapılmıştır. Raporda ayrıca elektrik kesintilerinde devreye giren otomatik yedek jeneratörlerin bulunmadığı, mevcut dizel yedek ünitelerin otomatik olarak devreye girmediği, su tahliye pompaları ve havalandırma fan sistemlerinde kullanılan kimi ekipmanların patlama korumalı (ATEX sertifikalı) olmadığı belirtilmiştir. Patlayıcı ortamda çalışacak elektrikli aygıtların uygunluk şartları hakkında detaylı çerçeve patlamadan korunma dokümanı hazırlama rehberi kapsamında tanımlanan mekanizmalara dayanmaktadır.
Bu tespitler üzerine TTK yönetimi ile yetkili sendika Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) karşı açıklamalarda bulunmuştur. TTK, kurumun yürürlükteki çalışma yönergelerine göre ocaklarda herhangi bir teknik eksiklik bulunmadığını, denetimi gerçekleştiren iş müfettişlerince raporda bahsi geçen sistemlerin amaç ve çalışma özelliklerinin farklı yorumlandığını savunmuştur. GMİS ise yaptığı açıklamada, maden işyerlerinde güvenlik zaafiyetine müsamaha gösterilemeyeceğini, şayet raporda belirtilen eksiklikler mevcutsa bunların bir an önce giderilmesini ve çalışma koşullarının herhangi bir yoruma açık bırakılmaksızın mevzuata tam uyumlu hale getirilmesini talep etmiştir. 12 Ocak 2026 tarihinde bilirkişi raporuna göre ATEX sertifikasına sahip olmayan pompa motorları kurum tarafından değiştirilmiştir.
Müfettiş raporu doğrultusunda 13 Ocak 2026 tarihinde Karadon, Kozlu ve Üzülmez müesseselerinde kömür üretimi durdurulmuştur; bazı yerel kaynaklar durdurma kararına Armutçuk müessesesini de dahil etmiştir. İmza Gazetesi verilerine göre durdurma kararı yeraltında yaklaşık 5.000, yerüstünde ise 700 çalışanı doğrudan etkilemiştir. TTK Genel Müdürlüğü, durdurma işlemlerinin ardından Zonguldak İş Mahkemesi nezdinde karara itiraz etmiştir.
Zonguldak İş Mahkemesi tarafından atanan ve Gazi Üniversitesi ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden beş öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyeti, 23 Şubat 2026 tarihinde ikinci bilirkişi raporunu tamamlamıştır. Pusula Gazetesi’nin aktardığı bilirkişi raporuna göre heyet, raporda sayılan beş temel eksiklikten üçünü işin durdurulması için haklı bir gerekçe olarak kabul etmiştir. Bilirkişiler; havalandırma, su tahliyesi ve insan nakil sistemleri için bağımsız ve otomatik devreye giren yedek güç kaynağının bulunmamasını durdurma için yerinde bulmuştur. Buna karşılık ana kuyu vinçleri için yedek güç sistemi bulunmaması ile zaten giderilmiş olan ATEX sertifikasız pompa motorları iddialarını iş durdurmayı gerektiren unsurlar olarak görmemiştir. Heyet raporunda, tali havalandırma ve su tahliye mekanizmaları için bağımsız ve otomatik bir yedek enerji kaynağının tesis edilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulamıştır.
Mahkeme süreçleri müesseseler bazında farklı sonuçlar doğurmuştur. Şubat ayı sonunda ve Mart 2026’da Zonguldak İş Mahkemeleri, Armutçuk (27 Şubat) ve Üzülmez müesseseleri hakkındaki iş durdurma kararlarını kaldırarak üretime izin vermiştir. Ancak Karadon ve Kozlu müesseselerinin itirazları reddedilmiş, bu iki işletmede işin durdurulması halinin devamına hükmedilmiştir. Pusula Gazetesi’ne göre sadece Kozlu ve Karadon ocaklarında üretime katılamayan işçi sayısı yaklaşık 4.365 kişiye ulaşmıştır. TTK vekilleri yargılama sürecinde bilirkişi heyetinin yeraltında fiili bir inceleme yapmaksızın yalnızca evrak üzerinden rapor tanzim ettiğini savunmuştur.
Ocak ayından Temmuz ayına kadar süren kilitlenme, 21 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan iki yönetmelik değişikliğiyle aşılmıştır. Değişikliğin yayımlandığı gün TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO) Zonguldak Şubesi bir basın açıklaması yapmıştır. Pusula Gazetesi’nde yer alan açıklamada MMO, yayımlanan değişikliklerin meslek odasının uzun süredir dile getirdiği teknik eleştirilerin ve uyarıların haklılığını teyit ettiğini bildirmiştir. Orijinal mevzuat metinlerindeki belirsizliklerin denetim aşamasında ve yargı safhasında derin yorum ayrılıklarına yol açtığını belirten MMO, hükümler baştan açık ve net olarak kaleme alınmış olsaydı aylar sonra yeni tanımlar yapılmasına ihtiyaç duyulmayacağını ifade etmiştir. Düzenlemelerin meslek odaları, üniversiteler, sendikalar ve kamu idaresinin katılımıyla ortak akıl çerçevesinde oluşturulması gerektiğini vurgulayan Oda, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında deneme-yanılma yönteminin asla kabul edilemeyeceğini kaydetmiştir.
Aynı gün AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan kamuoyuna yaptığı açıklamada, “TTK’nın geleceği için beklenen yönetmelik yürürlüğe girdi” ifadesini kullanmıştır. Bölge Haber 67 ve Pusula gazetelerinde aktarılan açıklamada Çağlayan, sürecin çözüme kavuşturulmasında emeği geçen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a, Zonguldak Valiliği’ne, bölge milletvekillerine, TTK Genel Müdürlüğü’ne ve GMİS yönetimine teşekkür etmiştir.
Yönetmelik değişikliklerinin yürürlüğe girmesini takiben TTK yönetimi, 27 Temmuz 2026 tarihinde ÇSGB İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’na başvurarak mevzuatın güncellendiğini ve yeni hükümler çerçevesinde durdurma kararlarının kaldırılmasını talep etmiştir. Bakanlık, 31 Temmuz 2026 tarihinde Karadon müessesesi için uygulanmakta olan geçici iş durdurma kararının kaldırıldığını resmi yazıyla TTK’ya bildirmiştir. Kararın kaldırılmasına doğrudan 21 Temmuz tarihli yönetmelik hükümleri dayanak yapılmıştır. Karadon’un devreye girmesiyle birlikte havzada günlük 4.840 ton taşkömürü üretiminin yeniden planlandığı bildirilmiştir. Kanal B Zonguldak, Pusula ve Bölge Haber 67 yayınlarına göre, 4 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Kozlu ve Karadon ocaklarında işçiler yeniden tertip edilerek kömür kazısına başlanmıştır. Ancak bu takvim işletilirken ÇSGB tarafından kamuoyuna açık resmi bir gerekçe metni yayımlanmamış olup, yazının hazırlandığı tarihte böyle bir belgeye rastlanmamıştır.
