Tahmini okuma süresi: 32 dakika
Kategori: Mevzuat Yazar: Alper Gümüşler
1 Ocak 2027 tarihinde Türkiye’de iş ekipmanlarının güvenliği rejiminde sessiz fakat köklü bir yetki daralması gerçekleşiyor. Bu tarihten itibaren buhar kazanları, kablolu taşıma tesisatları, sütunlu çalışma platformları ile hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformlarının periyodik kontrollerini serbest çalışan mühendisler ya da bağımsız yetkili şahıslar tek başlarına gerçekleştiremeyecek. Bahse konu dört kritik ekipman grubunun periyodik kontrolleri, yalnızca mevzuatta tanımlanan “ekipman muayene kuruluşu” bünyesinde istihdam edilen periyodik kontrol yapmaya yetkili kişilerce yapılabilecek.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 23 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Getirilen yeni yükümlülükler yürürlük tarihi itibarıyla mevzuat sistematiğine işlenmiş durumdadır; ancak bu dört ekipman grubu için sektöre uyum payı bırakılarak 1 Ocak 2027 tarihine kadar geçiş süresi tanındı. Bu durum, yükümlülüğün gelecekte tasarlanan bir temenni olduğu anlamına gelmiyor; hukuken bağlayıcılığı kesinleşmiş bir kuralın sahaya iniş takvimi işliyor ve sanayi tesisleri, şantiyeler ile ticari işletmeler için hazırlık penceresi hızla daralıyor.
Bu düzenlemenin ikinci ve yapısal boyutu, periyodik kontrol sisteminin eksenini doğrudan akreditasyondan Bakanlık yetkilendirmesine kaydırmış olmasıdır. Değişiklik öncesinde mevzuat metninde yer alan “akredite muayene kuruluşu” ibareleri tamamen ayıklandı ve yerini “ekipman muayene kuruluşu” kavramına bıraktı. Yeni tanım uyarınca bir yapının bu statüyü kazanması, doğrudan Bakanlıkça yetkilendirilmesi şartına bağlandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu yetkilendirme mekanizmasına ilişkin ikincil usul ve esasları henüz yayımlamadığı için, sahadaki denetim ve kontrol zincirinin kopmasını önlemek amacıyla geçici bir köprü hüküm devreye alındı.
Sahadaki teknik yönetim ve denetim mekanizmalarının bu dönüşüme intibakı, yalnızca takvimdeki tarihlere bağlı bir operasyonel uyum meselesi değildir. Düzenlemenin getirdiği kurumsal ve operasyonel çerçeve, kontrol süreçlerinin sahadaki icra ediliş biçiminden hukuki güvence düzeyine kadar uzanan geniş bir etki alanına sahiptir. İşletmelerin bu yeni dengeyi kavraması, risk yönetiminin sürdürülebilirliği açısından temel bir gerekliliktir.
Bu köprü hüküm gereğince, Bakanlık kendi düzenlemesini hayata geçirene kadar Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından TS EN ISO/IEC 17020 standardı kapsamında akredite edilmiş kuruluşlar ekipman muayene kuruluşu olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla sahada çalışan iş güvenliği uzmanlarının, makine ve elektrik mühendislerinin, bakım yöneticilerinin ve işveren vekillerinin mevzuatı doğru okuması gerekiyor. Karşımızda sadece bir kelime değişikliği değil, ekipman güvenliğini kurumsal sorumluluk zeminine oturtan, yetki sınırlarını yeniden çizen ve usul şartlarını sertleştiren bir dönüşüm bulunuyor. İş ekipmanları yönetmeliği değişikliği ile ortaya çıkan bu yeni hukuki ve teknik tablo, işletmelerin bakım bütçelerinden sözleşme süreçlerine, kaza soruşturmalarındaki sorumluluk paylaşımlarından İSG-KATİP onay mekanizmalarına kadar tüm operasyonel adımları doğrudan etkiliyor.
İçindekiler
Değişikliğin Künyesi: İş Ekipmanları Yönetmeliği Değişikliği Hangi Maddeleri Kapsıyor?
Mevzuat değişikliklerini doğru kavramak, dayanak normları ve yürürlük tarihlerini doğru tespit etmekle başlar. İş ekipmanlarının periyodik kontrolüne ilişkin temel hukuki metin, 25 Nisan 2013 tarihli ve 28628 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğidir. Bu ana yönetmelik, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 ve 31 inci maddeleri ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 86 ve 90 ıncı maddelerine dayanılarak, Avrupa Birliğinin 2009/104/AT sayılı Direktifine paralel şekilde yürürlüğe konulmuştur.

Yönetmelik, 16/9/2009 tarihli ve 2009/104/AT sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dikkate alınarak AB mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlanmıştır. Direktif, iş ekipmanlarının çalışanlar tarafından kullanımında asgari güvenlik ve sağlık şartlarına ilişkindir. Ulusal mevzuatın bu direktif ekseninde kurgulanması, iş ekipmanlarının teknik nitelikleri ile işletme ortamındaki asgari koruma kriterleri arasında doğrudan bir bağ kurmaktadır.
Yönetmelik, yürürlüğe girdiği 2013 yılından bu yana sanayinin gelişen ihtiyaçları, yargı kararları ve denetim pratikleri doğrultusunda 23 Temmuz 2016 (29779 sayılı Resmî Gazete), 24 Nisan 2017 (30047 sayılı Resmî Gazete), 18 Şubat 2022 (31754 sayılı Resmî Gazete) ve 4 Şubat 2024 (32450 sayılı Resmî Gazete) tarihlerinde çeşitli değişikliklere uğramıştır.
Yönetmeliğin kapsam sınırlarının doğru çizilmesi, sahadaki denetim karmaşasını önlemek adına kritik bir eşiktir. Ana yönetmeliğin 2 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsam dışı tutulan alanları açıkça belirlemiştir: “Bu Yönetmelik; a) Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması (ADR), Tehlikeli Eşyanın Demiryolu ile Uluslararası Taşınmasına İlişkin Yönetmelik (RID), Deniz Yoluyla Taşınan Tehlikeli Yüklere İlişkin Uluslararası Sözleşme (IMDG) ve usulüne göre yürürlüğe konulan benzer sözleşmeler kapsamında bulunan taşınabilir gaz tüpleri, manifoldlu tüp demetleri ve LPG tüplerine, b) 8/8/2020 tarihli ve 31207 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Nükleer Tesislerin ve Nükleer Maddelerin Emniyetine İlişkin Yönetmelik kapsamındaki nükleer tesislerde bulunan iş ekipmanlarına, uygulanmaz.”
Bu istisna hükmü sahada sıklıkla karşılaşılan bir kavram kargaşasını da netleştirmektedir. LPG tüpü ile LPG tankı aynı teknik ve hukuki statüde değerlendirilemez. Taşınabilir gaz tüpleri, manifoldlu tüp demetleri ve LPG tüpleri uluslararası taşımacılık sözleşmeleri kapsamında kalarak bu yönetmeliğin uygulama alanı dışında tutulmuştur. Buna karşılık, yönetmeliğin ek 2 nci maddesinde yer verilen LPG tank ve tesisatları doğrudan kurumsal kontrol rejimine tabidir. Tesis içi envanter yönetimi yürütülürken taşınabilir tüpler ile sabit tank sistemlerinin birbirine karıştırılmaması gerekmektedir.
Bu silsilenin son ve en kapsamlı halkasını ise 23 Aralık 2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik oluşturmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan bu değişiklik yönetmeliği toplam dokuz maddeden teşekkül etmektedir. Değişiklik metninin sekizinci maddesi, yürürlük kuralını açık ve tartışmasız bir biçimde koymuştur: “Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.” Bu hüküm gereğince yapılan tüm tanımlama, yetkilendirme ve usul değişiklikleri 23 Aralık 2025 tarihi itibarıyla mevzuatın yürürlükteki birer parçası haline gelmiştir. Dokuzuncu madde ise yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının yürüteceğini amirdir.
Değişiklik yönetmeliği nicelik olarak dokuz maddeden ibaret görünse de nitelik bakımından ana yönetmeliğin omurgasını oluşturan maddeleri baştan aşağı yenilemiştir. Yönetmeliğin 1 inci maddesi ile ana yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde yer alan bentler tadil edilmiş; (a) bendindeki ekipman muayene kuruluşu ve (d) bendindeki EKİPNET tanımları yeni baştan yazılmıştır. 2 nci madde ile ana yönetmeliğin “İş ekipmanının kontrolü” başlıklı 7 nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları tüm bentleriyle birlikte yeniden kaleme alınmış, altıncı fıkrasına ise uygulama açısından kritik bir cümle eklenmiştir.
Değişikliğin 3, 4 ve 5 inci maddeleri; ana yönetmeliğin sırasıyla 14/A maddesi, ek 1 inci maddesi ve ek 2 nci maddesinde yer alan “akredite” veya “akredite olmuş” ibarelerini metinden çıkararak yerine “ekipman muayene kuruluşu” ifadesini yerleştirmiştir. Özellikle 5 inci madde, ek 2 nci maddenin birinci fıkrasına dört yeni ekipman bendi ekleyerek yetki alanını kökten genişletmiştir. 6 ncı madde ile ana yönetmeliğe Geçici Madde 6 ve Geçici Madde 7 olmak üzere iki yeni geçici madde eklenmiştir. 7 nci madde ise ana yönetmeliğin ekinde yer alan ve periyodik kontrollerin uygulama standardını belirleyen “EK-III Bakım, Onarım ve Periyodik Kontroller ile İlgili Hususlar” ekini bütünüyle değiştirmiştir.