Krizi çözen hukuki ayrım şudur: 21 Temmuz 2026 ile 30 Haziran 2027 arasındaki geçiş döneminde Maden İşyerlerinde İSG Yönetmeliği 8.8 uyarınca ana fanın yedek güce bağlı olması kuralı yürürlüktedir ve eksikliği idari para cezası yaptırımına bağlıdır. Buna karşılık, aynı eksiklik İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik Ek-1 listesinde 30 Haziran 2027 tarihine ertelendiği için acil durdurma sebebi teşkil etmemektedir. Bakanlık, Ek-1 listesindeki bu ertelemeye ve (ç) bendinin getirdiği esnekliğe dayanarak Karadon ve Kozlu ocaklarındaki üretimin önünü açmıştır. Bu durum teknik açıdan iki farklı bakışı bünyesinde barındırmaktadır: Bir yandan ağır sanayi ölçeğindeki jeneratör yatırımlarının projelendirilmesi, tedariki ve montajı için işletmeye bir yıllık geçiş süresi tanınması rasyonel bir düzenleme tekniği olarak değerlendirilebilir. Diğer yandan, üniversite bilirkişi heyetinin “bağımsız ve otomatik yedek güç” eksikliğini doğrudan durdurma gerekçesi saydığı bir tabloda, ana fan jeneratör şartının acil durdurma listesinden bir yıl süreyle çıkarılması, maden güvenliği ilkeleri açısından tartışmaya açık bir gerilim alanı yaratmaktadır.
Mühendislik Perspektifi: İki Hat Gerçekten İki Bağımsız Kaynak mıdır?

Yeraltı kömür madenciliğinde havalandırma sistemi bir konfor unsuru değil, ocağın yegane yaşam destek ünitesidir. Ocak içerisinde açığa çıkan metan gazının patlama alt limitinin altına düşürülmesi, zehirli karbonmonoksit ve hidrojen sülfür gazlarının ortamdan uzaklaştırılması ve çalışanlara solunabilir oksijen sağlanması ancak kesintisiz bir hava debisi ile mümkündür. Ana havalandırma fanının durması halinde yeraltındaki hava sirkülasyonu sona erer, metan seyrelmesi durur ve ocak atmosferi grizu patlaması riskine açık hale gelir. Bu sebeple maden havalandırmasında yedeklilik prensibi iki ayrı katmanda ele alınmak zorundadır: ekipman yedekliliği ve besleme yedekliliği.
Ekipman yedekliliği, ana havalandırma fanının mekanik veya elektriksel bir arıza nedeniyle devre dışı kalması ihtimaline karşı aynı kapasitede ikinci bir fanın (N+1 mimarisi) hazır tutulmasıdır. Besleme yedekliliği ise bu fanları çalıştıracak elektrik enerjisinin kesintiye uğramasını önleyecek bağımsız bir kaynağın mevcudiyetidir. Sahada sıklıkla yapılan teknik hata, bu iki farklı güvenlik katmanının birbirinin ikamesi gibi algılanmasıdır. İki adet ana fan ünitesinin bulunması, her ikisini besleyen elektrik hattı koptuğunda madeni grizu birikiminden koruyamamaktadır.
Burada mühendislik açısından asıl yanıtlanması gereken soru şudur: Bir maden işletmesine şebekeden gelen iki farklı iletim veya dağıtım hattı, gerçekten “birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağı” mıdır? Elektrik şebekesi mühendisliğinde “ortak-neden arızası” (common-cause failure) olarak adlandırılan risk, bu yaklaşımın zayıf noktasını oluşturmaktadır. Aynı enterkonnekte sisteme bağlı iki ayrı hat, şebekenin genelini etkileyen bir çökme yaşandığında aynı anda enerjisiz kalabilmektedir; bu durumda ikinci hat birinciyle aynı kaderi paylaşır. Bunun Türkiye tarihindeki en somut kanıtı 31 Mart 2015 tarihinde yaşanan ülke genelindeki elektrik kesintisidir. Enterkonnekte sistemdeki arıza nedeniyle Türkiye’nin büyük bölümü saatlerce elektriksiz kalmıştır. Böyle bir günde iki ayrı şebeke hattına sahip bir işletmenin her iki beslemesi de aynı anda kesilir. Dolayısıyla, şebeke kaynaklı iki ayrı hat, ortak-neden arızalarına karşı tam bir koruma sağlayamamaktadır.
Jeneratör veya bağımsız bir otoprodüktör sistemi ise doğrudan işletme sahasında kurulu olduğu ve enterkonnekte şebekenin fiziksel sınırlarının dışında çalıştığı için ortak-neden arızası riskini ortadan kaldıran tek gerçek besleme yedeğidir. Ancak bir jeneratör sistemine sahip olmak da tek başına yeterli değildir. Sistemin “otomatik” devreye girebilmesi için otomatik transfer şalteri (ATS) ünitelerinin kusursuz çalışması, dizel motorun ısıtma ve akü sistemlerinin sürekli devrede olması, jeneratörün kalkış süresi boyunca yükleri kademeli kabul edebilecek bir otomasyona sahip olması ve yakıt besleme hatlarının yangın riskine karşı korunması gerekmektedir. Endüstriyel tesislerde sıkça karşılaşılan “test edilmemiş yedek, yedek değildir” ilkesi, maden havalandırması için katı bir gerçektir. Ek-3’ün 10.13 maddesine eklenen “en geç ayda bir test yapılır ve kayıt altına alınır” hükmü, kağıt üzerinde görünen jeneratörlerin sahada çalışır durumda tutulmasını denetleyen hayati bir mekanizmadır. Ayrıca aynı maddede yer alan “yapılan testler sırasında alınması gerekli tedbirler sağlık ve güvenlik dokümanında belirtilir” kuralı, test sırasında ana fanın durdurulması veya yük transferi esnasında yaşanabilecek mikro kesintilerin ocağın havalandırma dengesini bozmaması için özel prosedürler gerektirdiğini tescil etmektedir.
Bu teknik gerekliliklerin uluslararası maden mevzuatındaki karşılıkları incelendiğinde, Türkiye’deki düzenlemenin nerede durduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Federal Yönetmelikler Kodu’nun yeraltı kömür madenlerini düzenleyen 30 CFR § 75.313 maddesi, ana fanın durması halini kesin sürelere bağlamıştır:
- Ana fan durduğunda ve havalandırma miktarı bir yedek fan sistemiyle anında idame ettirilemediğinde, üretim panolarındaki tüm elektrikli ekipmanların enerjisi derhal kesilir, mekanize kazı makineleri durdurulur ve çalışanlar panolardan güvenli alanlara çekilir.
- Havalandırma 15 dakika içerisinde yeniden sağlanırsa, yetkili kişilerce metan ölçümleri yapılmaksızın ve ortamın güvenli olduğu onaylanmaksızın çalışma alanlarına girilemez.
- Şayet havalandırma arızası 15 dakika içerisinde giderilemezse, ocakta bulunan tüm çalışanlar yerüstüne tahliye edilir.
Görüldüğü üzere ABD mevzuatı, Türk mevzuatındaki “derhal” ve “en kısa zamanda” gibi göreceli kavramlar yerine 15 dakika gibi ölçülebilir bir zaman sınırı koymaktadır. Benzer şekilde Çin’in Kömür Madeni Güvenlik Kuralları’nın 177. maddesi, ocaklarda mekanik havalandırmayı zorunlu tutmakta ve ana havalandırma için üç şartı birlikte saymaktadır: eşit kapasitede iki ana fan tesisatı kurulacak, bunlardan biri yedek olarak tutulacak ve yedek fan en geç 10 dakika içinde çalıştırılabilecektir. Aynı düzenlemenin 183. maddesi, yüksek gazlı ve gaz püskürmesi riski taşıyan ocaklarda tali fanların eşdeğer kapasiteli bir yedekle donatılmasını ve arıza halinde yedeğin otomatik olarak devreye girmesini, ayrıca yedek fanın beslemesinin ayrı bir enerji kaynağından alınmasını şart koşmaktadır.
Bu mühendislik gerçekleri ışığında, bir EHS yöneticisinin işletmesinde yalnızca yönetmelik metnine uymakla yetinmemesi; proses güvenliği yönetimi ve bariyer yaklaşımı çerçevesinde Sağlık ve Güvenlik Dokümanı (SGD) içerisine somut performans kriterleri koyması gerekmektedir. Yönetmelikteki “derhal” ibaresi, SGD bünyesinde saniye veya dakika bazında bir devreye girme hedefiyle tanımlanmalı ve her ay yapılan testlerde jeneratörün yük alma performansı gerçek bir şebeke kesintisi simülasyonu ile ölçülmelidir.
6331 Sayılı Kanun Kapsamında Acil İş Durdurma Mekanizması ve Hukuki Dinamikler

İş sağlığı ve güvenliği hukukunda “işin durdurulması”, idarenin can güvenliğini korumak amacıyla çalışma ve teşebbüs hürriyetine doğrudan müdahale ettiği önleyici bir yaptırımdır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 25. maddesi bu yaptırımın anayasal ve idari sınırlarını çizmektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre, işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, tehlikenin niteliği ve doğurabileceği riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulmaktadır. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamış olması doğrudan işin durdurulması sonucunu doğurmaktadır.
Kanunun 25. maddesinin ikinci fıkrası, durdurma kararının olağan ve acil prosedürlerini birbirinden ayırmaktadır. Olağan usulde, teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan bir heyet, tespit tarihinden itibaren iki gün içerisinde işin durdurulmasına karar verebilmektedir. Ancak kanun koyucu, tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi halinde tespiti yapan iş müfettişine olağanüstü bir yetki tanımıştır: Tespiti yapan tek bir iş müfettişi, heyet tarafından nihai karar alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işi derhal durdurabilmektedir. İşte İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik’in Ek-1 listesi, tam olarak bu acil müdahale yetkisinin maden işyerlerindeki uygulama çerçevesini çizmektedir. Müfettiş, Ek-1 listesinde yer alan bir eksiklik gördüğü anda heyet kararını beklemeden üretimi durdurma yetkisine sahiptir.
Müfettiş veya heyet tarafından verilen işin durdurulması kararı, mülki idare amirine ve il müdürlüğüne bir gün içinde intikal ettirilmektedir. Kanunun 25. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mülki idare amiri, kararı kolluk kuvvetleri marifetiyle 24 saat içinde, acil durdurma hallerinde ise aynı gün yerine getirmekle yükümlüdür. İşyerinin kapılarına mühür vurulmakta ve üretim faaliyeti fiziken engellenmektedir. İşverenin bu idari işleme karşı tek bir yargı yolu bulunmaktadır: Kararın uygulandığı tarihten itibaren altı iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz etmek. Ancak kanun koyucu işçi güvenliğini önceleyerek şu katı kuralı koymuştur: Dava açılmış olması durdurma kararının icrasını durdurmaz. İş mahkemesi itirazı öncelikle incelemek ve altı iş günü içinde kesin karara bağlamak zorundadır. Verilen mahkeme kararına karşı istinaf veya temyiz yolu kapalıdır.
Eksikliklerin giderilmesi durumunda işveren yazılı müracaatta bulunmakta ve kanunun 25/5 maddesi uyarınca idare en geç yedi gün içinde işyerinde inceleme yaparak tehlikenin giderilip giderilmediğini denetlemektedir. İşin durdurulduğu süre boyunca işverenin mali sorumluluğu devam etmektedir. Kanunun 25. maddesinin altıncı fıkrası gereğince, işveren işsiz kalan çalışanlara ücretlerini tam olarak ödemekle veya ücretlerinde bir düşüş olmaksızın meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğe uymayan işverene, Kanunun 26/1-l bendi uyarınca ihlale uğrayan her bir çalışan için idari para cezası uygulanmakta, aykırılığın devam ettiği her ay aynı tutar yeniden kesilmektedir.
Soma faciasının ardından 4 Nisan 2015 tarihli 6645 sayılı Kanun ile 6331 sayılı Kanun’a eklenen iki hüküm, durdurma yaptırımının caydırıcılığını en üst seviyeye çıkarmıştır:
- 25. maddenin yedinci fıkrası: Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve ihale ile alınan maden işlerinde, işletme projesine aykırı olarak teknik altyapı sağlanmadan yapılan üretim zorlaması doğrudan durdurma sebebi sayılmıştır.