Bu tekniğin tersini İSG eğitimleri yönetmeliğinde görmüştük: o yönetmelik yayımı günü tüm hükümleriyle yürürlüğe girdi, tek geçici maddesi yalnızca eski eğitim belgelerinin geçerliliğini düzenler. İş ekipmanlarındaki geçiş tekniğinin sahaya yansıması, yürürlük tarihi ile uygulanma tarihinin birbirinden titizlikle ayrılmasını zorunlu kılar.
23 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik yönetmeliği, sistemi o gün itibarıyla yeni bir kavramsallaştırmaya bağlamış, ancak sahadaki kapasiteyi gözeterek dört ekipman grubunun zorunluluk miladını 1 Ocak 2027 olarak tayin etmiştir. Dolayısıyla işletmelerin bu düzenlemeyi “2027’de yürürlüğe girecek bir mevzuat” şeklinde nitelendirmesi vahim bir hukuki yanılgıdır; mevzuat yürürlüktedir, yürürlükte olan bir kuralın geçiş takvimi tükenmektedir.
“Akredite Muayene Kuruluşu” Tanımından “Ekipman Muayene Kuruluşu”na Geçiş ve Köprü Hüküm
Yönetmelik değişikliğinin getirdiği en derin kurumsal ve kavramsal dönüşüm, kontrolü gerçekleştiren tüzel kişiliklerin hukuki niteliğinde gerçekleşti. 23 Aralık 2025 tarihine kadar mevzuatın dili, bağımsız denetim ve muayene faaliyetlerinde referans noktası olarak doğrudan uluslararası akreditasyon standartlarını ve TÜRKAK onayını işaret eden “akredite muayene kuruluşu” kavramı üzerine inşa edilmişti. Bu yaklaşım, periyodik kontrol kuruluşlarının meşruiyetini doğrudan doğruya ISO/IEC 17020 standardına dayandırıyordu. Ancak son değişiklikle birlikte Bakanlık, bu terminolojiyi terk ederek periyodik kontrol mekanizmasının meşruiyet merkezini doğrudan kendi idari vesayetine alan yeni bir kavram ihdas etti.

Değişiklik yönetmeliğinin 1 inci maddesiyle ana yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi şu şekilde değiştirildi: “Ekipman muayene kuruluşu: İşin yapılmasında kullanılan her türlü makine, alet, ekipman, tesis, teçhizat, cihaz ve koruyucu sistemlerin iş sağlığı ve güvenliği yönünden; mevzuat, ilgili standart ve kontrol kriterlerine uygun kullanımının sağlanması ve sürdürülmesi adına bakım veya muayene, test ve kontrol yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilen kuruluşları,” Bu tanım iki temel eksende dikkatle incelenmelidir.
İlk olarak, kuruluşun varlık sebebi doğrudan “Bakanlıkça yetkilendirilen” ibaresiyle tescillenmiştir. Artık bir kuruluşun salt TÜRKAK veya uluslararası bir akreditasyon kurumundan belge almış olması, mevzuat nezdinde kendiliğinden bir statü kazandırmayacaktır; nihai yetki dağıtıcı merci Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıdır. İkinci olarak, tanımın kapsadığı faaliyet alanı genişletilmiş; yalnızca klasik muayene ve test işlemleri değil, “bakım veya muayene, test ve kontrol” faaliyetleri aynı çatı tanım içerisine alınmıştır.
Kanun koyucu bu kavramsal dönüşümü yönetmeliğin diğer maddelerine de taşımıştır. Değişiklik yönetmeliğinin 3, 4 ve 5 inci maddeleri aracılığıyla ana yönetmeliğin 14/A, ek 1 ve ek 2 nci maddelerinde yer alan “akredite”, “akredite muayene kuruluşu” ya da “akredite olmuş” biçimindeki tüm ibareler ayıklanarak yerlerine “ekipman muayene kuruluşu” terimi monte edilmiştir. Böylece mevzuat metninde akreditasyon kelimesi asli bir şart olmaktan çıkarılmış, Bakanlık yetkisine dayalı bir kurumsal unvana dönüştürülmüştür.
Kurumsal yapıdaki bu dönüşümün sahaya nasıl yansıdığını kavramak için, kontrolü fiilen icra eden personelin yasal statüsünü de incelemek gerekir. Ana yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (n) bendi yetkili kişiyi açıkça tanımlamaktadır: “Periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kişi: Bu Yönetmelikte belirtilen iş ekipmanlarının teknik özelliklerinin gerektirdiği ve EK-III’te yer alan istisnalar saklı kalmak kaydıyla EKİPNET’e kayıtlı ilgili branşlardan mühendis, teknik öğretmen, tekniker ve yüksek teknikerleri,” Bu tanım, teknik yeterliliğin mesleki disiplin ve sisteme kayıt şartıyla birleştiğini ortaya koymaktadır.
Bu noktada yönetmeliğin kurguladığı iki ayrı yetki katmanını birbirinden ayırmak gerekir. Birinci katman, kişi katmanıdır. Bu katman, kontrolü sahada fiilen yürüten, ölçümleri gerçekleştiren ve teknik raporu kendi imzasıyla tanzim eden gerçek kişiyi ifade eder. Bu kişinin kontrol yapabilme yetkisi, mevzuattaki mesleki branş tanımından ve EKİPNET sistemine eksiksiz kayıtlı olmasından kaynaklanır. Kişi katmanı, sistemdeki tüm periyodik kontroller için geçerli olan vazgeçilmez asgari meşruiyet tabanıdır.
İkinci katman ise kurum katmanıdır. Bu katman, yalnızca ana yönetmeliğin ek 2 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan yüksek riskli ekipmanlar için devreye girer. Yönetmelik, bu özel ekipman grubunda kontrolü yapacak yetkili kişinin bireysel teknik yetkinliğini yeterli görmez; söz konusu kişinin aynı zamanda Bakanlıkça yetkilendirilmiş bir ekipman muayene kuruluşu bünyesinde istihdam edilmesini şart koşar. Dolayısıyla ek 2 kapsamındaki iş ekipmanlarında kişi katmanı ile kurum katmanı kümülatif olarak birlikte aranır.
Buna karşılık ek 2 kapsamı dışındaki ekipmanlarda periyodik kontrol hizmeti yürütülürken yalnızca kişi katmanı aranır. Yani EKİPNET kaydı bulunan yetkili bir uzmanın serbest çalışarak rapor düzenlemesi hukuken geçerliliğini korur. 1 Ocak 2027 tarihi geldiğinde dört yeni ekipman grubu için değişen husus, kontrolü yapacak personelin teknik branşı veya kişi katmanı değildir. Değişen unsur, bu kişilerin artık serbest meslek icra ederek tek başlarına rapor düzenleyemeyecek olması, kontrollerin mutlaka bir kurum katmanı şemsiyesi altında yürütülme zorunluluğunun getirilmesidir.
Yetki katmanlarının bu şekilde ayrıştırılması, periyodik kontrol faaliyetinin hukuki sorumluluk yapısını da dönüştürmektedir. Kurum katmanının devreye girdiği hallerde, periyodik kontrol raporunun arkasında yalnızca sahada ölçüm yapan mühendisin şahsi mesleki sorumluluğu bulunmaz; tüzel kişiliğin kalite güvence sistemi, iç denetim mekanizması ve kurumsal sorumluluğu da yer alır. Bu ayrım doğru anlaşılmadığında, işletmeler ya gereksiz yere her ekipmanda kurumsal yapı aramakta ya da ek 2 kapsamındaki kritik makinelerde bireysel raporlarla yetinerek idari riske girmektedir.
Bununla birlikte, Bakanlığın ekipman muayene kuruluşlarının taşıması gereken nitelikleri, başvuru kriterlerini, yetkilendirme süreçlerini, idari denetim mekanizmalarını ve iptal koşullarını belirleyen müstakil bir idari düzenlemeyi henüz yayımlamamış olması, sahada devasa bir hukuki boşluk doğurabilirdi. Eğer idare bu geçişi temin edecek bir norm koymasaydı, 23 Aralık 2025 sabahı itibarıyla Türkiye’de hiçbir “ekipman muayene kuruluşu” hukuken var olamayacağı için zorunlu ekipmanların kontrolleri tamamen kilitlenme noktasına gelirdi. İdare bu tıkanıklığı önlemek için yönetmeliğe Geçici Madde 6’yı eklemiştir.
Geçici Madde 6’nın birinci fıkrası, tam bir hukuki köprü hüküm niteliğindedir: “Ekipman muayene kuruluşları ile ilgili Bakanlıkça yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar TÜRKAK tarafından TS EN ISO/IEC 17020 standardı çerçevesinde ilgili kapsamlarda akredite muayene kuruluşları, ekipman muayene kuruluşu olarak kabul edilir.” Bu hüküm sahadaki mevcut operasyonun yasal meşruiyetini eksiksiz olarak korumaktadır. Sahada faaliyet gösteren muayene kuruluşlarının “artık akreditasyon kalktı, TÜRKAK belgesine gerek kalmadı” şeklindeki yüzeysel yorumları tamamen temelsizdir.
Akreditasyon kaldırılmamış; aksine, Bakanlığın yetkilendirme mevzuatı çıkana kadar yürürlükte kalacak geçici ama yegâne kabul kriteri olarak muhafaza edilmiştir. Bugün itibarıyla bir kuruluşun ekipman muayene kuruluşu sayılabilmesi için TÜRKAK tarafından TS EN ISO/IEC 17020 standardı çerçevesinde ilgili ekipman kapsamlarında akredite edilmiş olması şarttır. Gelecekte Bakanlık yetkilendirme usulünü ilan ettiğinde sistem bu yeni mevzuata intibak edecek, ancak o güne kadar akreditasyon geçerli tek meşruiyet belgesi olmayı sürdürecektir.