- 25. maddenin sekizinci fıkrası: “İşyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” Bu hüküm, durdurma kararına rağmen üretimi sürdüren işveren ve işveren vekilleri için idari değil cezai bir yaptırım öngörmektedir.
Burada krizin çözümünü aydınlatan temel idare hukuku ayrımı ortaya çıkmaktadır: Bir mevzuat hükmünün ihlali ile o hükmün acil iş durdurma sebebi sayılması aynı şey değildir. Maden İşyerlerinde İSG Yönetmeliği’nin 8.8 maddesi, ana fanın yedek güç sistemine bağlı olmasını emretmektedir. Bu emre uyulmaması hali, 6331 sayılı Kanun’un 26/1-n bendi kapsamında “30 uncu maddeye dayanılarak yürürlüğe konulan yönetmeliklerde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi” aykırılığını oluşturur ve tespit edildiği tarihten itibaren aylık olarak idari para cezası gerektirir. Ancak bu eksiklik, İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik Ek-1 listesinde yer almadığı müddetçe müfettişin tek başına ocağı kapatmasına dayanak teşkil edemez.
İşte 21 Temmuz 2026 düzenlemesi bu hukuki ayrımı işletmiştir. ÇSGB, Ek-1 listesindeki yeni (c) bendinin yürürlüğünü 30 Haziran 2027 tarihine erteleyerek, ana fanın jeneratöre bağlı olmaması eksikliğini 11 ay boyunca “acil durdurma sebebi” olmaktan çıkarmış; yalnızca idari para cezasına konu olabilecek genel bir eksiklik statüsüne çekmiştir. TTK Karadon ve Kozlu ocaklarını yeniden çalıştırabilir hale getiren yasal formül tam olarak bu iki hızlı mevzuat kurgusudur. 30 Haziran 2027 tarihini, önümüzdeki dokuz ayda dolan öteki İSG son tarihleriyle birlikte İSG mevzuat değişiklikleri 2026 yazısında güncel tutuyorum.
Mevzuatın Ölçtüğü ve Ölçmediği Alanlar: Metan Eşikleri ile “Derhal” İfadesi Arasındaki Asimetri
İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının en temel işlevi, teknik riskleri yoruma mahal bırakmayacak nesnel parametrelerle sınırlandırmaktır. Resmî Gazete’nin 19 Eylül 2013 tarih ve 28770 sayılı nüshasında yayımlanan Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin Ek-3 bölümü incelendiğinde, düzenleyicinin ocak havasındaki gaz konsantrasyonları için nicel ve dar eşikler belirlediği görülmektedir:
- 10.1: “Yeraltı çalışmalarında yanıcı veya patlayıcı ortam oluşması riski meydana getirecek miktarda metan gazı çıkma ihtimalinin olduğu yerler grizulu kabul edilir.”
- 10.2: Ani grizu boşalması riski bulunan formasyonlarda veya eski imalatlara yaklaşılırken en az 25 metre boyunda kontrol sondajlarının yapılması amirdir.
- 10.4: “Bütün grizulu ocakların, havalandırma planında tespit edilen istasyonlarında, en geç 10 günde bir gerekli ölçümler yapılır. Hava akımını etkileyecek bir değişikliğin olması durumunda gerekli ölçümler yenilenir.”
- 10.5: “Havalandırma bir veya daha fazla mekanik sistemle sağlanır.”
- 10.14: “Havasında % 2’den çok metan tespit edilen ocaklarda veya ocak kısımlarında, çalışanların kurtarılması ve grizunun temizlenmesi dışında çalışma yapılmaz.”
- 10.15: “Genel havasındaki metan oranı % 1,5’i geçen yerlerdeki iletkenlerin ve elektrikli aygıtların gerilimi derhal kesilir ve şartlar düzelmedikçe yeniden verilmez.”
- 10.17: Ateşleyici lağım deliklerini doldurmadan önce 25 metre yarıçapındaki alanda metan ölçümü yapmak zorundadır; “% 1 veya daha yüksek oranda metan tespit edilirse lağımlar doldurulmaz.”
- 10.18: Doldurulan lağımların ateşlenmesinden hemen önce ölçüm tekrarlanır; “Metan oranı % 1’in altındaysa lağımlar ateşlenir, üstündeyse % 1’in altına düşünceye kadar ateşleme yapılmaz.”
Bu maddeler incelendiğinde mevzuatın kimyasal ve fiziksel riskleri milimetrik bir kesinlikle sayısallaştırdığı görülmektedir: %1 gazda patlatma durdurulur, %1,5’i geçen yerlerde iletkenlerin gerilimi kesilir, %2’yi aşan ocak veya ocak kısımlarında kurtarma ve grizu temizliği dışında çalışma yapılmaz; sondaj boyu tam 25 metredir ve kontrol periyodu tam 10 gündür.
Buna karşılık, aynı gazların ocaktan tahliyesini sağlayan havalandırma fanlarının arızalanması ve yedek enerjiye geçiş süreçleri ele alındığında, mevzuat birdenbire sayısal dünyayı terk ederek edebî ve sübjektif sıfatlara sığınmaktadır. Ek-3’ün 8.8 maddesinin ikinci cümlesinde, “Bu enerji kaynaklarından birinin durması halinde diğer kaynağın ocak havalandırmasını aksatmayacak en kısa zamanda devreye girmesi sağlanır” denilmektedir. Ek-1 listesinin yeni (a) bendinde yedek fanın “derhal” çalışması şart koşulmakta; yeni (c) bendinde ise yedek güç sisteminin “derhal ve otomatik olarak” devreye girmesi istenmektedir.
Burada çarpıcı bir asimetri bulunmaktadır: Ocağı felakete sürükleyecek metan konsantrasyonu %1 hassasiyetle ölçülürken, o metanın birikmesini önleyecek fanın devreye girme süresi için “derhal” veya “en kısa zamanda” gibi hiçbir teknik tanımı olmayan kelimeler seçilmiştir. Mühendislik dilinde “derhal” kaç saniyedir? Jeneratörün otomatik transfer şalteriyle yol alıp tam yükü üstlenmesi belirli bir süre alır; mevzuat bu sürenin neresinin kabul edilebilir olduğunu söylemez. Cevabı denetim anında müfettiş, uyuşmazlık halinde bilirkişi verir.
ÇSGB müfettişleri ile TTK mühendisleri arasında Ocak 2026’da patlak veren ve altı ay boyunca üretimin durmasına yol açan ihtilafın kök nedeni, işte bu yasal asimetridir. Müfettiş heyeti, elektrik kesildiği anda yedek jeneratörün gecikmeksizin devreye girmesini ve sistemleri anında beslemesini beklemiş; transferin otomatik yapılamamasını “otomatik devreye girecek ikinci enerji kaynağının yokluğu” olarak değerlendirmiştir. TTK yönetimi ise mevcut düzeneğin kurumun çalışma yönergelerine uygun olduğunu, müfettişlerin aynı sistemleri farklı yorumladığını savunmuştur. Her iki tarafın da mevzuat metnine dayanabilmesi, düzenleyicinin süreyi sayısallaştırmamış olmasından kaynaklanmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri mevzuatının 15 dakikalık tahliye sınırı koyması ve Çin Kömür Madeni Güvenlik Kuralları’nın yedek fan için 10 dakikalık çalıştırma süresi belirlemesi, bu muğlaklığın mühendislik diliyle nasıl aşıldığını göstermektedir. 21 Temmuz 2026 düzenlemesi “yedek güç sistemi” tanımını getirerek enerji kaynağının türünü netleştirmiş, ancak devreye girme süresi için yine “derhal” kelimesini muhafaza etmiştir. Düzenleyicinin bıraktığı bu boşluğu kapatacak yegane araç, her işletmenin kendi şartlarına göre hazırlayacağı Sağlık ve Güvenlik Dokümanı’dır (SGD). EHS profesyonelleri, çalışanların İSG eğitimleri yönetmeliği çerçevesinde personeline bu riskleri aktarırken, SGD bünyesinde saniye bazında devreye girme hedefleri tanımlamalı ve denetimlerde bu hedeflerin sağlandığını kayıtlarla ispatlamalıdır.
Rakamlarla Türkiye’de Maden Teftişleri ve İş Durdurma Pratiği
TTK’ya ait Karadon ve Kozlu müesseselerinde yaşanan altı aylık iş durdurma krizinin doğru anlaşılabilmesi, Türkiye’de madencilik sektörüne yönelik iş teftişi pratiğinin tarihsel verileriyle birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. Türkiye’de maden işyerlerinde işin durdurulması münferit bir olay değil, son on yıldır iş müfettişlerince yaygın olarak işletilen rutin bir idari yaptırımdır.
Bu alandaki en kapsamlı akademik çalışmalardan biri S. Çalış tarafından 2025 yılında yayımlanan hakemli araştırmadır (Çalışma ve Toplum, Sayı 87, Cilt 4, s. 1731-1758). Çalışmanın 2013-2023 yılları arasındaki teftiş raporlarını incelediği Tablo 3 verileri, Türkiye genelinde işin durdurulmasına karar verilen maden işyeri sayılarını, kesilen idari para cezalarını ve tespit edilen eksikliklerin giderilme (iyileştirme) oranlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır:
| Yıl | Durdurulan işyeri sayısı | Toplam idari para cezası | İyileştirme oranı |
|---|---|---|---|
| 2013 | 57 | 1.446.062 TL (önerilen) | %66,41 |
| 2014 | 130 | 2.930.171 TL | %74,21 |
| 2015 | 152 | 9.794.207 TL | %91,98 |
| 2016 | 51 | 6.520.423 TL | %90,84 |
| 2017 | 48 | 14.180.176 TL | %94,1 |
| 2018 | 37 | 8.436.925 TL | %94,4 |
| 2022 | 30 | 23.659.866 TL | — |
| 2023 | 25 | 77.025.438 TL | — |
Veriler incelendiğinde, iki büyük facianın yaşandığı 2014 yılında durdurulan maden işyeri sayısının 130 olduğu, 2015 yılında ise 152 ile on yılın en yüksek değerine ulaştığı görülmektedir. 2015 yılındaki bu yoğun teftiş dalgası sonucunda mevzuata aykırılıkların giderilme oranı %91,98’e yükselmiş, 2017 ve 2018 yıllarında ise %94’ün üzerine çıkmıştır. Kesilen toplam idari para cezası 2013’te 1.446.062 TL iken 2023’te 77.025.438 TL’ye çıkmıştır.
Aynı akademik araştırmanın Tablo 2 ve Tablo 3 bölümlerinde yer alan diğer kurumsal göstergeler, denetim kapasitesindeki dalgalanmaları gözler önüne sermektedir:
- Tespit edilen mevzuata aykırılık sayısı: 2013 yılında 4.257, 2014 yılında 5.809 iken; 2016 yılında 19.043’e, 2017 yılında ise 27.645’e yükselmiştir.
- Teftiş edilen toplam maden işyeri sayısı: 2014’te 818, 2017’de 1.318, 2022’de 1.175 ve 2023’te 367 olarak gerçekleşmiştir.
- Görev yapan iş müfettişi sayısı: 2013’te 57, 2014’te 163, 2015’te 95, 2016’da 64, 2017’de 109, 2018 ve 2019 yıllarında 115.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, 2019 ve 2020 yıllarında maden teftişlerinde yaşanan olağanüstü düşüştür. Resmi kayıtlara göre 2019 yılında Türkiye genelinde yalnızca 4 maden işyeri denetlenmiş, 17 mevzuata aykırılık tespit edilmiş ve tamamı giderilerek %100 iyileştirme kaydedilmiştir. 2020 yılında ise yalnızca 2 maden işyerinde denetim yapılmıştır. Akademik makale, maden sektöründe teftiş sayısının iki yıl boyunca bu denli radikal biçimde gerilemesini “şaşırtıcı” bir olgu olarak nitelendirmekte; teftiş raporlarındaki veri tutarsızlıklarını ve görevli müfettiş sayısının azlığını temel bulgu olarak kaydetmektedir.
Sektördeki ölümlü iş kazaları ile istihdam verilerinin on yıllık seyri ise tablonun insani boyutunu yansıtmaktadır. Türkiye genelinde madencilik sektöründe meydana gelen ölümlü iş kazası sayıları yıllar itibarıyla şöyledir:
- 2013: 87 can kaybı
- 2014: 382 can kaybı (Soma ve Ermenek facialarını içermektedir)
- 2015: 79 can kaybı
- 2016: 83 can kaybı
- 2017: 86 can kaybı
- 2018: 57 can kaybı
- 2019: 48 can kaybı
- 2020: 66 can kaybı
- 2021: 75 can kaybı
- 2022: 105 can kaybı
- 2023: 86 can kaybı
Maden sektöründeki toplam sigortalı çalışan sayısı ise 2013’te 144.168, 2015’te 131.859, 2022’de 158.968 ve 2023’te 146.115 kişi olarak kayıtlara geçmiştir.