1 Ocak 2027 Eşiği: Ekipman Muayene Kuruluşu Zorunluluğu Genişleyen Dört Ekipman
Yönetmelik değişikliğinin en fazla operasyonel etki doğuracak ve işletme bütçelerini doğrudan ilgilendiren boyutu, ek 2 nci maddede yapılan genişlemedir. Ana yönetmeliğin ek 2 nci maddesi, periyodik kontrolleri herhangi bir yetkili kişinin tek başına yapamayacağı, mutlaka yetkili bir kuruluş bünyesinde istihdam edilen uzmanlarca yapılması gereken yüksek riskli ekipman gruplarını düzenler. Bu maddenin birinci fıkrasının giriş cümlesi değişiklik sonrasında şu hali almıştır: “Aşağıda belirtilen iş ekipmanlarının periyodik kontrolleri, ilgili ekipman veya ekipman grubu için ekipman muayene kuruluşlarında çalışan periyodik kontrol yapmaya yetkili kişiler tarafından yapılır:”

Bu düzenlemenin geçmişine baktığımızda, 18 Şubat 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle sisteme giren ve 31 Aralık 2023 tarihinde fiilen yürürlüğe giren dört ekipman grubu bulunmaktadır:
- a) Kule krenler
- b) LPG tank ve tesisatları (yer altı ve yer üstü)
- c) Yürüyen merdivenler
- ç) Asılı erişim donanımları
Bu dört ekipman grubunda bağımsız çalışan yetkili kişilerin tek başına rapor düzenleme yetkisi 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla zaten sona ermiştir. Bu ekipmanların periyodik kontrollerinin TS EN ISO/IEC 17020 kapsamında akredite muayene kuruluşları (yeni tanımıyla ekipman muayene kuruluşları) personeli tarafından yapılması zorunluluğu hali hazırda kesintisiz olarak uygulanmaktadır. Sahada en sık düşülen hatalardan biri, yeni yayımlanan geçiş süresinin bu dört ekipmanı da kapsadığının sanılmasıdır. Bu ekipmanlar için herhangi bir erteleme veya yeni geçiş süresi söz konusu değildir.
23 Aralık 2025 tarihli değişiklik yönetmeliğinin 5 inci maddesi ise bu listeye dört yeni bent eklemiştir:
- “d) Hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformu.”
- “e) Buhar kazanları.”
- “f) Kablolu taşıma tesisatları.”
- “g) Sütunlu çalışma platformları.”
Bu dört yeni ekipmanın ek 2 kapsamına alınması, endüstriyel tesisler, şantiyeler ve kamuya açık alanlar için yeni bir eşik kurar. Ancak Bakanlık, sektördeki akredite personel ve kuruluş sayısının bu dört devasa ekipman parkının periyodik kontrollerini bir günde karşılayamayacağını öngörerek Geçici Madde 6’nın ikinci fıkrasını ihdas etmiştir. Fıkra hükmü şu şekildedir: “Bu maddeyi ihdas eden Yönetmelikle ek 2 nci maddenin birinci fıkrasına eklenen (d), (e), (f) ve (g) bentleri, 1/1/2027 tarihine kadar uygulanmaz. Bu tarihten önce ilgili ekipmanların usulüne uygun olarak düzenlenmiş periyodik kontrol raporları, süresi boyunca geçerlidir.”
Bu yasal formülasyon, benzer geçiş normlarının tipik bir örneğidir. Tıpkı maden havalandırma yönetmeliği değişikliği ile yükümlülük hemen yürürlüğe girerken ana fanın yedek güce bağlanmamasına bağlı acil durdurma yaptırımının 30 Haziran 2027’ye ertelenmesinde olduğu gibi, iş ekipmanlarında da pazarın kurumsallaşması ve akreditasyon kapsamlarının genişletilmesi amacıyla 1 Ocak 2027 tarihine kadar bir alan açılmıştır. Bu hükmün operasyonel anlamı nettir: 2026 yılı boyunca buhar kazanları, sütunlu çalışma platformları, kablolu taşıma tesisatları ve hareket engelliler için kaldırma platformlarının kontrolleri, EKİPNET’e kayıtlı yetkili kişiler (ilgili branşlardan mühendis, teknik öğretmen, tekniker ve yüksek teknikerler) tarafından bağımsız olarak yapılmaya devam edilebilir.
Dahası, 1 Ocak 2027 tarihinden önce mevzuata uygun şekilde düzenlenmiş bir periyodik kontrol raporu, diyelim ki 2026 sonbaharında düzenlenmiş bir buhar kazanı raporu, periyot süresi dolana kadar geçerliliğini korur. 1 Ocak 2027 tarihi geldiğinde mevcut raporlar bir gecede hükümsüz kalmaz; ancak 1 Ocak 2027 ve sonrasında bu dört ekipman için yapılacak her yeni periyodik kontrol hizmeti, yalnızca ekipman muayene kuruluşları üzerinden temin edilmek zorundadır. Bu satırı, aynı dokuz ayda dolan KKDİK, otomatik şok cihazı ve MYK belgesi tarihleriyle birlikte İSG mevzuat değişiklikleri 2026 tablosunda izliyorum. Buhar Kazanı Operatörü de 2026/1 tebliğiyle MYK listesine girdi; 23 Mart 2027’den sonra operatörde belge ya da muafiyet aranacağını MYK belgesi zorunluluğu yazısında anlattım.
Geçici Madde 6 ile getirilen bu geçiş formülü, yönetmeliğin geçmişten gelen kurumsal intibak geleneğinin tutarlı bir devamıdır. Ana yönetmelik yürürlüğe girdiğinden bu yana benzer eşiklerde kademeli yürürlük modelini benimsemiştir. Nitekim Geçici Madde 1 uyarınca, yönetmelik yürürlüğe girmeden önce düzenlenmiş raporlar süresince geçerli sayılmış, 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete değişikliğiyle 25/4/2017 tarihine kadar raporlarda kayıt numarası aranmayacağı hükme bağlanmıştır. Ardından 24/4/2017 tarihli ve 30047 sayılı Resmî Gazete ile getirilen Geçici Madde 2, eğitim alma yükümlülüğü tamamlanıncaya kadar geçici kayıt numarası verilmesini öngörmüştür.
Aynı değişiklikle ihdas edilen Geçici Madde 3 ise geçici kayıt numarası uygulamasının yalnızca Bakanlıkça pilot olarak seçilen il veya illerde başlatılacağını kurala bağlamış, belirlenen sürede eğitim almayanların kontrol yapamayacağını ve rapor düzenleyemeyeceğini belirtmiştir. Daha sonra 18/2/2022 tarihli ve 31754 sayılı Resmî Gazete ile eklenen Geçici Madde 5 de yürürlükten önce usulüne uygun düzenlenmiş raporların süresi boyunca geçerli kalacağını teyit etmiştir. Dolayısıyla Geçici Madde 6 ile benimsenen mevcut raporların süresince geçerli olması kuralı yeni bir yaklaşım değildir; idare her genişlemede bu yöntemi uygulayarak 1 Ocak 2027 geçişinin sahadaki sınırlarını öngörülebilir kılmıştır.
Bu dört ekipmanın neden bu kapsama alındığını teknik risk dinamikleri üzerinden incelemek gerekir. Buhar kazanları, barındırdıkları yüksek basınç ve termodinamik enerji sebebiyle patlama halinde infilak etkisi yaratan, endüstriyel tesislerde can kaybı ve ağır yapısal hasar potansiyeli en yüksek basınçlı kaplar arasındadır. Su arıtma şartlarından emniyet ventili fonksiyonuna, malzeme yorulmasından kaynak dikişi deformasyonuna kadar uzanan buhar kazanı kontrolleri, münferit bir gözlemin ötesinde kurumsal bir kalite yönetim sistemi ve kalibre edilmiş test cihazları gerektirir.
Sütunlu çalışma platformları, özellikle dış cephe inşaat ve tadilat işlerinde iskelelerin yerini alan, yüzlerce metre yüksekliğe ulaşabilen ve montaj, ankraj veya fren mekanizması arızalarında toplu ölümlere sebebiyet veren dinamik iş ekipmanlarıdır. Kablolu taşıma tesisatları, kayak merkezlerinden kentsel ulaşıma kadar insan taşıyan teleferik, telesiyej ve benzeri tesisatları kapsamakta olup mekanik halat hasarları ve istasyon frenleme hataları doğrudan kitlesel facialara yol açabilmektedir. Bu platformlarda ve iskelelerde çalışanların eğitimini, Yapı İşleri Yönetmeliği’nin yüksekte çalışma ve geçici kenar koruma hükümlerini yüksekte çalışma yazısında ayrıca ele aldım.
Hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformları ise kamu binalarından konutlara kadar geniş bir kullanım alanına sahip, doğrudan dezavantajlı bireylerin kullanımına sunulan ve hidrolik, mekanik veya elektriksel kilit sistemlerinin hatasız çalışması gereken kritik kaldırma araçlarıdır. Bakanlık, bu dört ekipman grubunu ek 2 kapsamına alarak kontrol kalitesini kurumsal tüzel kişiliklerin hukuki sorumluluğuna bağlamıştır.