Bakanlığın güncel denetim performansına bakıldığında, ÇSGB 2025 İdare Faaliyet Raporu verileri genel tablonun ciddiyetini koruduğunu göstermektedir. Rapora göre, yalnızca madenleri değil tüm sektörleri kapsayan iş sağlığı ve güvenliği yönünden yürütülen 2.288 program dışı teftiş sonucunda; 664 işyeri hakkında toplam 107.169.722 TL idari para cezası uygulanması istenmiş ve 57 işyerinde işin durdurulmasına karar verilmiştir.
Bu istatistiksel arka plan, TTK krizinin yapısal konumunu netleştirmektedir: Türkiye’de son on yılda yüzlerce maden ocağında iş durdurma kararı uygulanmıştır. TTK Karadon ve Kozlu ocaklarını bu tablodan ayıran ve olağandışı kılan husus, durdurmanın kendisi değil; durdurma kararının altı ay boyunca çözülememesi, iş mahkemelerinin itirazları reddetmesi ve krizin ancak sektörel yönetmelik metinlerinin değiştirilerek acil durdurma şartının bir yıl sonrasına ertelenmesi yoluyla çözülebilmiş olmasıdır.
Zonguldak Kömür Havzasının Rezerv Dağılımı ve Üretim Ölçeği
Karadon ve Kozlu müesseselerindeki üretimin altı ay boyunca askıya alınmasının yarattığı operasyonel ve sektörel etkiyi kavramak için Zonguldak taşkömürü havzasının jeolojik ve endüstriyel ölçeğini incelemek gerekmektedir. TTK tarafından Mayıs 2025’te yayımlanan 2024 Yılı Taşkömürü Sektör Raporu, havzanın Türkiye sanayisi açısından ikame edilemez konumunu ortaya koymaktadır.
Raporda yer alan verilere göre, Türkiye’nin 2024 yılı itibarıyla tespit edilmiş toplam taşkömürü rezervi 1.514.672.441 tondur. Havzada yer alan görünür rezerv miktarı 735.601.916 ton, hemen üretime hazır rezerv miktarı ise 7.850.142 ton olarak hesaplanmıştır. Toplam rezervin müesseseler bazındaki dağılımı şu şekildedir:
- Armutçuk Müessesesi: 37.745.451 ton
- Kozlu Müessesesi: 152.804.339 ton
- Üzülmez Müessesesi: 300.135.868 ton
- Karadon Müessesesi: 405.489.298 ton
- Amasra Müessesesi: 618.497.485 ton
Bu rezerv tablosunda Karadon ve Kozlu müesseselerinin payı kritik bir nitelik taşımaktadır. Havza kömürleri ortalama 6.200 ila 7.250 kcal/kg (AID) ısıl değere sahiptir. Sektör raporunda birebir yer alan tespitle: “Havzada koklaşabilir rezervler Kozlu, Üzülmez ve Karadon bölgelerinde yer almaktadır. Koklaşabilir taşkömürü rezervlerinin toplam rezervler içerisindeki payı yaklaşık %57’dir.” Kömürün koklaşabilir nitelikte olması, doğrudan demir-çelik sanayisinde yüksek fırınlarda metalürjik kok üretiminde hammadde olarak kullanılabilmesi anlamına gelmektedir. Havzadaki diğer ocaklardan Armutçuk kömürleri yarı koklaşabilir özellikte olup doğrudan pulverize enjeksiyon (PCI) kömürü olarak fabrikalara verilebilirken, Amasra kömürlerinin koklaşma özelliği bulunmamaktadır.
Dolayısıyla Zonguldak İş Mahkemesi’nin itirazları reddederek kapalı tuttuğu Karadon ve Kozlu müesseseleri, havzanın en değerli metalürjik koklaşabilir kömür damarlarını barındıran iki ana merkezdir. Karadon tek başına 405 milyon tonu aşan rezerviyle havzanın en büyük ikinci sahasıdır; Kozlu ise 152 milyon tonluk rezerve sahiptir.
Üretim hacmi bakımından kurumun resmi verileri incelendiğinde, taskomuru.gov.tr yıllık üretim istatistiklerine göre TTK’nın 2025 yılı gerçekleşen toplam taşkömürü üretimi 703.861 tondur. İmza Gazetesi’nin durdurmanın kaldırıldığı gün aktardığı üzere, durdurulan müesseselerin planlanan günlük üretimi 4.840 ton taşkömürü seviyesindedir. Bu iki rakam doğrudan birbirine bölünerek bir kayıp hesabı çıkarılamaz; kurumun yıllık üretimi tüm müesseselerin toplamıdır ve Armutçuk ve Üzülmez’deki durdurma Şubat sonu ve Mart 2026’da mahkeme kararıyla kaldırılmıştır. Ölçek şudur: 13 Ocak ile 4 Ağustos arasında havzanın koklaşabilir rezervini barındıran iki ana ocak, iki yüz günü aşkın süre kapalı kalmıştır.
Yeraltı Kömür İşletmeleri İçin EHS Kontrol Listesi
21 Temmuz 2026 değişiklikleri sonrasında yeraltı kömür madenlerinde görev yapan İSG uzmanları, maden mühendisleri ve EHS yöneticilerinin sahalarında derhal hayata geçirmesi gereken teknik ve idari aksiyonlar sekiz temel maddede toplanmaktadır:
- SGD ve Yönerge Entegrasyonu: Yönetmeliğe giren dört yeni tanım (ana havalandırma fanı, tali havalandırma fanı, yedek güç sistemi, yedek havalandırma fanı) Sağlık ve Güvenlik Dokümanı’na ve işletmenin Havalandırma Yönergesi’ne harfi harfine işlenmelidir. Yeraltında ve yerüstünde kurulu her havalandırma cihazı sahada fiziksel olarak etiketlenmeli, hangi fanın “ana”, hangi fanın “tali”, hangi fanın “yedek” olduğu açıkça belirlenmelidir.
- Yedek Fan Eşdeğerlik Doğrulaması: Ek-3 10.13 maddesi gereğince yedek havalandırma fanının, ana fan ile “eşdeğer” kapasitede olduğu mühendislik hesaplarıyla (hava debisi m³/dakika ve basınç Pa eğrileri) belgelenmeli ve SGD’ye eklenmelidir. Yedek fanın ana fan durduğunda “derhal” devreye girmesi şartı, SGD bünyesinde saniye bazında kesin bir süre hedefiyle tanımlanmalı; transfer otomasyonu bu süreye göre ayarlanmalıdır.