Yönetmelikte tamamlanan diğer bir geçiş süreci ise Geçici Madde 7 ile ilgilidir. İlgili madde, “Bu maddeyi ihdas eden Yönetmelikle değiştirilen EK-III’ün tablo-2’sinin rüzgar türbinlerindeki kaldırma donanımları satırı ile aynı tablonun (4) numaralı dipnotu 1/2/2026 tarihine kadar uygulanmaz.” hükmünü içermekteydi. Bu tarih geride kalmıştır. Dolayısıyla rüzgar türbinlerindeki kaldırma donanımlarına ilişkin periyodik kontrol kuralları ve ilgili dipnot düzenlemeleri 1 Şubat 2026 itibarıyla herhangi bir istisna olmaksızın tam olarak uygulanmaktadır.
Madde 7 Yeniden Yazıldı: Periyodik Kontrolü Tetikleyen Dört Durum ve Usul Şartları
Yönetmelik değişikliğinin en kapsamlı operasyonel yenilikleri, ana yönetmeliğin “İş ekipmanının kontrolü” başlıklı 7 nci maddesinde yapılan köklü revizyonla hayat bulmuştur. Bu madde, sahadaki periyodik kontrol operasyonunun ne zaman, hangi şartlarda, kim tarafından ve hangi hukuki usullerle yürütüleceğini belirleyen ana mekanizmadır. Yapılan değişiklikle maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları tamamen baştan yazılmış, altıncı fıkrasına ise uygulama sınırlarını netleştiren hükümler getirilmiştir.

Madde 7’nin birinci fıkrası, periyodik kontrolün genel çerçevesini ve yasal dayanağını şu şekilde yeniden kurmuştur: “EK-III’te bulunan tablolarda yer alan ekipman veya ekipman grupları periyodik kontrole tabidir. Bu iş ekipmanlarının periyodik kontrolleri periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kişiler tarafından yapılır. Periyodik kontrollerin gerçekleştirilmesine ilişkin şartlar ile periyodik kontrol sonucunda düzenlenecek belgelerle ilgili usul ve esaslar EK-III’te belirtilmiştir. Ekipman grubunun kapsadığı ve ilgili tabloda standart karşılığı olmayan ekipmanların periyodik kontrolleri EK-III’ün 1.1 inci ve 1.4 üncü maddelerinde yer alan hiyerarşiye göre yapılır.”
Bu fıkra, periyodik kontrol yükümlülüğünün sınırlarını EK-III tablolarına bağlamış, ancak tabloda doğrudan bir standart karşılığı bulunmayan ekipmanların da denetimsiz kalmaması için EK-III’ün 1.1 ve 1.4 maddelerindeki teknik hiyerarşiye kesin bir gönderme yapmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi ise iş güvenliği profesyonellerinin ve bakım yöneticilerinin ezberini bozan en hayati hükümdür. Uygulamada periyodik kontrol çoğu zaman yalnızca “yılda bir kez yapılan takvimsel bir işlem” olarak algılanmaktadır. Oysa yeniden yazılan Madde 7(2)(a), periyodik kontrolün takvimden bağımsız olarak derhal yapılmasını zorunlu kılan dört spesifik durumu açıkça listelemiştir:
- Güvenliğinin kurulma ve montaj şartlarına bağlı olduğu durumlarda kurulmasından sonra ve ilk defa kullanılmadan önce,
- Önemli bakım ve onarım faaliyetlerinden sonra,
- Seyyar olmaması halinde her yer değişikliğinde,
- İskele, sütunlu çalışma platformu veya kule kren ve benzeri olması halinde ilk kurulumundan sonra; yükseltilebilir veya değişikliğe uğratılabilir olması halinde bunların yükseltilmesi veya değişikliğe uğratılması sonrasında yapılan değişiklikleri içerecek şekilde, periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kişiler tarafından yapılır.
Bu dört tetikleyici durumun saha pratikleri açısından doğurduğu sonuçlar derindir. Birinci alt bent, bir üretim hattına kurulan yeni bir presin, bir kazanın veya kompresörün kurulumu tamamlandıktan hemen sonra, henüz devreye alınmadan ve ilk parça işlenmeden önce periyodik kontrolden geçmesini emreder. İkinci alt bent olan “önemli bakım ve onarım faaliyetlerinden sonra” periyodik kontrol şartı ise ana yönetmeliğin 6/A maddesi ile doğrudan bağlantılıdır.
Yönetmeliğin 6/A maddesi, kaldırma iletme ekipmanlarında ve iş makinalarında konstrüksiyon, yük kolu ve benzeri kısımlarda, basınçlı ekipmanlarda ise gövde, kapak ve benzeri kısımlarda kaynak, kesme, taşlama gibi yapısal onarım işlemleri ile halat, zincir gibi askı tertibatı dışındaki parça değişimlerini önemli bakım ve onarım sayar. Elektrik iç tesisleri ve kuvvetli akım tesislerinde ana kolon kesitinin değişmesi, esasa ilişkin tesis tadilatları veya her halükarda en az yüzde yirmi oranındaki güç artışları ile diğer tesisatlarda proje değişikliği gerektiren tüm revizyonlar bu kapsamdadır.
İşte bir vinç bomunda kaynak tamiratı yapıldığında, bir kazanın ayna sacı değiştirildiğinde veya fabrikanın elektrik kurulu gücü yüzde yirmi artırıldığında, önceki periyodik kontrol raporunun geçerlilik süresi henüz dolmamış olsa dahi o rapor hukuken hükümsüz kalır ve derhal yeni bir periyodik kontrol yapılması gerekir. Bakım ve revizyon süreçlerinin güvenli yürütülmesinde LOTO prosedürlerinin uygulanması enerjinin sıfırlanmasını ve personelin korunmasını sağlarken, müdahale tamamlandığında Madde 7(2)(a)(2) gereğince yapılacak periyodik kontrol ekipmanın mekanik ve yapısal bütünlüğünün yeniden onaylanmasını temin eder.
Üçüncü alt bent gereğince, sabit nitelikli bir makinenin örneğin fabrika içindeki A holünden B holüne taşınması durumunda montaj ve zemin terazi dengesi değiştiği için periyodik kontrol yenilenmelidir. Dördüncü alt bent ise inşaat sektörünün dinamik yapısını hedefler; bir kule kren gövdesine yeni bir kule elemanı eklenip yükseltildiğinde veya bir cephe iskelesinin ankraj konfigürasyonu değiştirildiğinde, o yükseltme ve değişiklikleri kapsayan yeni bir kontrol yapılmadan çalışma başlatılamaz. Kule vincin 110 metreden 116 metreye yükseltilirken devrildiği Bornova davasında yükseltme işinin kimin sorumluluğunda olduğunu iş güvenliği uzmanının cezai sorumluluğu yazısında tartıştım.
Madde 7’nin diğer fıkraları da usul ve sorumluluk dağılımını sıkı kurallara bağlamıştır:
- Madde 7(2)(b): İşverenin, arızaya sebep olabilecek dış etkilere maruz kalarak tehlike yaratabilecek ekipmanların periyodik kontrollerini yaptırma yükümlülüğünü yineler; ayrıca çalışma şeklinde meydana gelen esaslı değişiklikler, iş kazaları, doğal afetler veya ekipmanın uzun süre atıl kalarak kullanılmaması gibi durumlardan sonra ekipmanın güvenliğinin yeniden teyidi için periyodik kontrollerin yapılmasını zorunlu kılar.
- Madde 7(2)(c): Periyodik kontrol raporlarının kayıt ve saklama şartını düzenler: “İşverence, periyodik kontrol sonuçları ıslak imzalı şekilde kayıt altına alınır ve yetkililer her istediğinde gösterilmek üzere uygun şekilde saklanır. 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununa uygun olarak güvenli elektronik imza ile imzalanmış ve elektronik ortamda saklanan kayıtlar da geçerlidir.” Bu hüküm, fotokopi, taranmış imzasız belge veya taslak raporların hukuki geçerliliği olmadığını, ıslak imza ya da 5070 sayılı Kanuna uygun nitelikli güvenli elektronik imzanın mecburi olduğunu ortaya koyar.
- Madde 7(3): Seyyar iş ekipmanlarının taşınabilirlik riskini adresler: “Kurulum ve montaj şartlarına tabi olmayan seyyar iş ekipmanları işletme dışında kullanıldığında, yapılan son periyodik kontrol ile ilgili rapor da ekipmanla birlikte bulundurulur.” Bir şantiyeye dışarıdan gelen bir mobil vinç, ekskavatör veya seyyar kompresörün son periyodik kontrol raporu ekipmanın kabininde ya da operatörün dosyasında fiziken yer almak zorundadır.
- Madde 7(4): İşverenin hazırlık yükümlülüğünü amirdir; işveren kontrolü yapacak yetkili kişinin talep ettiği teknik ön hazırlıkları (örneğin kazanın soğutulması, içinin temizlenmesi, hidrostatik test için su doldurulması, test yüklerinin temini gibi) yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Ayrıca kontrolü yapan uzmanın talep etmesi halinde ekipmanın yetkili servisinin kontrol faaliyetine sahada nezaret etmesini sağlamak zorundadır.
- Madde 7(5): Değişmeyen temel usul kuralı uyarınca, periyodik kontrol raporlarında kontrolü gerçekleştiren uzmana ait EKİPNET kayıt numarasının bulunması zorunludur.
Madde 7’nin dördüncü fıkrasında düzenlenen hazırlık yükümlülüğü, sahadaki operasyonel sorumluluğu işverene açık bir emirle yüklemektedir: “İşveren; periyodik kontrolü yapmaya yetkili kişiler tarafından belirtilen, iş ekipmanının periyodik kontrolleri ile ilgili ön hazırlıkları yapar veya yaptırır. Periyodik kontrol yapmaya yetkili kişi tarafından talep edilmesi halinde, ekipmanın yetkili servisinin periyodik kontrol faaliyetlerine nezaret etmesini sağlar.” Bu hüküm, periyodik kontrolün salt muayene personelinin işletmeye gelip gözlem yapmasından ibaret olmadığını, teknik bir ön hazırlık ve organizasyon süreci gerektirdiğini belgeler.
Yetkili kişinin talebi doğrultusunda ekipmanın teste hazır hale getirilmesi, işverenin organizasyonel sorumluluğundadır. Kontrolün sağlıklı yürütülmesi için gereken fiziksel şartların sağlanmaması, muayene sürecini hukuken sakatlar. Bununla birlikte yetkili kişinin gerekli görmesi durumunda ekipmanın üretici yetkili servisinin denetim sürecine nezaret etmesini sağlama zorunluluğu da doğrudan işverendedir. Yetkili servisin sahada bulunması, özellikle karmaşık kontrol sistemlerine sahip kritik iş ekipmanlarında test esnasında ortaya çıkabilecek teknik arıza veya güvenlik risklerini önleyen koruyucu bir tedbirdir.
EKİPNET’in Hukuki Konumu: İSG-KATİP Modülü Olarak Tanımlanması ve Sözleşme Şartı
Periyodik kontrol mekanizmasının dijital takip altyapısı olan EKİPNET sistemi, 23 Aralık 2025 tarihli değişiklik ile yeni bir hukuki statüye kavuşturuldu. Sistemin ilk kurgulandığı dönemlerde müstakil bir veri tabanı ve bağımsız bir yazılım arayüzü görünümünde olan EKİPNET, yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yapılan değişiklikle şu şekilde tanımlandı: “EKİPNET: Periyodik kontroller ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Genel Müdürlükçe kayıt, takip ve izlenmesi amacıyla kullanılan, İSG-KATİP’te yer alan modülü,”
Bu tanım, İSG hizmetlerinin dijital omurgası olan İSG-KATİP ile periyodik kontrol süreçlerinin tek bir entegre mimaride birleştiğini tescil etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin görevlendirmeleri, işyeri hekimi ve uzman sözleşmeleri nasıl İSG-KATİP üzerinden idari denetime tabi tutuluyorsa, periyodik kontrol faaliyetleri de doğrudan bu platformun bir alt modülü üzerinden takip edilmektedir. Bu entegrasyonun pratik ve hukuki izdüşümü, yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikte açıkça görülmektedir.
Madde 7(6) metninde yapılan revizyonla daha önce yer alan “imzalanır” ibaresi “onaylanır” olarak değiştirilmiştir. Fıkranın güncel ve bağlayıcı haline göre; işveren ile periyodik kontrol yapmaya yetkili kişi arasında, periyodik kontrol hizmeti gerçekleştirilmeden en geç bir gün önce İSG-KATİP sistemindeki örneğine uygun sözleşme düzenlenir ve sistem üzerinden karşılıklı olarak onaylanır. Bu kural sahadaki kritik bir suistimal alanını tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Geçmişte kontrol yapıldıktan günler sonra geriye dönük sözleşme düzenleme veya denetim anında apar topar evrak tanzim etme pratikleri, “hizmet gerçekleştirilmeden en geç bir gün önce sistem üzerinden onaylanma” zorunluluğu ile teknik olarak imkânsız hale gelmiştir. İSG-KATİP zaman damgası taşımayan, kontrolden en az yirmi dört saat önce iki tarafça dijital olarak onaylanmamış bir sözleşmeye dayalı kontroller idari olarak yetkisiz işlem niteliğindedir.
Öte yandan, aynı fıkraya eklenen son cümle ile sahada uzun süredir tartışılan bir belirsizlik çözüme kavuşturulmuştur: “EK-III’te yer almaması nedeniyle periyodik kontrol yapılması zorunlu olmayan iş ekipmanlarına yönelik periyodik kontrol yapılması halinde düzenlenen raporlarda şekil ve sözleşme şartı aranmaz.” Bu hükmün operasyonel değeri büyüktür.
Bir sanayi kuruluşu veya ticari işletme, kurumsal risk yönetimi politikaları gereğince, EK-III tablolarında periyodik kontrol zorunluluğu bulunmayan bir ekipmanı ya da üretim aparatını kendi iç güvenlik standartları doğrultusunda periyodik teste tabi tutmak isteyebilir. Bu tür ihtiyari ve gönüllü kontrollerde işverene bürokratik bir külfet yüklenmemiş; İSG-KATİP üzerinden sözleşme yapma ve yönetmeliğin şekil şartlarına harfiyen uyma zorunluluğu aranmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Ancak bir ekipman EK-III tablolarında yer alıyorsa, sözleşmenin en geç bir gün önce onaylanması ve raporun mevzuat formatına tam uyumu zorunludur.
EKİPNET ve İSG-KATİP modülü üzerinden yürütülen sözleşme ve kayıt süreçleri, yalnızca takvimsel periyotlarla sınırlı değildir. Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, periyodik kontrolü tetikleyen ikinci grup durumları net bir biçimde hüküm altına almıştır: “İşverence, arızaya sebep olabilecek etkilere maruz kalarak tehlike yaratabilecek iş ekipmanının; 1) Periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kişilerce periyodik kontrollerinin yapılması, 2) Çalışma şeklinde değişiklikler, kazalar, doğal olaylar veya ekipmanın uzun süre kullanılmaması gibi iş ekipmanındaki güvenliğin bozulmasına neden olabilecek durumlardan sonra, arızanın zamanında belirlenip giderilmesi ve sağlık ve güvenlik koşullarının korunması için periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kişilerce gerekli periyodik kontrollerin yapılması, sağlanır.”
Bu hüküm gereğince, takvime bağlı periyodik kontrol süresi henüz dolmamış olsa dahi; deprem veya sel gibi doğal olaylar, iş kazaları, operasyonel çalışma şeklindeki değişiklikler veya ekipmanın uzun süre atıl kalarak kullanılmaması hallerinde yeni bir periyodik kontrol yapılması yasal zorunluluktur. Bu olağan dışı durumlarda gerçekleştirilen kontroller de istisna tutulamaz; yapılan her kontrolün İSG-KATİP modülü üzerinden sözleşmeye bağlanması ve düzenlenen raporda kontrolü yapan uzmanın EKİPNET kayıt numarasının bulunması mecburidir.
Baştan Yazılan EK-III: Ekipman Tablolarını ve Standart Hiyerarşisini Okuma Kılavuzu
Yönetmelik değişikliğinin teknik uygulama sahasını belirleyen en hacimli kısmı, 7 nci maddesi ile bütünüyle değiştirilen “EK-III Bakım, Onarım ve Periyodik Kontroller ile İlgili Hususlar” ekidir. EK-III, işyerinde kullanılan basınçlı kaplardan kaldırma iletme makinelerine, tesisatlardan tezgahlara kadar tüm iş ekipmanlarının hangi azami periyotlarla, hangi kontrol kriterleri doğrultusunda ve hangi yetkili meslek disiplinlerince kontrol edileceğini belirleyen ana teknik tablolardan oluşur. Yapılan değişiklikle bu ek metin baştan aşağı yenilenmiştir.
Uygulayıcıların EK-III tablolarını okurken dikkate alması gereken en temel ilke, periyot sütunlarında yer alan şartlı kayıtlardır. Yönetmelik, ekipmanların periyodik kontrol aralıklarını belirlerken mutlak ve değişmez süreler dikte etmek yerine, “ilgili standardın öngördüğü süreler saklı kalmak koşulu ile” ilkesini merkeze koymuştur. Kaldırma ve iletme ekipmanları tablosunda sıklıkla tekrar eden “Standartlarda süre belirtilmemişse 1 Yıl” kalıbı, standart hükmünün mevzuat süresinden önce geldiğini gösterir. Bir ekipmanın üretim, işletme veya bakım standardı daha kısa bir periyot veya çalışma saatine bağlı spesifik bir muayene aralığı öngörmüşse, işveren bir yıllık genel süreyi öne sürerek kontrolü geciktiremez; standardın belirlediği daha sıkı periyoda uymak zorundadır.
Yenilenen EK-III metninde yer alan dipnotlar, tablonun genel satırlarını tamamlayan kritik güvenlik bariyerleridir. Bu kapsamda Dipnot (1) doğrudan yüksek riskli basınçlı ekipmanları hedef almaktadır: “LPG tankları, buhar kazanları, kızgın su kazanları, kriyojenik tanklar gibi standartlarında emniyet valf testleri bulunan ekipmanlar için emniyet valfleri, standartlarda belirtilen azami süreler içerisinde teste tabi tutulur.”
Bu hüküm, basınçlı kabın gövde kontrolü ile üzerinde bulunan emniyet valfinin (emniyet ventili) testini birbirinden ayıran ve emniyet valfinin standartlarında belirtilen azami süreler içinde ayrıca teste tabi tutulmasını emreden hayati bir zorunluluktur. Bir kazanın gövde muayenesinin yapılmış olması, emniyet valfinin test edildiği anlamına gelmez; valfin standart test periyodu bağımsız olarak takip edilmeli ve belgelenmelidir.