- Ana Fan Yedek Güç Sistemi (Jeneratör) Uyum Takvimi: Maden İşyerlerinde İSG Yönetmeliği 8.8 uyarınca ana fanın yedek güç sistemine (jeneratör) bağlı olması yükümlülüğü bugün yürürlüktedir ve eksikliği idari para cezasına tabidir. Bu eksikliğin 30 Haziran 2027 tarihinde İşin Durdurulması Yönetmeliği Ek-1 (c) bendi kapsamında doğrudan “acil durdurma” sebebi sayılacağı dikkate alınarak; jeneratör kapasite hesapları, otomatik transfer şalteri (ATS) tedariki ve montaj takvimi 2027 ilk çeyreğini aşmayacak şekilde planlanmalıdır.
- Aylık Test ve Kayıt Disiplini: Ek-3 10.13 gereğince yedek fanın derhal devreye girdiğini kanıtlayan fonksiyonel testler en geç ayda bir kez periyodik olarak yapılmalı ve özel bir test formuna bağlanarak kayıt altına alınmalıdır. Test sırasında ana fanın geçici duruşundan kaynaklanabilecek riskler önceden analiz edilmeli, test anında alınacak güvenlik tedbirleri SGD’de açıkça tarif edilmelidir.
- İkincil Sistemlerde Enerji Seçimi: Su tahliye pompaları, insan nakil sistemleri (kuyu vinçleri) ve tali havalandırma fanları için Ek-1 (ç) bendinin getirdiği iki seçenekten biri belgelenmelidir. Şayet jeneratör kullanılmayacaksa, beslemenin yapıldığı iletim veya dağıtım kuruluşundan “enerji arz güvenliği sağlanan birbirinden farklı iki elektrik hattı” olduğuna dair resmi teknik uygunluk yazısı temin edilip denetim dosyasına konulmalıdır.
- Tali Fan Yedek Kiti ve Görevlendirme: Ek-3 10.7.3 uyarınca hazırlık yapılan her tali havalandırma bölgesinde; tali fanın yedeği, vantüp kelepçeleri, bağlantı telleri ve kurulum el aletleri eksiksiz bir kit halinde ve kuruluma hazır vaziyette çalışan fanın hemen yanında bulundurulmalıdır. Ek-3 8.11(g) gereğince tali fan arızalandığında bu yedeği monte edecek çalışanların isim listesi ve yazılı kurulum talimatı Havalandırma Yönergesi’ne eklenmelidir.
- Tali Fan Arıza Tahliye Prosedürü: Ek-3 10.7.2 gereğince tali fanın durması halinde o bölgedeki çalışanların derhal tahliye edilmesini sağlayacak acil durum prosedürü oluşturulmalıdır. Fan yeniden çalıştırılsa dahi yetkili mühendis tarafından metan, oksijen ve karbonmonoksit ölçümleri yapılıp uygun hava özellikleri belgelenmedikçe çalışanların galeriye girmesini önleyecek fiziksel barikat mekanizması kurulmalıdır.
- Hukuki Risk ve Yaptırım Yönetimi: Ek-1 listesindeki herhangi bir eksikliğin tek bir iş müfettişince tespit edildiği anda heyet kararı aranmaksızın üretimi durdurabileceği bilinmelidir. Karara itiraz süresinin sadece altı iş günü olduğu, itirazın durdurmayı kaldırmadığı ve durdurma süresince çalışanların tüm ücret haklarının eksiksiz ödeneceği hatırda tutulmalıdır. 6331 sayılı Kanun m. 25/8 uyarınca durdurulan işyerinde yetkisiz üretim yaptırmanın üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirdiği işletme yönetimine yazılı olarak hatırlatılmalıdır.
Maden Dışı Endüstriler ve EHS Profesyonelleri İçin Çıkarılacak Yönetim Dersleri
TTK’nın altı ay boyunca Zonguldak havzasında üretimi kilitleyen ve ancak Bakanlık düzeyinde bir yönetmelik değişikliğiyle çözülebilen krizi, yalnızca madencilik sektörüne özgü bir vaka olarak görülmemelidir. Bu süreç, Türk iş sağlığı ve güvenliği mevzuatıyla muhatap olan kimya, metal, enerji, inşaat ve ağır sanayi sektörlerindeki tüm EHS liderleri için ders niteliğinde bir yönetim deneyimidir.
Mevzuat metinlerinde sıklıkla karşılaşılan “uygun”, “yeterli”, “derhal”, “otomatik” veya “en kısa zamanda” gibi ölçüsüz sıfatlar, kriz anına kadar işletmeler tarafından bir rahatlık alanı gibi algılanmaktadır. Ancak bir denetim anında veya meydana gelen ölümlü bir iş kazasının ardından başlatılan adli soruşturmada, bu sıfatların içinin kimin tarafından doldurulacağı belirsizdir. İş müfettişi, bilirkişi veya savcı bu muğlak kelimeleri işletmenin aleyhine olacak en katı teknik yorumla tanımlama eğilimindedir. TTK olayında yaşandığı üzere, müfettişin “otomatik bağımsız kaynak” anlayışı ile kurumun “yönergelere uygun iki hat” anlayışı çatıştığında, devletin teftiş mekanizması üretimi anında mühürleyebilmektedir.
Bu nedenle maden dışındaki endüstriyel tesislerde görev yapan profesyonellerin ilk görevi, kendi tesislerini bağlayan mevzuat hükümlerindeki sübjektif ifadeleri tespit etmektir. Bir kimya tesisinde acil durdurma vanasının devreye girme hızı, bir enerji santralinde yedek soğutma suyunun debisi, bir metal fabrikasında acil aydınlatma sisteminin devreye girme süresi yönetmelikte “derhal” olarak geçiyorsa; işletme bunu derhal kendi iç prosedürlerinde, risk değerlendirmelerinde ve Sağlık ve Güvenlik Dokümanlarında sayısal bir standarda bağlamalıdır. Kendi teknik standardını önceden koymayan, bunu periyodik testlerle kayıt altına almayan ve sahadaki uygulamasını doğrulamayan bir işletme; denetçinin sübjektif kanaati karşısında savunmasız kalmaya mahkumdur. TTK’nın altı aylık deneyimi, teknik belirsizliğin faturasının operasyonel duruş olarak kesilebildiğini göstermektedir.