Bir diğer bağlayıcı dipnot olan Dipnot (4) ise işletmelerin planlama disiplinine yasal bir çerçeve çizmektedir: “Yazılı plan, işveren tarafından periyodik kontrollere yönelik ilgili standartlara göre hazırlanan dokümandır.” İşverenler, ekipman parkındaki kontrolleri tesadüfi tarihlerde veya arıza anlarında değil, ilgili standartların kriterlerini temel alarak hazırladıkları kurumsal ve yazılı bir periyodik kontrol planı dahilinde yürütmekle yükümlüdür.
EK-III metninde yer verilen bu kural, periyodik kontrol sürecinin dokümantasyon temelini işverenin kurumsal sorumluluğuna bağlar. Sahada yapılan en yaygın hatalardan biri, söz konusu planın kontrolü yapmaya gelen muayene kuruluşunca hazırlanmasının beklenmesidir. Oysa mevzuat kurgusu gereği yazılı plan hazırlama yükümlülüğü münhasıran işverene aittir. İşveren, tesisindeki ekipmanların işletme koşullarını ve standart gerekliliklerini dikkate alarak bu planı oluşturmak ve güncel tutmak zorundadır.
İlgili standartlara uygun şekilde tanzim edilen yazılı plan, işyerindeki bakım ve kontrol operasyonlarının takvimsel ve teknik omurgasını oluşturur. Ekipman muayene kuruluşu veya yetkili kişiler tesise geldiklerinde, kontrolleri bu yazılı planın belirlediği kriterler çerçevesinde yürütür. Dolayısıyla yazılı planın bulunmaması veya standartlara uygun hazırlanmamış olması, kontrol sürecini doğrudan sakatlayan bir eksiklik olarak işverenin idari sorumluluğunu doğurur.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, işletmede kullanılan özel amaçlı, hibrit veya yeni teknoloji ürünü bir makinenin EK-III tablolarında birebir isminin geçmemesidir. Bu gibi durumlarda denetim boşluğu oluşmaması için Madde 7(1), EK-III’ün 1.1 ve 1.4 üncü maddelerinde tanımlanan teknik hiyerarşinin işletilmesini zorunlu kılmıştır. Bu hiyerarşiye göre; tabloda doğrudan standart karşılığı bulunmayan bir ekipmanın kontrolü yapılırken sırasıyla imalatçının belirlediği periyot ve kriterler, imalatçı bilgisi yoksa iş ekipmanının kullanım ortamı, kullanım sıklığı ve kullanım süresi gibi faktörler göz önünde bulundurularak yapılacak risk değerlendirmesi sonuçları esas alınır. Ancak bu süre dahi yönetmeliğin genel ilkelerinde öngörülen azami sınırları aşamaz.
Standart karşılığı bulunmayan ekipmanlara ilişkin yasal bağlayıcılık, yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde açıkça teyit edilmiştir: “Ekipman grubunun kapsadığı ve ilgili tabloda standart karşılığı olmayan ekipmanların periyodik kontrolleri EK-III’ün 1.1 inci ve 1.4 üncü maddelerinde yer alan hiyerarşiye göre yapılır.” Bu açık kural karşısında, bir ekipmanın adının veya doğrudan standardının ilgili tabloda yer almaması gerekçe gösterilerek periyodik kontrolden muaf tutulması hukuken imkânsızdır.
Yönetmelik koyucu, tabloda doğrudan standart karşılığı bulunmayan durumlar için boşluk bırakmamış; EK-III’ün 1.1 inci ve 1.4 üncü maddelerinde yer alan teknik hiyerarşik sıralamayı bağlayıcı bir başvuru kaynağı kılmıştır. Sahada görev yapan teknik yöneticilerin, bu hiyerarşinin basamaklarını ve kapsam detaylarını öğrenmek adına yönetmeliğin güncel ek metnini doğrudan incelemesi gerekmektedir. İlgili hiyerarşinin işletilmesi, tabloda doğrudan listelenmeyen makinelerin dahi teknik disiplin altında kontrol edilmesini güvenceye alır.
Burada iş güvenliği uzmanları, denetçiler ve işletme mühendisleri açısından hayati bir yasal uyarı yapılmalıdır: her işletme, kendi envanterinde bulunan spesifik makinelerin kontrol periyotlarını, standart numaralarını ve test usullerini kulaktan dolma bilgilerle veya eski alışkanlıklarla değil, doğrudan Resmî Gazete’de yayımlanan ve mevzuat.gov.tr üzerinde güncellenen konsolide metindeki EK-III tablolarından bizzat teyit etmek mecburiyetindedir. Mevzuat yorumu içeren teknik konularda her profesyonel kendi ekipman parkının parametrelerini yetkili resmî kaynaklardan doğrulamalıdır.
İşveren ve EHS Yöneticileri İçin Pratik Karşılık: Hizmet Alımı ve Süreç Yönetimi
Yönetmelik değişikliği, işletmelerin organizasyonel şemalarında ve satın alma süreçlerinde köklü bir yeniden yapılanmayı gerektirmektedir. Bir işletmenin İSG veya EHS yöneticisi, bakım müdürü ve satın alma departmanı, bu düzenlemeyi salt hukuki bir metin olarak değil, günlük fabrika ve tesis operasyonlarını doğrudan şekillendiren bir süreçler zinciri olarak ele almalıdır.
İlk adım, tavizsiz bir ekipman envanter denetimidir. İşletmede bulunan tüm makineler, basınçlı kaplar, kaldırma araçları ve tesisatlar sınıflandırılmalı; özellikle ek 2 kapsamında olan ekipmanlar ayrı bir risk grubunda toplanmalıdır. Bu sınıflandırmada iki temel sütun oluşturulmalıdır:
- Birinci sütun: Kule krenler, LPG tank ve tesisatları, yürüyen merdivenler ve asılı erişim donanımlarından oluşur. Bu gruptaki ekipmanlar için periyodik kontrol hizmeti arayışında kesinlikle bağımsız çalışan kişilerden teklif alınamaz; hizmetin TÜRKAK tarafından TS EN ISO/IEC 17020 kapsamında akredite edilmiş (ekipman muayene kuruluşu sayılan) kurumlardan alınması yasal bir zorunluluktur.
- İkinci sütun: Buhar kazanları, sütunlu çalışma platformları, kablolu taşıma tesisatları ve hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformlarını kapsar. Bu gruptaki ekipmanlar için 2026 yılı sonuna kadar EKİPNET kayıtlı bağımsız yetkili kişilerden hizmet alımı sürdürülebilir; ancak 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren bu ekipmanların da birinci sütundaki gibi yalnızca ekipman muayene kuruluşları üzerinden kontrol ettirilmesi zorunlu hale gelecektir.
Bütçelerin yılın ikinci yarısında bağlandığı işletmelerde bu takvimin doğrudan bir finansal karşılığı vardır. Ekipman muayene kuruluşlarından alınacak akredite muayene hizmetlerinin maliyet yapısı, serbest çalışan bir uzmanın teklifinden farklıdır. Kurumsal denetim firmaları; kalibre edilmiş cihaz parkı, kalite yöneticileri, akreditasyon denetim giderleri ve kurumsal sigorta maliyetleri ile çalışırlar. Dolayısıyla özellikle bünyesinde çok sayıda buhar kazanı barındıran tekstil, kimya, gıda, enerji tesisleri ile cephe işlerinde sütunlu platform kullanan büyük inşaat firmaları, 2027 periyodik kontrol bütçelerini bu yeni piyasa şartlarına göre bugünden kurgulamalıdır.
İkinci kritik adım, hizmet sağlayıcıların hukuki ve teknik yeterliliklerinin taranmasıdır. Bir kuruluşun “biz muayene firmasıyız” beyanı işvereni sorumluluktan kurtarmaz. İşveren veya vekili, teklif veren kuruluşun TÜRKAK akreditasyon belgesini talep etmeli, belgenin ekindeki “akreditasyon kapsamını” satır satır incelemelidir. Bir firmanın basınçlı kaplarda akredite olması, buhar kazanında veya sütunlu çalışma platformunda yetkili olduğu anlamına gelmez. Akreditasyon belgesinde kontrolü yapılacak ekipmanın tam kapsam kodunun bulunup bulunmadığı, personelin EKİPNET yetki belgesi ile eşleşip eşleşmediği satın alma aşamasında denetlenmelidir.
Üçüncü operasyonel süreç, İSG-KATİP onay disiplinidir. Madde 7(6) uyarınca hizmet başlamadan en geç bir gün önce sözleşmenin İSG-KATİP üzerinden onaylanması kuralı, işletmelerin iş akışlarını revize etmesini şart koşar. Sahaya gelen kontrol mühendisinin “sözleşmeyi kontrol bitince onaylarız” veya “akşam ofise dönünce sistemi açarız” telkinleri kesinlikle reddedilmelidir.
Kontrolden en az yirmi dört saat önce İSG-KATİP üzerinden yapılmayan ve iki taraflı dijital onay almayan bir sürecin sonunda üretilen rapor, iş müfettişlerinin denetiminde veya olası bir iş kazası soruşturmasında geçersiz kabul edilecek, işveren “yetkisiz kişiye periyodik kontrol yaptırma” ve “usulüne uygun kontrol yaptırmama” fiillerinden dolayı 6331 sayılı Kanunun idari para cezalarını düzenleyen hükümleri uyarınca idari yaptırımlarla karşı karşıya kalacaktır.
Dördüncü adım ise fiziki hazırlık ve yetkili servis koordinasyonudur. Madde 7(4) hükmü gereğince, periyodik kontrolü yapacak uzmanın talimatları doğrultusunda ekipmanın kontrole hazırlanması işverenin asli görevidir. Örneğin bir buhar kazanının basınç testine hazırlanmasında kireç temizliği, körleme işlemleri ve hidrostatik test şartlarının sağlanması veya vinç kontrollerinde kalibre edilmiş test ağırlıklarının sahada hazır edilmesi işverence organize edilmelidir. Uzmanın gerekli görmesi halinde ekipmanın yetkili servisinin sahada bulunması sağlanmalıdır; bu durum özellikle garanti kapsamındaki yeni nesil elektronik kontrollü makinelerde test sırasında oluşabilecek arızaların ve güvenlik risklerinin önlenmesi için kritik bir tedbirdir.
Saha uygulamalarında periyodik kontrol çoğunlukla muayene personelinin işletmeye gelip yalnızca gözlemde bulunduğu bir işlem olarak değerlendirilmektedir. Oysa Madde 7(4) hükmünün getirdiği yükümlülükler doğrultusunda kontrol, doğrudan işverenin yürüttüğü kapsamlı bir teknik hazırlık sürecidir. Ekipmanın basınç testine hazır hale getirilmesi, körleme yapılması, yüzeylerin temizlenmesi veya test ağırlıklarının temini gibi ön hazırlıklar işverence eksiksiz tamamlanmalıdır. Ayrıca yetkili kişinin talep etmesi halinde üretici yetkili servisinin kontrole fiilen nezaret etmesini sağlamak da işverenin kanuni sorumluluğudur.
İşletmelerin bakım yönetim sistemi ile periyodik kontrol arasındaki köprü de bu noktada kurulmalıdır. Ana yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi bakımı açıkça tanımlar: “Bakım: İş ekipmanında ve bileşenlerinde yapılan her türlü revizyon, tamir, değişim, ayar, arıza giderme, temizlik ve kalibrasyon işlemlerinden herhangi birisinin veya birkaçının birlikte uygulandığı işlemi,” Ancak sıradan bir bakım işlemi ile yönetmeliğin 6/A maddesinde düzenlenen “önemli bakım ve onarım” faaliyetleri birbirinden titizlikle ayrılmalıdır.
Madde 6/A uyarınca; kaldırma iletme ekipmanlarında ve iş makinalarında konstrüksiyon, yük kolu ve benzeri kısımlarda, basınçlı ekipmanlarda ise gövde, kapak gibi kısımlarda kaynak, kesme, taşlama gibi yapısal işlemler ile halat ve zincir gibi askı tertibatı dışındaki değişim faaliyetleri önemli bakım sayılır. Elektrik tesislerinde ana kolon kesiti değişiklikleri veya en az yüzde yirmi oranındaki güç değişimleri ile diğer tesisatlarda proje değişikliği gerektiren tadilatlar ve standartlarda belirtilen ağır müdahaleler de bu kapsama girer. Bu durumlarda yönetmelikte belirtilen asgari ilave tedbirlerin işverence alınması emredilmektedir. Bu kavram, değişikliği yapanı imalatçı sayabilen önemli değişiklik kavramıyla aynı değil; ikincisini ve aradaki farkı Makine Emniyeti Yönetmeliği yazısında anlattım.
Madde 7(2)(a)(2) ile Madde 6/A birlikte okunduğunda operasyonel gerçeklik netleşir: bir buhar kazanının gövdesine kaynakla onarım yapıldığında veya bir kule krende yapısal tamirat gerçekleştirildiğinde, periyodik kontrol süresi beklenmeksizin derhal yeni kontrol yaptırılmalıdır. İşte bu kuralın en kritik pratik sonucu 1 Ocak 2027 sonrasında ortaya çıkacaktır. Bahse konu tarihten itibaren buhar kazanlarında yapılacak önemli onarımların ardından devreye alınacak kontrol hizmeti, münferit bir mühendis tarafından değil, mutlaka bir ekipman muayene kuruluşu üzerinden sağlanmak zorunda olacaktır.
Nihai olarak, dokümantasyon ve arşiv yönetimi revize edilmelidir. Islak imzalı orijinal raporlar veya 5070 sayılı Kanuna uygun güvenli elektronik imza ile şifrelenmiş dijital dosyalar, iş müfettişlerinin veya adli makamların incelemesine hazır biçimde arşivlenmelidir. İşletme dışına gönderilen seyyar kompresör, jeneratör veya vinç gibi ekipmanların son kontrol raporunun bir nüshasının fiziken ekipmanın üzerinde bulundurulması Madde 7(3) gereğidir ve sahada taşeron yönetimi yapan her EHS liderinin denetlemesi gereken temel bir parametredir.
Sahada En Sık Karşılaşılan Altı Yanlış Okuma ve Hukuki Doğruları
Her kapsamlı mevzuat değişikliğinde olduğu gibi, 23 Aralık 2025 tarihli yönetmelik değişikliği sonrasında da sanayi sitelerinde, OSGB çevrelerinde ve şantiyelerde bir dizi hatalı yorum dolaşıma girdi. Bu yanlış okumalar, işletmeleri hem ağır idari para cezalarıyla hem de iş kazalarında kusurlu duruma düşme riskiyle yüz yüze bırakmaktadır. Sahada en sık rastlanan altı yanlış okumayı hukuki gerçekleriyle ortaya koymak gerekir:
Birinci Yanlış Okuma: “Yönetmelik değişti, artık fabrikadaki bütün makinelerin periyodik kontrollerini akredite muayene kuruluşları yapacak.” Hukuki Doğrusu: Bu iddia tamamen yanlıştır. Akreditasyon veya ekipman muayene kuruluşu şartı yalnızca ana yönetmeliğin ek 2 nci maddesinde sınırlı sayıda sayılan yüksek riskli ekipmanlar için geçerlidir. Ek 2 nci madde sayma yöntemiyle kurulmuş kapalı bir listedir: orada adı geçmeyen hiçbir iş ekipmanı için kurumsal muayene kuruluşu şartı doğmaz. Bu ekipmanların periyodik kontrolleri, yönetmeliğin 4 üncü maddesinde tanımlandığı şekilde “EKİPNET’e kayıtlı ilgili branşlardan mühendis, teknik öğretmen, tekniker ve yüksek teknikerler” tarafından yapılmaya devam eder. Kendi ekipmanının hangi tabloda ve hangi kapsamda olduğunu, işveren yönetmeliğin güncel ekinden teyit etmelidir.
İşletmelerin envanterindeki tezgahlar, standart kaldırma araçları veya basınçlı hava tankları gibi ekipmanlar için serbest çalışan EKİPNET kayıtlı uzmanlardan hizmet alımı mevzuata tamamen uygundur. Ek 2 listesinde yer almayan makineler için akredite kuruluş zorlaması yapmak, işletme bütçelerini ve operasyonel süreçleri gereksiz yere kilitleyen hukuki bir yanılgıdır.
İkinci Yanlış Okuma: “Kule krenlerin ve LPG tanklarının akreditasyon zorunluluğu da 1 Ocak 2027 tarihine ertelendi.” Hukuki Doğrusu: Bu, işletmeler için telafisi imkânsız hukuki sonuçlar doğurabilecek en tehlikeli yanılgıdır. Kule krenler, LPG tank ve tesisatları, yürüyen merdivenler ve asılı erişim donanımları 18 Şubat 2022 tarihli değişiklik ile sisteme girmiş ve 31 Aralık 2023 tarihinde fiilen yürürlüğe girmiştir.
23 Aralık 2025 tarihli yönetmeliğin Geçici Madde 6(2) fıkrasında tanınan geçiş süresi, yalnızca yeni eklenen (d), (e), (f) ve (g) bentleri içindir. Kule krenler ve LPG tankları için akredite muayene kuruluşu zorunluluğu kesintisiz olarak yürürlüktedir. Bugün bir kule kreni veya LPG tankını serbest çalışan bir mühendise kontrol ettiren işverenin raporu geçersizdir ve ekipman kontrolsüz sayılır.
Üçüncü Yanlış Okuma: “Yönetmelikten akreditasyon kelimesi çıkarıldığına göre TÜRKAK akreditasyonunun bir hükmü kalmadı, Bakanlığın yeni yetkilendirme sistemi beklenmeli.” Hukuki Doğrusu: Kavramsal olarak “akredite muayene kuruluşu” ibaresi çıkarılıp “ekipman muayene kuruluşu” getirilmiş olsa da, Geçici Madde 6’nın birinci fıkrası açık bir köprü hüküm koymuştur. Bakanlık yeni bir yetkilendirme mevzuatı yayımlayana kadar, TÜRKAK tarafından TS EN ISO/IEC 17020 kapsamında akredite edilmiş kuruluşlar “ekipman muayene kuruluşu” olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bugün yürürlükteki yegâne yasal meşruiyet belgesi hâlâ TS EN ISO/IEC 17020 akreditasyonudur. Akreditasyonu bulunmayan hiçbir kuruluş bugün ekipman muayene kuruluşu sıfatıyla hizmet veremez.
Dördüncü Yanlış Okuma: “2026 yılında bağımsız mühendise yaptırdığımız buhar kazanı kontrolleri 1 Ocak 2027 sabahı geçersiz olacak, yeniden kontrol yaptırmak zorunda kalacağız.” Hukuki Doğrusu: Geçici Madde 6’nın ikinci fıkrası bu endişeyi peşinen bertaraf etmiştir. Hüküm çok açıktır: “Bu tarihten önce ilgili ekipmanların usulüne uygun olarak düzenlenmiş periyodik kontrol raporları, süresi boyunca geçerlidir.” Şayet bir işletme 2026 yılının Ekim ayında buhar kazanının periyodik kontrolünü EKİPNET kayıtlı bağımsız bir makine mühendisine usulüne uygun olarak yaptırmışsa, o rapor periyot süresi dolana kadar (örneğin Ekim 2027’ye kadar) hukuki geçerliliğini korur. 1 Ocak 2027 tarihi bir iptal tarihi değil, bu tarihten sonra icra edilecek yeni kontroller için yetki sınırının başladığı tarihtir.