Kaynaklar
- ÇALIŞ, S. (2025). “Maden İş Yerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Açısından Teftişler: 2013-2023 Yılları Arası Teftiş Raporları İncelemesi”. *Çalışma ve Toplum*, Sayı 87, Cilt 4, s. 1731-1758. DOI: 10.54752/ct.1666546. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/ct/issue/95148/1666546
- T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (2025). *2025 İdare Faaliyet Raporu*. Erişim adresi: https://www.csgb.gov.tr/Media/hezftc0d/%C3%A7alisma-ve-sosyal-guvenlik-bakanligi-2025-idare-faaliyet-raporu.pdf
- Türkiye Taşkömürü Kurumu (2025). *2024 Yılı Taşkömürü Sektör Raporu*, Mayıs 2025. Erişim adresi: https://www.taskomuru.gov.tr/ttk/wp-content/uploads/2025/05/2024-Yili-Taskomuru-Sektor-Raporu-.pdf
- Türkiye Taşkömürü Kurumu. *Yıllık Üretim*. Erişim adresi: https://www.taskomuru.gov.tr/ttk/yillik-uretim/08/
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu. Resmî Gazete Tarihi: 30.06.2012, Sayısı: 28339. Konsolide metin erişim adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6331.pdf
- İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik. Resmî Gazete Tarihi: 30.03.2013, Sayısı: 28603. Konsolide metin erişim adresi: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=17253&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik. Resmî Gazete Tarihi: 21.07.2026, Sayısı: 33316. Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260721-1.htm
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik. Resmî Gazete Tarihi: 21.07.2026, Sayısı: 33316. Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260721-2.htm
- İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik. Resmî Gazete Tarihi: 11.02.2016, Sayısı: 29621. Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/02/20160211-3.htm
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik. Resmî Gazete Tarihi: 10.03.2015, Sayısı: 29291. Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/03/20150310-8.htm
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği. Resmî Gazete Tarihi: 19.09.2013, Sayısı: 28770. Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/09/20130919-3.htm
- Amerika Birleşik Devletleri Elektronik Federal Yönetmelikler Kodu (eCFR). *Title 30 – Mineral Resources, Part 75 – Mandatory Safety Standards – Underground Coal Mines, Subpart D – Ventilation, Section 75.313 – Main mine fan stoppage with persons underground*. Erişim adresi: https://www.ecfr.gov/current/title-30/chapter-I/subchapter-O/part-75/subpart-D/section-75.313
- Çin Halk Cumhuriyeti Acil Durum Yönetimi Bakanlığı (MEM). *Kömür Madeni Güvenlik Kuralları (Mei Kuang Anquan Guicheng), m. 177 ve m. 183*. Erişim adresi: https://www.mem.gov.cn/gk/zfxxgkpt/fdzdgknr/gz11/202508/W020250804639453346681.pdf
- Cumhuriyet Gazetesi (Ocak 2026). “Daha önce onlarca işçinin öldüğü TTK madenlerinde alarm: Müfettişler iş durdurma istedi, genel müdürlük eksik yok dedi”. Erişim adresi: https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/daha-once-onlarca-iscinin-oldugu-ttk-madenlerinde-alarm-mufettisler-is-durdurma-istedi-genel-mudurluk-eksik-yok-dedi-2468667
- İmza Gazetesi (13.01.2026). “Üretim durduruldu! TTK iş mahkemesine başvuracak”. Erişim adresi: https://www.imzagazetesi.com/uretim-durduruldu-ttk-is-mahkemesine-basvuracak
- Pusula Gazetesi (23.02.2026). “2’nci bilirkişi raporu açıklandı: TTK’da 3 tespitte iş durdurma yerinde”. Erişim adresi: https://www.pusulagazetesi.com.tr/2nci-bilirkisi-raporu-aciklandi-ttkda-3-tespitte-is-durdurma-yerinde
- Pusula Gazetesi (Mart 2026). “TTK’ya ait dört müesseseden ikisinde üretime başlanmasına karar verildi”. Erişim adresi: https://www.pusulagazetesi.com.tr/ttkya-ait-dort-muesseseden-ikisinde-uretime-baslanmasina-karar-verildi
- Halk TV (15.12.2025). “Maden ocağında göz göre göre ölüme davetiye: 57 milyon lira emekçinin canından değerli mi?”. Erişim adresi: https://halktv.com.tr/turkiye/maden-ocaginda-goz-gore-gore-olume-davetiye-57-milyon-lira-emekcinin-canindan-degerli-mi-993226h
- Pusula Gazetesi (21.07.2026). “Maden Mühendisleri Odası: Yönetmelik değişikliği uyarılarımızı doğruladı”. Erişim adresi: https://www.pusulagazetesi.com.tr/maden-muhendisleri-odasi-yonetmelik-degisikligi-uyarilarimizi-dogruladi
- Bölge Haber 67 (21.07.2026). “Başkan Çağlayan: TTK’nın geleceği için beklenen yönetmelik yürürlüğe girdi”. Erişim adresi: https://bolgehaber67.net/haber/29465/baskan-caglayan-ttknin-gelecegi-icin-beklenen-yonetmelik-yururluge-girdi.html
- İmza Gazetesi (27.07.2026). “TTK Bakanlığa ivedilikle başvurdu: Karadon ve Kozlu için düğmeye basıldı”. Erişim adresi: https://www.imzagazetesi.com/son-dakika-ttk-bakanligaivedilikle-basvurdu-karadon-ve-kozlu-icin-dugmeye-basildi
- İmza Gazetesi (31.07.2026). “TTK Karadon’da üretime başlanıyor”. Erişim adresi: https://www.imzagazetesi.com/son-dakika-ttk-karadonda-uretime-baslaniyor
- Kanal B Zonguldak (Ağustos 2026). “TTK açıkladı: Karadon ve Kozlu yeniden üretime geçiyor”. Erişim adresi: https://www.kanalbzonguldak.com.tr/ttk-acikladi-karadon-ve-kozlu-yeniden-uretime-geciyor
- Vikipedi. “Türkiye’deki madencilik kazaları listesi” (Karadon 2010, Soma 2014, Ermenek 2014, Amasra 2022). Erişim adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye’deki_madencilik_kazalar%C4%B1_listesi

14 yıllık kurumsal ve uluslararası deneyime sahip EHS Lideri. Proses Güvenliği, Sürdürülebilirlik ve Yönetim Sistemleri konularında stratejik analizler ve içerik üretimi yapmaktadır.
Yeni yazılardan haberdar olmak için bültenime abone olun.