Beşinci Yanlış Okuma: “Fabrikadaki her türlü teknik alet ve özel aparat için İSG-KATİP üzerinden sözleşme onaylamak zorundayız.” Hukuki Doğrusu: Madde 7’nin altıncı fıkrasına eklenen son cümle bu konuya kesin bir istisna getirmiştir: “EK-III’te yer almaması nedeniyle periyodik kontrol yapılması zorunlu olmayan iş ekipmanlarına yönelik periyodik kontrol yapılması halinde düzenlenen raporlarda şekil ve sözleşme şartı aranmaz.” İşletme içinde kendi iç prosedürleriniz gereği periyodik teste tabi tuttuğunuz ancak EK-III tablolarında yer almayan ekipmanlar için İSG-KATİP sözleşmesi düzenleme ve yönetmeliğin şekil şartlarına uyma mecburiyeti bulunmamaktadır. Sözleşme şartı yalnızca EK-III kapsamında zorunlu olan kontroller için geçerlidir.
Altıncı Yanlış Okuma: “Periyodik kontrol raporumuzun süresi bir yıldır, bu bir yıl dolmadan bize hiç kimse yeni bir periyodik kontrol yaptıramaz.” Hukuki Doğrusu: Madde 7(2)(a) fıkrası bu algıyı kökünden yıkmaktadır. Raporun süresi bir yıl olsa dahi; ekipmanın kurulma ve montaj şartlarına bağlı olduğu durumlarda ilk kullanımdan önce, önemli bir bakım ve onarım geçirmesi halinde, seyyar olmayan ekipmanın yerinin değiştirilmesi durumunda veya iskele, sütunlu platform, kule kren gibi yükseltilebilir yapıların her yükseltilmesinden sonra takvim süresine bakılmaksızın derhal yeni bir periyodik kontrol yapılması emredici bir yasal zorunluluktur. Bu durumlardan biri gerçekleştiğinde eski rapor hukuken kadük hale gelir.
Ayrıca 7 nci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince iş kazaları, doğal afetler veya uzun süreli duruşlar da takvimden bağımsız olarak kontrolü tetikler. Raporun üzerinde yazan geçerlilik tarihi, ekipmanın güvenli çalışma koşullarının bozulmadığı varsayımına dayanır. Yapısal bütünlüğü etkileyen her türlü fiziksel ve operasyonel değişim, mevcut periyodik kontrol raporunun hukuki koruma kalkanını derhal hükümsüz kılar.
Uygulama Takvimi ve EHS Kontrol Listesi
İş ekipmanlarının periyodik kontrollerine ilişkin yasal dönüşüm, belirli kilometre taşlarına yayılmış bir takvim üzerinden ilerlemektedir. Bu takvimin doğru izlenmesi, işletmelerin idari yaptırımlardan korunmasını ve tesis güvenliğinin kesintiye uğramamasını sağlar:
| Tarih | Ne oluyor |
|---|---|
| 23 Aralık 2025 | Değişiklik yayımlandı ve yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Tanımlar değişti, Madde 7 yeniden yazıldı, EK-III baştan düzenlendi. TÜRKAK TS EN ISO/IEC 17020 köprü hükmü devreye girdi. |
| 1 Şubat 2026 | Rüzgâr türbinlerindeki kaldırma donanımlarına ilişkin Geçici Madde 7 muafiyeti sona erdi; ilgili satır ve dipnot uygulanmaya başladı. |
| 2026 boyunca | Buhar kazanları, sütunlu çalışma platformları, kablolu taşıma tesisatları ve hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformlarının kontrolleri EKİPNET’e kayıtlı yetkili kişilerce yapılmaya devam edebilir. Bütçe, tedarikçi taraması ve kurumsal hazırlık dönemi. |
| 1 Ocak 2027 | Geçici Madde 6(2)’deki süre doluyor. Bu dört ekipman için ek 2 nci madde tam olarak devreye giriyor: periyodik kontrolü yalnızca ekipman muayene kuruluşu bünyesindeki yetkili kişiler yapabilecek. Bu tarihten önce usulüne uygun düzenlenmiş raporlar süresi boyunca geçerli kalır. |
Bu takvimin sahada eksiksiz uygulanabilmesi amacıyla hazırlanan aşağıdaki kontrol listesi, EHS yöneticileri, bakım departmanları ve işveren vekilleri tarafından operasyonel bir kılavuz olarak kullanılmalıdır:
- 1. Envanter Sınıflandırması ve Ek Madde 2 Taraması:
- İşletmedeki tüm kule krenler, LPG tank ve tesisatları, yürüyen merdivenler ve asılı erişim donanımları tespit edildi mi? Bu ekipmanların kontrollerinin hâlihazırda TS EN ISO/IEC 17020 akreditasyonuna sahip ekipman muayene kuruluşlarınca yapıldığı doğrulandı mı?
- İşletmedeki buhar kazanları, sütunlu çalışma platformları, kablolu taşıma tesisatları ve hareket engelli kaldırma platformları listelendi mi? Bu dört ekipmanın 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren yalnızca ekipman muayene kuruluşlarınca kontrol edilebileceği planlamaya alındı mı?
- 2026 yılı içinde bu dört ekipman için yapılan veya yapılacak kontrollerin rapor geçerlilik tarihleri sisteme işlendi mi?
- 2. Hizmet Sağlayıcı ve Yetki Doğrulaması:
- Hizmet alınacak periyodik kontrol firmasının TÜRKAK akreditasyon belgesi talep edildi mi?
- Akreditasyon belgesinin kapsam ekinde, işletmede kontrol edilecek spesifik ekipman grubunun (örneğin buhar kazanı veya yürüyen merdiven) açıkça yer aldığı teyit edildi mi?
- Kontrole gelecek mühendisin veya teknik elemanın EKİPNET kayıt numarası ve yetki belgesi kontrol edildi mi?
- 3. İSG-KATİP Sözleşme Süreci:
- EK-III kapsamında zorunlu periyodik kontrole tabi ekipmanlar için kontrol tarihinden en az bir gün önce İSG-KATİP üzerinden sözleşme açıldı mı ve karşılıklı olarak dijital ortamda onaylandı mı?
- Kontrol günü sahada sözleşmesiz işlem yapılmasının önüne geçecek şirket içi onay mekanizması kuruldu mu?
- 4. Tetikleyici Durumların Takibi:
- Fabrika içinde yeri değiştirilen sabit makineler için takvim süresi beklenmeksizin kontrol planlandı mı?
- Ana kolon kesiti değişen, yüzde yirmiden fazla güç artışı yapılan veya şebeke projesi revize edilen elektrik tesisatlarında kontrol açıldı mı?
- Gövde, taşıyıcı konstrüksiyon, yük kolu veya basınçlı kısımlarında kaynak, kesme, taşlama gibi önemli onarım yapılan kaldırma ve basınçlı ekipmanlar için derhal yeni periyodik kontrol organize edildi mi?
- Şantiyede yükseltilen kule kren ve sütunlu çalışma platformlarının her yükseltme aşamasından sonra kontrolü yapıldı mı?
- 5. Fiziki Şartlar ve Emniyet Valfleri:
- Kontrolü yapacak uzmanın talep ettiği kazan içi temizliği, tesisat körleme, test yükü temini gibi ön hazırlıklar eksiksiz tamamlandı mı?
- Gerekli görülen ekipmanlarda üretici yetkili servisinin kontrole refakati sağlandı mı?
- Buhar kazanları, kızgın su kazanları ve LPG tanklarında bulunan emniyet valflerinin standartlarında öngörülen azami süreler içinde ayrıca test edildiği ve belgelendiği doğrulandı mı?
- 6. Arşiv ve Belge Düzeni:
- Tamamlanan periyodik kontrol raporlarının ıslak imzalı orijinal nüshaları veya 5070 sayılı Kanuna uygun güvenli elektronik imzalı dijital formatları denetime hazır şekilde dosyalandı mı?
- Tesis dışına sevk edilen seyyar ekipmanların en son periyodik kontrol raporunun bir örneği ekipman üzerine veya kabin içine yerleştirildi mi?
Bu kontrol basamaklarının tavizsiz işletilmesi, mevzuatın getirdiği idari zorunlulukların ötesinde, iş ekipmanı kaynaklı ölümcül iş kazalarının, meslek hastalıklarının ve ağır maddi kayıpların engellenmesinde işletmelerin en sağlam teknik kalkanı olacaktır.
Kaynaklar
- İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Resmî Gazete: 23/12/2025, Sayı: 33116. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/12/20251223-1.htm
- İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği. Resmî Gazete: 25/4/2013, Sayı: 28628 (konsolide metin; son değişiklik 23/12/2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmî Gazete). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18318&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu. Kabul tarihi: 20/6/2012. Resmî Gazete: 30/6/2012, Sayı: 28339 (konsolide metin). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6331.pdf

14 yıllık kurumsal ve uluslararası deneyime sahip EHS Lideri. Proses Güvenliği, Sürdürülebilirlik ve Yönetim Sistemleri konularında stratejik analizler ve içerik üretimi yapmaktadır.
Yeni yazılardan haberdar olmak için bültenime abone olun.
